EHLİ SÜNNET AKAİDİ

EHLİ SÜNNET AKAİDİ

KARDEŞ: İtikad ve amelde hak olan bir yol vardırki; o da Ehli Sünnet ve Cemaat yoludur. Bu yol RESULALLAH (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizle Ashabının (ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN) Mübarek yoludur. Resulallah (s.a.v.)şöyle buyurdu.
“İsrail oğulları (yahudiler) Yetmiş bir fırkaya ayrılmıştır. Hırıstiyanlar ise Yetmiş iki fırkaya ayrılmıştır. Benim ümmetim
ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır.Bunların hepsi cehennemdedir. Birtanesi müstesna…ASHAB; Onlar kimlerdir Ya resulallah!
diye soruldu. HZ PEYGAMBER: Ben ve Ashabımın yolunda bulunanlardır” buyurdu. Bu gün insanlar ,ehli sünnet vel cemaatin üzerinde yürüdükleri caddeyi terk ettiler. Halbuki ümmet-i muhammed sapık yolda birleşmez. RASULALLAH (S.A.V.) Şöyle buyurdu: ” LA TEC TEMİU ÜMMETİY ALAD- DALALETİ” Manası: BENİM ÜMMETİM SAPIKLIK ÜZERİNE İTTİFAK (BİRLİK) ETMEZ. İBNİ mace
İtikad hususunda her akıl ve baliğ olan kimse, ilk önce Şera’n Allah hakkında VACİB, CAİZ, MUHAL olan şeylerin neler olduğunu
bilmelidir. Melekler ve peygamberler hakkında bilmesi gereken şeylerde aynıdır.
İman etmek kadın erkek veya peygamber olsun her insana farzdır. İman dil ile ıkrar, Kalb ile tasdikten ibarettir. Tek başına
dil ile söylemek iman olmayacağı gibi( münafıkların bende iman ettim demesi gibi) kalb ilede tasdik şarttır. İman etmeyenler hakkında “MUHAMMED SURESİ 24. AYETİNDE ” DAHA DOĞRUSU ONLARIN KALBLERİ ÜZERİNDE KAT KAT KİLİTLER VARDIR”. BUYURDU.
KARDEŞ: Allah hakkında vacip olan şeyler: Allah’ın sıfatlarını bilmek her müslümana farzdır. Allah’ın zati sıfatları şunlardır. A- Vucut :Allah’u teala vardır. birdir. B- Kıdem: Varlığının evveli yoktur, ebediyyen devam eden zati bir sıfattır. C- BEKA: Kendisine yokluk ulaşmaksızın, varlığının ilel ebed devam etmesidir. D- Vahdaniyyet: Zatında, sıfatındave fiillerinde tektir. E- KIYAM BİNEFSİHİ: Bir mekana bir yere ihtiyacı yoktur. F- Muhalefetun lil havadis: Zatında,sıfatında, fiillerinde bezeri yoktur. yarattıklarından hiç bir şeye benzemediği gibi, yarattıklarından hiç bir şeyde ona bezemez. ALLAH’IN SUBUTİ SIFATLARI SEKİZDİR. O sıfatlar şunlardır: 1- HAYAT: Allah’ın ezeli sıfatlarındandır. BU sıfatla muttasıf olmak,ilim sahibi olmayı gerektirir. ALLAH’ın hayatı ezeli ve ebedi olarak zatındandır.O’ndan biran bile ayrılmaz. O’nun hayatı,başkalarından faydalınarak da meydana gelmemiştir. Etler, damarlar ve çeşitli maddelerden meydana gelmiş olmaktan da münezzehtir. 2-KUDRET: Kudret Sıfatı ezelidir. ALLAH, HAYY, KAADİR, CABBAR VE KAAHİRDİR. Mülk ve melekler onundur. İzzet ve Ceberut o’na aittir. Mutlak otorite, kahır ve emretme de o’nundur. Semalar ve arz ve bütün mahlukaat O’nun Yed-i Kudretinde dir.
Bütün eşyaya kaadir oluşu herhangi bir ilaç veya sanat yolu ile değildir. O, her şeyi yapar, niçin yaptığı sorulmaz.
3- İLİM: Bu sıfat, vacip,caiz ve muhal olan şeylere tealluk eder. ALLAH’IN ezeli sıfatlarındandır. Allah’u teala,bütün mevcudatı bilir. O’nun ilminden zerre miktarı da olsa hiç birşey kaybolmaz. Aziz ve Celil olan Allah karanlık gecede yürüyen karıncayı, havada uçuşan zerrecikleri,kalblerin derinliklerinden geçenleri, hafızadacereyan eden şeyleri, gizliyi ve en gizliyi bilir.
4- İRADE: Allah’u tealanın irade sıfatı vardır. İrade,bir şeyin şöyle olup da böyle olmamasını dilemek ve dilediği gibi tayin ve tahsis etmektir. Dünyada olmuş ne varsa hepsi Allah’ın dilemesi ile olmuştur. Var olan her şeyin hangi şekil ve zamanda olmasını dilemiş ise,zamanında ve öylece olur. Her şey Allah’ın iradesi ile olur.
5-6 SEMİ VE BASAR: (İŞİTMEK VE GÖRMEK) Şûrâ suresi ayet 11 de Aziz ve Celil olan Allah “O’nun benzeri gibisi yoktur. O’hakkıyla işiten ve hakkıyla görendir” buyuruyor.Allah gizli veya saklı olan her şeyi işitir, büyük veya küçük olan her şeyi de görür. Allah’ın işitmesine uzaklık, görmesine de karanlık mani olamaz. Aziz ve Celil olan görmesi bizim gibi değildir. Ezeli zatı ve vucudÎ sıfatları ile İŞİTİR VE GÖRÜR.
7- KELAM: Aziz ve Celil olan ALLAH nisa suresi 164. ayetinde “ALLAH MÛSÂ’YA HİTABEN KONUŞTU”. Buyuruyor. Bu Allah’ın ezeli sıfatıdır. Bu konuşma harf ve sesle meydana gelmediği gibi susmak ve konuşmaya mani hallere maruz kalmaktanda uzaktır. Allah tealanın konuşması bizim konuşmamıza benzemez. Bu konuşmanın mahiyetini bizler bilemeyiz.
8- TEKVİN: Aziz ve Celil olan Allah’ın yaratma sıfatı demektir. Bütün bu varlıkların hakiki yaratanı Allah tır. Dyduğumuz, gördüğümüz hiç bir şey yok iken sadece Allah vardı. Sonra bütün mevcut olan her şeyi yarattı. Şimdi bana şöyle bir soru yöneltilebilir. “Allah’ın nasıl gördüğü, nasıl işittiği, nasıl konuştuğu…gibi. Ben şöyle cevap vermek isterim. Şu bilgi sayara seni kim yaptı nasıl görür,nasıl konuşur diye sorsan nasıl bir cevap verirdi acaba? İşte Allah hakkında sorulacak sorulara insanların vereceği cevap işte bu kadar olurdu:
İMAN NEDİR; İMANIN MAHİYETİ NEDİR, İMAN DENİNCE NE ANLAŞILIR.
İMAN bir manadır, mana ise mahiyetini Allah’ın bildiği bir nurdur. Büluğ çağına eren insanlarda İman açıktır dili ile söyler kalbi ile tasdik eder, çocuklarda ise iman gizlidir. İMANNIN dört mertebesi vardır. 1- müptedi iman ki meleklerin imanıdır.2- MAKBUL OLAN İMAN Kİ BU DA PEYGAMBERLERİN İMANIDIR. 3- Masum olan iman ki bu da mü’minlerin imanıdır. 4- Reddedilen iman ki bu da münafıkların imanıdır.1- İMAN MÜ’MİNİN KALBİNDEDİR. Hucurat suresi yedinci ayetinde “velakinne Allahe habbebe ileykümül iymane ve zeyyenehu fi gulubikum” Manası; fakat Allah size imanı sevdirdi. O’nu kalblerinizde süsledi. 2- İman mü’minin göğüsündedir. ” Zümer suresi yirmi ikinci (22) ayetinde Efemen şerahAllahu sadrahu lil islami fe hüve ala nurin min rabbihi feveylün lil gasiyeti gulubühüm min zikril-lah” Manası; Allah’hü tealanın, göğsünü islama açtığı için, Rabbi tarafından nura kavuşan kimse, rabbinden bir nur üzerindedir.(kALBİNİ MÜHÜRLEDİĞİ KİŞİ GİBİ) midir. Artık kalbler Allah’ın zikrinden (bomboş ve) kaskatı olanlar-ın- vay haline. 3- İman Dildedir. “Rad suresi on dokuzuncu ayetinde” Efemen ya’lemü ennema ünzile ileyke min rabbikel haggu kemen hüve ağmâ innema yetezekkeru ululelbab”. Manası; Öyle ya, Rabbinden sana indirilennin hak ve gerçek olduğunu bilen kimse O kör olan “İNANMAYAN” insan gibimidir ? Ancak selim akılların sahib leridir ki iyice düşünüp anlar. 4- iMAN GÖNÜLDEDİR: İman gönüldedir. “Necm suresi onbir (11). Ayetinde; ma kezebel fuade ma reaa MANASI: Onun gördüğünü gönlü yalana çıkarmadı.
İMANIN SIFATI: Aziz ve Celil olan Allah’ın emir ve yasaklarına inanmaktır. İman Aziz ve Celil olan Allah katında kadim insanlara verilmesi ise bülüğ çağına erdikten sonra olmuştur. İMAN Aziz ve Celil olan Allah katında topludur, Kullar arasında ise taksim edilmiştir.İman ruha ve cesede dağılmış bir cevherdir. İMAN: İmamı azam ebu hanife hazretlerine göre Akılla beraberdir. Mü’min öldüğü zaman imanı ruhu ile veya bedeni beraber kalmaz nerede olduğunu Allah bilir.
Aziz ve Celil olan Allah’ı ve Allah’ın sıfatlarını bilmek, ilimlerin en yücesi, en büyüğü, en faydalısı, en mükemmeli, en şereflisi, en parlağı, ruha en fazla tesir edenidir. Aklı selim sahibi olan müslümana ilk önce bu ilmi öğrenmek farzdır. Bu ilim bütün ilimlerin aslı, her şeyin aslı, her şeyin özü, bütün saadetlerin kaynağı, dünya ve ahiret saadetinin esasıdır. Bu ilmi iyi bilen bir insan, itikadını şüphenin karanlığından, şeytanın ve nefsin hilelerinden kurtarmış olur.

FIKIH SOHBETLERİ

EN ŞEREFLİ MAHLUK
BİSMİLLAHİ VELHAMDÜLİLLAHİ VESSALATÜ VESSELLEMÜ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VEALA ALİHİ VE SAHBİHİ VE BARİK VESELLİM
Kardeş!Aziz ve Celil olan Allahın yarttığı herşeyi en guzel bir tertip ve şekilde yarattı.Yarattıklarının arasında insan suretini en guzel bir kalıp ve kıyafetle susledi.Şekil ve miktarında fazlalık ve eksiklikten onu korudu.Ezeli hikmetine uygun bir şekilde yarattı.Aziz ve Celil olan Allah insan hariç her canlıyı yüzü koyun yürüyecek şekilde yarattı.İnsanı ise dimdik boylu poslu ve yiyecek şeyleri eliyle alıp yiyen akıllı,anlayışlı,edepli,ilmi ve açıklaması,konuşması ve eşyayı birbirinden ayırma özelliği ile mükemmel yarattı.Diğer varlıklardan üstün olmasının bir sebebi de şeref ve fazilet ve Allahu tealayı bilme kabiliyetidir.Hiçbir canlı tanıdığını başkasına anlatmaktan acizdir.İnsan ise tanıdıgı,bildigi,hissettiği herşeyi anlatabilir. Dünyadaki süs,kemal,şerefi bu bilmesi sayesinde olduğu gibi,yazı yazma şerefide kendisine verilmiştir.İnsan dört unsurdan(hava,su,toprak,ateş) yaratılmıştır.Bu dört unsurdan da istifade eder.Bütün mahlukat insanın emrine verilmiştir.İnsanda Aziz ve Celil olan Allaha ibadet için yaratılmıştır.İman sahibi olan insanı Aziz ve Celil olan Allah süsleyip güzelleştirdi.İman verdiklerinede dünyanın sıkıntı ve belalarını bildirdi.Dünyaya aldanan herkes zillete mahkumdur.Dünyayı sevenler neşe beklerken dünya onları aldatır ve daima zorluklar içinde bırakır.İnsanlar büyük emeller peşinde koşarken servet toplar(mal,mulk)..yüksek binalar inşa ederler.Bu binaları mal ve mülkleri günün birinde yok olup gider..
İnsan ruh ve bedenden meydana gelmiş bir cevherdir.İnsanın ruhu şu alemde mevcut bulunan en kıymetli,bedenide yeryüzünde en kıymetli maddedir.İnsan kendini Allah(c.c.)’a ve Resulune(s.a.v) tabi kılarsa o insan mutludur.Aziz ve Celil olan Allah Enam suresi 125. ayette”Allah kimi dogru yola koymak isterse onun gönlünü islama açar.Kimide saptırmak isterse onuda kalbini son derece daraltır ve o,sanki gökte yükseliyormuşcasına zahmet (görür).Allah (c.c)iman etmeyeceklerin üstüne böyle rüsvaylık çökertir.”
Aziz ve Celil olan Allah iman edenin gögsünü açar.Resulullah (s.a.v)’e Allah(c.c)” onun gögsünü nasıl açar?”diye sorulur.Resulullah(s.a.v)”Allah(c.c) o kimsenin gögsüne bir nur atarda bunu üzerine onun gögsü genişler ve inşirah bulur”buyurur.Bu cevap karşısında Hz. Peygambere(s.a.v) tekrar”bunu bilmeyi kolaylaştıran bir alamet,nişan varmıdır?”diye sorulunca Hz. Peygamber(s.a.v)şöyle buyurdu;”ebedilik yurduna yönelmek ,aldanıp yurdundan uzaklaşmak,ve ölüm gelmeden önce ölüme hazır olmak.”buyurdu.Aziz ve Celil olan Allah infitar suresi 14.ayette “Muhakkak müminler cennete,kafirler cehennemdedir.”buyurdu. Diğer bir Ayeti Kerime de ise”Eger Allah(c.c) size yardım ederse,o vakit size galip yoktur ve eger o sizi yardımsız bırakırsa kimin haddinedirki ondan sonra size yardım etsin.”(Ali İmran suresi ayet 16)
Dünyada kim sapık ve kafir olursa o kimse ahiret hususunda kör ve yolca da en sapık kimse olmuş olur.Çünkü dünyada onun tevbesi kabul edilebilir.Ahirette ise tevbe ve özür kabul edilmez.Dünyada iken çeşitli bela ve afetlerden kurtulunabilir.Ahirette ise buna kesinlikle imkan yoktur.Her ümmetin bir eceli(vadesi) vardır.Vadeleri gelince ne bir saat geri bırakabilirler ne de öne alabilirler.
Kardeş!Yaşıyor musun yoksa öldün mü?Her canlı ölümü tadacaktır!..Vademiz dolduğunda kesinlikle ölecegiz.Etrafına bir bak!Ebedi yaşayan birini tanıyor musun?!…Dünya degirmen gibi herkesi öğütüyor…Bugdayın un haline geldiği gibi…Aziz ve Celil olan Allah”Kişi mükellef oldugu hususları hakkıyla yerine getirsin.”diye çok dikkatli davranmamızı emrediyor.Allah(c.c)’a hiçbir şeyi ortak koşma!Aziz ve Celil olan Allah lokman suresi 13. ayette “Hani lokman ogluna öğüt verirken şöyle demişti Evladım!sakın Allah(c.c)’a ortak koşma!..Çünkü şirk elbette enbüyük bir zulumdür.”!!
BÜYÜK GÜNAHLAR
YEDİ BÜYÜK GÜNAH
1)-ŞİRK
Büyük günahlardan kaçınabilmemiz için büyük günahların neler olduğunu bilmek ve itikadımızı ehli sünnet alimlerinin anlattığı şekilde düzeltmek,amellerimizi mezhap imamlarının gösterdiği şekilde yapmamız lazımdır.Aksi takdirde hem dünyamızı,hemde ahiretimizi kaybederiz.Günahları iki şekilde ele alabiliriz.Birincisi itikad ile ilgili olanlar,ikincisi amel ile olanlar.Aziz ve Celil olan ALLAH büyük günahların bir kısmını Kuranda zikretmiştir.Allahın Resulu (s.a.v) büyük günahların bazılarınında Hadisi şeriflerle bizlere bildirmiştir.Bu günahların taksimini şöyle yapabiliriz.
ALLAH(C.C)’A ŞİRK KOŞMAK:
YA İTİKADİ OLUR VEYA AMELİ OLUR.
İTİKADİ ŞİRK:
1-) ALLAH’A ŞİRK KOŞMAK
2-) İBADETTE ALLAH’A ŞİRK KOŞMAK
3- ) DUA DA ALLAH(C.C)’A ŞİRK KOŞMAK
4-) NİYETTE ALLAH(C.C)’A ŞİRK KOŞMAK
5-)İTAATTE ALLAH(C.C)’A ŞİRK KOŞMAK
6-) SEVGİDE ALLAH(C.C)’a ŞİRK KOŞMAK
7-) OLAYLARI ZAHİRİ SEBEPLERE VEREREK(BENİŞU İLAÇ İYİLEŞTİRDİ)…GİBİ ŞİFAYI ALLAH’TAN BAŞKASINDAN BİLMEK
8 -) CENNET ÜMİDİ VE CEHENNEM KORKUSUYLA İBADET ETMEK (İBADET YALNIZ ALLAH RIZASI İÇİN YAPILIR.)
1-)ALLAH(C.C)’IN FARZ KILDIĞI İBADETLERİ YAPMAYARAK ALLAH(C.C)’A İSYAN ETMEK 2-)ALLAH(C.C)’IN HARAM KILDIĞI ŞEYLERİ YAPARAK ALLAH’A İSYAN ETMEK(Bunlara büyük günahlarda denir.)
İTİKADİ ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ
BÜYÜK ŞİRK:
1)ALLAH(C.C)’A ŞİRK KOŞMAK:Aziz ve Celil olan ALLAH Nisa suresi 116. ayette “Allah(c.c)kendisine ortak koşulmasını affetmez” buyurmuştur.Resulullah (s.a.v)”Helak edici yedi büyük günahtan sakının” buyurmuştur.Bu yedi büyük günahlardan biri de şirktir.ŞİRK NEDİR?İnsanların Allah(c.c)’ın yanında başka mabud veya mabudlar edinmektir veya Aziz ve Celil olan ALLAH’a herhangi birşeyi ortak kabul edip başka bir varlığa ibadet etmek ve onu ALLAH(c.c)’a ortak koşmaktır.Aziz ve Celil olan ALLAH’tan ümidini keserek başkalarından yardım beklemektir.Geniş manada tarif edecek olursak şirk:yalnız ALLAH(c.c)’a ait olan hak,sıfat ve yetkilerden herhangi birisini ALLAH(c.c)’a eşit(denk) tutmaktır.
Kardeş!Müşrikler sınıf sınıftır.ALLAH(c.c)’a her ortak koşan kimsenin koştuğu ortak (canlı veya cansız) bunlara ibadet etmekle Aziz ve Celil olan ALLAH’ın hakkını çiğnemektir.Hac suresi 73. ayette “ALLAH(c.c)tan başka taptığınız şeyler bir sinek bile yaratamaz hepsi bu iş için biraraya gelselerde.”Bu putların hepsi biraraya gelseler önemsiz küçücük bir sineği yaratamazlar.Aklı başında olan bir kimse onlara ibadet edilme sıfatını nasıl yakıştırır,ona nasıl ibadet eder?!Bütün mahlukat biraraya gelse bir sinek yaratamazlar.O sinek taptıkları putlarından bir parça alsa veya o putların üzerine konsa o putlar bu sinege nasıl tepki verebilirler?Dikkat edersen puta tapanların itikad ve inançlarının çirkinliğini anlarsın.Aziz ve Celil olan ALLAH Nisa suresinin 48. aytinde “Kim ALLAH(c.c)’a şirk koşarsa muhakkak pek büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.”Yani affedilmeyecek bir günah uydurmuş olur demektir.Müşriklerin bozuk inanç ve itikatlarına göre bu putlar ALLAH(c.c)’ın bir eşi ve ortağıdırlar.Kendilerini ALLAH(c.c)’a yaklaştırsınlar diye ilah edindikleri fayda ve zararını umup bekledikleri,başları dara düştüğünde putlarına yöneldikleri,adaklarda bulunup kurbanlar kestikleri putlarıdır.
Aziz ve Celil olan ALLAH Maide suresinin 72. ayetinde “Meryem oğlu mesih gerçekten ALLAH(c.c)’ın kendisidir diyenler kafir olmuşlardır.”Halbuki (bizzat) mesih”Ey israiloğulları!benimde Rabbim ,sizinde Rabbiniz olan ALLAH(C.C)’a kulluk edin”demiştir.Zira kim ALLAH(c.c)’a eş katarsa hiç şüphesiz ALLAH(c.c) ona cenneti haram kılar.Onun varacağı yer ateştir.Zalimlerin hiçbir yardımcıları yoktur.”buyurmuştur.Bu söz yahudilerin içinde yakubiyye fırkasının sözüdür.Yakubiyye “Meryem (a.s)bir ilah doğdu diyorlardı.Halbuki isa (a.s) kendisinin yaratıldığını,herkesin gördüğünü kendisi ile diğer insanlar arasında herhangi farkın bulunmadığını belirtmiştir.Ancak İsa(a.s) peygamberdir.Maide suresinin 73.ayetinde Aziz ve Celil olan ALLAH”ALLAH(C.C) hakikatın üçün,üçüncüsüdür diyenler andolsun kafir olmuşlardır.”Dikkat edilirse üç bir olmaz!Yeryüzünde yaşayan hristiyanların üç ilah sözü kadar batıl ve bozuk başka bir söz görülmemiştir.
Aziz ve Celil olan ALLAH Lokman suresi 13.ayette “lokman ogluna öğüt verirken şöyle demişti “evladım!sakın Allah(c.c)’a ortak koşma .Çünkü şirk elbette büyük bir zulumdur.”Bu ayeti Kerime gösteriyor ki şirkte sonsuz ve çok büyük bir zulum vardır.Şirk bataklığı öyle bir günahtır ki yaratılmış bütün mahlukun (canlı cansız,insan veya hayvan) hakkına, şerefine ve haysiyetine bir tecavüzdür.Şirk şu gördüğümüz kainata karşı çok büyük bir hakaret,çok büyük bir tecavüzdür.Şirkin hakikatı yok yolu kapalı bataklıkta saplanır hükmü boştur.Aziz ve Celil olan ALLAH Ankebut suresi 41. ayette .”ALLAH(c.c)’dan başka dostlar edinenin misali kendine bir yuva yapan bir örümcek misali gibidir.”buyurmuştur.Aziz ve Celil olan ALLAH şirki örümceğin evine benzetmiştir.Evin engel olan bir duvarı,gölgeleyen bir tavanı,kilitlenen bir kapısı,kendisinden faydalanılan bazı şeylerin olması gerekir.En azından gölgelik için olur çadır gibi.Müşrik putları dost ve tanrı edinmesinde ,kendisi için dosttan beklenen hiçbir fayda gelmez meydana.İşte bu müşriklerin putları kendi emirleri altındadır.İsterse ibadet edip yüceltir,isterse lagım çukuruna atar.Kafir putlara ibadet ettiği için ALLAH(c.c)’ın azabına müstehak olur.Örümcegin evi ufacık birşeyde silinir gider,müşrikler kendilerinin amellerininde böyle olduğunu bilebilselerdi..Bu hususta ayetler çoktur.ALLAH(c.c)’a ortak tanıyan ve müşrik olarak ölen kimselerin cehennemlik oldukları kesindir.Aziz ve Celil olan ALLAH iman edip mümin olarak ölen kimsede ,cehennemde bir müddet kalsa dahi sonunda kesinlikle cennete gidecektir.Ebedi cehennemde kalmaz…
2)KÜÇÜK ŞİRK:RİYA (GÖSTERİŞ) AMELDE RİYA VE GÖSTERİŞ YAPMAK:
Aziz ve Celil olan ALLAH Kehf suresi 110. ayetinde “Artık kim Rabbine kavuşmayı ümid ediyorsa güzel bir amel işlesin. ve Rabbine ibadette kimseyi ortak etmesin.”buyurmuştur.Resulullah (s.a.v)”Küçük şirkten aman sakının”buyurmuşlar.”-Küçük şirk nedir Ya Resulullah (s.a.v)”dediler.”Riyadır” buyurdu.Başkasına gösteriş olsun diye Allah (c.c)’a ibadet eden Allah(c.c)’dan başka bir dost edinmiş olur.(riyayı daha önce anlattığımız için,yazdığımız içinoraya müracaat edile)
3)İBADETLERDE ŞİRK:
Aziz ve Celil olan ALLAH Hac sufesi 74. ayette “Onlar ALLAH(C.C)’ın kadrini hakkıyla ölçemediler”buyurur.İnsanlar gerçek manada ALLAH(c.c)’a tazim gösteremediler.Son derece degersiz kendi elleriyle yaptıkları putlara ibadet ederek Aziz ve Celil olan ALLAH ‘a eş koştular.ALLAH(C.C.)”ın hakkı olan ibadetleri putlara verdiler.Aziz ve Celil olan ALLAH Nisa suresi 116. ayette”Şüphesiz ALLAH (C.C) kendisine şirk koşulmasınıasla bağışlamaz,ondan başkasını dilediği kimseler için bağışlar.Kim ALLAH(C.C)’a şirk koşarsa muhakkak ki uzak bir sapıklıkla sapıtmıştır.”buyurur.Aziz ve Celil olan ALLAH insanları yarattı.Bu en büyük nimet ve sonsuz bir lutuftur.ALLAHU TEALANIN bizi yaratmasının sebebi farz olan ibadetleri yerine getirmemizi,haram kıldığı günahlardan kaçınmamızı ve kendisine boyun egmemizi emretmiştir.ALLAHU TEALA bizim zatımız ve sıfatımızı yaratınca bizlerde ona “kul” olduk,oda bizim “mevlamız” oldu.Bütün nimetler ALLAH(c.c) katındadır.Kuluna huşu ve boyun bükmesini emretmiştir.İnsana inat ve isyanı terketmesini emretmişti.İnsanında o nimetlere mukabelede bulunması gerekir.Aziz ve Celil olan ALLAH Bakara suresi 28. ayette “Nasıl oluyorda ALLAH(c.c)’ı inkar ediyorsunuz!Halbuki siz ölü idiniz de O sizi diriltti”buyuruyor.
Aziz ve Celil olan ALLAH ibadetlerin başının Tevhid konusunda samimiyet ve ihlas olduğunu açıkladı.ALLAH(c.c)’ın dışında dost edinip ibadet edenler “Biz onlara ancak onlar bizi ALLAH(c.c.)’a yaklaştırsın diye tapıyoruz derler.”Demek ki putlara tapanların maksatları onlara ibadet etmenin kendilerini ALLAH(c.c)’a yaklaştıracagına inanmalarıdır.İnsan ,o putlara bir agaç yahut bir taş olmaları sebebiyle ibadet edip tapmaz.Müşrik bu ağaç ve taşları ya yıldızların yada semavi ruhların veyahutta gelmiş geçmiş peygamberlerin heykelleri olduklarına inandıkları için ibadet ederler ki o müşriklerin bu putlara ibadet ediş maksatları ,ibadetleri bu heykellerin kendilerinin birer suretleri kabul ettikleri o varlıklara yönelmektir.Putperestler “Bizim ALLAH(c.c)’a ibadet etmemiz mümkün değildir.”Bizler ancak ALLAH(c.c)’ın kullarından ve yarattıklarından en büyüklerine ibadet ediyoruz.O putlara düşen görev ise en büyük ilaha ibadet etmekle meşgul olmalarıdır.İşte putpereslerin “Biz bunlara ancak bizi ALLAH(c.c)’a daha fazla yaklaştırsınlar diye tapıyoruz”derler.Asıl olan her kimki yalanda ve küfürde ısrar ederse hidayetten mahrum kalırlar.Çünkü müşrikler o putaları kendi eliyle yapıyor,onların üzerlerine istedikleri şekilleri veriyor,degersiz cansız varlık olduklarını bile bile bu putlar ibadete layıktırlar diye söylüyorlar.Bu ise cahilane bir söz,açık bir küfürdür.İbadet, tazimin enson doruk noktasıdır.Sonsuz tazim kendisinden sonsuz nimetler ve lütüfların surur ederek çıktığı kimseye uygun ve layıktır.Nimetleri veren ise Aziz ve Celil olan ALLAH tır.Putların herhangi bir etkisi yoktur.Putlara ve heykellere ibadetle meşgul olmak gerçekte nimeti verenin nimetini inkar etmektir.Kulluk hakir ve zelil olmaktır.Eger kulluk yapılacaksa EN ŞEREFLİ EN YÜCE ye yapılmalıdır. Aziz ve Celil olan ALLAH PEK ŞEREFLİ PEK YÜCEDİR.Böylece ALLAH(c.c)’a yapılan ibadet daha güzel daha hoş olur.ALLAH(c.c)’a ibadet başkasına ibadetten daha üstündür.
KARDEŞ!Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın kudreti,ilmi çok yüksek olduğu için ibadeti ona yapmak kulların vazifesidir.Aziz ve Celil olan ALLAH’tan başka herşey fanidir.Herkes kendi ihtiyacını görmek için uğraşır.Bütün mahlukatın ihtiyacını gidermeğe insanın gücü yetmez.Aziz ve Celil olan ALLAHbütün mahlukatın ihtiyacını karşıladığı için yalnız ALLAH(C.C)’a ibadet edilir.Nasıl olurda ALLAH(c.c)’dan başkasına ibadet edilir.Aziz ve Celil olan ALLAH Münafıkun suresi 9. ayette “Ey iman edenler!sizi ne mallarınız nede evlatlarınız ALLAH(c.c)’ın zikrinden alıkoymasın!Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.”buyurmuştur.ALLAH (c.c)’ı bilen arifler ,sırf onun için kulluk ettiler,başkası için kulluk etmediler.Aziz ve Celil olan ALLAH Beyyine suresi 6. ayette buyuruyor ki”Halbuki onlar ALLAH(c.c)’a onun dininde ihlas ve samimiyet sahibi ve muvahhidler olarak ibadet etmelerinden başkasıyla emrolunmamışlardır.”
KARDEŞ!Şeytan cahil insanlarla oynar.Tıpkı çocuğun elindeki bir oyuncakla oynaması gibi…İnsanlardan birisini istediği yerde dolaştırır.Nasıl ki sizden birisi arabasını istediği yerde dolaştırıyorsa onun gibi..Onların kalbine vurur,kendilerini istediği gibi çalıştırır.Onları kendi hizmetine sokar.Şeytanı bütün bu faaliyetlerinde nefis ona yardım eder.İnsanları HAK yolundançıkarıp,taşa güneşe ibadet etmeleri için sebepler hazırlar.Aziz ve Celil olan ALLAH Mümin suresi 115. ayette “Sizi boş yere yarattığımızı ve bize asla dönmeyeceginizi mi zannettiniz?!”buyuruyor.Kim bu ayeti güzelce düşünürse ALLAH(c.c)’dan başkasını istemez ve ONDAN başkasına emniyet ve güven besleyemez.
4)DUADA ALLAH(C.C)’A ŞİRK KOŞMAK
KARDEŞ!Aziz ve Celil olan ALLAH ‘a dua edilir ve ALLAH(c.c)’dan istenir.Araf suresi 55. ayette”Rabbinize gizlice yalvararak dua edin”buyrulmuştur.Dua edin emrini bazı alimler ibadet manasını almış ve demişler ki:Aziz ve Celil olan ALLAH’tan hayır istemek kulluğun bir özelligidir.Çünkü kul bunu ALLAH(c.c)’a yaklaşmak ve ALLAH(c.c)’ın mükafatını elde etmek maksadıyla yapar.Aziz ve Celil olan ALLAH Azamet sahibidir,Güç ve Kudret sahibidir ki O’nun yardımı,bagışlaması ,insanı doğru yola iletmesi olamadan hiçbir gaye ve maksada ulaşılmaz.Dua eden ,kendisinin istediği şeye muhtaç ve onu elde etmekten aciz olduğunu Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın onun duasını işittiğini ,ihtiyacından haberdar olduğunu o ihityacı gidermeye kadir olduğunu ve ALLAH(c.c)’ın acıyan olup Rahmeti İlahiyesinin o ihtiyacı gidereceğini bildiği zaman ALLAH(c.c)’a dua eder.Dua sadece ALLAH(c.c)’a yapılır ve sadece ALLAH(c.c)’tan istenir.ALLAH(c.c)’a dua eder gibi ALLAH(c.c)’tan başka şeylerden medet ummak ŞİRKTİR.(Dua ederken ey şu kabirin sahibi bana şunu ver!)Aziz ve Celil olan ALLAH Fatır suresi 14. ayetinde “Eger onlara (putlara) dua ederseniz duanızı işitmez!İşitseler bile,size cevap veremezler.Kıyamet gününde de onlar sizin(kendilerine) şirk koşmanızı tanımayacaklardır.Herşeyden Hakkıyla haberdar olan ALLAH(c.c)gibi (hakikatı)sana hiçbirşey haber veremez”buyurur.Bu ayeti kerime putlara ibadeti onlara dua edip,birşeyler istemeyi,onlara ihtiyaçlarını bildirmeyibunlar sizin dualarınız duymazlar diyerek puta dua edenlerin ne kadar sapık bir iş yaptıklarını göstermektedir.Diyelim ki putlar sizi duyuyorlar,puta dua edenler putların duyduklarını ve bildiklerini iddia ederlerse putların cevap veremediklerini herkes bilir.Dünyada putların herhangi bir faydası olmadığı gibi Ahirette de bir faydası bulunmaz.Ancak putlardan zarar gelecegi ifade edilmiştir.Çünkü Şirk büyük bir zulumdur.Aziz ve Celil olan ALLAH Zumer suresi 43. ayette “yoksa o kafirler ALLAH(C.C)’dan başka varlıkları şeffaatçiler mi edindiler?De ki Hiçbirşeye güç yetiremezler,akıl erdiremez olsalar da mı(onları şefaatçi ediniyorlar)”buyurmuştur.Demek oluyor ki kafirler bu şefaati ya bu putlardan yada putların heykeli olduğunu söyledikleri kimselerden beklemektedirler.Halbuki putlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve hiçbirşey düşünemezler bunlardan şefaatçi olmaları beklenemez.Kıyamet günü ALLAH(c.c)’ın izni olmadan hiç kimse şefaat edemez.Aziz ve Celil olan ALLAH’ın müsade ettikleri hariç.
KARDEŞ!ALLAH(C.C)’a dua eden mümin ALLAH(c.c)’a sıgınıp ALLAH(c.c)’A yalvarıp yakarır.Kalbi ve dili bir olup ALLAH(c.c)’a dua ettiğinde ALLAH(c.c)’ın lütfu inayetinden başka hiçbirşeyin kendisine fayda veremeyecegine inanmış ve karar vermiştir.Bu dua ALLAH(c.c) indinde geçerlidir.Çünkü Aziz ve Celil olan ALLAH ;”Bana dua edin duanızı kabul edeyim”buyurmuştur.Duadan murat günahlara tevbe etmektir.Kulun Rabbinden ihtiyaçlarını istemesidir ve ALLAH (c.c)’a boyun eğip teslim olmasıdır.RESULULLAH(S.A.V);”ALLAH(C.C)’a ,duadan üstün birşey yoktur.Dua ibadetin beynidir.Duanın kendisi ibadettir.”buyurmuştur.Dua üzerine ayet ve hadisler çoktur.Dua yapılırken ALLAH(c.c)’tan başka herhangi bir varlıktan “şunu ver şunu ver “diye dua etmesi ŞİRK TİR.Mesela kabirlere gidip “Ey filan bana şunu şunu ver”demesi gibi veya “heykele bana şunları ver” demesi gibi..Ne kabirdeki ne heykel kimseye birşey vermeğe (kadir,güç yetiren)degildir.İtikad edip iyice bilinmelidir ki Herşeyi Yaratan ALLAH(c.c)’tır.Veren ALLAH(c.c),alan ALLAH(c.c)tır.ALLAH(C.C)’ın dilediği olur ,dilemediği ASLA olmaz.Tek Yaratıcıdır!Ondan başka yaratıcı yoktur.ALLAH(c.c) ezelidir,Başlangıcı yoktur,bütün mahlukatı yaratan Odur.ALLAH(c.c) ebedidir,sonu yoktur.Dilediğini yok edip tekrar yaratır.Hareket ettiren,durduran,rızık veren,öldüren ve yaşatan Odur.Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın benzeri şöyle dursun benzeri gibisi dahi yoktur.Aziz ve Celil olan ALLAH zatıyla yaratır,zatıyla bilir zatıyla görür,zatıyla işitir.Geçmişte ve gelecekte isimleri ve sıfatlarıyla bakidir.Aziz ve Celil olan ALLAH ne bir isim ne bir sıfat sonradan konulmuş veya takılmış degildir.Bundan dolayı ibadetlerimiz ve dualarımız sırf ALLAH(C.C) içindir.ALLAH(c.c)’tan başkasından istemez ve ummayız.Hakiki veren ALLAH(C.C)’tır.ALLAH(c.c) istemezse bütün insanlar bir olsa sana birşey veremez.Bütün insanlar biraraya toplansa ALLAH(c.c)’ın verdiğini senin elinden alamazlar.Zengin bana verecek diye bekleme,insanlar sadece birer sebeptir.Nasıl ki bir başbakan hizmetinde bulunan birinin eline para verse “falan şahsa ver” diye gönderse sen getiren adamın elini etegini öpüp hakiki göndereni(başbakanı)görmezsen ahmak bir adam olmuş olursun!Hakiki gönderene teşekkür edersen o zaman o nimetler gelmeye devam eder.
5)VESİLE -SEBEP
KARDEŞ!Bazı insanlardan birtakım vesileyi yani sebebi kabul etmiş bazıları da (sebebi)vesileyi ŞİRK olarak görmüşlerdir.Aziz ve Celil olan ALLAH Maide suresinin 35.ayetinde “Ey iman edenler!ALLAH(c.c)’a saygılı olun!Ona (yaklaşmaya vesile arayınve onu yolunda cihat edin umulur ki felaha erersiniz.”buyurmuştur.Yani ALLAH(C.C)’a isyan etmekten sakının!Ona taatte bulunmak suretiyle kendisine yaklaşmaya vazifeler(sebepler) arayınız veya ALLAH(c.c)’dan korkunve ona ulaştıracak yollar arayın demiştir.ALLAH(c.c)’a saygılı olmak için haramdan kaçmak lazımdır.Emredilen farzları yapmakla da Ona yaklaşmaya vesile arayın diye işaret etmiştir.
Vesile nedir?Vesile,kendisiyle maksada ulaşan şeydir.Aziz ve Celil olan ALLAH kendisine iman edilmesinden sonra vesile talebinde bulunmayı emretmiştir.ALLAH(c.c)’ın rızasını elde etmek için ALLAH(c.c)’a ulaştıran vesileyi aramaktır.Bunlarda ibadet vetaatlerle olur.
Resulullah (s.a.v.)”Tevessül caiz midir?”Müminlerin dualarının kabulü ,dileklerinin yerine gelmesi ,isteklerine kavuşmak için Peygamberi(s.a.v)veya (herhangi bir veliyi) ALLAH(c.c)’ın evliya kullarından birini vesile kıldıkları için bu hareketlerine “tevessül” denmiştir.İnsan kendisinin günahkar oldugunu düşünerek ALLAH(c.c) katında değer ve makam sahibi olanları vasıta kılarak onlar sayesinde dileğinin yerine gelmesini niyaz eder.Hadisi şerifte Resulullah (s.a.v)Osman Bin Huneyf(r.a) Rivayet etmiştir.”Gözü görmeyen bir adam Resulullah (s.a.v)’egeldi.Beni iyileştirmesi için ALLAH(C.C)’a dua et dedi.Resuli Ekrem (s.a.v) istersen dua edeyim,istersen sende sabret;bu senin için daha hayırlıdır,buyurdu.Adam ALLAH(C.C)’a dua et dedi.Bunun üzerine Resuli Ekrem (s.a.v)ona güzelce abdest almasını ve şu dua ile dua etmesini emretti.(hadis uzundur sonunu naklediyorum)”Allahım!Rahmet Peygamberi Peygamberim MUHAMMED(S.A.V) ile senden diliyor ve sana yöneliyorum.Şu ihtiyacım hususunda görülmesi için senin ile Rabbime yönelmiş bulunuyorum.ALLAHIM! onu bana şefaatçi kıl.”Görüldüğü gibi burada isteyen gözü görmeyen sahabi ALLAH(c.c)’tan istiyor.Resulullah (s.a.v)i vesile sebep yapıyor.Bir insan Alim bir adamın şefaatini isteyebilir.Halk arasında şöyle dua edilir:”ALLAHIM!Şu kimsenin yüzü suyu hürmetine benim şu ihtiyacımı gider.”denir.Yoksa falanca kimse şu ihtiyacımı gider demez…
Başka bir haberde :”Sahabe-i güzin efendilerimiz yagmur duasına çıktılar.İçlerinde Peygamber Efendimiz(s.a.v),amcası Hz.Abbas (r.a)da vardı.Hz.Abbası vesile kıldılar.Hz.Ömer (r.a)şöyle dua etti:”ALLAHIM!Bizler Peygamberimiz(s.a.v) ile tevessül ederek senden niyazda bulunurdukda bize yagmur ihsan ederdin.(şu anda)Peygamberimizin (s.a.v)amcası ile tevessül ederek senden niyaz ediyoruz bize yağmur ihsan et diye dua ederdi.Tevessül saadece müslümanlara has degildir.Kabul Ahbarın rivayetinde yahudilerde peygamberlerinin ehli beyti ile tevessül ederdi
.Başka bir misalde Buhari ve Müslimde geçenbir hadisi şerifte :üç kişinin yolda kuvvetli bir yagmura tutuldukları ve bir magaraya girdiklerini ve magaranın kapısını büyük bir kayanın kapattığını bu üç kişinin içerde mahsur kaldıklarını bildirir.Bu üç kişi işledikleri salih amelleri anlatarak ALLAH(c.c)’a bu amellerle tevessül ettikleri ve neticede kaya parçasının magaranın ağzından eçıldığı üç kişinin kurtulduğunu Resulullah (s.a.v)haber verir.Anlattığım bu üç hadiseden şu anlaşılabilir:İnsanların zaatları ile değil salih amelleri,üstün meziyetleri ön plana çıkar.ALLAHIM!Sana filan evliya ile veya falan alim ile tevessül ediyorum,filan alim veya filan evliya hürmetine diliyorum derse kast alimin ilmi evliyanın salih ameli kasdedilir.
Yukarıda bildiğim kadar izaha çalıştım.Doğruya götüren ALLAH(c.c)tır.
ŞİRKİ ÇAGRIŞTIRAN MADDELER..
NİYETTE ALLAH(C.C)’A ŞİRK KOŞMAK:Yaptığı ibadetleri ALLAH(c.c) rızası için değilde insanlar görsün,bilsin diye yapmak,riya yapmak.
SEVGİDE ŞİRK:Aziz ve Celil olan ALLAH Bakara suresi 165. ayette “Bazı insanlarda ALLAH(c.c)’ı bırakarak birtakım putlara taparlar onları ALLAH(C.C)’I sevdikleri gibi severler”buyurmuştur.Müşriklerin putlarına karşı olan sevgilerli ALLAH(C.C)’ı sever gibi sevgi beslediklerini ortaya koyar.Yani müminlerin ALLAH(c.c.)’ı sevdikleri gibi müşriklerde putlarını severler,itaat eder ve saygı duyar manasınadır.ALLAH(c.c)’dan başkasını seven kimse sevdiğinin verdiği hükümlere razı olur.İnsan için kadın,para,evlat,reis birer put haline gelebilirler.İbni Abbas(r.a)şöyle demiştir:”müşrikler putlara taparlar.Onlar o puttan daha güzelbirşey gördüklerinde onu bırakıp en güzeline ibadet etmeye başlarlar.
İTAATTE ŞİRK:O putperesler reislerine uydukları zaman haramı helal helali haram kabul ederler.Kafirler reislerine yakınlaşmak için yapmış oldukları saygıları reislerine canla başla itaat etmeyi gerektirir.Reis hangi ameli emrederse ona canla başla sarılıp yaptığı amellerdir.Ancak ahirete vardıkları zaman dünyada yaptıkları itaate şidetle duyulan pişmanlıga dönüşür.Birbirleriyle aralarında münasebet bulunan inkar bagları kopmuş kurtuluş sebepleri tamamen ortadan kaldırılmıştır.Reislerinden,putlarından ayrılırlar fakat iş işten geçmiş pişmanlık artık fayda vermez.İşte o zaman onlara tabii olup itaat ettiklerine,onları ilah edindiklerine “eger bizim için dünyaya birdefa daha dönme imkanı olsaydı bugun bizden uzaklaştıkları gibi bizde onlardan uzaklaşırdık”diyecekler.Aziz ve Celil olan ALLAH bizleri koruyup muhafaza buyursun.
OLAYLARI ZAHİRİ SEBEPLER VERMEK:Tabiat yapıyor,bulutlar yagmuru yagdırıyor,beni şu doktor kurtardı,şu haplar bana şifa oldu…gibi sözlerdir.Yaratılan şu tabiat dediğimiz dünya neye sahip,ne yapabilir? Bulutlar yağmuru nasıl yagdırır? Tabiatın üzerinde meydana gelen hadiseler Aziz ve Celil olan ALLAH’ın izniyledir.O yaratmazsa tabiat ne yapsın? Dumanların bulut oldugunu biliriz.Aziz ve Celil olan ALLAH ondan yagmuru yagdırmazsa bulut ne yapsın?Doktor sebep olur,ilaç sebeb olur,Şifayı veren ALLAH(c.c)’tır.ALLAHU TEALA onların elindenden şifayı verdi,sende kurtuldun..Musa (a.s)’ın karnı agrıyordu.Agrı çok şiddetlenince Aziz ve Celil olan ALLAH buyurduki;”Ya Musa şu ottan veya meyvadan ye”Musa (a.s)o ottan yediği zaman karnının agrısı kesildi.şifa buldu.Tekrar karnı ağrıyınca aynı otta yedi,sancı daha çok arttı.Musa (a.s)”YA RABBİ daha önce emrettiğin otları yediğimde agrı kesilmişti,aynı ottan yedim sancım daha çok arttı.”diye dua etti.Aziz ve Celil olan ALLAH “YA MUSA(A.S) ilk gösterdiğim zaman o otta şifa yarattım şimdi ise o otta şifa yartmadım”buyurdu.Aziz ve Celil olan ALLAH tek yaratıcı,şifayı veren O,günleri peşpeşe getiren O,zelzeleleri,yağmurları,dünyada meydana gelen olayları yaratan O…Peki yaratık ne yapsın?..
İBADETLER CENNET ÜMİDİ VEYA CEHENNEM KORKUSU İLE YAPILAMZ
İbadetler sırf ALLAH(c.c) rızası için yapılır.Aziz ve Celil olan ALLAH buyurur ki;”kulumkim için ibadet yaptıysan git sevabını ondan al.”Ne cennet ne cehennem sana ne sevap verir nede ceze verir.Yalnız ALLAH(C.C.)’ın rızasını düşünüp amellerini sırf ALLAH(c.c) rızası için yaparsan Aziz ve Celil olan ALLAH sana hak ettiğinin üzerinde sevap verir.
KARDEŞ!Cennet ve cehennem Aziz ve Celil olan ALLAH’ın yarattığı mahluklardır.Sana onlar ne menfaat saglar ne azab edebilirler.Cennet ve cehennemi yaratmamış olsa bile,Aziz ve Celil olan ALLAH korkulmağa ve ümid beslenmeye layıktır.Sırf ZATINI VE rızasını taleb ederek ALLAH(c.c)’a itaat etmemiz gerekir.ALLAH(c.c)’tan başkası için ibadet ettiğin,Ondan başkasına güvenip dayandığın zaman yapmış olduğun amellerin hepsi yok olup gider.Aziz ve Celil olan ALLAH Ahzap suresi 4.ayette;”ALLAH(C.C) bir şahısta iki kalp birden yaratmadı”buyurmuştur.Bir kalbin hem ALLAH(c.c)’a hemde yaratıklara güvenip dayanması imkansızdır.Bir kalbin hem dünyayı,hemde ahireti taşıması imkansızdır.Gel kalbimizle ALLAH(c.c)’a yönelp bağlanalım.Resulullah(s.a.v) şöyle buyurdu:”Her koşanın varacagı bir hedef ,bir son nokta vardır.her hayat sahibinin varacagı son nokta da ölümdür.”Şimdi ALLAH(C.C)’a koşma zamanı mahlukattan ayrılma zamanıdır.
Şirklerin büyüğünü küçüğünü, şirki çağrıştıran herşeyi bildiğim kadarıyla yazmaya çalıştım.İtikadım Aziz ve Celi olan ALLAH’a baglanmaktır.Başka bir gayem yoktur.Resulullah(s.a.v) sabah namazının farzını,akşam namazının farzını kıldıktan sonra üç kere “şu duayı okuyan şirkten,münafıklıktan kurtulur”buyuruyor.ALLAHÜMME İNNİY EUZUBİKE MİN EN ÜŞRİKE BİKE ŞEYEN VE ENE A’LEMÜ VE ESTAĞFİRUKE LİMAA LAA A’LEM İNNEKE ENTE ALLAMUL ĞUYUB.
YUNUS EMRE’NİN İKİ BEYİTİ
SOĞULMUŞ OL KARA GÖZLER- BELİRSİZ OLMUŞ AY YÜZLER
KARA TOPRAGIN ALTINDA – GÜL DERER ELLERİ GÖRDÜM
KİMİSİ BOYNUNU EĞMİŞ- TENİNİ TOPRAĞA SALMIŞ
ANASINA KÜSÜP GİTMİŞ- BOYUN BURANLARI GÖRDÜM..
İKİNCİ BÜYÜK GÜNAH
ANA-BABA’YA İSYAN (KARŞI GELMEK)
Kardeş!Büyük günahlardan ikincisi ana-baba hukukuna riayetsizliktir.(itaatsizliktir).Aziz ve Celil olan ALLAH İsra suresinin 23. ve 24.ayetlerinde şöyle buyurur:Rabbin,kendisinden başkasına kulluk etmeyin,ana ve babaya iyi muamele edin,diye emretmiştir.Eger onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlarsa kendilerine “öf”(bile)deme,onları azarlama,onlara güzel söz söyle!Onlara acıyarak tevazu kanadını indir.Ve “Allahım onlar beni çocukken terbiye ettikleri için sende kendilerine rahmet eyle” de..
Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH her şeyi bir sebebe baglamıştır.Düşün bak hiçbir şey sebebsiz yaratılmış mıdır?Adem (a.s)topraktan,Havva Adem(a.s)’ın sol kaburga kemiginden ,İsa(a.s) babasız olarak Meryemden,bizler ise ana ve babadan yaratılmışız.İnsanın anne ve babası şu aciz vucudumuzun dünyaya gelmesine sebep olduğu gibi ,dünyaya geldikten sonrada çok büyük meşakkatler çekerek besleyip büyütmüşlerdir.Bu sebeple anne ve babaya ikram etmek,iyi davranmak farzdır.Aziz ve Celil olan ALLAHIN emirlerine karşı gelmemek şartıyla gücümüzün yettiği kadar anne ve babamızın emirlerini yerine getirmek vaciptir.Aziz ve Celil olan ALLAHIN emirlerine itaat ana ve babanın emirlerinden önce gelir.Mesela baba namaz kılma dese,açık seçik gezeceksin dese veya hırsızlık yap dese ana ve babanın emirlerine uyulmaz!Aziz ve Celil olan ALLAH:”Ana babanıza büyük ve mükemmel bir şekilde iyilikte bulunmanızı emrettik.Çünkü ana baba çocuguna karşı yaptıgı fedakarlık hiç kimsenin yapamayacağı fedakarlıgın en uç noktasına ulaşır.”Bunun için seninde ana babana o şekilde iyilik yapman ,fedakarlık göstermen gerekir.İnsanın yavrusundan başka bütün mahlukat hemen ayağa kalkar,bir kaç ay içinde rızkını arar.Tavugun civcivini görmez misin!Yumurtadan çıktıktan sonra hemen yürür ve cik cik diye yem arar!Çocuk ise dünyaya geldiği zaman çaresiz bir varlıktır.Çocuğun beslenmesi,büyümesi zaman alır.Annenin çektiği ızdıraplar sayılamayacak kadar fazladır.Karnında taşıması,emzirmesi,altını temizlemesi…en az iki yılını alır..Ana ve babanın evladına gözü gibi bakar.Çocuk büyürken ana babası yaşlanır ve küçük birer çocuga dönüşürler.İhtiyaçlarını göremez,tırnakları uzar,gözlerindeki çapaklar büyür,burnu akar…bu haliyle sofraya oturur ve karşısındakiler ondan tiksinti duyarlar ve “öf”lemeye başlarlar.Sanki temiz bir suyun üzerine toprak bulaşır ve onu üflersin ya onun gibi…Aziz ve Celil olan ALLAH “ana babaya ‘öff’ deme,Az olsun,çok olsun ona karşı her türlü eziyetten sakın!Onları küçük düşürecek hareketlerde bulunma,Onları rencide edecek sözlerden uzak dur!”buyurmuştur.”Bana,ana babana şükret(Lokman suresi 14.ayet)”buyurmasında dikkate deger bir nokta şudur ki Aziz ve Celil olan ALLAH ana babaya şükretmeyi kendisine şükretmekle birlikte zikretti.Bu da gösteriyor ki Ana babanın hakları çoktur.Ana babayı azarlamak,onların sözlerine ve görüşlerine karşı gelmek ALLAH(c.c)’a karşı gelmek gibi gösterildi.Ana baba hayatta iken kıymetleri bilinmez.Ancak onları kaybettigimizde kıymetleri anlaşılır ama iş işten çoktan geçmiş,tavşan yamaca tırmanmıştır.Ah ile Vah ile birşey ele geçmez.
Kardeş!Ana babaya tatlı sözler söylemeli onlara saygı ve hürmet dolu sözlerle hitap etmelidir.Onlardan utanmamalıdır.Bir imamın anasına karşı yaptıgı şu hareket çok manidardır.Köy ücreti ile bir yerde imamlık yapan kimse anasını da yanına götürüyormuş.Şehre gelmişler anasını elbiseleri çok perişanmış imam:”ana çok yakınımdan gelme,beni biraz uzaktan takip et,ben senden utanıyorum. ”demiş.İmamın elinde yeterince parası var ama anasını güzelce giydirip yanında götürmesi gerekirken böyle yapmamış.Ne dersiniz bu imamın yaptıgına?İnsan ana babasına tevazu kanadını indirip onları hoş tutması grekir.Görmez misin kartal yavrusunu büyütmek için çeşitli leş getirir,ona kanatlarını gerer,onu sıcaktan,soguktan ve açlıktan korumak için her şeyi yapar..Sen bir kuş kadar da mı olamıyorsun?Sende ana babanı bagrına bas onlara kol kanat ger!Sahip cık,onları koru ve gözet!
Kardeş!İbni Abbas (r.a)”Kur’anda üç ayet var.Bunlar birlikte indirilmişlerdir.Biri olmadan digeri kabul olmaz:
A: ALLAH(c.c) ve Resulune (s.a.v) itaat edin.Resulullaha (s.a.v)itaat etmeden ALLAH(c.c)’a itaat etmiş olunmaz.(Tegabün suresi 12. ayet)
B:Namazı kılın,zekatı verin.Zekatını vermeyenin kıldığı namaz kabul olmaz!( Bakara suresi 43.ayet)
C:Bana ve Anne – Babana şükret!Anne babaya karşı borcunu ödemeyen kimsenin şükrü kabul edilmez!(lokman suresi 14.ayet)
Anne ve babanın hakkı büyüktür.Annein hakkı babanın hakkından daha büyük ve duası çabuk kabul olunur.Evlat dünya ve ahiretin her türlü hayrını ana ve babası için istemeli ve (YA RABBİ ONLARA ACI!ONLARA MERHAMET ET!RABBENAĞFİRLİ VELİ VALİDEYYE VELİL MÜMİNİNE YEVME YEGUMÜL HİSAB DİYE DUA ETMELİDİR!) Resulullah(s.a.v) şöyle buyurdu:Aziz ve Celil olan ALLAH’ın rızası da gazabı da ana babanın öfkesindedir(hakim).Diğer bir hadiste “Büyük günahların en büyüğünü size haber vereyim mi? Allah(c.c)’a ortak koşmak ve ana baba hakkına riayet etmemek.Onların hakkını gözetmemektir.”(buhari)Diger bir hadisi şeriflerinde:”Babasına ve anasına söven kimseye ALLAH(c.c) lanet etmiştir”.(ibni hibban)Hakimin rivayet ettiği bir hadisi şerifte Resulullah(s.a.v) şöyle buyurdu:”Dört kimseyi cennete koymamak,cennetin nimetlerini yedirmemek ALLAH(c.c)’a borçtur.1)İçki mübtelası olan kimse 2)Faiz yiyen kimse 3)Haksız yere yetimin malını yiyen kimse 4)Ana babasına güzel muamele etmeyen kimselerdir.”
Kardeş!Ana ve babasına yahut onlardan birisine ihtiyarlığı anında yetişipte cennete giremeyen kimsenin zelil olacagını Resulullah efendimiz(s.a.v) “burnu yerde sürünsün!burnu yerde sürünsün!burnu yerde sürünsün”diye buyurdu.Sahabeyi kiram sordular :”kimin burnu yerde sürünsün Ya Resulullah(s.a.v) :ihtiyarlıgı anında annesiyle babasından birine yahut her ikisine yetişipte onlar sebebiyle cennete giremeyen kimseler.”(müslim)Aklı başında olan insana yakışan sayılı olan,yaşadıgı şu günlerde ALLAHIN(c.c) rızasını bulmak için çaba gösterip,yaptığı işlerden Aziz ve Celil olan ALLAHIN rızasını kazanmaktır.ALLAHIN(c.c) rızası olmazsa yaşadığı günlerde mutluluk ne arar,yediğinde içtiğinde tat ne gezer!Hepsi zehir olur!Bu ne beladır ki içine düşüldü!İnsanların çoğu ne sıkılır ne korunur ne yaptıgına aldırış eder!Bu ne biçim islam anlayışı!Ana babasını evden koyup huzur evlerine yerleştiren,arkadaşlarına,çalıştığı kimselere sevgi ve şefkat gösteripte ana babasını döven kimseye ne demeli!Yazılacak çok şey var ancak anlayana kafi degil mi?
AÇTIM SAÇTIM İŞLERİN GİZLİ YANINI SANA
NEDEN YAZDIN BUNLARI DİYE KIZMA BANA!..
SİHİR
( ÜÇÜNCÜ BÜYÜK GÜNAH)
Lügat bakımından sihirin tarifi şudur: “Gizli olan ve sebebi bilinmeyen bir şey” manasına gelir.İslam dininde ise “sebebi gizli olan,hakikatinin aksine hayal edilen göz boyama ve aldatma amacı ile yapılan herşeye isim olarak verilir.”İnsanları aldatmak,onları dolandırmak ,istifade etmek suretiyle kalbe tesir ederek dolandırıcılık yapılmak istendiği zaman bunlar sihirin kapsamına girerler.Bunun için imansızlık,ahlaksızlık sihirin köküdür.Sihirbazlar ilimden,edebiyattan,felsefeden teknolojiden,garip yaratıklardan istifade etmesini bilirler.
Kardeş önceki asırlarda Keldani ve Kestaniler yıldızlara tapan, yıldızla bu kainatı idare ettiğini zanneden hayır ile şerrin,mutluluk ve ugursuzluğun yıldızlardan olduğuna inan bu kavimlerin görüşlerini geçersiz kılmak ve mezhepleri reddetmek için Aziz ve Celil olan ALLAH Hz İbrahim(a.s)’ı bu kavimlere peygamber olarak gönderdi.Musa(a.s) firavun ve ozamanı yaşayan sihirbazlara ,Hz.Suleyman (a.s)’ın zamanında yaşayan yahudilere peygamber gönderdi.Sihir insanlara zarar verdiği gibi Aziz ve Celil olan ALLAH’ı inkara götürür.
Yersiz korku içinde yaşayan insanlar ve güçlü nefsi olan insanların yaptığı sihirlerdir.Kuvvetli nefse sahip olan insanlar kendilerinin dışındaki şeylere tesir eder.İstediği çok şeyleri yapar.Eşyada,hayvanlarda,insanlarda kendi bedeni gibi hareket eder.Böyle insanlar riyazet ,rukye,havas,tecerrüt gibi bazı yollara başvurarak ilmin garip yönleri ile uğraşarak manyatizme, hipnotizme fakirizm… gibi şeylerle ugraşırlar ve sihrin en kötü ve en tehlikeli kısmı budur. Buna da “cincilik denir. El çabukluğu ve göz bağcılığı gibi sihir yapanlarda bulunmaktır.Demekki sihir ve tılsım ilimleri vardır. Sihir Kuranı Kerimde birçok ayetlerle haber verilmiştir.Bir sihibaz sihir yapacağı kimseye yıldızların doğuş yerlerini hesap ederek, maddelerdeki hassaları bilmekle o maddelerden sihir edilecek kimsenin heykeli yapılır,yıldızların doğuşunun muayyen saati beklenir(şeriata)islam dinine uymayan fahiş ve küfür sözler söyleyerek şeytandan yardım istenir ve bütün bunlardan adeti ilahi gereğince sihir yapılan kişide acayip haller görülür.
Kardeş!Karı Kocanın arasını açmak veya bunları birbirine ısındırmak,sevdirmek için sihire başvurulmuştur.Resulullah(s.a.v)’e sihir yapılmış ve kendisi hastalanmıştır.Cebrail (a.s)’ın haber vermesi üzerine kuyu dibindeki taşın altındaki sihir vasıtası çıkartılmıştır. Resulullah (s.a.v) yedi büyük günahtan biri olan sihir,kehanet,yıldızlara bakarak remil atmak,taşla fal açmak,kurşun dökmek.. .bu gibi işi yapanların sözlerine inanmayı bizlere yasaklamıştır.Buhari ve Müslimde geçen bir hadisi şerifte Resulullah(s.a.v):”Helake sürükleyen yedi büyük günahdan sakının!Bunlardan biri de sihirdir.Sihir yapan kimseler kafirdir,müşriktir.”Rivayete göre bir sihirbaza sormuşlar :”nasıl bu kadar başarılı oluyorsun ?”diye.Sihirbaz şöyle cevap vermiş:”Ben hergün insan sidigi ile abdest alırım,güneşin doğduğu ve battığı saatlerde secdeye varırım.ve böylece sihirde başarılı olurum.”demiştir.Bu adam nasıl kafir(müşrik) olmasın ki!Günümüzde yahudiler, hristiyanlar ve müslüman olduğunu iddia eden kimseler arasında sihirbazlık çok yayılmıştır.Resulullah (s.a.v):”Kim bir kahin veya arrafa gelirde onların dediği herhangi bir sözünü tasdik ederse,o kimse Hz.Muhammed(s.a.v)’e indirileni inkar etmiş olur.”(müsned)
Yıldızların bu alemi idare ettiğine ve bu alemde meydana gelen hadiselerin,hayır ve şerrin yaratıcısı olduguna inan kimselerin kafir olduğu hususunda ümmeti muhammed arasında bir görüş ayrılığı yoktur.Bunların hepsinin kafir olduklarına hükmedilir.Aziz ve Celil olan ALLAH Bakara suresinin 102. ayetinde:”Yahudilerin görüşlerini reddetmiş Süleyman (a.s) kafir olmamıştır.”buyurarak sihrin mutlak küfür oldugunu göstermiştir.Aziz ve Celil olan ALLAH ayetin devamında ;”fakat şeytanlar insanlara sihri öğretmek suretiyle kafir olmuşlardı.”demekki sihir yapanın mutlak kafir olduğunu göstermiştir.
Halbuki onlar (harut ve marut) biz ancak fitneyiz imtihan için gönderildik, sakın sihir yapıpda kafir olma demedikçe kimseye sihir ögretmezlerdi.İşte onlardan koca ile karısının arasını ayıran şeyler öğrendiler.Halbuki ALLAH(c.c)’ın izni olmadan sihirle kimseye zarar veremezler.Onlar ise kendilerine zarar verecek,onlara fayda vermeyecek şeyleri öğreniyorlardı.And olsun sihiri satın alan(ögrenen) kimsenin ahiretten hiçbir nasib olmadığınıda muhakkak biliyorlardı.(Bakar suresi 102. ayet).Burda bir kimseye ilim öğretilmesi normaldir.O ilimle kötü şeylerde yapılabilir.Mesela bir bıçakla çeşitli menfaatler yapıldığı gibi O bıçakla adamda öldürülebilir.Bir şeyi iyiye kullanırsan iyidir,kötüye kullanırsan kötüdür.
Kardeş!Karı ile kocanın arasını ayırmak ancak sihrin tesir edecegine inanmakla” yani sihir herşeyin üzerinde diye düşünerek” kafir olan adamın karısı boş olur.Kişi kafir olduğu zaman müslüman olan hanımın nikahı ondan düşer.Böylece karı koca birbirlerinde ayrılmış olurlar.Sihri yapan,karı koca ile arasını açmak, batılı hak göstermek,hileler,kışkırtma..ve diger sihir çaşitleriyle karı koca birbirinden ayırır.İnsan hanımını çok sever,ailesinin sevgisini her türlü sevginin üzerinde görür.Aziz ve Celil olan ALLAH bu hususu zikrederek sihir ile bu kadar ileri derecedeki sevgiye karşı karı koca arasını açmak mümkün olduğuna göre başka yerlerde de hayli hayli mümkün olduğuna da dikkat çekmiştir.
Kardeş!Delalete düşen birçok kimselerin, sihir yaptığının küfür olduğunun farkına varmadan ve sadece haram olduğunu zannederek, sihir yaptıklarını görüyoruz.T.V lerde fal açan,geleceği gördüğünü iddia eden,saçını ve elbisesini gizemli bir şekle getiren mahluklar bilmezler ki yaptığı sihir yüzünden,gaybı bildiklerini iddia ettiklerinde dünya ve ahiretlerini yitirirler.Günümüzde bilgisiz,cahil kimselerin çoğunlukla kaybolan eşya üzerinde falcılardan,sihirbazlardan medet umdukları görülür.Bir zamanlar generallerden birinin medyuma gidip genelkurmay başkanı olup olamayacagını televizyonlardan izlemiştik!Sihirbazların,falcıların,medyumların,muskacıların..içinde bazı açıkgöz yankesici olanlar insanların akıllarını çelmekte,hanımların veya kocaların kötü yola düşmesine sebep olmaktadır.İşittiğime göre, bazı hilekar sihirbazlar cahil ve çabuk kanan kimselere kadının edep yerine,göbegine..şunu veya bunu yazmadan istegine kavuşamazsın diyerek kandırırlar.Dünya sevgisi ve dünyaya tapmanın insanları ne kadar kötü bir duruma düştüklerine bir bak!
Resulullah (s.a.v):”Sihirbazın cezası kılıçla öldürülmektir.”buyuruyor.(tirmizi)Yine Resulullah (s.a.v):”üfürük,boncuklar ,karı kocayı birbirine sevdirme işi (büyü)şirktir.”buyurdu.(İbni mesut r.a.)bunlar çocuklar ve hayvanlar üzerine takılan boncuklardır.Bu boncukların nazar degmesini önlediklerini zannederler.Bu ise cahiliyet döneminden kalma bir delalettir.Buna inanan mümin kafir olur.Kadının kocasını sevdirme işi de bir nevi sihirdir.Küfür sayılmasının sebebi; Aziz ve Celil olan ALLAH’ın takdir ettiğinin aksine tesir yapabilecegine inanılmasıdır.
Kardeş!Sihirbazın ve diğerlerinin cezaları çok ağırdır.İmamı Azam E bu Hanife(r.a.)’a göre :”Bir kimsenin sihirbaz olduğu bilindiği zaman sihirbaz olan o kimse öldürülür,ondan tevbe etmesi istenmez. Onun “ben tevbe ettim,sihirden vazgeçtim” demesi kabul edilmez.”o kendisinin sihirbaz oldugunu itiraf ettiğinde kanının akıtılması helal olur.Eger iki şahit onun sihirbaz olduguna şahitlik ederler veya onun sihirbaz oldugu bilinecek bir sıfatla nitelerlerse o kimse öldürülür ve tevbe etmesi istenmez.Eger bir kere sihir yaptım ama şu zamandan beri yapmıyorum diye söylerse onun bu sözü kabul edilir ve o kimse öldürülmez.Amr İbni Dinar şöyle rivayet etmiştir.Hz.Ömer (r.a.)’den:”Her sihirbaz erkek ve kadını öldürünüz diye mektup geldi,bunun üzerine biz üç sihirbaz kadını öldürdük.”demiştir.
Hz.A li(k.s) şöyle buyurmuştur:”Arraflar acemlerin kahinleridir.Kim bir kahine onun söylediklerine inanmak için giderse şüphesiz o kimse Aziz ve Celil olan ALLAH’ın Hz.Muhammed(s.a.v)’e indirmiş olduğu şeyleri inkar etmiş olur.”buyurmuştur.
Kardeş!Rukye iki türlüdür:1).Falcıların,sihirbazların,muskacıların söyledikleri sözler,çeşitli harfler,iplere düğüm atıp üzerine üfürme işleri küfürdür.Bunlar şeytandan,cinlerden ögrendiklerini uygularlar.2.)Kuranı Kerimin bazı ayetlerini veya tamamını okuyup karşısındaki insana üfürse bu caizdir,küfür degildir.Aziz ve Celil olan ALLAH’ın isimlerini okursa veya yazıp boynuna assa caizdir.Bunun kaynagını iki uygulamadan anlıyoruz.Hz.Halid Bin Velid Resulullah (s.a.v)’e gelerek gece korktugunu haber verir Resulullah (s.a.v) ona Allahın(c.c) tam ve mukemmel kelimesi ve isimleriyle her çeşit şeytandan ve zehirli hayvandan ve her çeşit kem gözden korurum.”duasını ögretmiştir.Aynı zamanda bu duayı Hz.Hasan ve Hz. Hüseyinin üzerine okuyup üfürmüştür.Hz. Halide ögretilen bu duayı Hz. Ömerin oğlu Abdullah ögrenmiş,okuma yazma bilenlere öğretmiş,okuma yazma bilmeyen çocuk ve kölelerin yazarak boynuna asmıştır.
Seriyyeler (düşman üzerine gönderilen askeri müfreze) bir köye geldiler.Köylüler bunlara yiyecek ve içecek vermediler .Bunlar çadır kurup beklemeye başladılar.Bir zaman sonra köyden bağırış çagırış sesleri yükseldi içlerinden bazıları gelip siz müslüman oldugunuzu söylüyorsunuz bizim reisimizi akrep soktu bunu iyileştirirseniz size istediklerinizi veririz dedi.İçlerinden biri ben onu iyileştiririm diye gitti.Fatiha suresini ona okudu ve üfledi.ALLAH(c.c) şifa verdi ve adam kurtuldu.Bize elli kadar koyun verdiler ve sürerek medineye geldik.Acaba haram olur mu diye Resulullah(s.a.v)’e sorduk.Resulullah (s.a.v) helal oldugunu rukyenin ( yani okuyup üfürmenin) ayetlerle yapılabileceğini bize haber verdi.
Kardeş!Kuranı Kerimin ayetleri bize gösteriyor ki sihrin en büyük tesiri ruhlar üzerinedir.Fikirleri bozar,kalpleri çeker,ahlakı berbad eder,cemiyetleri perişan eder.Sihrin aslı yoktur diye aldanmamalı ve sihirbazlardan,kahinlerden ,falcılardan ve soytarı muskacılardan uzak durulmalıdır.
Sihirin tesiri ne sihirde nede sihirbazda ne tabiatta ne ruhta ne yerde ne gökte ne şeytanlarda ne meleklerdedir.(bunların) Eserin hakiki sahibi ALLAH(c.c)’dır.Fayda ve zarar ancak ALLAH(c.c)’ın izniyle olur.Öncelikle ALLAH(c.c)’dan korkmalı ALLAH(c.c)’ın yardımını isteyip Kurana ve Resulullah(s.a.v)’in sünnetine sarılmalıdır.Zira Kuranı Kerim müminlere şifadır,rahmettir. Felak ve Nas surelerini okuyan insanlar böyle zararlardan korunur.Sabah kalktıgında üç kere “Bismillahillezi la yedurru me asmihi şeyun fil ardı vela fissemai vehuvessemıyul alim”dedikten sonra bir kere ayetel kursi beş kere felak ve altı kere Nas sureleri okunur.ALLAH(c.c)’ın izniyle ona hiçbir mahluk zarar veremez.Aziz ve Celil olan ALLAH’a cümlemize tam bir iman,tam bir ihlas nasip etsin.Müslümanlar olarak can vermek nasip etsin.Hidayetten ayırmasın Peygamber efendimiz hürmetine…Peygamberimize salat ve selamlar olsun.
(AMİN)
DÖRDÜNCÜ BÜYÜK GÜNAH
HAKSIZ YERE ADAM ÖLDÜRMEK
Kardeş!Kasten adam öldürmeyi sana tarif edeyim de “Bilmiyordum” demeyesin!Bir adamın herhangi bir yerini yaralayıcı bir aletle (öldürme niyetiyle ) kasten vurup öldürmektir ki bundan maksat “Haram” olan öldürmektir.Aziz ve Celil olan ALLAH Nisa suresinin 93.ayetinde:”Kim bir mü’mini kasden öldürürse,onun cezası içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir.Allah(c.c)’da ona gazap etmiştir,ona lanet etmiştir ve ona çok büyük bir azap hazırlamıştır.”buyuruyor.”Bir mü’mini kasden öldüren kimsenin cezası cehennemdir.Aziz ve Celil olan ALLAH’ın gazabına ,lanetine layık oldugu,onun için cehenneme girecegi ve kendisine büyük bir azabın hazırlanacagını öğrenmekteyiz.İbni Abbas (r.a)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:”Düşmanlıkla kasden öldüren kimsenin tevbesi kabul edilmez,ebedi cehennemde kalır.”
Bir mümini kasden öldüren kimse, onun kanını helal saydığı için öldürür.Aziz ve Celil olan ALLAH’ın haram saydıgını bildiği zaman ALLAH(c.c)’tan korkar ve onu öldürmez.Kasden öldürmeyi helal sayan kimse zaten kafir olur.Kafirin varacagı yer hiç çıkmamak üzere Cehennemdir.Kasden adam öldürme hakkında çok büyük bir tehdit vardır.Küfürden sonra Adam öldürmek en büyük günahtır.Bir müminin kasden öldürülmesinde iki büyük hak vardır.Birincisi ALLAH(c.c)’ın hakkı ikincisi de kulun yaşama hakkıdır.İşte bundan dolayı Aziz ve Celil olan ALLAH katile gadap etmiş,lanetlemiş,kendisine merhamet göstermeyip büyük bir azap hazırlamıştır.Resulullah(s.a.v):”Bir müslümanı öldürmek ALLAH(c.c) indinde dünyanın yıkılmasından büyüktür.”(nesai)Diger bir Hadisi Şerifinde :”Bir insan haram kana bulanmadığı müddetçe dini yönden emniyet içerisindedir.”buyurdu.(buhari,müslim)
Aziz ve Celil olan ALLAH Maide suresinin 32.ayetinde :”Kim bir canı bir can mukabilinde veya yeryüzünde bir fesat çıkarmaktan dolayı olmayarak öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur.Kimde onu diriltirse bütün insanları diriltmiş gibi olur.”buyurdu.Demek oluyor ki;müslümanlara karşı savaşan kafirin ,müslüman olduktan sonra tekrar kafir olup dinden dönenin ,haydutluk yaparak yol kesenlerin ,adam öldürmeyi adet haline getirmiş kimselerin,eşkiyaların öldürülmeleri gerekir.
Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH müslümanların yaşantısıyla kafirlerin yaşantısının aynı olmadığını,aralarındaki farka dikkat çekmiştir.Aziz ve Celil olan ALLAH Furkan suresinin 68-69. ayetlerinde :”Onlar ki ALLAH(c.c)’ın yanında başka bir ilaha tapmazlar,ALLAH(c.c)’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar,zina etmezler.Kim bunları yaparsa cezaya çarpılır.Kıyamet gününde de azabı kat kat olur ve o azabın içinde hor ve hakir olarak ebedi (kalır) bırakılır.”Müslümanı bu ayteler güzel tanıtmıştır.Sanki şöyle demiştir:”müslüman şeriatın emrettiği gibi bakar,emrettiği gibi oturur,emrettiği gibi yer ,içer,emrettiği gibi düşünür,emrettiği gibi iman eder,ALLAH(c.c)’a ortak tanımaz,haram kıldıgı canı “haksız yere” öldürmez,zina etmezler.”
Kafirler ise kafir gibi bakar,kafir gibi oturur,kafir gibi yer içer,kafir gibi düşünür,ALLAH(c.c)’a ortak koşar ve onu inkar eder,insanın kıymetini bilmez istediği zaman adam öldürür,istediği zaman zina eder.Mekke müşrikleri kız çocuklarını diri diri topraga gömerlerdi.Aziz ve Celil olan ALLAH Kuranı Kerimin Tekvir suresinin 8. ve 9. ayetlerinde şöyle haber veriyor:”Diri diri gömülen kız çocugunun hangi sebepten dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman” bu sorulara ana-babanın cevap veremeyecekleri susup kalacaklarını göstermektedir.Günümüzde çocuk aldırmak ve düşürmek had safhaya ulaşmıştır.Doktor denen bazı cellatlar bu katliamı sürdürmekte,onunla hayatını devam ettirmektedir.Keşke bilseydim bu kadının yaptığı cinayetin sebebini.Bu günlerde adam öldürmek bir tavuğu öldürmekten daha kolay oldu.Türkiye Cumhuriyetinin kanunları idam kararını yok saydı.İdam kararı olmayınca insanı öldürmeye teşvik edilir duruma geldi.Şu iyi bilinmelidir ki;Aziz ve Celil olan ALLAH’ın koyduğu hükümleri kaldırıp,yerine insanların kafasındaki düşünceleri kanun diye koymak,Maide Suresindeki ayetlere göre ya küfür, ya zulum, yada fasıklıktır.Kurtuluş yolu KURANDIR,ŞERİATTIR.Şeriatın dışındaki yolların hepsi batıl olup onlara itibar edilmez.Öldürmenin haram olduşunu gerektiren hüküm ebedi olarak kaimdir ve yürürlüktedir.
Kardeş!Bir müminin “kasden” öldürülmesi büyük bir cinayettir.Bütün insanların öldürülmesi herkesce bilinen büyük bir günahsa ,aynı şekilde tek ,bir insanın öldürülmesi de çok büyük bir günah ve suç olması gerekir.İnsanın kanı gayet kıymetlidir,boş yere akıtılamaz.Suçsuz insanları öldüren PKK lılara ne demeli??Onların peşine takılıp giden abdest alıp,namaz kılan insanlara ne demeli??Uzlaşma ile kanun yapmaya çalışan meclise ne demeli??Nefislerimizin ve kötü amellerimizin şerrinden ALLAH(c.c)’a sığınırız.
Bir kimse bir müslümanı haksız yere öldürürse,Aziz ve Celil olan ALLAH katili keder ve üzüntü içinde bırakır.O kimse mutsuz bir hayat sürer.Neşe ve sevinci tükenir,yemekten içmekten kesilir,çok yaşamaz ve bu hal üzere ölür.Sakın ALLAH(c.c)’ın yarattığı bir insanı öldürme!Öldürmeye teşebbüs etme!Onu öldürdüğüne sevinme!Zira Resulullah(s.a.v)şöyle buyurduğunu Tirmizi rivayet etti:”Din kardeşinin uğradığı felakete veya musibete sevinme!Aziz ve Celil olan ALLAH sonra ona Rahmetini verir,seni bela ve musibete düşürür.” Beyhakinin rivayet ettiği hadisi şerifte :”ALLAH(c.c) katında dünyanın yok olması,haksız yere bir müminin öldürülmesinden daha aşagıdır.” Hz.ÖMER (r.a)oğlu Abdullah’a :”Öyle işler vardır ki içine düşen bir kimse kendisini cehennem azabından kurtaramaz.”demiştir.
Resulullah(s.a.v)şöyle buyurdu:”Yarım kelimeylede olsa bir müslümanın öldürülmesine yardımcı olan kimsenin huzuru ilahiye gittiği zaman,iki gözünün arasında bu adam”ALLAH(c.c.)’ın rahmetinden ümitsizdir.”yazılır.”(İ.Ahmed) Hz.Muaviye(r.a) Resulullah(s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:”Her günahın Aziz ve Celil olan ALLAH tarafından affı beklenir Ancak kafir olarak ölen ile bir müslüman’ı haksız yere öldüren kimseler hariç.”(Hakim)
ALLAHIM! BİZİ , SENİ KENDİMİZDEN RAZI OLACAK AMELLER İŞLEMEYE MUVAFFAK EYLE! RESULULLAH(sa.v) HÜRMETİNE…
BEŞİNCİ BÜYÜK GÜNAH
YALANCI ŞAHİTLİK
Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH bu aleme bir kanun koymuş.Bütün insanları ve mahlukatı bu kanun ve nizam içinde hareket etmeye, bu kanun ve nizamın dışına çıkmamalarını emretmiş.Eger bu kanun ve nizam bozulursa zulmün,haksızlıgın yayılmasına sebep olacagını ,dünyanın düzenin alt üst olacagını haber vermiştir.Resulullah (s.a.v)efendimiz tarafından getirilen en son hak din islamdır.İslam dini yalancı şahitliğin büyük bir zulum olduğunu,insanların canını,malını,namusunu,iffet ve şerefini yok ettiğini bildirmiştir.Yalancı şahit, şahitlik yaptığı kişinin düşmanına kötü,kırıcı sözle konuşmaya başladığı zaman her iki tarafada zarar veriyor demektir.Aziz ve Celil olan ALLAH :”Onlar ,yalan şahitlik etmezler.Boş ve kötü söze rastladıkları vakit şerefli olarak geçip giderler.”(furkan suresi 72.ayet) buyuruyor.Bu ayeti kerime gösteriyor ki yalancı şahitliği yapmak şöyle dursun,yalancı şahitliğin yapılacagı yere bile uğramazlar.Kendilerine böyle bir teklif geleceğini sezdikleri vakit hemen ordan uzaklaşırlar.Çünkü şer ehline karışan,onların işlerini gören,onların toplantı yerlerine varan kimselerde bu günahlara ortak olur.Resulullah (s.a.v) şöyle buyuruyor:”Yalan şahitlik şirkten iki kat daha agırdır.”(Tirmizi).Diğer bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.v)kıyamet günü yalancı şahidin cehennemlik olduğu kesinleşmeden onun ayakları yerinden ayrılmaz.”buyurdu.(Hakim).
Kardeş!Yalancı şahit bir çok büyük günahı birarada işlemektdir.Böyle kimseler hem dünyada hemde ahirette acı bir azap ile tehdit edilmektedir.Mümin suresinin 25.ayetinde Aziz ve Celil olan ALLAH ;” Şüphesiz ALLAH haddi aşan çok yalancı kimseyi muvaffak etmez.”buyurmuştur.Bunun sebebi ALLAH(c.c)’ın azamet ve büyüklüğüne saygılı olmak,ALLAH(c.c)’a karşı günah işlemekten son derece sakınmak içindir.Resulullah (s.a.v) efendimiz Buhari ve Müslimden rivayet edilen bir hadisi şerifte ;”Her kim bir müslümanın malını elde etmek için yemininde yalancı olarak and içerse ALLAH(c.c.)’ı gazaplı olarak karşısında bulur.”buyurdu.”Yalan yeminle bir mal koparan kimse Allahu Tealanın karşısına elleri kesik olarak çıkar.”(Davut ve Mace den).Diğer bir hadisi şerifi Bezair şöyle rivayet etti:”İmanlı bir kul hıyanet ve yalan dışında bütün kusurları yapacak tabiatta yaratılmıştır.”Demekki yalancı şahitlik yapan kimse önce iftira ediyor,sonra aleyhine şahitlik yaptığı şahsa zulmediyor.Böylece karşısındakinin şerefi ile oynuyor.
Kardeş!Kendisine yalancı şahit bulan kimse’de yalancı şahit tarafından zulmediliyor.Çünkü bu şahitlik dolayısıyla haram bir malı almış,bu sebepten cehenneme yuvarlanmış olur.Tirmizide Rivayet edilen şu hadis bunu açıkça gösteriyor.Resulullah (s.a.v): ”Nefsimi kudretinde tutan’a yemin ederim ki,bir kimse bir sivrisinek kanadı kadar bir şey için bile olsa yalan yere yemin ederse kıyamet gününde o kimsenin kalbi ateşle dağlanarak bir damga vurulur.Yine Taberani ve Hakimin rivayet ettiği Hadisi Şerifte yemin ederek bu müslümanlardan zor mal alan bir kimsenin cennete girmesini Allahu Teala yasakladığı gibi,kendine cehennemi vacip kılar.Yeter ki o aldığı mal bir misvak olsun.
Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH kul haklarını bağışlamaz.Haram işleyen bir kimse önce yaptığına üzülür,sonra bunu defalarca yaptığı zaman, şeytan ona hile yollarını gösterir ve şahs kendi kendine fetva verip aklanmaya çalışır.Zaten şeytanın yaptığı da bu değil miydi?Aziz ve Celil olan ALLAH ;” Adem(a.s)’a secde et!”dediği zaman secde etmeyip,”ben ondan üstünüm,o topraktan ben ateşten yaratıldım” diye kendini aldatması ve fetva vermesidir.
Resulullah(s.a.);”Hakkınız olmadığı halde şahitlerin ifadesine bakarak birinize kardeşinin malından bir şey verdiğim takdirde almayın.Çünkü kendisine bir ateş parçası vermişimdir.”buyurdu.(Buhari ve Müslim).İnsanların mallarını almaya,eziyet etmeye yeltenen kimse yanında birtakım yalancı şahitler barındırır.Böyle insanlar kibirli ,kötü kalpli olurlar.Öldükten sonra dirilmeyi ve kıyameti inkar ederler.Bu insanlara eziyet etmeye sebep olur.Aziz ve Celil olan ALLAH’ın huzurunda mahşer yerinde hesap verecegini bilen kimse böyle bir kötülüğü yapar mı?Hesap vermeyecegine,dirilmeyecegine inanan insan ,insanlara eziyet eder,öldürür….Çünkü ALLAH(c.c) korkusu yoktur.Resulullah (s.a.v):”Size en büyük haini haber vereyim mi?”buyurdu.Sahabeyi kiram efendimiz:”Evet”dediler.Resulullah (s.a.v):”iki kimse bir yerden (arsa yada tarla ) yer alırlar.Biri diğerinin yerine bir karış dahi geçse o yer mahşer günü o kimsenin boynuna yedi kat halka olarak takılmış bir halde geçer.”buyurdu.(Müslim)
Aklı ve zekası olan bir kimse şu geçici dünyada böyle rezilliklere tenezzul eder mi?Ahlak bozulduğu için insanları anlamak çok zor oluyor.İnsanların hak ve hukukuna bilhassa esnafın uyması gerekir.Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:”Size günahların en büyügünü söyleyeyim mi?ALLAH(c.c)’a şirk koşmak,Ana Babaya karşı gelmek,yalan söz ve yalancı şahitlik….Bunu o kadar çok tekrarladı ki hepimiz keşke sussa dedik.”(Buhari)
Kardeş!Kıyamet günü mahşer yerinde filan oğlu-filan kızı, nerede diye çağrıldığı zaman o sesi duyan herkesin dizleri tir tir titreyecek,kimse cevap veremeyecek.Nefsinin ve şeytanın (hilelerine)şeytan tabiatlı kimselerin tuzaklarına düşme!Hile ve tuzakların bize (sana) zarar vermemesi için ALLAH(c.c)’a sığınıp onun korumasına sıgınalım.
Allahım!Ümitlerimizi boşa çıkarma!Her halimizde iyi ameller ihsan eyle!Rızana ulaştıran yoldan yürümeyi nasip et!(Alnımızdan,yakamızdan)yüzlerimizi hayra döndür!Bu dünyada da ahirette de bizlere iyilikler nasip et!Bizleri cehennem ateşinden koru!Peygambr efendimiz (s.a.v) hürmetine……
ALTINCI BÜYÜK GÜNAH
YETİM MALI YEMEK VE ONA HAKSIZLIK ETMEK
Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH bizleri Adem ve Havvadan yarattı.Bütün hareketlerimiz Onun kontrolü altındadır.Fiillerimiz,niyetlerimiz,konuşmalarımız Aziz ve Celil olan ALLAH’a gizli kalmaz.Kısaca Aziz ve Celil olan ALLAH üzerimizde bir gözcüdür.Çocuk olur, yetişkin olur, ihtiyarlar ve ölürüz.Eceli gelen herkes vakti saati gelince ölür.Bizler bu dünya hayatında çalışıp çabalamakla,mal toplamakla meşgul oluruz.İnsanların ömürleri uzun,mallarıda fazla olduğu zaman hesap vermesi de çok zor olur.Dünya hayatında herkese kazandığı 1 tl’nin bile helal olup olmadığına dikkat edip etmediği sorulur.Mezardan biri kalksada sana ahireti ve ölümü hatırlatsa ona şöyle dersin:”Geçim sıkıntısı içindeyim,dünyevi işlerimi henüz yoluna koyamadım.”Dünyada hiçbir kimse bütün yönleriyle bir diğerine benzemez.Ya fazlalığı veya eksikliği vardır.Nefis doymak bilmez.Haram helal hepsini ister,toplar.Günümüzde helal kazanç peşinde koşanlar çok azaldı.Nisa suresinin 2.ayetinde :”Yetimlere mallarını veriniz.Helali harama değişmeyin.Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin.Çünkü o büyük bir vebaldir.”buyuruyor.Bu ayeti Kerime ,O yetimlerin mallarına göz dikmeyin!Yetimlerin malları size haramdır.Kendi mallarınızdan harcayın.Yetimlerin mallarını kendi malınızı korudugunuz gibi koruyun! der.
Yetim:babaları ölmüş,böylecede babalarından ayrı kalmış kimsedir.Yetimin kısa manası tek kalmak demektir.İnsanlarda yetimliğin baba tarafından,hayvanlarda ise ana tarafından olduğu söylenir.Esasen yetim ismi babalardan ayrılıp devam ettiği için küçüge,büyüge verilir.Ancak örfte yetim ismi henüz buluga ermemiş kimseler için kullanılır.Resulullah (s.a.v) efendimiz:”Çocuk buluga erdikten sonra yetimlik yoktur.”buyurdu.(Ebu Davud).Kişi buluga erdiği zaman ona küçük çocuğun hükümleri tatbik edilmez.
Kardeş!Nisa suresinin 10.ayetinde :”Yetimlerin mallarını haksız olarak yiyenler,karınlarına ancak bir ateş yemiş olurlar.Ve onlar çılgın bir ateşe gireceklerdir.”buyurdu.Kendileri ölüp arkalarında yetim çocuklar bırakan kimse, saglıgında çocukları üzerine nasıl titriyorsa,yetim çocuklar üzerinde öyle korkup titremesi gerekir.Bu yetimlere kötü davranıldığını gördüğü zaman kalpleri sızlar.Ölen kimsenin yetim kalan çocuklarını kendi evlatları yerine koyup,bir düşünsünler!Yetimler hakkında kendi evlatları gibi hareket etsinler.Çünkü ölüm herkesin başına gelecek,herkes bu köprüden geçecektir.
Yetimler;kendilerinin işlerini görecek bir kefil ve üzerine titreyecek bir koruyucu bulamayan bir hale düşmüşlerdir.Böylece onların durumları ya anne ve babası veyahut yakın akrabaları olması sebebiyle kendilerinin başını okşayacak ve onlara şefkat edecek kimseleri kalmamıştır.Aciz ve zavallı durumuna düşmüşlerdir.Bu çocukların mallarını elinden alıp yemek hangi insafa sığar?Enam suresinin 152. ayetinde Aziz ve Celil olan ALLAH :”Yetimin malını rüşdüne erişinceye kadar en iyi yoldan başka surette yaklaşmayın.”buyurdu.Resulullah(s.a.v) :”Kul kendisi için neyi seviyorsa kardeşi içinde onu sevmedikçe mümin olamaz.”buyurdu.Yetimler aciz ve güçsüz oldukları için Allah(c.c) tarafından bu denli yardım ve ikramı haketmişlerdir.Zira yetimler güçsüzlükte had noktaya ulaşınca Aziz ve Celil olan ALLAH’ın yardımıda hak noktaya ulaşmıştır.Suddi şöyle demiştir:”Bir insan yetimin malını haksız olarak yediği zaman kıyamet günü agzından,kulaklarından ve gözlerinden cehennem ateşinin alevleri çıktığı halde diriltilir.Onu gören herkes onun yetim malı yediğini anlar.Ebu Said El Hudri Resulullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:”Miraca götürüldüğüm gece dudakları Deve dudakları gibi olan bir grup insan gördüm.Onların dudaklarından tutan sonrada agızlarına ateşten bir kaya koyan kimseler vazifelendirilmişti.Agızlarına konan kayalar altlarından çıkıyordu.Bunun üzerine Ey Cebrail!bunlar kimler dediğim zaman:bunlar yetim malını haksız olarak yiyen kimselerdir.”dedi.
Nisa suresi 6.ayette:”Kim zengin ise (yetimin malından yemeye tenezzül etmesin) sakınsın.Kimde fakir ise örfe göre (hakkı kadar) yesin.”Yani borç olarak alıp yesin veya yetimin hizmeti ve işleri karşılığında ücret alınıp yenir. Bir adam yetimin işlerini görür,yedirir,içirir giyecek gibi çeşitli ihtiyaçlarını karşılar yetimin malını artırmak için çalışır.Bu adam fakir ise yetimin malından hakkını alır.Akraba olması şart değildir.Resulullah(s.a.v):”Akrabanın çocuğu olsun,başkasının çocuğu olsun ben ve yetime vasilik yapan kimse cennette şu iki parmak(şehadet ve orta parmak) gibiyiz.”buyurdu(müslim). İmam Ahmedin rivayetinde Resulullah (s.a.v)”Kim bir öksüzün başını Allah rızası için okşarsa elinin degdiği her tel için bir sevap kazanır.Erkek olsun,kız olsun.Yetime iyilik eden kimseye cennette (iki parmagını gösterdi) şöyle oluruz.”buyurdu.Enes Bin Malik(r.a):”Evlerin en hayırlısı içinde iyilik ve iyi muamele gören öksüzün bulunduğu evdir.Yetimin kötü muamele gördüğü evde evlerin en kötüsüdür.Allah(c.c)’ın en iyi kulları dul ve yetimlere iyilik edenlerdir.Buhari ve müslimin rivayet ettiği hadiste Resulullah( s.a.v)şöyle buyurur:”Dul,yetim ve yoksulun iş ve ihityacını gören kimse Allah(c.c) yolunda cihat eden,daima gece namaz kılan,gündüzleride oruç tutan kimse gibidir.”
Kardeş!Bir kimseyi fazla mücadeleci ve girişken görürsen sakın onu bir iş için tavsiye etme! Yetimin malını bu adam kurtarır deme!Bu gibiler yetimin malını zorbaların elinden kurtarsa dahi bu malı oturup kendisi yer.Kendisinden hakkını isteyenlerede şiddetle karşı çıkar.Çünkü böyle adamlar kendilerinden başka herkesi cahil ve birşey bilmez sanırlar.Bu sebeple halk arasında bunlara “Vurguncu” derler.Sakın bu gibi vurguncuların yanına yaklaşmayın!Bizleri aldatıp,bizlere ihanet edenler bizden değildir!Müslümanları aldatanlar onlardan değillerdir.
Maun suresinin 2. ayetinde Aziz ve Celil olan ALLAH şöyle buyuruyor:”İşte yetimi şiddetle iten odur!”Yetime malını ve hakını zulmederek verir!Yetimin yüzü soguk olur diye bir atasözü vardır.Herkesi davet ederken yetimi davet etmez.Davet etse bile gösteriş olsun diye davet eder.Ama ona doğru dürüst yedirip içirmez.Onu ancak hizmet etsin diye yahut ezilsin diye veyahut iyilik ettiğini göstermek için çagırır.Yetime hakkını vermeyen kimse fakire fukaraya nasıl olurda malından yedirip içirir!Başkalarının malları hususunda bile cimridir.Böyle insanlar alabildiğine cimri ve kıskançtır.Kendi malının üzerinde de çok cimridir.
Enes (r.a) Resulullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:”Yetim agladıgında göz yaşları Allah u Tealanın huzuruna (avucunun içine) düşerde bunun üzerine O:babasını topraga belediğim bu yetimi kim ağlattı?Kim onu sustururda rahatlatırsa ona cennet vardır.”der.İnsanın yetime eziyet etmesi Aziz ve Celil olan ALLAH’ın mahlukatına karşı şefkatli olması gerekirken sert davranması büyük bir kusurdur.Allah(c.c) sana nasıl muamele ediyorsa senin de Allah(c.c)’ın kullarına karşı öyle muamele yapman gerekmez mi?
Allahım!Sen bizleri mazhar olduğumuz iman nurundan ayırma!Allahım!Sen bizleri güzel amellere,güzel huylara muvaffak buyur!…..AMİN!
YEDİNCİ BÜYÜK GÜNAH
FAİZ YEMEK
Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH bu dünyada yarattığı şeylerin tamamını sebeplere bağlamıştır.İçinde yaşadığı şu dünyayı çeşitli bela ve sıkıntı yeri yapmıştır.Kimisi hasta,kimisi zengin,kimisi fakir…Bu dünya ebedi degildir.Suyun akıp gitiği gibi eceli gelenler aramızdan ayrılıp gidiyor.Her insanın yaptığı yanına kar kalmıyor.Bu dünyada hakkını alamadı ise yarın ahirette hakkınıALLAH(c.c)’ın adaleti ile tastamam alacaktır.Zerre kadar hayır yaptıysa onun karşılığını alacagı gibi,zerre kadar şer yaptıysa onun karşılığını da alacaktır.Sadece bu dünya hayatı için çalışanlar kabre azıksız girerler ki gemiye binmeden okyanusa girenlerin haline benzerler.Elbette günümüzde dünyanın şerefi mal ile ölçülürken ahiret düşünülmüş,halbuki dünya ahiretin ekin tarlasıdır.Ahiret dünyada kazanılır.Ahiretin şerefi ise salih amellerdir.Dünyada rızkını temin etmek için haramlara düşenler,ahiretlerinide kaybederler.Helal olmayan bir kazanç ahiret yolunda bir ışık,bir önder olamaz.İşte ALLAH(c.c)’ın kitabı Kuran’ı Kerim..Aziz ve Celil olan ALLAH ribayı(faizi) şiddetle haram kılmakta ve Rablerine iman edip onun azabından korkan kimselerin bedenlerini ürpertecek derecede yasaklamaktadır.Aziz ve Celil olan ALLAH faizcileri kendisine karşı gelen kullar olarak kendisine ve Resulu Muhammed (s.a.v)’e karşı savaş açan düşmanlar olarak ilan etmesinden daha şiddetli bir kınama düşünebilir mi?Yerlerde ve göklerde kendisini aziz bırakacak bir varlığın mevcut olmadığı,kuvvet,kudret ve kahredici güç sahibi yüce ALLAH(c.c)’a savaş açan bu zayıf ve cılız insanın hali ne olacaktır?Bu duruma gelen insan şüphe yok ki kendi canını helak ve hüsrana maruz bırakmıştır.
Aziz ve Celil olan ALLAH faizi Ali imran Suresinde 130. ayetinde “Ey iman edenler!faizi kat kat artırılmış olarak yemeyin.ALLAH (c.c)’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz”buyurdu.İnsanlar yaşadıkları müddetçe helal rızık aramak zorundadır.İnsan helal rızkı ararken bu niyetinde samimi olursa Aziz veCelil olan ALLAH ,anne karnındaki pislik ve kan arasından tertemiz bir sütü çıkartıp o zavallı küçük yavruyu beslediği gibi haramların ve şüphelilerin arasındanda öyle temiz ve helal olan rızka çıkarır.Günümüzde insanların söylediği artık helal denen bişey kalmadı,herşeye haram karıştı demelerine aldanma.Bu faiz cahil ve bilgisiz insanların söylediği bir bahanedir.Haram ve şüphelilerden sakınıldığı zaman Aziz ve Celil olan ALLAH’ın dilediği kulunu bütün haramlardan temize çıkardığından habersizdir.Şeyhimiz Hacı Ahmet Ergin efendiye sorduğumda “Bizler maaşlarımızı helal yoldan kazanan vatandaşın vergisinden alıyoruz.”demişti.
Resulullah(s.a.v) efendimiz;Faiz yiyenle,yedireni lanetlemiştir.Her ne isim altında olursa olsun faizle iş yapmak,haramdan ailene,çocuklarına,ana-babana yedirdiğin yemekler,giydirdigin elbiseler cehennemden birer parçadır.İşin daha korkuncunu sana söyleyeyim mi?Haram bir işi yaparken besmele çekmek haramdır.Haram olduğu (kati olarak) kesin olarak bilinen bir işin başında besmele çeken kimse kafir olur.(İbni Abidin cilt 1 ,sayfa 17.Tercüman davutoğlu) Kredi diye faizi sana yutturdular,sende ev,araba,yiyecek giyecek alarak gelip besmele çekerek yiyorsun,arabaya biniyorsun haberin var mı?İşin bir vahameti de budur!Taksitli alış verişlerin hepsine gizli faiz karışmaktadır.Peşin alırsan şu fiyata,taksitle alırsan şu fiyata …İşte bu geciktirme faizidir.Bunun bankalarda uygulandıgını görürsün..
Aziz ve Celil olan ALLAH Bakara suresinin 275. ayetinde “Faiz yiyenler ancak kendilerini şeytan çarpmış deliler gibi(kabirlerinden kalkarlar).Böyle olması onların alış verişi de faiz gibidir.(ikisi arasında bir fark yok) demelerindendir.”Halbuki ALLAH(c.c) alışverişi helal,faizi haram kılmıştır.Kim Rabbinden kendine bir ögüt gelipde (faizden) vazgeçerse geçmiş (faizleri ona ait olup geri alınmaz) işi (ile ilgili hüküm)de ALLAK(c.c)’a aittir.Kim de tekrar dönerse onlar ateşin ehlidir.Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.Bakara 278. 279 ayetlerinde ise “Ey iman edenler!ALLAH(c.c)’tan korkan ve inananlardansanız faizden geri kalanı bırakın.(onu) yapmazsanız o zaman ALLAH(c.c)’a ve Peygamberine karşı savaşa (girmiş oldugunuzu) bilir tevbe edersiniz.,sermayeleriniz sizindir.Böylece ne haksızlık edersiniz nede haksızlıga ugratılırsınız”buyurdu.
Kardeş!Sert bir dille yasaklanan faiz(alışverişin,kişinin malını artırma isteginden kaynaklanmıştır,kişinin hiçbir emek sarfetmeden parasına para kazandırıp fakir fukarayı soyma sanatıdır) Resulullah (s.a.v):”Faizi yiyen,yediren, şahidi olan onu yazan ve onu helal sayan lanetlenmiştir.”buyurdu.(tirmizi)Şeytan insanı lezzet ve şehevi arzuların peşine düşmeye ve ALAH (c.c.)’tan başka şeylerle meşgul olmaya davet eder.Faiz yiyen kimse dünya sevgisinde çok ileri gitmiş ve kendisini olmadık tehlikelere atmıştır.İnsan bu sevgi ile öldüğü zaman onun bu sevgisi kendisi ile ALLAH(c.c) arasında bir perde olan mal ,mülk sevgisinden dolayı dünyada meydana gelen şeytanın çarpması,ahirette bir başka çarpılmanın sebebi olmuş ve onu ALLAH (c.c) ile kendisi arasına bir perde çekmiş,ALLAH(c.c.)’tan mahrum kalma zilletine düşürmüştür.İnsan öldüğü zaman malı-mülkü dünyada kalır.Mirasçılar az bırakmış diyerek hakaretle,sövmekle malı paylaşırlar.O adamada malların günahı ve cezası kalır.İşte bu en büyük hüsrandır.Akıllı insan bu duruma düşer mi?Haram mal kazanan insanların malı her ne kadar çoğalsa dahi bunun sonu fakirlik olup hiç bir bereketini göremez.Hasan’a kulaklarını gözlerini açda iyi dinle iyi bak Hasanaa..Resulullah (s.a.v)”Faiz her ne kadar çoğalsa bile,neticede noksanlaşmaya mahkumdur”buyurur.
Aziz ve Celil olan ALLAH insanları mahşer yerine gönderdiği zaman herkes kabrinden süratle kalkacak,faiz yiyenler şeytan çarpmış, saralı hastalar gibi kalktıkça düşerler.Kısaca faiz yiyenler mahşer yerine deli olarak gelirler ki mahşer halkı bunların faiz yediğini anlasınlar..Halimize bakar mısınız?..Resulullah (s.a.v)”Miraca götürüldüğüm gece yedinci gökte üstümden şimşek ve yıldırım sesleri duydum.Göbekleri önlerine sarkmış bir oda kadar büyümüş kimseler gördüm.İçlerinde bulunan yılan ve akrepler dışardan görülüyordu. Cebrail (a.s.)’a bunların kimler oldugunu sordum da bunlar faiz yiyenler .” buyurdu.”İbni Mesut (r.a)”Bir memlekette zina ve faiz yaygınlaşıp alenen yapıldıgı zaman Aziz ve Celil olan ALLAH o memleketin helak olmasına izin verir “demiştir.Resulullah (s.a.v):”Hiç bir kavim yoktur ki içinde faizcilik çoğaldığı zaman delilikte çoğalır,hiç bir millette zina yayılmazki aralarında ölümler artmasın.Tartı ve ölçüyü eksik yapan hiçbir millet yoktur ki ALLAH (c.c)’da onlara yagmuru kesmesin..”buyurudu.
Kardeş!Enes (r.a)şöyle diyor:”Hz.Peygamber(s.a.v) bize okudugu bir hutbede şöyle buyurdu:”İnsanın faizden kazandığı bir dirhem islamda yapılan otuzaltı zinadan daha agırdır.”(beyhaki)Hasan Basri (r.a) şöyle der:”Bir kimseden alacagın olduğu zaman o kimsenin evinden ne yersen haramdır,faizdir.”Faiz nedeniyle servetler tefecilerin elinde toplanmaktadır.Zayıf iradeliler için şehvet ve ihtiras kapıları açılmakta,ellerindeki servet yok olup gitmekte ve bir çok zararlara yol açmaktadır ki intiharlar,boşanmalar…
Faizle insanların yardımlaşma ve dayanışma alışkanlıkları insanların kalplerinden çekilip çıkarılmaktadır.İnsanın;bir müslüman kardeşine karşı şefkat duygusu taşımayan, muhtaç durumu fırsat bilinip sömüren onu faiz batagına düşüren,ondaki hayat neşesini silip süpüren bir anlayışı akıl kabul etmez.Ölüm kapıya dayanmadan gel tevbe edip bu işlerden uzak duralım.Nasılsa bir müddet sonra öleceğiz.Mallarımız ellerimizden alınacak,bütün günahlarımız yazılmış,işlediklerimizin esiri olmuş bir vaziyetteyiz.Yalanlara,hayallere ve umutlara aldanıp kötülüklere adeta meydan okuduk.Kime karşı savaştığımızı bilmeden kalıbımız hazır,kalbimiz kayıp,iyiliklerden mahrum olarak bu dünyadan çıkacagız.Kabristanda toplanacagız.Kıyamete kadar o karanlık yerde kalacağız.
ALLAHIM!Sen affedicisin,affetmeyi seversin!Bizleri de affet!ALLAHIM!Ümidimizi boşa çıkarma!Her halimizde iyi ameller ihsan eyle!Rızana ulaştıran yolda yürümeyi bizlere nasip et!Yüzlerimizi hayra yönelt!Dünya ve ahirette iyilik ihsan eyle! AMİN!…
SEKİZİNCİ BÜYÜK GÜNAH
SAVAŞ MEYDANINDAN KAÇMAK
Kardeş!Askerlerin sulh zamanında önemli bir işi yok gibi gözükebilir.Ancak savaş zamanında askerlerin küçük çaplıda olsa hareketleri büyük bir iş olur.Böylece kafirlerin kalplerine büyük bir korku düşer.Bu da ALLAH(c.c)’ın en büyük nimetlerinden birisidir.Çünkü nefisin komutanı kalptir.Aziz ve Celil olan ALLAH onu kuvvetlendirip,kalpteki korkuyu giderip müminin kalplerini sağlamlaştırdıgı zaman,kafirlerin kalplerine korku ve dehşeti salar.
Aziz ve Celil olan ALLAH Enfal suresinin 15.16. ayetlerinde şöyle buyurur:”Ey iman edenler toplu bir halde kafirlerle karşılaştıgınız zaman onlara arkanızı dönmeyin.Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilenin veya başka bir birliğe ulaşıp mevki tutmanın durumu hariç.Kim öyle bir günde (savaş gününde) onlara arka çevirse (kaçarsa)o muhakkak ALLAH(c.c)’ın gazabına ugramıştır,onun yurdu cehennemdir,o ne kötü bir sondur.”Ayeti Kerimede görüldüğü üzere düşmandan kaçmak haramdır.Savaş hilelerini yapmak caizdir.Savaştan kaçar gibi yapıp geri çekilmek ve tekrar ansızın düşmana saldırmak veya askeri gruba ulaşıp onlarla birleşmek için kaçarsa günah degildir.Düşman müslümanların iki katı olmadıça savaş alanından kaçmak haramdır.İbni Abbas (r.a)şöyle dedi:”Aziz ve Celil olan ALLAH önceleri yirmi müminin ikiyüz düşmandan kaçmasını yasakladı.Sonrada bunu hafifleterek yüz mümin ikiyüz gayri müslimden kaçmasını haram kıldı.”
Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH dini uğrunda yapılacak savaşlar için öncelikle günümüzün şartlarına uygun bir biçimde silahların hazırlanması,bu silahları kullanacak askerlerin daima sıkı bir şekilde eğitimi ve silahların kullanma talimlerini bırakmaması lazımdır.Günümüzün silahlarını ne yaptık nede üzerinde bir çalışma yaptık.Başkalarından aldık ve yazılımını,donanımını başkalarına yaptırdık.Alsana silah!…Bu silahlarla asker ne yapsın Allah aşkına!..Nato bizi korusun!Üçbuçuk İsrail askeri bizi tehdit ediyor!”Türkler havlar ısırmaz” diyor !Çünkü elimizdeki silahların ne olduğunu biliyor..Üzerimize ölü topragı serpilmişde yıllardır uyuyoruz!Hayırlı sabahlar!…Silahı olmayan asker ne yapsın veya silahı silahı olupda kullanmasını bilmeyen asker ne işe yarar!..
Aziz ve Celil olan ALLAH dine yardım edeni,emir ve şartlarını yerine getireni ayakta tutan her kulu sever ve onun yardımcısı olur.Gücü yetipde ALLAH(c.c)’ın gösterdiği bu şeriatın yardımcısı olmaktan kaçınanlar kalplerinde fesat ve nifak tohumu taşıyan kimselerdir.Harp meydanlarından kaçmakla islam dininin yaşaması uğrunda yapılacak hayırlı işlerden kaçmak bir birinin ayrnıdır.
Resulullah (s.a.v):”Helak edici yedi şeyden sakının”buyurdu.”Onlar nedir Ya Resulullah(s.a.v)dediklerinde şöyle buyurdu:Allah(c.c)’a eş koşmak,Haksız yere cana kıymak,faiz yemek,Yetim malı yemek,harp günü kaçmak ve suçsuz hür ve mümin kadınlara iftira atmak”der.
Kardeş!İslam askerleri kafirlerin karşısında çok heybetli görünür.Bu heybetleri mümindeki akıl nurunun bulunması sebebiyledir.İslam askerleri güçlü kuvvetli olur,kalpleri cesaretli olur,korkak olmaz.Savaşa yöneldiği zaman sanki canını, malını ALLAH(c.c.)’ın rızasını elde etmek için harcamış gibi olur.Böylece ALLA(c.c)’ın celalinin nurunu görür,kalbi güçlenir,ruhu kemale erer,başka askerlerin yapamayacagı şeyleri yapar.ALLAH(c.c)’a yalvarır,yakarır,ALLAH(c.c)’ın yardımını diler.ALLAH(c.c)’ın aslanları kesilirler.Enfal suresinin 64.ayeti ile konumuzu bağlayalım:”Ey peygamber!sana da, müminlerden senin izinde gidenlerede ALLAH(c.c) yeter!”
DOKUZUNCU BÜYÜK GÜNAH
SUÇSUZ MÜSLÜMAN KADINA İFTİRA ATMAK

Kardeş!Kazf(iftira) lügatte atmak demektir.İslam şeriatinde ise bir kimseye ayıplama ve sövme maksadıyla zina isnad etmektir.Günümüzde müslümanların ırz,namus ve şereflerine diliyle ve eliyle sataşmaktan geri kalmıyorlar.Aziz ve Celil olan ALLAH Nur suresinin 4. ayetinde “Namuslu ve hür kadınlara (zina ) iftira atan ve sonra dört şahit getirmeyen kimselere seksen degnek vurunuz.Onların şahitliğini ebediyyen kabul etmeyiniz.Onlar fasıkların ta kendileridir!”buyuruyor.
Aziz ve Celil olan ALLAH iffetli,evlenmiş,ırzı saglam olan kadınlara veya erkeklere veya kızlara zina isnad eden kimselere dört şahit getirmelerini ,eğer şahit getiremezlerse seksen degnek had cezasına çarptırılacaklarına şahitliklerinin ebediyyen kabul edilmeyeceğine ,onların fasık kimseler olduğunu açıklıyor.
Nur suresinin 23.ayetinde ise “Namuslu ve habersiz (suçsuz)mümin kadınlara iftira atanlar dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir.Onlar için büyük azap vardır.”buyuruluyor.Bu ayeti kerimede suçsuz kimselere iftira atanların hem bu dünyada hemde ahirette lanete uğrayacaklarını ve kendileri için büyük bir azap hazırlandığını beyan etmektedir.Namuslu bir kimseyi zina suçu ile itham etmek (suçlu görmek) onu öldürmekten agırdır.İnsanların dedikoduşarına inanarak filan adam fasık ve rezil bir kimsedir,filanca zina etmiştir…gibi sözler söylüyorlar.Ne bu kötülükleri yapanları görmüşler nede bu gibi olaylara şahit olmuşlardır..Bu olaylar mahkemeye intikal etmiş olsa bu fiillerin ne şahitleri nede şahitlerin delilleri vardır..Bütün bunlar insanlarda din korkusunun yokluğundan doğmaktadır.Böyle insanların şahitlikleri ömürlerinin sonuna kadar kabul edilmez ki bu çok agır bir cazadır.İftiracıların sözlerine itibar edilmez,güvenilmez,onlar fasıklıkla mahkum olan kimselerdir.
İftira sayılan bazı sözler daha vardır.Şöyledir:”müslüman hanıma,müslüman erkeğe,zani,fahişe,kaltak,orospunun kocası,fahişenin çocuğu,orospu çocuğu…”bu sözler de iftiradır.Bu sözleri sarf eden kadın veya erkek iftiracı kabul edilir.Bu sözleri söyleyenleri sözlerini isbat etmeleri istenir.,isbat edemezlerse iftiraya maruz kalan erkek veya kadın davacı oldukları takdirde kendilerine seksen değnek vurulur.
Resulullah(s.a.v);”Kişileri helaka sürükleyen yedi büyük günahtan sakınınız.Bunlardan biride namuslu kadınlara iftira atmaktır.”(Buhari,müslüm)Taberani şu hadisi şerifi rivayet etmiştir.”Kişiyi yapmadığı bir günahla ayıplayanı Aziz ve Celil olan ALLAH -bu sözünü isbat edinceye kadar-cehennemde bırakır.
Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH’ın kullarına eza etmekten geri durmutoruz.Halbuki eza ettiğimiz o insanlar ALLAH (c.c)’a iman etmekte ,ALLAH için salih ameller işlemekte ,ALLAH’ı bir bilmekte ,ALLAH’a güvenip dayanmaktadır.İnsanlar dünya ve ahirette ceza gerektiren çirkin sözler kullanmaktadır.Hakimin rivayet ettiği hadisi şerifte “ALLAH(c.c)’ın en çok kızdığı insan,çirkef,utanmaz,çirkin ve kötü sözler söyleyen kimsedir.”buyuruyor.Diğer bir hadisi şerifte Resulullah(s.a.v);”Bazen insan dikkat etmeden,düşünmeden bir söz söylerki o sözünden dolayı doğu ile batı arasındaki mesafeden daha fazla cehenneme yuvarlanır.”Muaz bin cebel ;Ya Resulullah !konuştuklarımızdan sorguya çekilecek miyiz?deyince,Annen seni yitirsin ya Muaz,insanları cehenneme yuvarlatan ,dillerinin biçtiğinden başkası mı?buyurdu.(Buhari-Müslim)
Buhari ve Müslimde geçen bir başka hadisi şerifte :”Kim ALLAH(c.c)’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin veya sussun”buyurdu.Bizim günahlarımız gökten yagan yağmur damlaları kadar çok..Buna karşılık yapacağımız tevbelerimizde günahlarımıza denk olmalı değil mi?Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın emrini yerine getirip haram kıldığı şeylerden uzak durmamız gerekmez mi?
YARABBİ!Kötü fiillerimizi ifşa etme!Günahlarımızı örten perdelerimizi yırtma!Kötü amellerimiz sebebiyle bizleri cezalandırma!Bizi gaflette bırakma!ALLAHIM bizleri gaflet uykusundan uyandır!…
AMİN..
ONUNCU BÜYÜK GÜNAH
HIRSIZLIK
Kardeş: Bizim dinimiz islamiyet; geçimini sağlamak ve başkalarına yük olmamak gayesiyle çalışıp helal ve meşru yollardan kazanmayı teşvik eder. Haram ve gayri meşru yollardan kazanç sağlamayı şiddetle men eder. İnsanlara muhtaç olmayacak kadar helal rızık kazanmak farzdır. Helal olan malların hesabını vermek zorundayız. Haram olan malların ise hem dünyada hemde ahırette çok çetin bir azabı vardır. Kur’anı kerimde ve hadisi şeriflerde GANİMET MALINA HIYANET.YOL KESİP İNSANLARI SOYMAK. HIRSIZLIK YAPMANIN ne korkunç bir suç olduğunu bizlere haber veriyor. Bu suçlar günümüzde çok artış göstermiş bir türlü önü alınamaz olmuştur. Haberleri dinlediğimizde yüzümüz kızarıyor, insanlığımızdan utanıyoruz. Hele bu suçu işleyen kimse ben müslümanım deyince ne diyeceğimizi şaşırıyoruz. OSMANLI devleti zamanında İstanbula gelen bir İngiliz elçisi şöyle diyor: Ben İstanbulda yedi sene görev yaptım hiç bir olayla karşılaşmadım. Ancak bir kaç küçük hırsızlık gibi adi olaylar oldu . Bunu yapanlar gayri müslümler idi.
K ARDEŞ: Bizlere neler oldu da bu hallere düştük. ALLAH korkusunu bir tarafa bırakıp da hainlik yapar olduk. Aziz ve celil olan ALLAH enfal suresinin 58. ayetinde” ALLAH hainleri sevmez” buyuruyor. Çünkü Allah verdikleri sözlerde durmayanları ahitlerine hainlik edenleri sevmez. Nasıl olurda bir müslüman ahdini bozar. Aziz ve celil olan Allaha iman etmiş,islam dairesine girmiş olan bir insan Allah’a isyan ediyor.Allah’ü teala, Resulullah (s.a.v.) me, ahdi bozan kimselere karşı çok sert ve acımasız bir biçimde davranmasını emrediyor. Diğer bir ayeti kerimede :” bir peygamber için ganimet malına hıyanet etmek olur şey değil,kim böyle hainlik edrse kıyamet günü hainlik ettiği şeyle( günahla) gelir.Sonra herkes ne etmiş ne kazanmış ise( mükafat ve cezası) eksiksiz verilir. Onlar haksızlığa uğratılmazlar”. Ali imran suresi 161. ayet. Hiç bir peygamber ve özelliklede H.Z. Muhammed s.a.v. için hiç bir şeyde hiç bir kimseye hıyanet etmek sahih olmadı. Peygamberlikle hainlik bir arada toplanmaz. Dolayısıyla hiç bir peygamber hainlikle suçlanamaz. Çünkü hıyanet alçaklık karekterinden meydana geldiği için dünyada ar (utanç) ahirette nar (cehennem) dır.
KARDEŞ: Hıyanet demek:Gizlice başkalarının hukukuna (malına) tecavüz etmek demektir. Hiç bir peygamber a.s.’ın kimseye hıyanet etmesi caiz olmadığına göre ; İnsanların hiç birinede hıyanet caiz olmaz. Eğer bir kimse hainlik ederse hainlik ettiği şeyle kıyamet günü rezil- rüsvay olacaklarını açıklamakta ,insanları hıyanetten men etmektedir. Resulallah s.a.v. ” ganimet malından bir iplik ve iğne olursada taksim olunmadıkça almayın. Zira hainlik dünyada rüsvaylık ahirette azaptır.” buyurdu. Ebu hüreyre r.a. şöyle rivayet ediyor: “Peygamber efendimizle hayber seferine çıkmıştık.Fetih nasib oldu ve ganimet olarak altun ve gümüş bulamadık sadece yiyecek ve içecek şeyler bulduk. Vadil kurra ya vardığımız zaman Peygamberimizin kölesi RİFAA devenin yükünü çözüyordu. O sırada bir ok geldi ölümüne sebep oldu. Bizler ne mutlu ona şehit oldu ya resulallah dedik. Resulallah s.a.v. hayır ! Yemin ederimki o ve abası ateş gibi yanıyor, çünkü pay edilmeden onu almıştı buyurdu. Bunu üzerine herkes çok korktu. Adamın biri bir veya iki ayyakkabı bağı getirip bunları hayber günü aldım dedi de Resulallah s.a.v. ateşten bir iki bağ buyurdu. buhari. Bugün haksız olarak devleti dolandıran fakirlerin – yetimlerin haklarına saldırıp yiyenler “devletin malı deniz yemeyen domuz diye akıllı ,zeki insanlar olduklarını düşünüp keyfli keyfli gülüyorlar. Yaptıkları çirkeflikleri ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Büyük vurgun yapamayanlarda elektirik -su -doğalgaz…gibi çalabildiği şeyleri çalıp açık göz ,kurnaz olduklarını düşünüyorlar. Resulallah s.a.v. hainlik hakkında konuşuyor ve bunun çok ağır bir suç olduğunu söylüyordu. Kıyamet günü hiç birinizin omuzunda taşıdığı elbise veya kumaşla ” Ey allahın resulü bana yardım et dediğini görmiyeyim ki Allah indinde sana bir şey yapamam çünkü sana bunları söylemiştim demeyeyim. Kıyamette hiç birinizin boynunda taşıdığı altun ve gümüşle ya resulallah bana imdat kıl dediğini görmeyeyim ki dünyada bunu sana anlatmıştım ve Allah katında senin için bir şey yapamam demiyeyim.( buhari- müslim) Hıyanet eden kimsenin hıyanet ettiği şey kıyamet günü ÇİRKİN bir surete döndürülecek bütün insanlara rüsvay olmak içinboynuna takılı olarak gelecektir. şimdi bir kerre düşün? Bütün insanlar sana bakıyor. Peygamberin seni tanımıyor. Aziz ve celil olan Allah’ın huzurundasın seyret kepazeliği… Şu dünyada hakkın olmayan şeyi alırken Aziz ve celil olan Allah seni görmüyomu idi. Değermi bunlara? RESULALLAH s.a.v. efendimiz hainlik edenlerin, borçlu ölenlerin cenaze namazlarını kıldırmazdı. Devletten çalınanların cezası bukadar korkunçtur.
KARDEŞ: Sen sen olda kimsenin malına haksız yere eluzatma. Resulallah s.a.v. efendimiz’ Her kim zulüm yolu ile bir karış yer alırsa Allah onu kıyamet gününde yedi kat yerin dibinden itibaren boynuna dolar’ buyurdu. (müslim) Şu hadiseyi can kulğı ile dinlede hakkın olmayan şeylere el uzatma… Ervanın kızı üveys : Said b. zeydin ( cennetle müjdelenen sahabi) kendi arsasından bir parça aldığını iddia etmişti. Said b. zeydi emir Mervan b. hakeme dava etti. Bunun üzerine Said: ben Resullalhtan s.a.v. işittiğim hadisi şeriften sonra hiç onun yerinden birşey alırmıyım? demiş. Mervan : Resulallahtan ne işittin deyince: Ben Resulallahtan ” Her kim zulüm yolu ile bir karış yer alırsa yedi kat yer (in dibin ) e kadar boynuna dolanır buyururken işittim. cevabını vermiştir. Bunun üzerine mervan kendisine bundan sonra senden herhangi bir delil istemiyorum demiş. Said ‘de : Allahım, eğer bu kadın yalancı ise gözünü köret ve kabrinide evinde yap diye dua etmiş. Rivayet eden diyorki : Sonra bu kadın kör oldu da duvarlara tutunark gezerdi. Bana saidin bedduası isabet etti diyordu. Kadın dolaşırken bahçesindeki kuyuya düştü, o kuyu onun mezarı olmuştu. Zülümle başkalarının mallarını almak şiddetle haramdır. Resulallah s.a.v.” İşte sizin kanlarınız , mallarınız ve ırızlarınız şu beldemizde şu ayda, şu gününüzün hörmeti gibi haramdır. Burada bulunanlar bulunmayanlara iletsin”. buyurdu. müslim. Aziz ve celil olan Allah maide suresinin 33. ayetinde” Allah’a ve resulüne harp açanların yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesatçılğa koşanların cezası ; ancak öldürülmeleri ya asılmaları, yahut sağ elleriyle sol ayaklarının çapraz kesilmesi veya memleketten sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki cezaları (rezil- rüsvaylıktır.) Ahirette ise onlar için çok büyük azap vardır”. buyuruyor.
Yeryüzünde fesatçılık yapmak : insanları öldürüp gasp yoluyla onların mallarını almak ve hırsızlık yapmaktır. Silah çekip müslümanların mallarını gasp eden Allaha ve Resulüne şavaş ilan etmiş oluyor. Bunlara uygulanan cazanın sebebi ise : Allahın hükümlerine ve Resulallah s.a.v. ahkamına karşı gelip yeryüzünü bozmak için koşuştur duklarındandır. Bu ifade ister müslüman ister kafir olsun, bu sıfatı taşıyan herkes için geçerlidir. Yol kesmek, yola korku salmak bile büyük günahtır. Yaralama, öldürme ve gasp olaylarına karışması halinde ise bir çok büyük günahı birarada işlemiş olur. çaldıkları mallarla içki ve fuhuş yoluna harcarlar.
KARDEŞ ! Aziz ve celil olan Allah maide suresinin 38. ayetinde ” Erkek hırsızla kadın hırsızın, o çaldıkları suça karşılık ve ceza, Allahtan insanlara ibret verici bir ukubet olmak üzere ellerini kesin. Allah mutlak galiptir. yegane hükümve hikmet sahibidir” buyuruyor. Erkek olsun kadın olsun hırsızların yapmış oldukları bu çirkin işi bir daha yapmamaları için bir kelepçe olmak üzere ellerini kesiniz. Hırsızlar Allahın emirlerine karşı gelmişlerdir. Hırsızlar başkalarının mallarına gizlice veya açıkça el uzatmış onların mallarını çalmışlardır. Hırsızlık yapmaya cüret etmek;Aziz ve celil olan Allahın İZZETİNE bir tecavüz gizliden gizliye Allaha karşı açtığı bir harptir. Böyle bir elin cezasıda kesilmektir. Resulallah s.a.v. hırsızlık yaparsa elini kesin, yine hırsızlık yaparsa ayağını kesin, tekrar yaparsa elini kesin, tekrar yaparsa ayağını kesin buyuruyor”. Nesai. Diğer bir hadisi şerifte ” Hrsızlık yapan kızım fatma’da olsa onun elini’de keserdim”. buyuruyor. Suç ile ceza arasında adalet yok zannedilmesin. Bu cezalar yalnız çalınan malın karşılğı değil ,ğizli bir hainlik ve Aziz ve celil olan Allaha karşı bir tecavüz olan hırsızlığın cezasıdır. Bu el kendisini ateşe sokmuş veya kesici bir alete uzatmıştır. Bu cezalar hırsıza ve hırsızlara uyacak olan kimselere Azizve celil olan Allahın taktığı sabit bir kelepçedir. Bu ceza ile hem hırsızlar hemde onlara uyanlar günahtan temizlenirler.
Aziz ve celil oln Allah ‘ın izzetine bu şekilde tecavüz edenleri bu cezaya çartıması ve böyle daimi bir kelepçe takıp haddini bildirmesi yalnız bir gazabın şerri değil aynı zamanda sırf bir hikmettir.bu ceza tatbik edildiği zaman toplumdan hırsızlığın kökü kesilr. Çalacak bir şeye eli varmadığı zaman kesilecek bir el de bulunmaz. Aziz ve celil olan Allah’ın hükmü hakkıyla tatbik edildiği zaman haksızlığa ,hırsızlığa meydan verilmezse toplum ahlaki olarak düzelir. Hırsızlara bu hüküm tatbik edilmezse ortalığı anarşi alır götürür.
KARDEŞ! Mide bedenin havuzudur. Bütün damarlar mideye uğrar ve oradan geçerler.Mide sağlam ise damarlarda sağlam ve sihhatli olarak mideden geçerler. Mide çürük ise, damarlarda mideden çürük olarak geçerler. Resulallah s.a.v.” hırsızlık yapan kimse hırsızlıkyaparken mü’min değildir” buyuruyor. Kendimize bakıp çeke düzen vermeliyiz. İşlerimizi İslam dinine uygun bir hale getirmeliyiz. Çünkü dil ile müslümanlık çok kolaydır. Hakikatte ise çok zordur. İşlerimizi Allah rızası için yapar ne kadar çok Allahtan korkarsak müslümanlığmız okadar kuvvetli olur. Binada temel ne ise yemek de odur. Temel nekadar sağlam olursa üzerinde yükselen katlarda okadar sağlam olur. Helal yemek dini ayakta tutar ve yükseltir. Temel çürük olduğu zaman bina eğrilip çöktüğü gibi lokma haram olduğu zaman dinde eğrilir ve çöker.
Resulallah s.a.v.kazancı haram olan kimse , onu sadaka olarak verirse ,sadakası kabul olmaz. Yanında alıkoyarsa kendisi için cehennem azığı olur buyuruyor” imam ahmet. Rızık konusunda fazla endişe etme. Senin rızkın seni arar. Sen rızkını aradığından çok o seni arar. Düşün yediğin ekmeği kimlerin ellerinden geçip sana ulaştı….Bu günün rızkı eline geçitiği zaman, yarın ne yiyeceğim diye düşünme. Aziz ve celil olan Allah seni bugüne kadar ne aç koydu ne de açıkta. Yarına çıkacağın belli değilki. Hazır kazancınla meşgul ol. Allahı menettiği yollara sapma. Çalıp çırpıp bir tarafa koyduğun mallar bir gün başkalarının ellerine geçecek, sen ise o mlların cezasını çekeceksin. Kıyamet günü, kalpler gözler alt üst olur.Bir halden diğer bir hale döner.O gün ayakların kaydığı bir gündür. Ogün herkes, imanının ve takvasının ayağı üzerinde kalkar ve durur. Ayakların sabit kalması da imanı dercesi nisbetindedir. Ogünü zalimler, hainler, hırsızlar…Nasıl olduda zulmettik diye hayıflanarak (eyvah bize yazıklar olsun diye) ellerini ıssırılar. Fesat ehli nasıl olupta fesatçılık yaptıkarına niçin islah edici olmadıklrın, Allahtan ve onun dininden niçin kaçtıklarına pişmanlık ve öfkelerinden kendilerini parça parça etmek isterler. Şimdi bütün yaptıklarımıza gelin tevbe edelim. Hak sahiplerine haklarını verelim. Tevbe ettikten sonra bir daha o tevbeyi bozmayalım. Nefsimize ve havai arzularımıza uyarak Allaha karşı gelmeyelim. Eğer bu dünya hayatında günahlardan sakınmaz isek yarın kıyamet günü Aziz ve celil olan Allah bizi rezil- rüsvay eder. Bize asla yardımda ulunmaz. GÜLEREK GÜNAH İŞLEYEN AĞLAYARAK CEHENNEME GİDER. Bunu unutma.
Allahım! Tevbemizi kabul buyur. Günahlarımızı affet. Dünyad’ da Ahirette’de bizi rüsvay etme. Kusur ve ayıplarımızı açığa vurma. AMİN…
ONBİRİNCİ GÜNAH
EMANETE HIYANET
HIYANET:Noksanlık anlamına gelir.Bir kimse bir şeyi noksan yaparsa ona hıyanet etti denir.Günümüzde hıyanet kelimesi emanet,güven ve vefanın zıddı olarak kullanılıyor.Hıyanet çok geniş kapsamlı bir kelimedir.Hainlik içi dışına uymamaktır.Buna riya da denir.İnsanların yanında (yaptıgınız işlerin aksini ,yalnız kaldığınızda yapıp)yapmayacağı işleri yalnız kaldıgınızdayapar fena ahlakını insanların yanında saklar iyi ,dürüst görünmeye çalışır.Bu kafirlerin sıfatıdır.
KARDEŞ! İnsanların en önemli özelliğinden biride güvenilir olmaktır.Günümüzde insanlara güven kalmadı.Hainlik başını aldı gidiyor.İnsanların içleri dışlarına uymuyor.Aziz ve Celil olan ALLAH Enfal Suresinin 7.Ayetinde “Ey iman edenler ALLAH’ a Peygamberlere ve emanetlerinize bilerek hıyanet etmeyin!”buyuruyor.Bu Ayeti Kerimenin manası çok geniştir.İnsanların gözlerine,kulaklarına ,kalbine ve bütün bedenine ALLAH(c.c)’ın emirlerini Resulullah (s.a.v)efendimizin emir ve yasaklarını kısaca imani hareketleri uygulayın diye haber veriyor.ALLAH(c.c)’a hainlik etmeyin.ALLAH(c.c)’ın koymuş olduğu kanunlara karşı gelmeyin!Resulullah (s.a.v) ’e baş kaldırıp dini istikametten ,vefa ve sadakatten ayrılmayın!Dinde dikkatsiz davranmayın içiniz dşınıza uysun!Ganimet mallarından çalmayın,kafirlere sırrınızı ifşa etmeyin!Aziz veCelil olan ALLAH ın kullarına emanet ettiği bütün amel ve şleri kusursuz yerine getirmeye çalışın!
Emanetin korunması farzdır.Emanete hıyanetten sakındırılmıştır.Emanete hıyanet çogunlukla çoluk çocuğa harcamak ve onlara sevgi sebebiyle olduğundan Aziz ve Celil olan ALLAH malın evvelden bir imtihan olduğunu haber vermiştir.Aziz veCelil olan ALLAH ’a ve Resulullah(s.a.v)’e hıyanet ederseniz kendi emanetinize hıyanet edersiniz.Bir kere hıyanete başladığınız zaman şeytan gibi kendi kendinize fetva vermeye başlarsınız.Birinci hıyanette pişmanlık duyarsınız,ikinci hıyanette pişmanlık duyarsınız , belki üçüncü hıyanette pişmanlık duyarsınız, daha sonraki hıyanetlerde yaptığınıza kılıf bulmaya ,haklı olduğunuzu düşünmeye başlarsınız.Böylece her türlü hile yollarını arar kendinizin masum olduğuna inanmaya çalışırsınız.Şeytanda kendi kendine fetva verdi.İlk fetva veren bu melundur.Fetvası da çok kötüdür.Aziz ve Celil olan ALLAH Ademe secde edin dediği zaman secde etmedi kibirlendi ben ademden hayırlıyım çünkü o topraktan bense ateşten yaratıldım dedi.Bu kibri ALLAH’a isyan ettirdi ve kafirlerden oldu.Ateşin topraktan üstün olduğuna hükmetti.Halbuki ateşin özelliği yakar,mahveder.Toprağın özelliği çeşitli meyve ve sebzeleri,otları bitirir.Daha faydalıdır.İşte şeytanın kendi kendine verdiği fetva gibi, insanda hainliğe böyle çare arar durur.İşte o zaman insanların mallarını çalmakla işe başlar.Çocukların ihtiyacı olduğunu söylemeye,çalarken yakalanırsa malını çaldığı adamı öldürmeye çalışır,fırsat bulursa ırzına namusuna saldırır.Mesela birinin arsasına tecavüz eder ondan belli bir yer çalar.Komşusunun tarafına pencereler açar.Komşusu gelir bina yapacağı zaman ,çaldıkları yetmiyormuş gibi,Kurana yemin eder daha burda yerim var diye komşusunun arsasından yer almaya çalışır.Fetvası hazır!Resulullah (s.a.v) buyurur:Komşunuzun duvarının üzerine ağacınızı koyun duvarın üzerine konulan geçicidir.Senin yaptığın komşun yokken ona hıyanettir,hırıszlıktır.Konumuza dönelim.Halbuki Ayeti Kerimeler insanları hainlik etmeyin diye tehdit etmiştir.ALLAH(c.c)’ın ,Resulünün getirdiklerine hıyanet etmeye başlanıldığı zaman İnsanlar birbirinden emin olamazlar.Kendinizden emin olamazsanız .insanlar senden nasıl emin olsunlar!Emanet ,emniyet,güven ortadan kalkar.Başımıza umumi fırtınalar kopar.
Kardeş! Mümin hain olmaz.Resulullah (s.a.v);”Mümin her çeşit ahlak üzzere yaratılabilir,fakat hıyanet ve yalan üzere asla !”buyuruyor.(İmamı Ahmed) Aziz ve Celil olan ALLAH İslam dinini üç direk üzere kurmuştur. Birincisi Hak,İkincisi Sadakat, Üçüncüsü Adalettir.Hak azalarla,Sadakat sözlerle,Adalet ise kalp ile olur. Sadakatin zıddı hainliktir.Hiyanet niyette olursa, bu adamda ihlas yoktur.Menfaatini herşeyin üzerinde tutar.Allah’ın rızasını tanımaz.Peşinde koştuğu menfaati elde edebilmek için her türlü çirkefliği gösterir.Eger hıyanet dilinde olursa dili doğru söylemez.Bu adam haindir,münafıktır.Hainlik kafirin sıfatıdır.Daima aldatma oluna gider.Resulullah (s.a.v);”Aldatan bizden degildir.”buyuruyor.İmamı Ahmed rivayet ediyor:”Resulullah (s.a.v) Emaneti ( güvenilirliği) olmayanın imanı ,Ahdi(sözünde durmayanın) olmayanın dini yoktur.” buyuruor. Birgün Resulullah(s.a.v)medine çarşısında bir buğday satıcısının yanından geçerken buğday çuvalının içine eline soktu,üstü kuru altı yaş idi. Resulullah(s.a.v) bunun sebebini sordu “Bizi aldatan bizden değildir”buyurdu.Aman Allahım ne büyük bir felaket!Günümüzde pazar yerine uğra bakalım malın iyisi önde,kötüsü çürügü arkada..Müşteriyi kandırabildigin kadar kandır.Magazalara git peşin alırsan şu fiyat,taksitli alırsan şu fiyat gizli bir faizle karşılaşırsın.Hainlik diz boyu her tarafta almış yürümüş!
Azimde hıyanet olursa;amellerden önce hıyanet etmeye başlar.Böyle insanlara mevki verilirse zulm eder.Adaletle hükmetmez.Günümüzde bazı hakimler bazı menfaatler karşılığında veya hatır için veya ideolıjik sebeplerden dolayı adalet gözteremiyorlar,hainlik ediyorlar.Mevkii ve makamları ellerine geçirene kadar aciz,zavallı olarak bir çöplükte beklerler o mevkiyi ellerine geçirdikleri zaman hainlikten kendilerini alamazlar.Ancak hakimlerin , idarecilerin çoğu sözlerine sadık,güvenilir,vakarlı olurlar ne mutlu onlara..
Eger amelde hainlik olursa;Resulullah (s.a.v) buyurduki;”Yüce Rabbimizde ;Ben iki ortagın üçüncüsüyüm.(ama) biri digerine huyanet etmedikçe.İnsanlar arasındaki güzel hasletlerden ilk olarak emanete riayet ortadan kalkacaktır.”buyurmuştur.
Kardeş! Emanet; yapılması hainlik sayılan herşeyi içine alır.Güvenip verilen herşey emanetin bizzat kendisi olmuş olur.Ahd ise insanın kendisini ALLAH(c.c.)’a yaklaştıracak şeyler hususunda yapmayı (taahhut ettiği) kesin söz verdiği şeylerdir.Aziz veCelil olan ALLAH’ın emrettiği şeylere de Ahd denir.Aziz ve Celil olan ALLAH ;”onlar emanetlerine ve ahidlerine riayetkardırlar.”buyurur.(müminun suresi,8.ayet)Demekki insana güvenilip havale edilen ibadetlerde emanetlerdir.O halde bütün ibadetler emanet sözünün içindedir.Resulullah (s.a.v) “İnsanların en haini namazını tastamam ve dosdoğru kılmayandır.”buyurmuştur.İbni Mesud (r.a)dinimizde ilk kaybedeceğimiz ve uyulması gereken emanet duygusu ,son uyulması gerekende namazdır demiştir.Emanet olarak bırakılan şeyler mallar gibi…İnsana bu sözler hususunda güvenilir.İnsanın emanetleri gözetmesi,onları gasb ve benzeri yollarla hainlik etmemeside emanete dahildir.İki kimse arasında geçen ve yapılan her akdi ve ahdi o iki kişinin akid ve ahitlerinin geregine göre baglı kalmaları ve geregini yerine getirmeleri icab eder.Resulullah (s.a.v);”Bir müslümanın malı ancak kendi gönül rızası ile verilmiş olursa (başkasına) helal olur. ”buyuruyor.
Aziz ve Celil olan ALLAH Esra suresi 35.ayetinde “Ahdi yerine getirin çünkü ahitten sorulur.”buyuruyor.Ahdi yapanlarda bu ahdi zayi etmemesi ve tastamam olarakyerine getirilmesi isteniyor.Resulullah (s.a.v);”Bir emaneti sana vermiş olan kimsenin emanetini istediği zaman geri ver.Ama sana hıyanet edene sen hıyanet etme!”buyuruyor.Resulullah (s.a.v) efendimize MUHAMMEDENİL EMİN lakabını veren mekke müşrikleri darunnedve (danışma evi)’de toplanıp Resulullah (s.a.v)’i ortadan kaldırmayı planlıyorlardı.Mekkenin ileri gelenleri toplanmışlardı.Hintli bir tüccar olduğunu söyleyen şeytan da oturuyordu.Her kabilenin reisi söz aldı,fikirlerini ortaya koyarken Hintli tüccar kılığındaki şeytan fikirleri kabul etmiyor karşı bir çare olur diye reddediyordu.Sonunda Ebu Cehil söz aldı.Her kabileden bir kişi seçilip gece baskını yapıp Resulullah (s.a.v)’i şehit edeceklerdi.Haşimoğullarına kan bedeli ödeyerek bu işten kurtulacaklardı.Şeytan bu işi begendi ve bu delikanlı doğru söylüyor diye fikri onayladı.Böylece Resulullah(s.a.v) efendimizi şehit etmeye karar verdiler.Cebrail (a.s)durumuALLAH’ın izniyle Resulullah (s.a.v)’e bildirdi.Hicret için izin çıktı..Resulullah (s.a.v) efendimiz Hz. Ali (kv)’yi çagırdı.Bu gece kendi yatağında yatmasını sabah olunca emanetleri sahiplerine vermesini istedi.Halbuki Resulullah (s.a.v) efendimizi öldürmek isteyenlerin emanetleri Resulullah(s.a.v)’in yanındaydı.Öldürmeyi planlayanlar nerede onların emanetlerine sahip çıkıp emanetlerini kendilerine vermeye çalışan nerede? Aradaki ahlaki farkı görmek için bu hadise bize yeter de artar bile..İşte biz bu peygamberin ümmetiyiz..Halimize bakın söz veririz ama sözümüzde durmayız.Bize birşey emanet edilirse hıyanet edriz. Üzerine bir de ALLAH’ı şahit tutarak yemin ederiz.Çünkü ALLAH korkusu yok, Ahiret korkusu yok, Ahirette ALLAH’ın huzuruna çıkıp bütün insanlar içinde sorguya çekilip suçumuzu açıklayacagımızın rezil rüsvay olacagımızın korkusu yok.Dilimizle müslümanım Elhamdülillah dedik ya insanları kandırmak için bu bize yeter.Resulullah (s.a.v) efendimizin peygamberlik davasından vazgeçmesi için Ebu Talip’e gelip ne isterse yapalım,ne isterse verelim dediler. Ebu Talip Resulullah (s.a.v)’i çağırdı.Bu davadan vazgeçmesi gerektiğini yoksa kendisinin Resulullah (s.a.v)’i koruyamayacağını söyledi.Resulullah (s.a.v) ayağa kalktı ;”Ey amcam! ALLAH’a yemin ederim ki güneşi Sağ elime kameri(ay) sol elime koysalar ben bu davadan vazgeçmem.Bu davayı ben isteyerek almadım bunu bana ALLAH(c.c) verdi.”buyurarak aglayarak çıktı gitti.Şimdi Aziz ve Celil olan ALLAH’ın emrettiği ibadetleri yapmazsın, harak kıldığı her ne varsa onu yapmak için koşarsın, müslümansın değil mi?
Kardeş! Aziz veCelil olan ALLAH’ın ve Resulunun emir ve yasaklarında mutlaka emanete hıyanetin hiçbir şekilde caiz olmadığı, malların ve evlatların insanlar hakkında mihnet ve meşakkat olduğu ortadadır.ALLAH( c.c)’a yapılan hainlik başka, Resulullha (s.a.v)’e yapılan hainlik başka.Aziz ve Celil olan ALLAH Yusuf suresinin 52.ayetinde ;”ALLAH hainlerin hilesini başarılı kılmaz.”buyurur . Böylece hainliğin her türlüsünü yasakladı.Aziz ve Celil olan ALLAH ganimete yapılan hainliği kendine yapılan ihanet gibi saydı.Ganimetlerin taksimini ise Resulullah(s.a.v)’e ait saydı.Kim ganimetlere hainlik ederse Resulullah (s.a.v)E hainlik etmiş olur.İnsan bilerek ve isteyerek hainlik yapar.Kötülüğün kötülük, iyiliğin iyilik olduğunu bilir. Böylece hainlik edenler hainlikleri sebebiyle sevdiklerine ve istediklerine kavuşamazlar.Sounda hileleri kendi ayaklarına dolaşır.Resulullah (s.a.v);”Hıyanetten sakının çünkü çok kötü bir huydur.”buyurdu.Her ne surette olursa olsun hıyanet kötü bir huydur.Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın emanetine hıyanet eden,hidayetten mahrum olur.Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu;”Aziz ve Celil olan ALLAH kıyamet günü bütün insanları bir araya topladığı vakit her vefasız hainlerin eline bir sancak verilecek ve işte bu filan oğlu filanın vefasızlığı (hainliği)denilecektir.”(Müslim).Hainlerin eline bir sancak verilmesi mahşer halkının bunların kimler olduğunu bilsinler diye bir alamettir,bir nişandır.İnsanlar bunların hain olduğunu bu alametleri sebebiyle bilirler.Mahşer halkının içinde hainliğinle nasıl övünecek ,nasıl çalım satacaksın.Dünyada çalıyordun,vuruyor,kırıyor,korkutuyor,rüşvet veriyor ve akıllı adam,zeki adam diyorlardı sana . mahşerde de öyle yapacak mısın bakalım!..zavallı..
Aldatmak,hile yapmak niyetini gizleyip aksini göztermektir.Çünkü aldatmak gizlemek ve örtmek sözünde durmamakla olur.İslam dininde hırsızın elinin kesilmesi şarttır.Maide suresinin 37.ayetinde “erkek ve kadın hırsızların ellerini kasiverin ” buyuruyo.Aziz veCelil olan ALLAH çok şiddetli bir biçimde tehdit ediyor.Başkalarının malına el uzatma ,uzatırsan o eli keserim buyuruyor .ALLAH(c.c) insanların mallarını, hırsızın elinin kesilmesini de şart kılmak suretiyle koruyor.Devletin malını çalanlar düşünmeli degil mi? Bunları çalanlar nitelikli dolandıranlar zaten akıllı,zeki insanlar,bunlara kimse dokunamaz..Elektigini,suyunu çalanlar sanki bunlar hırsızlık değil ,hıyanet değilmiş gibi hareket ediyorlar.Hainler zeki oldu,akıllı oldu topluma böyle anlatıldı.Komşunun malını çalar,sınırını geçer,kapkaç yapar..aklına daha ne gelirse..toplum bu hale geldi duyarsızlaştı.
Kardeş! Hainlik çok kapsamlı bir kelimedir.Resulullah(s.a.v)” Aman ha hıyanetten sakının.”buyuruyor.(ibni ömer). Çünkü hainlik münafıklıktır.Emanete hıyanet eden kimsenin işi gücü fitne çıkarmak,bozgunculuk ve yeryüzüne fesadı yaymaktır.Aziz ve Celil olan ALLAH ahidlerini her seferinde bozanlardan bahsedince, onlara nasıl muamele yapılması gerektiğini bildiriyor.Bir kimsenin hıyanette bulunacağından veya ahdini bozacagından endişelenirseniz onlara ahidlerini kendine doğru bir biçimde anlat.Bunu kabul etmezse onlarla her türlü ilişkiyi kestiğini çok açık ve net bir biçimde kendisine bildir.Hainlik alametleri ortaya çıkınca O kimseyle görüşmek doğru olmaz.Sırf bir şekilde ilişkisini bitirdiğini kendisine bildir, çünkü ahidleri bozmak kafirlerin alametleridir.Hainlik eden ister akraba,ister komşu, isterse gayri müslim olsun, bunlar yeryüzünde gezen canlıların en fenası,en şerlileridir.Bu insanlar çok cimridirler,kendi malını,canını,ırzını diğer insanlardan çok üstün görürler.Bu münafık tabiatlı insanlar çok hile bilirler ve hilelerini devan ettirebilmek için insanlar kendilerine ve sözlerine güvensin itimat etsin diye çok temkinli olmaya çalışırlar.
Kardeş!Bu dünya geçicidir.Baki olan ahirettir.Bu dünyada haramlardan topladığımız mallarla nasıl övünürüz? Övündüğümüz zaman başkasının malıyla övünürüz.Görmez misin çiçeği açmış meyvesi yetişmiş olarak akşamlayan; fakat gülleri solmuş kurumuş olarak sabaha çıkan bahçeler çoktur.İşte sende bir bahçesin! Dünya için yarışı bırak da başına geleceklere bak! Ölmeden önce hainlikten uzak kal!Kimin hakkını aldıysan onunla hemen helalleş ve tövbe et! Kıyamet günü Arşı Azim tarafından, filan oğlu filan nerede diye münadi çağırdığı zaman ,sesi duyan hersesin dizleri tir tir titreyecek kimse cevap veremeyecek.
ALLAH’ım !Kalbimi Nifaktan,Amelimi Riyadan,Dilimi Yalandan,Gözlerimi Hıyanetten Temizle! Muhakkaki sen hain bakışların ve gögüslerin içindekini bilensin.
ALLAH’ım İhtiyarlamadan önce beni ihtayarlatan kadından,benim üzerime bela olan evlattan,benim üzerime fitne(imtihan) olan maldan sana sığınırım! ALLAH’ım Gözleri benim kusurlarımı gören,Kulakları benim kusurlarımı işiten,iyiliklerimi gördüğü zaman onu yok eden(görmemezlikten gelen) kötülüklerimi gördüğü zaman onu yayan (insanlara anlatan) kötü komşudan sana sığınırım.ALLAH’ım kötülüklerimi görürse onu insanlara anlatan ,eger iyiliklerimi görürse onu yok sayan (görmezlikten gelen )aldatıcı (münafık,hain)arkadaştan sana sığınırım!
ALLAH’ım Ümitlerimizi boşa çıkarma,iyi ameller ihsan eyle!Rızana ulaştıran yolda yürümeyi nasip et! Saçımızdan sürükleyerek cehenneme atma,bize cennete gitmeyi nasip et!
YARABBİ ! Sen bizi vermiş olduğun iman nurundan ayırma! Yarabbi sen bizi güzel amellere,güzel huylara muvaffak buyur! AMİN…
12.BÜYÜK GÜNAH
ZİNA
İnsanın yaratılışında pek çok gizlilikler bulunmaktadır.Resulullah (s.a.v) bir hadisi şerifinde :”Aziz ve Celil olan ALLAH Adem (a.s)’a suret verdiği zaman ,onu dilediği kadar terk etti.Bunun üzerine şeytan onun ne olduğunu görmek için etrafında dolaşmaya başladı.Onun içinin boş olduğunu görünce bildiki insan kendisine sahip olamayacak bir şekilde yaratılmıştır.(Müslim).”Yeryüzünün toprağından alınıp su ile yoğrulup kalıp haline getirildiği zaman kurumaya bırakılmıştır.Topragın içinde çeşitli madenler bulunmaktadır.İşte bu madenlerin en kıymetlisi Altındır.İnsanlar bu madenler gibi kısım kısımdır.Peygamber (s.a.v) efendilerimiz toprağın bu saf altın kısmından süzülerek yaratılmıştır.Aziz ve Celil olan ALLAH Peygamber efendilerimizi diger insanlardan ayırmıştır.Onlar günah işlemezler,masumdurlar.Ancak onlardan zelle yani küçük hatalar meydana gelmiştir.Aziz ve Celil olan ALLAH vahiy yolu ile onların bu küçük hatalarından dolayı kendilerini uyarmış ve düzeltmiştir.Nefis anasırı erbaanın Yani ” toprak, hava, su, ateş” in en son yükselen kısmından yaratılmıştır.
Aziz ve Celil olan ALLAH Adem (a.s)’da nefis diye birşey yaratmıştır.İnsanın yaratılışında mevcut olan bu nefis daima yaratılışı icabı kötülüğü emredir,fesat çıkarmak onun işleri arasındadır.Aziz ve Celil olan ALLAH ” Tin suresinde :”Biz insanı en güzel şekilde yarattıks onra onu aşşağıların aşşağısına attık.”buyurmuştur.Aziz ve Celil olan ALLAH,Ruha nefisle ilgilenmesini ona aşık olmasını ve ona bağlanmasını ilham etti.Takii birleşme gerçekleşsin bu düzen yerleşsin.Eğer ruh bu dünya hayatında nefsi emri altına alırsa kamil bir insan ve engüzel biçimdeki yaratılışını muhafaza eder.Yok eger şu dünya hayatında ruh nefsin emrine girerse aşağıların aşağısına düşer.Nefis insanı şehvete,kibre,hasede… teşvik eder.Nefis şehvete arzu duyar ve bütün uzuvları her zaman kendi hizmetinde kullanmak ister.İnsan kızdığı zaman kendisine hakim olamayacak ,şehvetinin önüne geçemeyecek,vesveseyi kendisinden uzaklaştıramayacaktır.Mutlaka ona doğru yolu gösterecek birine muhtaç olacaktır.Adem (a.s) yaratılırken Şeytan onun yanında dolaşıyordu.İnsanın nasıl bazulup kokuşacagını gördü ve biliyor.Buzdolabını yapan adam etin ve yemeklerin bozulmasının önüne geçmesi gibi..İşte şeytan insanı çabuk bozmak için nefisle işbirliği yapmasının gerekli olduğunu anladı.Aziz ve Celil olan ALLAH infitar suresinim 6.ayetinde :”Ey insan:İhsanı bol olan Rabbine karşı şeni aldatan nankörlük ettiren nedir? buyurdu.”
Şehvet ve gazap kuvvetlerinden herbiri nefsin meyvesidir.Ondan ileri gelmektedir.Bütün mahlukat şehvet,gazap ve hırs ile donatılmıştır.İnsanın ateşe baglı olan parçası kibirden ,hasedden kurtulamadığı gibi toprağa birleşik olan parçası da rezil sıfatlardan kurtulmamıştır.İşte bu rezil sıfatlardan biride ZİNA dır.
Kardeş! Aziz ve Celil olan ALLAH zinayı haram kılmış ,zinayı yapan kimselere bazı caydırıcı ceza verilmesini emretmiştir.Bu ceza ile temizliğini,insan şerefini ve insanın neslini korumayı temin edecek en kuvvetli bir adalet müeyyidesini yani kanun ve ahlaki emirlerin yerine getirilmesini emretmiştir.Zina nice aileleri mahveder nice namuslu kimseleri ebediyyen bir mahcubiyet altında bırakır.Nice şahısların soylarını şüpheli gösterir.Bu itibarla zina hadisesi herhangi bir düşmanlık neticesi olarak meydana gelen bir öldürme hadisesinden daha uğursuz daha kötü ve utanç veren bir cinayettir.Resulullah (s.a.v):” Zinanın en kötü şekli ,en büyüğü, kişinin kendi annesi,kendi kız kardeşi ,üvey annesi ve öteki mahremleriyle kendisine nikah düşmeyen kimselerle yaptığı zinadır.Nikanı yasak olan mahremlerinden biriyle zina yapanı öldürün.”buyuruyor.
Aziz ve Celil olan ALLAH İsra suresinin 32.ayetinde :”Zinaya yaklaşmayın.Çünkü o şüphesiz bir hayasızlıktır.Kötü bir yoldur.”buyuruyor.Harama götüren her yol haramdır.Bu çirkin işin kapısını açmaktır.Bu çirkefliğinde herhangi menfaati yoktur.İnsan zinanın kapısını açtığı zaman ondan kurtulamayacağını da bilir.İster istemez zinaya düşer.Zina bir hayasızlıktır.Bu alemin harap olmasına yol açar.Çünkü soy sop ,nesil karışır ve kaybolur.Zina eden kadının doğurduğu çocuk kimin oğludur veya kızıdır.Babası kimdir bilinmeyecektir.Bu sebeple kavgalar olur.Karşılıklı öldürme olayları olur.Zina kapısı açılıp yaygınlaştığı zaman içbir erkek kendisine sahip olamaz.kadın ister istesin isterse istemesin erkeklerin sarkıntılık etmesinden kurtulamayacaktır.Başkasının karısına, kızına ,halasına , teyzesine…tecavüz etmek suretıyle olacağından elbette tarifi onarılamayacak ölme ve öldürme olaylarına sebep olacagından her iki tarafı yakıp kavuran bir olay haline gelir.Bir kimsenin üç beş dakikalık şehvetine uyarak nice yuvaların yıkılıp harap olduğu her zaman görülen olaylardandır.
Kardeş!Aziz veCelil olan ALLAH Nur suresinin 32. ayetinde :”Zina eden erkekten zina eden kadınla her birine yüz değnek vurun.Eger ALLAH(c.c)’a ve ahiret gününe inanıyorsanız!ALLAH(c.c) ‘ın dinini tatbik hususunda onlara acımayın.Müminlerden bir grupta bunların cezasına şahit olsun!”buyuruyor.İyi bil ki zina da bekar erkek ve bekar kadına yüz değnek vurulması farz kılınmıştır.Evli olanlara (recm) taşlanarak öldürmeleri hükmünü getirmiştir.Müminleri acıyp cezadan vazgeçmelerinin mümkün olmadıgını (emretmiş) insanlar bunların nasıl kötü bir iş yaptığını görsünler diye verilen cezaya müminlerin şahit olmasını istemiştir.İnsanlar salih kişilerin yanında daha fazla ders alıp utanırlar.Ayrıca insanlar gördükleri haberlerin tesiri ve hayreti büyür,kendine sopa vurulan kimse müminlerin bulunmaları sebebiyle halinin iyice duyulacagından korkar ve zina işine teşebbüz etmeye yanaşmaz.
Aziz ve Celil olan ALLAH Furkan suresinin 68.ve 69. ayetlerinde :”Onlar ki ALLAH (c.c)’ın yanına başka bir ilah (katıp) tapmazlar.ALLAH( c.c)’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar.Zina etmezler.Kim bunlardan birini yaparsa cezaya çarpar.Kıyamet gününde azabı kat kat edilir ve onun içinde hor ve hakir olarak ebediyyen kalır.”buyuruyor.Müminlerden bazılarının vasıflarını bu aytele görüyruz.Müminler şirkten,adam öldürmekten ve zinadan uzak dururlar.Çünkü Aziz ve Celil olan ALLAH çirkin ve yakışık almayan işlerden tenzih etmiştir.Nasıl olurda mümin büyük günahlara yeltenerek ruhunu yaralar.Eger ruh yaralı olursa bedende yaralı olur.Şayte ruh bozuk bozuk olursa bedende bozuk olur.Bir insan hiç sakınmadan Aziz ve Celil olan ALLAH ’ın yasak ettiği işi yaparsa bu yaptığı işten iç ezikliği duyup utanmaz ise o kimse şerli ve itaatsiz bir kimsedir.Onun günahlara ısrar etmesi ve itaatsizliği, başını islam bağından sıyırmaya ve kendisini ALLAH(c.c)’ın düşmanlarının dairesine sokmaya kadar gider.
Resulullah (s.a.v) :”Bir kul zina ettiği zaman iman ondan ayrılır ve bulut gibi başının üstünde durur.”buyurdu.(Tirmizi)Müminin yaşaması ile kafirin yaşaması arasındaki fark ortadadır.Müslüman müslüman gibi yer,içer ,müslüman gibi bakar ,müslüman gibi düşünür,müslüman gibi hareket eder.Kafir ise kafir gibi yer içer ,bakar,düşünür,hareket eder.İbni Mesud (r.a):”Ey Allahın Resulu hangi günah daha büyüktür.?-Seni yarattığı halde ALLAH(c.c)’a eş koşmaktır.-Daha sonra deyince -seninle yemek yerde (rızkım daralır) korkusuyla çocuğunu öldürmendir.buyurdu.Ben Ya Resulullah(s.a.v)daha sonra hangisi deyince komşunun karısıyla zina etmendir.”buyurdu.Diğer bir hadisi şerifte :”Zina yapan kimse zina yaptığı zaman mümin degildir.Hırsızlık yapan da mümin olarak hırsızlık yapmaz.İçki içende mümin olduğu halde içki içmez .”buyurdu.(Buhara-Müslim)
Kardeş!Kadınlar erkekler için bir imtihan vesilesidir.Resulullah (s.a.v)’in emri ve vasiyeti kadınlara bakmayıp gözleri kapamaktır.Tesadüfen gördüğü kadına ikinci kez bakmaz,başını çevirir.Daha sonraki bakışları şeytanın zehirli oklarıdır,günah ve vebaldir.Yabancı kadınlara bakmak kalbe şehveti büyültür.Bunun zararı bir erkeğe yeter de artar.Erkekler şehveti artırır korkusuyla kadının kalktığı yere soğumadıkça oturmaz.Günümüzde kadınlar erkekleşti kadınların yapamayacağı işleri yapıyorlar.Çeşitli parfüm sürer ,erkeklerle tokalaşıp öpüşür,şakalaşır,hrıstiyanların yaptığı bütün rezillikleri yaparlar ama kalbimiz temiz der ondan sonra. Resulullah (s.a.v):”Kendisine helal olmayan bir kadınla şakalaşan,konuştuğu bir kelime için cehennemde bin sene hapsedilir.”buyurdu.Yine buyurdu ki:”Yabancı kadınla şakalaşan şeytanla beraber zincire vurulur sonra ateşe atılması emrolunur .” Kadınlar altı ve içi görünecek ince elbiseleri giyip saçlarını yaptırıp sokağa çıkıyor.Bazı kadınlar erkek gibi elbise giyiyor.Soakalar kadınların çirkin görüntüleriyle dolup taşıyor.Yataga giremeyecegi şekilde bikini,mayo gibi çırılçıplak denizlerde kumsallarda erkek kadın karışık dolaşıyor.ALLAH korusun nasıl bir vehamet,vahşet.Hz.Davud (a.s) inen zeburda rivayete göre :”Zina yapan kimseler cehennemde uzuvlarından asılarak dövülürler,kırbaçlanırlar.Bu esnada feryat edip bağırırlar.Cehennemdeki bekçiler şöyle der:”hiç utanıp sıkılmadan ALLAH’ı düşünmeden güle oynaya bu suçu işlediğiniz zaman böyle bagırıp çagırmıyordun.”der.Rivayet edilen bir hadisi şerifte Resulullah(s.a.v):”Kim zina eder veya içki içerse Aziz ve Celil olan ALLAH onun imanını bir insanın kendi gömlegini başından çıkardığı gibi çıkarır alır .”buyurdu.Bu işi yapanların karşısında Aziz ve Celil olan ALLAH düşman olarak durur.Aziz ve Celil olan ALLAH “ın düşmanlığını kazana kimsenin halini düşün.Onu rezil ve rüsvay ettikten sonra nimetlerini ondan keser.Nitekim zina suçunu işleyenlerin fakirlikten kurtulamadıklarını görürsünAkıllı bir insan yaratanın gördüğünü bile bile zina fiiline yaklaşmaz.Eger insan zina esnasında Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın kendisini gördünü hatırlasa derhal bu işten vazgeçmesi gerekir.Demekki zina esnasında zina eden müminde Allah ınkendisini gördüğünü düşünmesine mani bir örtü meydana geliyor.
Kardeş!Resulullah(s.a.v) :”Kadınların yanına girmekten şiddetle sakının .”buyuruyor.(buhari)Şeytan elçilerini dünyanın dört bir yanına gönderir.Hanginiz bir müslümanı aldatırsa ona tacımı giydirecegim der.Hangi şeytanın aldatması daha büyükse şeytana daha yakın olur.Görev dönüşü herkes yaptıklarını anlatır.Kimi kardeşi kardeşe düşürdügünü ,kimi karısını kocasından boşattığını anlatır.Fakat şeytan hiç biri ile ilgilenmez.En son gelen şeytan ise zina yaptırmadan yakalarını bırakmadım der.Şeytan en büyük işi sen yapmışsın der eve ona iltifat eder ve kendine yaklaştırır.Resulullah (s.a.v) Hakimin rivayet ettiği bir hadisi şerifte :”İman bir nevi elbisedir.Yüce ALLAH onu dilediği kimseye giydirir.Kul zina yaptığı zaman Yüce ALLAH ondan iman elbisesini alır ve ancak tövbe eder ( bir daha o işi yapmazsa) geri verir.
Aziz ve Celil olan ALLAH komşunun ailesi ile yapılan zinayı kendisine şirk koşmakla birlikte zikrediyor.Bu dikkat edilmei gereken bir husustur.Buharide geçen bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.v) :”Cebrail ve mikail (a.s) ile yolumuza devam ettik.İçi geniş agzı çok dar olan içinde sesler ve gürültüler duyulan tandır gibi birşey gördük,içerisine baktık.Çıplak kadın ve erkek bir arada bulınıyor ve aşağıdan alevler geldikçe feryat ediyorlardı .Bunların kimler olduklarını sordum.Cebrail (a.s) onlar dünyada zina eden erkekler ve kadınlardır,kıyamete kadar cezaları böyle devam edecek dedi.”İmamı Ahmedin rivayet ettiği bir hadisi şerifte :”Resulullah (s.a.v) bir insanın helali olmayan bir kadının rahmine bıraktığı meni damlası küfürden sonra en büyük günahtır.”buyurdu.Nur suresinin 24.ayetinde Aziz ve Celil olan ALLAH :”O gün kendi dilleri ,kendi elleri ,kendi ayakları onların neler yaptıklarına aleyhlerine şahitlik edecektir.”buyurdu.İnsanların yaptığı amellerini ,kendi organları haber vermeye başlar,yazıcı melekler de ben duydum,ben yazdım diyeceklerdir.
Kardeş!Bu yazıcı meleklerle ilgili benim aklıma şöyle bir şey geldi ;Resulullah (s.a.v) zamanında yazı ve kalem vardı.Soldaki melek günahları sağdaki melek sevapları deftere yazar derlerdi.Bindörtyüz sene evvel yaşayan bu insanlara günümüzdeki kameralar ,mikrofonlar ,mobeseler anlatırse tereddüte düşer belki inanmakta güçlük çekerlerdi.Bundan Bin sene evvel insanlar uçakları ,otobüsleri görseler ne yaparlardı bilinmez.Günümüzde teknoloji öyle ilerlediki insanın her türlü hareketini aldığı nefesi bile kontrol edcek. haber verecek bir hale geldi. Acaba Aziz ve celil olan ALLAH ın yarattığı bu meleklerin kullandığı (teknoloji) kamera sistemleri nasıl birşeydir.Biz aciz insanların yaptığı bu mükemmel aletlerden milyonlarca kat daha ileri olduğunu düşünüyorum ve inanıyorum.Bu melekler bizim hareketlerimizi bu mükemmel cihazlarla görüntülüyorlar.Bu cihazlar kalem suretinde olacagı gibi defter suretinde olabilir veya görüntü hartdisklere kayıt edildiği için böyle bir isim almış olabilir.Siz ne dersiniz?Sizlerde böyle mi düşünüyorsunuz?Yarın mahşer yerine vardığımız zaman bütün insanların önünde bu kameralardan gösterileck ve dizi seyreder gibi insanlar bizim dünyada yaptıklarımnızı seyredecekler. aman Allahım bu nasıl bir durum. Dünyada büyük günahları yaparken köşe bucak kaçıp kimsenin görmesini istemiyorduk.Şimdi bütün mahlukat yaptıklarımızı görecek.Allahım bizleri nefislerimizin şerrinden koru.
Aziz ve Celil olan ALLAH kullarından merhametini esirgememiş ve merhameti icabı zinayı haram kılarak müminlere zinanın en fena bir yol olduğunu açıklayarak zina kapısını kapatmıştır.Eger zina kapıları açık olursa erkeklerle kadınlar diledikleri gibi diledikleriyle beraber olurlar ,hayvanlar gibi yaşarlardı.Aile kurumu denen bir kurum kalmazdı.Aile kurumu zina sebebiyle yok olur,dünyanın nizamı bozulurdu.İşte bu hakikati düşünmeyen,her arzusunu dilediği yerde kendini tatmin etmek isteyen bazı kimseler erkek ve kadının köpek sürüsü gibi istediği yerlerde birarada gezmesini isterler.Kadın erkek neden görüşmesin? kadınlarda hürdür diyerek bagırmaktan çekinmezler.Türkiyede sinemalar,tv ‘ler bu çirkefliğin öncüleri olmuşlardır.Müslümanların çocuklarını yaldızlı kelimelerle yoldan çıkarıp bataklıga sürüklenmişler.Nice genç kızlar sinemalarda oyuncu olmak için evlerini terk etmişler bataklığa sürüklenmişlerdir. 1983 yılında Antalyada kurs görülen biryerde televizyon izliyorduk.Şimdi adına hayat kadını diyorlar.Eskiden genel evi kadın derlerdi . Bu kadının şöyle söylediğini duymuştuk. İhtiyar ve çirkin olan kadınlar genel evlerde çalıştırılırlar. Genç ve normal olan kadınlar Rendevu evlerinde çalıştırılırlar. Genç ve güzel olan kadınlar sinemalarda oyuncu ,yıldız adı altında çalıştırılırlar.Hepimizin yaptığı fahişeliktir.Ancak isimlerimiz degişiktir,demişti.İslam dini fahişeliği aklın ve şeriatın çirkin gördüğü ve günahların en büyüklerinden olduğunu bildirdi.
Resulullah (s.a.v)şöyle buyurdu:”Ey müminler zinadan sakının!Üçü dünyada üçü ahirette olmak üzere zinanın altı çeşit zararı vardır.Dünyadaki zararları: 1 arı ve namusu yok eder, 2:ömrü kısaltır 3:daimi fakirlik getirir. Ahirette olan zararları; 1:Allahın gazabını getirir 2: çetin bir hesaba tabi tutulur. 3:cehennem azabını getirir.
Eanam suresi 120.ayetinde Aziz veCelil olan ALLAH :”Günahın açığa çıkanında gizli kalanıda bırakın.”buyuruyor.Hemen tevbe edip bu günahlarımızdan vazgeçmemiz lazımdır.Günahlardan tevbe etmek her şahsa farzdır.Günaha öyle bir tevbe etmeliki bir daha o günaha dönmemeli,nasuh tevbesi yapmalıdır.Sana nasuh tevbesini bir misalle anlatayım.Nasuh isminde köse bir adam varmış.Kadınlar gibi saçını uzatmış,kadın elbisesi giyip bir hamam yaptırmış.Yaptırdığı hamamda kadınları keseliyor ve masaj yapıyormuş.Yıllar böyle devam etmiş.Bu hamam sahibi çok meşhur olmuş.Birgün padişahın kızı gelin olacagı zaman bu hamama yıkanmak için gelmiş.Tabiki yanında sarayın genç kızları,hanımları varmış.Hamamda padişahın kızının yüzüğü düşmüş.Aramışlar bulamamışlar.Kapıları kapattırıp herkesi soyarak aramaya başlamışlar.Nasuh ayıbının erkek oldugunun ortaya çıkacagını ve kellesinin gidecegini düşünerek Allah(c.c)’a yalvarmaya başlamış.Bir daha böyle birşey yapmayacagına öyle bir tevbe etmiş ki gözyaşları sel olmuş.Sen olsan ne yapardın?Nihayet arama sırası nasuha gelmeden yüzük bulunmuş,kapılar açılmış.Bir daha nasuhu ne gören olmuş nede tanıyan.Nasuh çıkıp gitmiş.İşte bundan dolayı nasuh tevbesi diye anılır olmuş.İşte böyle tevbe et.Kürsü dibinde ( camide ) aglar,çengi görünce oynar KABİLİNDEKİ TEVBE OLMAZ.
Ey alemlerin Rabbi olan Allahım!Hidayet yolunda yürüyenlerin başarısını bizlere ver.Sana yakın olanların amellerini bize ihsan et.Tevbe edenlere vermişolduğun nasihatlerden bizleride faydalandır.Bizleride sabredenlerin güçleriyle güçlendir.Huşu ehlinin sevgisiyle bizleride süsle.Bizi sana yönelip ragbet edenlerden kıl ki senden korkalım.Ey Alemlerin Rabbi sana isyan etmekten bzi koruyacak bir korkuyu bize lütfet ki rızanı kazanacak ameller yapalım senden korkumuzdan tevbe ederek senin emrinden gidelim.Sana olan utancımızdan nasihatimizde samimi olalım.Sana karşı beslediğimiz güzel zanlarla her işmizde sana güvenelim. .Ey nuru yaratan Allahm!Göz açıp kapayıncaya kadar beni kendi nefsime bırakma.Affını ve magfiretini umuyoruz biz günahkar kullarını bağışla!
AMİN…
13. ONÜÇÜNCÜ BÜYÜK GÜNAH
LİVATA (EŞCİSELLİK )
Kardeş: Aziz ve Celil olan ALLAH , Erkek ve Kadınların iffetli olmalarını emretmiş, Nikah bağı ile haram olan Kadın ve Erkeği birbirine helal kılmıştır. Şüphesiz ALLAH’a itaat eden, ALLAH’ın emirlerini yerine getiren çocuklarımızın dünyaya gelmesini arzu ederiz. Bu tertemiz çocukların şehvetleri uğruna Fuhuşa bulaşmadan yaşamalarını isteriz. Günümüzde fuhuş o kadar yayıldıki erkekleri erkeklerle evlenmeleri için kanun çıkaran ülkeler var. Bu fiile çeşitli isimler veriliyor. İSLAM dininde bu çirkin fiile LİVATA deniyor. Halk arasında homaseksüel, gay, eşcinsel… gibi sözlerde kullanılmaktadır. İnsanlarınmüptela oldukları bu kötü alışkanlıktan vaz geçmeleri ekseriya çok zor olduğundan , nefsin arzusundan kurtulmak için tevbe edip mücadele etmelidir.
LİVATA erkeğin veya kadının DÜBÜRÜN den cinsi yakınlıkta bulunulmasıdır. Yani erkeğin erkekle veya erkeğin kadının dübüründen ilişkiye girmesidir.
Aziz ve Celil olan ALLAH hud suresinin 82, 83. ayetlerinde: Azap emrimiz geldi. Orasının altını üstüne getirdik, üzerine arka arkya çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık. O taşlar rabbin katında damgalanmış taşlar. O taşlar zalimlerden uzak değildi. Lut a.s. kavminin yaptığı bu çirkin işi daha önce hiç bir kavim yapmamıştı. LUT a.s. kavminin yaptığı bu çirkin işi yadırgıyor, bu çirkin işi sizden önce hiç kimse yapmadı diye kavmini kınıyordu. Kavmi ise bu din ile ilgili değil biz şehvetimizi gideriyoruz diyorlardı. Bu hayasızlık açıkça heryerde yapılıyor, toplantı yerlerinde bile birbirleriyle ilişkiye giriyorlardı. Kendi oğullarına tecavüz ediyorlar, yanlarında gezdirdik leri kendi oğullarına tecavüz edenlere ses çıkarmıyor normal karşılıyorlardı. Bu çirkin fiil hem aklen hem dinen hemde insanın yaratılışı itibari ile harmdır çirkindir. Bütün şeriatlarda Yahudi inancında, hırıstiyan inancında ,müslümanların inancında ebediyyen haramdır. Livatayı helal gören kimse kafir olur. İnsanın kendi eşine normalin dışında yaklaşması da livata sayılır. Tirmizide rivayet edilen bir hadsi şerifte ” Adet halinde olan bir kadınla münasebette bulunan, Karısına makat tarafından ilişkiye giren ve kahinlere giden kimse MUHAMMEDE a.s. indirilmiş olan islamı inkar etmiş, kafir olmuştur.” buyurur. Livata yapanlar din, iman, ahlak tanımaz, utanıp sıkılmazlar. Aklın kabul etmediği livata gibi bir günah işlemeyi kendilerine adet edinmiş bir takım rezil kimseler ar ’ı namusu büsbütün terkederek açıktan bu fuhşiyatı işlerler ve pervasız bir şekilde eceli gelen bir kimsenin, kan gözünü bürüdüğü zaman ne yaptığını bilmediği gibi bunlarda kudurmuş köpekler gibi açıkça bağırmaktan çekinmiyor hak iddia ediyorlar.
ARDEŞ: Resulallah s.a.v. “sizin için en çok korktuğum şey lut kavminin kötü amelidir”. buyurarak bu işi yapanlara Allah lanet etsin diye üç kerre tekrarlamıştır. ( hakim ) İbni macenin rivayet ettiği diğer bir hadisi şerifte” Her kimki LUT a.s. kavminin işini ( livatayı) yaparken görürse yapanı da yaptıranı da öldürün” buyurmuştur.
Şuara suresinin 165.166. ayetlerinde” Aziz ve Celil olan ALLAH “ siz rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da insanların içinden erkekleremi gidiyorsunuz ?. hayır sizler (helalı bırakıp harama ) tecavüz eden bir milletsiniz. buyuruyor. Buradaki (min ezvacikum) daki min harfi cerrinin yaratılanı beyan etmek üzere gelmiş olan beyaniyye olması muhtemel olduğu gibi Teb ‘iz için olmasıda mümkündür. Yaratılan şey ile kadıların yaklaşılması helal olan uzvu kastedilir. Bu ayete göre sanki onlar kadınlarıyla dübürlerinden ilişkiye giriyorlardı.
Günümüzde livata öyle yayıldı ki Hırıstiyan ülkelerde özgürlük adı altında erkek erkekle resmen evlenebilir diye kanun yaptılar. Genç kızlar, bazı kadınlar erkekleri ellerinden kaçırmamak için,kızlık zarı bozulmasın diye dübüründen ilişkiye giriyorlarmış . bu çirkef fiil kadınları sokağa düşürüyor ve intihara zorluyor. İslam fıkıhında karısının arkasından dübüründen ilişkiye giren bir erkek, kadın çişini tutamazsa katil gibi olur ve kadına kan bedeli öder. Yani kadını dübüründen kullanan koca o kadını öldürmüş hükmünde olur.
İbni abbas r.a. “Livata yapan kimse tevbe etmeden öldüğü zaman kabrinde domuz suretine döndürülür.” buyurur. HZ Ali k.v. efendimiz buyurduki “kendi isteği ile livata yapılmasına izin veren kimseye ALLAH C.C. tarafından kırk kadın şehvetti verilir. Kıyamete kadar da mezarında melun bir şeytan olur”. Tirmizinin rivayet ettiği hadisi şerifte Resulallah s.a.v. ” bir erkek yahut bir kadınla normal olmayan yoldan birleşen kimseye ALLAH rahmet nazarıyla bakmaz ” buyurdu.
KARDEŞ: Livata yapanların şerefsizliklere ve edepsizliklere yönelmelerini önleyecek islam kanunlarının yürürlükte olmaması rezil ve rüsvay bir işe cüret edenlerin artmasına hatta bir birleriyle evlenmesine , hak idda ediyorum diye bağırmalarına sebep olmaktadır. İslam dininde yapanda yaptıranda derhal öldürülür. H.Z. Ali kerremallahu veçhe efendimize bu hadise sorulduğu zaman ” bu hadise lut kavminin işlediği bir fiildir böyle adamların ateşte yakılmasını uygun görüyorum diye fetva vermiştir. Böyle insanların yaşamalarıından yok olup gitmeleri daha iyidir. Çünkü lut a.s. kavminden ümidini kesince ALLAH ‘ ın yardımını istemiş ” Yarabbi o fesatçılar guruhuna karşı bana yardım et diye dua etmiştir. LUT a.s. kavminin feat içinde olduklarını ve onların bu hal üzere kalmaları durumunda Allah ’a ibadet edecek salih bir neslin gelmeyeceğini bu çirkin işin sonunda bir menfaat olmayacağını anlamıştı. Lut kavmi böylece helakolmuştur. İçimizdeki bu beyinsizlerin yüzünden Aziz ve Celil olan ALLAH bizide helak edebilir. çünkü bizler bunlara engel olamıyoruz. Anlatılması savunulması zor olan iki olay vardır. BİRİNCİSİ: bir erkeğin diğer bir erkeğin altına yatmasını nasıl izah edersiniz. İKİNCİSİ: bir insanın kazancını,alın terini nasıl çalarsınız. Eminiki bunu da izah edemezsiniz.
KARDEŞ: kendimize gelelim. mü’min mü’minin kardeşidir. Birbirlerini incitmezler gidelim diyelimki senin bende şu hakkın var helalet deyip helalleşelim. Kul hakkını ALLAH affetmez ancak kul hakkını helal ederse o zaman kurtulur. Allah c.c. eksiklerini tamamlar . İnsan bütün günahlarına tevbe etmeli. Cahillik edip geçmişte işlediği bütün hataların affını dilemeli . Ömrünün geride kalan günlerinde kendisini koruması için ALLAH’a dua etmelidir.
Şu dua ile bu dersi bitirelim: “Rabbımız, nurumuzu tamamla; bizi bağışla.. sen herşeye kadirsin.
14.BÜYÜK GÜNAH
İÇKİ İÇMEK
Kardeş!Kulağını bir an için benden yana tut ki yapacağın amellerin sonunun nereye varacagını söyliyeyim!Seni o kötü amellerden iyi amellere doğru götürmeye çalışayım!Aziz ve Celil olan ALLAH bize nimetler verdi,islam hidayetini nasib eyledi,Muhammed(s.a.v) ümmetinden yaptı.Peygamber (a.s)alemlere rahmettir.Aziz ve Celil olan ALLAH onları göndererek bizim gibi aklı noksan ,görüşü kısa olanları şeriatından haberdar etti.Haramları,Helalleri şeriatın dili ile bize ulaştırdı.Haramların zararlarını,helallerin faidelerini akıl ile bilmemize imkan yoktur.Şeriatı getiren peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) i bilmeden hiç kimse doğru yolu bulamaz.Akıl ile hiçbir yere varılamaz.Gerçi akıl hisden çok ileridir.Akıl ile bilinen his ile bilinmez.Nübüvvet akıldan ileridir.nübüvvetle bilinen akıl ile bilinmez.Aziz ve Celil olan ALLAH Maide suresinin 92.ayetinde :”Allah ve Resulune itaat edin ve sakının!Eger yüz çevirirseniz bilin ki Peygamberimiz(s.a.v)’e düşen ancak apacık bir tebliğdir.”buyuruyor.Haramdan kaçmak ancak nefse karşı gelmek le olur.Şeriatın emirlerindeki tebliğlerden asıl maksat nefsi kahretmektir.Hadisi Şerifte ;”Nefsine düşman ol zira o bana düşmanlığa sapmıştır.”buyurdu.Nefisle cihad etmek Aziz ve Celil olan ALLAH ‘a ulaştıran yolların en yakınıdır.İlk önce insanın yediğine ve içtiğine dikkat etmesi lazımdır.Yiyecek ve içeceklerin çeşitleri pek çoktur. Aziz ve Celil olan ALLAH sayısız nimetleri yaratmakta ve hayret edecek derecede, aklın almayacagı kadar sırların ve birbirlerini takip eden bilmediğimiz, sonsuz sebepler vardır.Gördüğümüz bu yiyecek ve içeceklerin hepsi bir yerde bulunmaz.Bunların meydana gelmeleri için özel özel şartların olması gerekir.Mesela bunların başında şarap gibi alkollü içecekler gelir.
Kardeş!İslamın ilk yıllarında cahiliyet devrinden kalma alışkanlıklardan biride içkidir.Önceleri mübahtı,sonradan haram kılındı.Hiçbir Nebi şarap içmemiştir.Bu alışkanlık henüz unutulmamış,bazı müslümanlar içmeye devam etmiştir.Alkollü içkileri içmeye devam eden insan ağzına içkiyi koyduğu zaman Aziz ve Celil olan ALLAH’ın kendisine verdiği dudaklarına,dişlerine,diline,boğazına… karşı nankörlük etmiş olur.
Aziz ve Celil olan ALLAH Maide suresinin 90.ayetinde :”Ey iman edenler!İçki,Kumar (tapınmaya mahsus )dikilitaşlar,fal okları ancak şeytanın amelinden birer pisliktir.Onun için bundan kaçın ki kurtuluşa eresiniz!”buyurur.Nefse hoş gelen şeylerden biriside içki ve kumardır.İçki ve kumarın haram olduğu açıkça anlatılmış ve şiddetle müslümanlar bundan sakındırılmıştır.İçki aklı yok ettiği ,sarıp sarmaladığı ,gizlediği için haram adını almıştır.İnsanlar içkiyi topluluk halinde içer .Maksatları ise arkadaşları ile eglenmek ve onlarla sohbet edip konuşarak neşelenmektir.İnsanların bu bereberliklerinden gayeleri dostluk ve arkadaşlıkları kuvvetlendirmektir.Çoğu zaman bu durum tersine döner.Zira içki aklı alır,akıl gitiği zaman ise aklın hiçbir direnmesi kalmaz.Şehvet,gazap,öfke insanın hakimiyetini alır.O zaman dostlar arasında dövüş başlar.Çirkin sözler söyleyerek sonu katilliğe varıp dayanır.Bu şiddetli düşmanlık kin doğurur.Şeytan insanlara bunun eglence oldugunu ,sevgi bağlarının kuvvetlenecegini teşvik eder ve güzel gösterir.Durum ahirette tersine döner ve orada düşmanlık ve kinin en şiddetlisi meydana gelir.Şimdi kendimize gelip şöyle bir düşünelim:”Aziz ve Celil olan ALLAH yerin,semaların yaratıcısıdır.Sübhan ALLAH semaları,yıldızları yaratmak suretiyle süslediği gibi yeryüzünü,insanları yaratmak suretiyle süslemiştir.Akıllı olan bir adam şeytanın pisliği ile oynar mı?Şeytanın amelini yapar mı?Çünkü şeytan necasettir.,işleirde necasettir.İnsan şeyteandan nefret ettiği gibi şeytanın işlerinden de nefret eder.Çünkü şeytan her kötülüğün çıkış noktasıdır.Sad suresi 76.ayetinde :” Ben (insandan) Ademden hayırlıyım.”manasındaki sözü kendisindeki hayır maddelerini kesip atmış ve sırf şer olduğuna delalet etmiştir.Büyüklük ve üstünlük tasladığı için ameli boşa gitmiş,sevaplardan da mahrum olmuştur.
Kardeş!Biz yine asıl konumuza dönelim!Resullulah (s.a.v)Hakimin rivayet ettiği hadisi şerifte :”İçkiden sakının çünkü kötülüklerin anasıdır.”Buyurmuştur.İçkiden sakınmayan kimse ALLAH ve onun resulune (s.a.v)’e karşı gelmiş olur. ibni Ömerin rivayet ettiği bir hadisi şerifte Resulullah (s.a.v)şöyle buyurmuştur:”Sarhoşluk veren herşey haramdır,içkidir.Bütün içkiler haramdır.Bu dünyada içki içen ve tevbe etmeden ölen içkiye devam ederek ölen kimse ahirette onu içemeyecektir.”(müslim) İbni Abbas (r.a)şöyle demiştir:”İçki haram kılındığı zaman sahabiler biribirlerine içkinin haram kılındıgını ve küfürle aynı derecede tutuludugunu haber verdiler.”İmamı Ahmed:”İçkiye devam eden kimseler putatapanlar gibidir.”Hadisi şerifinin içki mübtelası kimselerin putperestler kadar kötü olduklarını söylemiştir.
Hakimin sahih diye kayıtladıgı haddsi şerifte Resulullah (s.a.v)”Ana babaya asi olan ve içki ye devam ederek ölen kimseler cennete giremez.Aziz ve Celil olan ALLAH cenneti üç kimseye yasak etti .Bunlar içkici,ana babaya asi olan ve aile fertlerinden birini fuhus yapmasına göz yuman deyyus kimselerdir.”buyurdu. Haram olarak ifade edilen içki ve sarhoşluk veren bütün maddeler ister sıvı olsun ister katı maddeler olsun fark etmez.Buharide geçen bir hadisi şerife göre Resulullah (s.a.v):”Hırsızlık yapan kimse hırsızlık yaparken mümin degildir.Zina yapan kimse mümin olarak zina yapmaz.İçki içen kimseler de imanlı olarak içki içemez.”buyurdu.Hakimin rivayet ettiği hadisi şerifte ise :”Bir kimsenin kendi gömlegini başından çıkardığı gibi sübhan olan ALLAH (c.c)’da zina yapan ve içki içen kimseden imanı alır :”buyurdu.İçkiyi daima içen kimse ne ile karşılaştığını bilmiyor.Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın mahşer yerinde fermanı ile dişler titrer,gözler belerir,renkten renge girer.Getirin benim düşmanlarımı dediği zaman Cebrail (a.s)Yarabbi senin düşmanların kim,kimi getirelim diye sorar?Sübhan ALAH hani o sokaklarda sarhoş olup yürüyenler ve tevbe etmeden ölenler ,ben şeriatın dili ile bunlar haramdır yaklaşmayın dediğim zaman benim emrimi dinlemeyenler onları toplayıp getirin.”buyuracak.Resulullah(s.a.v)şarap içen ,puta tapan gibidir.”buyurur.Hadisi şerifi içkiye devam eden kimse öldüğü zaman (lat ,hubel menat uzza) putlarına tapmış kimseler gibi ölecegini haber vermektedir.ALLAH (c.c) cümlemizi bu kötü akıbetten korusun..
Kardeş! İçki ,kumar,putlar şeytanın ameli olunca şeytan boş durur mu?Arkadaşlarına neler ögretir,ne işker yaptırır.İnsana sabaha kadar neler yapması gerektiğini en ince teferruatına kadar ,nasıl kandırılır,nasıl dolandırılır,nasıl öldürülür,nasıl hile yapılır ögretir.Akşama kadar namazdan nasıl uzak tutar ,ALLAH(c.c)’ın zikrinden nasıl alıkor,men eder hiç düşündün mü?Eger bu saydıklarım devede kulak bile degildir.Bunlara üzüldüysen bunları derhal terket. Şeytan kendi amelini güzel görür sanada amelini güzel göstermek ister.Şeytan şöyle diyor:”Ben sana vaad ettim ama vaadimde yalancı idim.ALLAH (c.c)’da vaad etti ama vaadinden dönmez.Benim suçum nedir ki ben söyledim, siz peşimden gelmeseydiniz.Beni suçlayıp durmayın, hem beni siz görmüyordunuz bile.”diyecektir. :Nisa suresi 120.ayeti.(Şeytan) vaad der ,olmayacak ümitlere kaptırır.şeytanın onlara vaadi ancak kandırmacadır.”Şeytanın sözüne aldanmayın,bütün işlerimizi yaratan ALLAH(c.c)’a itaat edip Resulullah (s.a.v)’e itaat edin!Şeytanın semtine uğramayın!İçki içenleri Aziz ve Celil olan ALLAH tehdid ediyor.”Eger ayetlerimden yüz çevirirseniz size tebliğ yapıldı.Resulullah (s.a.v) tebliğ borcundan kurtuldu.Zira Resulullah (s.a.v) üzerine borç olan tebliği eda etti.Şimdi siz işlediginiz bu günahdan dolayı kimseye bir diyeceğiniz kalmadı.Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın ve Resulunun emrine itaat vaciptir.İbni Abbas (r.a) Resulullah (s.a.v) şöyle rivayet ediyor:”Cebrail bana geldi Ya Muhammed(s.a.v) ALLAHU TEALA İçkiyi,onu sıkanı ,sıktıranı,satanı,alanı,içeni,parasını yiyeni,taşıyanı,ısmarlayanı,dağıtanı ve dağıttırana da lanet etmiştir.”buyurdu.İçki içen kimse lanetlenmiş ise hastalandığı zaman lanetlenmiş olan kimseyi nasıl ziyaret edersin,nasıl yanına gidip selam verirsin,nasıl cenazelerini yıkar,cenaze namazlarını kılar,defnedersin?İçki ile tedavi olunmaz.Ümmü Seleme validemiz şöyle rivayet ediyor:”Kızım hastalanmıştı onun için bir kabın içine içki koydum kaynatıyordum,Resulullah (s.av) içeri girdi ve bu nedir Ya Ümmü Seleme buyurdu?Bende kzımı bununla tedavi edeceğim dedim.Cenabı Hak Ümmetimin şifasını onları haram kıldığı maddelerden kaldırdı.”buyurdu.Günümüzde bazı doktor geçinen adamlar hastalarına bira ,rakı,şarap ..gibi içki içrelerse şifa bulacakları yalanı ile kandırıyor.Çünkü şeytan gibi hilelerle müslümanı yldan çıkarmak istiyorlar.Delikanlının biri şunları söylemişti:”Benim bir hastalığım vardı.Doktora gittimde bir kadeh içki içmemi ve bununla iyileşecegimi söyledi.Bende tedavi olurum zannederek akşamları içki içerdim.Birgün rüyamda anlatamayacağım bir hadiseyle krşılaştım,hastalığımda gün geçtikçe artıyordu,hemen tevbe ettim ve bir daha o içkiyi içmedim,hem hastalıktan kurtuldum,hemde ibadetlerime başladım.”Bu delikanlının sözü şu oldu.”Ölmeden tevbe edin!Yoksa akıbet çok kötü olur.İnsan nefsinin isteklerine esir olurda onun istek ve arzularına aldanır ise bu durumu ile insan;kölesi olur ve melun şeytana itaatinde emir altında kalır.İnsan kalbini dinledigi zaman şeytanın vesvesesini anlayabilir.Çünkü Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın her mümin kulun kalbinde bir vaizi,nasihat edicisi vardır.Şeytan bir fitne ve bir beladır.Aziz ve Celil olan ALLAH onu kullarına imtihan için musalat etti.Şeytanı insanların gözlerinden sakladı ve insanları şeytanın durmunu bilmesine imkan vermedi.Şeytanı da insanların durumlarını hallerini görür eyledi.İnsanların kan damarında dolaşabilecek şekilde yarattı.Nefisle birlik olan şeytan ALLAH ‘(c.c)’a karşı ve Peygamberine karşı çok isyankar olurlar.Mücadele suresinin 19.ayetinde Aziz ve Celil olan ALLAH :”Şeytan üzerlerine hakimiyet kurmuş ve onlara ALLAH (c.c)’ı anmayı unutturmuştur.İşte onlar şeytanın taraftarları .Gözünüzü açın ki Şeytanın taraftarı olanlar gerçekten hüsrana ugrayanların ta kendisidir.”buyuruyor.ALLAH’(c.c)’ın zikrinden ,namazdan ve diger ibadetleri yapmadan alıkoyar.
Kardeş!Alkol alan insanın fiziksel sağlığının bozulmasının yanında ,ruhsal sağlığınıda olumsuz yönde etkiler.Maddi olarak kayba ugrar.Ailesiyle,sevdikleriyle sorunlar yaşamasına sebep olur.Toplumun yapısını ve huzurunu bozar.Suça teşvik eder ve suç oranını artırır.Kısaca alkolun zararları fiziksel ve ruhsal oldugu gibi topluma,aileye trafik kazaları …gibi çok geniş bir açıdan incelenebilir.Alkol insanınaklını bulandıran ve saglıklı düşünmesine engel olan bir çeşit ,uyuşturucudur.Alkol alan insan alkollu iken sağlıklı düşüneme ve sağlıklı hareket edemez.Bundan dolayı hem alkol kullanan kişi için hemde çevresi için bir tehlikedir.Alkolun ençok zarar verdiği organ beyindir.Alkol beyin hücrelerini öldürdüğü için zamanla beyin küçülür.Erken yaşlanmaya,bunamaya yol açar.Göze giden görme sinirlerinide tahrip ederek körlüğe neden olabilir.Kaser,karaciğer ,kalbi tahrip eder.Alkolun azıda çoğuda vücüda zarar verir.Bu sebepte dolayı insan hem kendini hemde çevredeklerine zarar vermiş olur.Bilhassa kendini yaratana karşı edep sahibi olmaldır.Aziz ve Celil olan ALLAH mücadele suresinin 20.ayetide :”Muhakkak ki ALLAH ‘a ve Peygamberine karşı koyanlar,işte onlar ençok zillete düşenlerin içindedir.”buyuruyor.Kendine bir bak ,kendini nerede görüyorsun?
Kardeş!İstanbul Emniyet Müdürlüğünün internet sitesinden edindigim bilgiye göre insanın beyni, ,sindirim,solunum sistemlerini,cigerlerini,böbreklerini,gözlerini…olumsuz etkileyen başlıca uyuşturucular şunlardır:Eroin,kokain,esrar,afyon,ecstasy..v.s Uzmanlara göre vucuda giren bir gram eroin beyindeki birmilyon hücreyi öldürüyor.Uyuşturucukar arasında en tehlikelisi bu imiş,çok çabuk bağımlılık yapıyormuş.Bu uyuşturucuları kullananların neşe dönemini ,algı ve düşünce bozukluklarının bulunduğu dönemin izleyebileceğini vurgulayan uzmanlar görme halusülasyon oldugunu zaman ve mekan algısının bozulduğunu iradenin zayıfladığını cinsel sapmalarla ilgili davranışlara rastlandığını beliritiyorlar.Bu uyuşturucu maddeleride kullanmak haramdır.Bu maddeleri kullanan kimseler içki içenler gibi cezalandırılırlar.Görüldüğü üzre insanın aklına ve sağlığına içkiden daha çok zararları vardır.Edindiğim bilgilere göre bu uyuşturucu maddelerini kullananlar kendilerini kadın gibi görmekte ve diğer erkeklerle ilişkiye giriyorlarmış.Bu maddeleri bulabilmek için kendilerini,hanımlarını,kızlarını,anasını,bacısını dahi satıyorlarmış.Bu uyuşturucuları kullananlar aynen içkide oldugu gibi namaz kılamaz, zikir yapamazlar.Akıl sağlıkları bozulduğu için kadınlığa ve deyyusluga yönelmeleri içler acısı bir derttir.Uyuşturucuya aklını satanlara Aziz ve Celil olan ALLAH bu gibi kötü alışkanlıklardan kaçmayı ,uzaklaşmayı emretmiştir.Eger bunlardan uzak durursanız kurtuluşa eresiniz.Eger bu şeyleri kullanırsanız sonunuz bir hüsran olur,Umduğunuzu bulamazsınız!Artık vazgeçtiniz değil mi?
RABBİMİZ! BİZE KATINDAN RAHMET VER…İŞİMİZDE BİZİM İÇİN BAŞARI HAZIRLA… AMİN…
15.BÜYÜK GÜNAH
KUMAR OYNAMAK
” Ey iman edenler!İçki,kumar,putlar ve fal okları şeytan işi birer murdardır.Bunlardan sakınınız ki kurtulasınız.Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek ,sizi ALLAH(c.c)’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister.Artık vazgeçtiniz değil mi?”(Maide 90/91.ayet)
Ayeti kerimede geçen meysir kelimesi bütün kumar çeşitlerini içine alır.Mesela ceviz ve yumurta ile oynanan kumarın küçüğü büyüğü olmaz.Bu oyunların tamamını Aziz veCelil olan ALLAH yasak etmiştir.Bunlara yarış,piyango.. dahildir.Bazı insanlar televizyonlarda bu piyango ,yarışların haram olmadıgını söyleselerde Aziz ve Celil olan ALLAH ’ın ” insanların mallarını haksız yoldan yemeyin”mealindeki ayetle haram kılınmıştır.Resulullah(s.a.v) efendimizin buharideki rivayetinde :”Bazıları haksız olarak ALLAH(c.c)’ın malına dalarlar,kıyamet günü onlar için ateş vardır.”buyurur.
Kumarın tarihçesi ;Literatür incelendiğinde kumarın insanlık tarihi kadar eski olduğu görülmektedir.Gerçi kumarın kesin olarak nasıl ortaya çıktığı ,kimler tarafından ilk defa oynandığı bilinmemekle beraber tarihte ilk kumar oyunu mısır uygarlığı ile başladığı tahmin edilmektedir.Çinliler kumarın tarihçesini ilk kaydının m.ö. 2300 de defterlere girdigini bildirmektedir.Kumarın hemen her toplumda çeşitli şekillerde oynandığı bilinmektedir.Eski yunandan Romaya kadar kumar ile ilğili hikayeler mevcuttur.İnsanlar eskiden beri çakıl taşları ,ok,sopa, testi kırıgı,çöp,zar ,kagıt parçası fırdöndü çevirmek veya atarak ödüller paylaşarak oyunlar oynamışlardır.Bilinen ilk kumarhaneler İtalyanın Venedik kentinde 1632 yılında karnaval sezonu boyunca çok sayıda oyuncunun aynı anda kumar oynayabildigi bir bina yapılmış sonrada soylu zenginlerin kaybedip fakir düşmeleri sebebiyle bu bina kapatılmıştır.
Kardeş!Ehli Sünnet vel Cemaat görüşlerine göre itikadı düzeltmek ve fıkıhi hükümlerini iyi bilmek ve bildigi hükümleri nefsinde uygulamak lazımdır.Bir müslümana yakışan odur ki;Kendisini daima ALLAH (c.c)huzurunda bilmelidir.Çünkü sen ALLAH (c.c)’ı görmüyorsun ama ALLAH(c.c) seni görmüyor mu?Aziz ve Celil olan ALLAH Mülk suresinde “Yaratmış olan kimse (yarttıgının durumunu) hiç bilmez mi? O latiftir,pekala haberdardır.”Vakitlerimizi oyuna ve oyalanmaya harcamaktan sakınmalıyız. Aziz ve Celil olan ALAH ‘ın yolunda çalışıp çabalamalıyız. Zira hepimiz ölecegiz.Ahirette hesaba çekilecegiz.Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın gazabına ugramaktan korkmalıyız.Şu dünyada nekadar zevk ve sefa içinde hayatını geçirdiysen o kadar azaba ,dünyada ne kadar meşakkat çektiysen ALLAH(c.c) yolunda sevincin çok bol olacaktır.İnsanlara şöyle bir dikkat et! Kendinede…İnsanlar nefislerinin istek ve arzularına o kadar çok düşüyorlarki nasihattan anlamıyorlar.Allahım!Sen en iyisini bilirsin. İnsanların yaptığı günahların hepsi içki gibi sarhoşluk verse idi yeryüzünde düzgün yürüyen insan bulamazdın.Hepsi sarhoş gibi yürürlerdi.Ayık gezen insan bulamazdınız.
RABBİMİZ!BİZE KATINDAN RAHMET VER!İŞİMİZDE BİZİM İÇİN BAŞARI HAZIRLA!HİDAYETE TABİİ OLANLARA SELAM OLSUN..
(İBLİS) ŞEYTANIN YARATILIŞI
İBLİS; Hayırdan mahrum İBLAS kelimesinden türetilmiştir. Yaratılışı mayası şehvettir.
ŞEYTAN; iblisin sıfatıdır. Şatana kelimesinden türetilmiştir. Kelime itibariyle uzaklık , azgınlık, doğruluk ve istikametten ayrıldığı ve ALLAH C.C ın rahmetinden uzak olduğu için kötü bir isim olarak verilmiştir.
RACİİM; Lanet ve bahtsızlık kurşunu ile vurulmuş manasında lanetlenmiş taşlanmış demektir.
KARDEŞ; Şeytanın kim olduğunu ,Çocuklarını, Neler yeyip içtiğini , İnsanlarla münasebetlerini, Nasıl vesvese verdiğini , Şeytandan nasıl korunulur, bu araştırmamı sizlerle İNŞAALLAH paylaşacağım.
Aziz ve celil olan ALLAH kur’an’ın bir çok ayetinde (iblis) Şeytanın hangi maddeden yaratıldığını bizlere haber vermiştir. RAHMAN suresinin on beşinci ayetinde ”CANN’I da yalın bir ateşten yarattı” buyurmuştur. Bütün Şeytanların ve Cinlerin atası İblistir. Caan kelimesi cin manasınadır. Nasılki insanların atası olan HZ. ADEM a.s topraktan, HZ HAVVA Adem a.s dan yaratıldı ve İnsanlar bu ikisinden doğup çoğaldılar. İblis parlak ateşten karısı ise MEARİÇ den yani ateşin dumanla bitiştiği yerden yaratılmıştır. CİN herşeyin içine girebilen ve karışıp görüşebilen diye ateşin hakikatini ifade eden bir kelimedir. Ateş cisimlerin en çok ışık saçan ı olan ateştir,Şeytan işte böyle zehirli bir maddeden yaratıldı. Cinlerin çoğalması bu ikisinden meydana gelmiştir. ALLAH c.c en iyisini bilir.
Meariç kelimesi Merçden olmak üzere karıştırıc manasına olabilirki ateşin eşya üzerindeki kimyevi bir özelliğini ifade etmiş olur. Cinler Şeytanların bir bölümüdür. CİN lerden her mümin olana şeytan diye isimlendirilemez. Kafir olan her cinne şeytan diye isim verilir. Aziz ve celil olan Allah c.c. Hıcır suresi 27. ayetinde “Cann ı da daha önce zehirleyici ateşten yarattık” buyurmuştur. Semum kelimesi ; Cehennem ateşinin alevi çok ince,latif ve şeffaf tır. İnsanın derisi gözenekli ve sinir uçları derinin hemen altında olduğu için acı burada hissedilir. “ Cehennemde İnsanın derisi üç günlük bir yol gibi kalın olacak ve her yok olmada bu deri değişecek”. buhari.
Gözle görülmeyen varlıklara Cin, Cennet, Cehennem, Cenin… isimleri verilmiştir. Cinnilerin cehennem ateşinden yaratılmış olması cin ve şeytanın derideki terin çıktığı gözeneklere girip zehirleyecek,yakacak bir özellikte olduğunu haber veriyor.
CİN VE ŞEYTAN ların suretlerini araştırmak lazımdır. Cin ve Şeytanlar cisimmi? cisim değillermi ?. Cinler ve Şeytanlar cisimdirler. Uzunluk, kısalık, bir mekanda bulunmak gibi sıfatları vardır. Kendilerine göre özel bilgileri vardır. Diledikleri şekle girebilirler. Akıllı, Zatları gereği canlı, bölünmeyi ve parçalanmayı kabul etmeyen varlıklardır. Şeytanlarında cismani organları vardır. Bu cismani organları yardımıyla cüzleri bilmeleri, bedenleri kullanmaları normaldır. İşte bundan dolayı cinler insanların içine girip çıka biliyorlar. Cinlerin kendileri için tayin edilen zamana, belirlenen vakte kadar ölmekten korunmuş, faliyette canlı kalrlar . Her canlı ölümü tadacağı için vakit gelince onlarda ölürler. Şeytanların gerçekte bir suretleri vardır. İnsanları, hayvanların, denizdeki canlıların birer suretleri oldğu gibi. Ancak bunu Peygamberlik nuru ile görülebilir. Meleklerinde gerçek suretleri vardır. Resulallah s.a.v. efendimiz Cebrail a.s.mı gerçek suretinde iki kere görmüştür. Birisi hıra nur dağında biriside Miraç gecesi Sidre-i Müntehada. Cebrail a.s. Peygamberimize sahabe-i kiramdan dıhyetül -kelbi r.a. suretinde gelirdi. Dıhye ashabın meşhurlarından güzelliği dillere destan idi. buhari. Şeytan lanete uğramadan önce sureti başka idi. Adem a.s. secde etmediği, kibirlenip büyüklendiği zaman lanetlendi ve sureti çok kötü bir mahluk suretine çevrildi. Bakara suresinin 65. ayetinde “Biz onlara hakir, sefil maymunlar olunuz dedik”. Maide suresinin 60. ayetinde Deki: size , ceza bakımından Allah katında bundan daha kötüsünü haber vereyimmi ? Allah’ın kendisine lanet ettiği,kendisine gazap buyurduğu kimse ile kendilerinden maymun ve domuzlar yaptığı ve TAĞUTA prestijde bulunanlar… Bu iki ayette de suretleri değiştirilmiş insanlardan bahseder. Ebud Derdanın r.a. rivayetine göre; Resulallah s.a.v. şöyle buyurdu: ” Allah-u Teala c.c. cinleri üç sınıf olarak yarattı. Birinci sınıfı: yılan, akrep, kurbağa gibi yerdeki sürüngenler şeklinde . İkinci sınıfı: Rüzgar şeklinde. Ücüncü sınıfı: Mükellef yani sevap işlerse mükafaat günah işlerse ceza azap vardır”. İbni ebid- Dünyanın mekasıdı şeytan isimli eseri. Cinler en çok yılan suretine girerler. ŞEYTANIN suretine gelice : Hortumu, Gözleri,Başı file benzer. Çenelerinde yedi sekiz kıl bulunur. Boynuzları vardır. ayakları diz kapağı arkada yani insan ayağının tersinedir keçi ayağına bezer. Kuyruğu köpek kuyruğu ğibi , elleri solda , yiyeceklerini solelinin iki parmağıyla yer… daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum.
Cinlerin iman edenleri mezheplere ayrılır. Aynı müslümanlardaki gibi. Hanefi, Şafi ,gibi. Cinlerin iman etmeyenleri de yahudi, hırıstiyan, mecusi, putperest… gibi. olurlar. Cinler iman noktasında aynı insanlar gibidirler.
ŞEYTANIN ÇOCUKLARI:
KARDEŞ: Şeytanın çocuklarının olduğunu, İnsanlar gibi çoğaldıklarını söyledim. Çünkü Aziz ve celil olan Allah c.c. Kehf suresinin 50. ayetinde “Hani biz meleklere – Ademe secde edin- demiştik de İblisten başkası hemen secde etmişlerdi. İblis ise cinden olduğu için, Rabbinin emrinden çıkmıştı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun zürriyetini,sizin düşmanlarınız oldukları halde, dostlarmı ediniyorsunuz. (bu) zalimler için ne kötü bedeldir.” Bu ayet İblis (şeytan) nın bir zürriyyeti yani çoluk çocuğunun olduğu hususunda açık bir hüküm ifade eder. Çocuk yapmak ancak bir dişi ve erkekten meydana gelir. İblis , Adem a.s. karşı kibir göstermşti. İblis aslı ve soyu ile iftihar ederek “beni ateşten Ademi çamurdan yarattın”araf 12.ayet. Ben soyum sopum bakımından , ondan daha şerefliyim. Bu sebeple, ben ona nasıl secde eder, boyun eğerim demişti. Bu ayeti kerimenin tefsirinde Mücahid r.a. anlattığına göre İblis (şeytan) in beş evladı vardır. Her birisini bir işe ayırmıştır. Birinci oğlu SEBÜR ; musibet yani bela zamanında helak oldum, mahvoldum, diye feryat etmek, ağlamak, yakasını, paçasını yırtmağa, yüzünü ve gözünü tırmalamağa, cahiliyet örf ve adetlerine İnsanı teşvik eder. İkinci oğlu AVER; zina işleri ile uğraşır. insanları zinaya teşvik eder ve zinayı süsler. İnsanlara zinayı yaptırmak için eliden geleni yapar. Üçüncü oğlu MEBSUT; yalancılığı teşvikeder. Dördüncü oğlu DASİM; insanların evlerine girer, insanların kusurlarını ortaya çıkarır. Aileleri birbirine düşürüp kadın ve kocanın aralarında kavga çıkarıp işin ayrılığa kadar ğitmesini sağlar. Beşinci oğlu ZELENBUR; çarşı ve pazarda bulunur, onun teşvikiyle pazarcılar hile yaparlar. Hallerinden şikayet eder dururlar. Sattıklarının iyisini öne kötü yenmeyecek sebzeyi arkaya saklayıp hile, aldatma, göz boyama ile insanları kandırır şeytana yardım ederler. Bunlardan başka şeytanın iki yavrusu daha vardır ki; çok tehlikelidir. Resulallah s.a.v. efendimiz şöyle buyurdu: ” ABDEST için yani abdeste musahhar (yani abdest i yanlış almanızı veya noksan yapmanızı , abdestinizin geçersiz olmasını sağlamak ) VELHAN adında bir şeytan vardır. Onun şerrinden ALLAH’ a sığınınız . (tirmizi). Diğer hadisi şerifte ” HANZEB ; adında bir şeytan vardır . Onu sezdiğin zaman ALLAH’a sığın ve sol tarafına üç kere tükür”. müslim. Bu şeytan en çok namazlarda insana musallat olur. Kaç rekat kıldın, ne okudun insana unutturur. Şunu hatırla , Şunu da hatırla diye insanı namazdan uzaklaştırır ve namaz kılan kimse namazla oynamış olur. Bu şeytan bilhassa namaz kılarken KALBİNE hücum eder. oysa namaz kalbin mihenk taşıdır . Kalbin iyilik ve kötülükleri namazda belli olur, öyle ki namazın dışında unuttuklarını sana namaz kılarken hatırlatır. Onun şerrinden ALLAH ‘ a sığınırım.
Resulallah s.a.v. efendimiz Batn- nahıl da sabah namazında kura’nı kerim okuyordu. Kendisine nusaybin Cinlerinin ileri gelenlerinden bir topluluk uğradı. Zira İblis bunları, göklerin taşlanmak suretiyle korunmasını ve gözetilmesini gerektiren sebebi anlamaları için göndermişti… Derken işte Resulallah .s.a.v. okuduğu o Kuran’ı duydular ve sebebin bu olduğunu anladılar. Aziz ve Celil olan ALLAH; peygamberimiz h.z. muhammed mustafayı hem insanlara hem cinlere de peygamber gönderdiği için onlara kuran okuyup onları İslama davet etmesini emretmişti. Böylece Aziz ve Celil olan ALLAH o bir gurup cinniyi Kuran’ı dinleyip kavimlerini uyarsınlar İslam dininden haber versinler diye Resulallah s.a.v. göndermişti . Muhammet bin cerir et-Taberi İbni abbas r.a. şöyle dediğini rivayet etmiştir:Bu Cinler Nusaybin Cinlerinden üzere yedi kişi idiler. Resulallah s.a.v. onları kendi kavimlerine elçiler yapmıştı. Cinlerinde, İnsanlar gibi iman edenleri olduğu gibi iman etmeyenleri de vardır. Müslümanlarda olduğu gibi Cinlerde de mezhepler vardır. Cinlerin bir kısmı hanefi, bir kısmı şafi, bir kısmı maliki,bir kısmı hanbeli… dirler.
8 H.z. Enes r.a. rivayetinde ; “Bir ihtiyar, deyneğine dayanmış olarak geldiğinde ben Resulallah ile mekke dağlarında beraberdim. Bunun üzerine Resulallah. s.a.v. “Cinni yürüyüşü mü ? Cinni sesimi ? dedi.Bunun üzerine o ihtiyar da evet dedi. Resulallah s.a.v. hangi cinlerden
sin deyince CİNNİ : Ben Hame ibni Heym ibniLakis ibni İBLİSİM diye cevap verdi. Resulallah s.a.v. seninle İblis arasında ancak iki atanın (dede) geçmiş olduğunu görmekteyim. Senin üzeri
den ne kadar yıl geçti ? deyince bu cin pek azı hariç , dünyanın ömrünü yedim yani yaşadım.
Ben Kabil Habili öldürürken , tepeler arasında geziniyordum dedi ve gelip geçmiş olaylar hakkında pek çok şeyler anlattı. Anlattıkları arasında şu vardı:” bana meryemin oğlu İsa “eğer Muhammed ile karşılaşırsan, benden ona selam söyle dedi. “Bende onun selamını şu anda sana tebliğ ettim. Sanada iman ettim…dedi. Bunun üzerine Resulü ekrem s.a.v İSA ya selam olsun dedi. Ey Hame sanada selam olsun İhtiyacın nedir? deyince HAME: “Musa a.s. bana tevratı , İsa a.s. bana incili öğretti. Ya resulallah sende bana kuranı öğret dedi. Bunun üzerine Resulallah s.a.v. ona on sure öğretti. Resulallah s.a.v. ahırete irtihal (ölüm) ettiğinde bu cin yani hame yaşamaya devam ediyordu. H.Z. Ömer r.a. halife olduğu zaman bu cinin yaşayıp yaşamadığı Ömere r.a. soruldu da h.z. Ö mer ” ben onun hala yaşadığını sanıyorum dedi”.
Bu konuda İbni Mesud r.a. Resulallah s.a.v in Cinileri İslama davet etmesi için Cinnilere gitmesi emrolunmuştu. Resulallah s.a.v.” Cinlere kuran okumakla emrolundum kim benimle gelmek isterse gelsin ” dediği zaman sahabe ses çıkarmadığını bunu üçüncü defa tekrar edince İbni mesud ” ey Allahın Resulü seninle ben gelirim dedi. Resulallah ile birlikte İbni ebi dübb mahallesinde Hacun dağına geldiklerini (şimdi orası cin mescidi diye bilinir.) orada resulallah’
ın kendisinin önü sıra bir çizgi çekip sakın burdan ileri geçme dedi: Hacun dağına doğru gitti. Derken Resulallah’ın yanına tıpkı küçük deve yavruları gibi süratlice koştuklarını , kuşlar gibi uçtuklarını gördüm. Bedenleri büyük, başları küçük erkekler olduklarını, aynen kadınlar gibi def çaldıklarını, bu şekilde Resulallah ‘ ın etrafını sardıklarını, dolayısıyla Resulallah’ı göremez oldum ve görmek için ayağa kalktığımda Resulallah bana eliyle otur diye işaret etti. Sonra yükselen bir sesle kuran okudu da cinler adeta yere yapıştılar onları göremiyordum ancak ses lerini duyuyordum. Resulallah s.a.v. yanıma gelince bana ” yanıma gelmek istemiştin dedi. Ben evet ya resulallah dedim. Resulallah s.a.v. bu uygun olmazdı onlar cinlerdi kuran dinlemeye gelmişlerdi. Ben onları kavimlerine davetçi olarak gönderdim buyurdu. Bu cinniler kavimlerini İslam dinine çağıracaklar ve Aziz ve Celil olan Allah’ın emrini tebliğ edecekler. Bundan Cinlerin Çocuklarının olduğunu anlıyoruz.
ŞEYTAN VE CİNLER’ İN YİYECEKLERİ
KARDEŞ: Resulallah s.a.v. Buyurduki: “Şeytan ve Cinlerin yiyeceğine gelince,onlar yerler ve içerler. Resulallah s.a.v. Deve ve Sığır Gübreleri ile Hayvan kemikleri hakkında: “ Bunlar cin kardeşlerinizin yiyecekleridir artık hiç kimse tezek ve kemiklerle taharet yapmaya kalkışmasın” buyurdu. (tirmizi taharet bölümü). Resulallah s.a.v. şöyle buyurdu: İblis (Şeytan) yeryüzüne indiği zaman Allah’u tealaya Yarabbi, beni kovdun ve yeryüzüne indirdin o halde benim istek ve arzularımı da yerine getir. Benim bir evim, toplantı yerim, yiyeceklerim ve içeceklerim, kitaplarım,sözlerim, tuzaklarım ve av aletlerim,çığırtkanlarım tellalarım olsun diye yakardı. Aziz ve Celil olan ALLAH ” Cebraile buyurdu ki ; O melun’a söyle Evi hamamlar, toplantı yeri sokak başları ile çarşı pazarlar, yiyecek ve içecekleri; besmelesiz yenen yiyecekler ile sarhoşluk veren her türlü içkiler, kitapları; Ateşle dağ yapmak yani hayvanların belirli yerlerine kızgın demiri basarak iz bırakmak ; günümüzde dövme denen” gençlerde çılgın bir merak sonucu yaptırılan şekillerde böyledir… Sözleri yalanlar ile hileler, Tuzakları; kadınlar Çığırtkanları ve tellalları da çalgılar olsun” buyurdu. (İmam-ı gazali)
Şu iyi bilinmelidirki: şeytandan korunmak hayli zor ve hayli güçtür. Ebu hureyre r.a. şöyle rivayet etti. Resulallah s.a.v. Adem oğlunun doğan her çocuğuna şeytan mutlaka dokunur. Şeytanın dokunmasından dolayı da çocuk bağırarak ağlar. Ancak meryem ile oğlu İSA a.s. dokunamamıştır. İsterseniz doğan çocuğunuzun üzerine şu ayeti okuyun: “Ve inniy Ü iyzüha bike ve zürriyeteha mineşşeydanir-Raciym. buhari.
ŞEYTANIN ÖLÜMÜ NASIL OLACAK
KARDEŞ: Ahmet ibni kaystan rivayet edilmiştirki: Bir gün Medineye h.z. Ömeri r.a. görmeye geldim. Büyük bir halka toplanmış orada kabul Ahbar r.a. insanlara vaaz ediyordu. diyordu ki : Adem a.s. ölüm emri geldiği zaman “yarabbi; Düşmanım (İblis) Şeytan beni ölüm halinde gördüğü zaman kendisi kıyametin kopacağı zamana kadar hayatta kaldığına sevinecek ve bana şamata (kuru gürültü, nasıl kandırdığını anlatıp hatırlayıp ) edip gülecek dedi. Cevap verildiki : “Ya ADEM sen cennete gireceksin O melun önünde sonunda ölüm acısını tatmak için bekleyecek. h.z. Adem a.s. ölüm meleğine ona ölümü nasıl tattıracaksın bana anlat dedi. Azrail a.s. Şeytanın nasıl öleceğini detaylı bir şekilde şöyle anlattı: Kaab dedi ki:Aziz ve Celil olan ALLAH Birinci surun sonunda ölüm melegine diyecek ki sana yedi sema (gök) ve yedi arz da yaşayanların kuvvetini verdim.Bugün sana bütün suhte gadap (hiddet,kızgınlık)kisvesini giydirdim.Gadabı ve kuvvetim ile in o taşlanmış,lanetlenmiş şeytanın ölüm acısını tatması gerekir.Evvelkilerin ve ahirinin acılarını bütün ilet ve hastalıkları yüklet,beraberinde öfke ve gadapla dolmuş yetmiş bin zebani,her biri ile de cehennem zebanilerinden,tomruklarından zincirler,tomruklar bulunan cehennem kancalarından yetmiş bin kanca ile şeytan melununun kokmuş canını çekip çıkarın.Cehennem bekçisi Maliki ‘de çağırır;Niran kapılarını da açsın.Ölüm melegi öyle bir suret ile inecek ki ona gök ve yer halkı baksa korkudan derhal ölürler.Yeryüzüne inecek “Dur ya İblis!Artık sana ölümü tattıracağım!Çok ömür sürdün,nice şehirleri hak dinden,iman ve islamiyetten saptırdın.İşte o vakit senin ölümün bu gündür.”diyecek.İblis doğuya kaçacak bakacak ölüm meleği gözlerinin önünde,Batıya kaçacak yine gözlerinin önünde,denizlere dalacak denizler kabul etmeyecek.Hiç bir yere kaçış kurtuluş olmadığını görecek.Sonra Hz. Adem (a.s)’ın kabri yanında durdurulacak doğudan batıya batıdan doğuya topraklarda sürünerek Hz.Adem(a.s)’ın kabrinin yanına gelince Dünya kor bir ateş gibi olacak.Zebaniler kancaları takıp didikleyecekler,azap içinde kalacak.O böyle can çekişirken Adem (a.s) ve Havva(a.s)’a ”KALKIN!Düşmanınız ölümü nasıl tadıyor bakınız! ”denecek.Kalkacaklar,bakacaklarda ”YARABBİ!Bize nimetini tamamladın”diyecekler.HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR.
Mücahid (r.a) rivayet etmiştir ki;İblis şöyle söylemiştir “Bize dört hususiye verilmiştir.1)Görürüz 2)Görülmeyiz 3)Yerin altından çıkarız 4)Bizim ihtiyarlarımız yeniden gençleşir.Cinlerin ortalama yaşları 2500-3000 yıldır .Sonra onlarda her canlı gibi ölürler.
ŞEYTANIN NASIL KAFİR OLDUĞU
KARDEŞ: Hiçbir yaratık Aziz ve Celil olan Allah’ın hikmetinin sırlarını bilemez ve akıl erdiremez. Meleklerin aklı ; insanların fesat çıkarıp kan dökeceğine takıldı, böylece insanı hor ve hakir görmeye başladılar. Yine meleklerin aklı; iblisin ibadetine takıldı, şeytanı gözlerinde büyüttüler. Aziz ve Celil olan Allah’a hiç bir şey gizli değildir. İnsanlar yeryüzünde fesat çıkarsalarda kan dökselerde hemen dönüp “Ey rabbimiz biz kendimize zulmettik” diye Allah’a yakaracaklarını, Şeytanın ise ; her nekadar ibadet ediyor isede; Ben Ademden daha hayırlıyım diyeceğini ve kafir olacağını biliyordu. Şeytan küfrünü ortaya koyup açıklayınca hem ismi değişmiş hem de sureti değişmiştir.
İsra suresi 61-63 ayetlerde ” Hani biz meleklere Ademe secde ediniz demiştik. Onlarda secde etmişlerdi. ama İblis secde etmemişti. Ben, bir çamur olarak yarttığın kişiye secde edermiyim.
dedi. (Yine) dediki: Benden şerefli kıldığın bu da kim bana haberver. Eğer beni kıyamet gününe
kadar yaşatırsan yemin ederimki onun zürriyyetinin pek azı müstesna olmak üzere ,mutlaka kendime bağlarım. Allah’da defol git (dilediğini yap). Artık onlardan kim sana uyarsa , şüpesiz
cehennem hepinizin bir cezasıdır; tasa tamam bir ceza.
Şeytanın burada asıl maksadı; benim yaratıldığım asıl madde çok kıymetli, değerli,çok şerfli
Ademin yaratıldığı madde ise düşük, değersizdir. Öyle ise benim ondan daha kıymetli ve şerefli
olmam gerekir. Daha kıymetli olan, daha düşük olana secde etmesinin emredilmesi, aklen çirkin
bir iştir.diye kendince kıyas yapmıştır.
Ademi bana neden üstün kıldın halbuki ben ondan daha hayırlıyım.Bumudur benden üstün kıldığın varlık. Şayet onu görseydin ve bilseydin beni ondan üstün tutman gerekirdi. Şimdi ben
onların kökünü kazıyacağım. Görülüyorki İblis Allah’ı inkar ettiği için değil emrine itaat etme
diği ve o emri beğenmediği için kafir olmuştur. Bu secde emri Ademin şahsına has değil, zürriy
yeti dahil olmak üzere insanların bütün sınıflarına aid bir şeref ve imtiyazdır. Şeytanın hissiyatı
na dokunan bir çamura secde etmektir. Şeytan kendisini aşşağılanmış rüsvay edilmiş olduğunu
hissetmiştir. Şeytan gerçekte Allah’a değil kendi zevkine ibadet edermiş. Şeytan h.z. Ademe
secde etmediği için kovulmuş ve Ademin evladından intikam almak için Aziz ve Celil olan Allah
dan uzun ömür istemiştir. Kovduğu şeytanın isteğini reddetmemiş” şüphelenme sen eceli gecik
tirilenlerdensin buyurmuştur. Şeytan biliyoduki Ademin nesli ve zürriyyeti olacak, bir müddet
yaşyacaklar, sonra ölecekler ve bir gün geldiği zaman diriltilecekler.
Şeytan,uzun ömrü için tevbe ve şüküre sarılacağı yerde küfründe inatlaşarak Ademi ve evlat
larını azıtmak için Senin doğru yoluna oturacağım, sana ve senin nimetine götüren iyman ve
islam yolunu kesip pusuya yatacağım. Önlerinden gelerek dünyayı sevdireceğim, süsliyeceğim
onları dünya lezzetlerine, hoş şeylere karşı arzularını güçlendirip bunları onların gözünde güzel göstereceğim. Arkalarından gelerek insanları ahıretten nefret ettireceğim. Ahiretin olmadığını
onlara telkin ederek yaptıkları günahlara tevbe etmeden ölmelerini sağlıyacağım. İnsanlara
sağ tarfından gelerek İslam dinin emirlerinde onlara şüphe verir küfür ve bidat hususunda
onları oyalarım. Sol taraflarından gelir, çeşitli günahları güzel göstererek işlmelerini sağlarım.
Aziz ve Celil olan Allah, şeytanın bu dört yoldan gelmesinin sebebini anlatmaktan maksadının
Şeytanın vesvese verme hususunda elinden geleni yaptığını ve mümkün olan hiç bir şeyi bırak
madığını haber verir. Burada alt ve üst diye iki yön kalmıştırki: Üst tarafdan inen Aziz ve Celil olan Allah’ın rahmetine karşı koyamıyacağını,dua eden insanın huzur ve huşu ile elini kaldırıp
nurun kendisine akması ile bunu gören şeytanın kahrolacağına ve oradan şeytanın gelemeyece
ğine delalet eder. Alt taraftan gelememesi ise kibirli olduğu için alttan gelmeyi kendine yedire
memiştir. Aziz ve Celil olan Allah Ademi yaratarak iblisi imtihan etmiş bu imtihan sonucunda
iblis kafir olmuştur. Şeytan kafir olup insanlara düşman olunca insanlarda İblis ile imtihan olmuşlardır. Şeytanın durumuna düşmemek için yaratılışlarına verilen bu nimetin hakkını ve
şükrünü eda etmelidirler.Şeytanın izinden gitmekten son derece sakınmalıdırlar.
Aziz ve Celil olan Allah şeytanın şerrinden cümlemizi korusun.
ŞEYTANIN VESVESESİNDEN VE ŞERRİNDENKORUNMAK.
KARDEŞ: İmanımıza ve amellerimize vesveseleriyle zarar verecek olan şeytanın şerrinden kendimizi korumak ve onu bizden uzaklaştıracak çarelere baş vurmak zorundayız. Şeytanın tuzaklarına karşı kendimizi her an hazırlıklı ve uyanık bulundurmak ve yanımıza sokulan şeytanı yanımızdan kovmamız üzerlerimize farzdır. Aziz ve Celil olan ALLAH’ ın bizim Azalarım
mızla bir şey yaptığımız zaman bize baktığını , konuştuğumuz zaman bizi dinlediğini,açıktan bir iş yapmadığımız halde kalbimizden bir şeyler geçirdiğimiz zaman Aziz ve Celil olan ALLAH’ın onları bildiğini hatırlayarak hareket etmek zorundayız. Aziz ve Celil olan ALLAH Taha suresin
nin 46. ayetinde ” Şüphesiz ben sizlerle beraberim, işitir ve görürüm” buyurduğunu hiç bir zaman unutmamalıyız. Aziz ve Celil olan ALLAH’ a yakın olan çevrelerdeki kapıların önünde bekliyen şeytan hiç bir zaman bu kapılardan içeri girmesine imkan bulamaz. İnsanları tuzağa düşürüp oyalayacak ve ALLAH’dan uzaklaştıracak çareler arar. Şeytan kendi malı olarak bildi
ği dünya malı ve lezzetleriyle kandırma yoluna başvurur. Dünya Şeytanın kızı gibidir. Dünyayı seven herkese Şeytan kızını verir. Şeytan kızını görmek bahanesiyle damadın yanına gider gelir.
Aziz ve Celil olan ALLAH Adem a.s. ma cenneti verdi ve onu oraya yerleştirdi. mümin olan her
kes dedesi olan ADEM a.s. mın cennetteki yerinden miras ister. Çünkü dedenin ve babanın malı
evlada miras olarak verilir. Bizler adem a.s. mın torunlarıyız. Bundan dolayı cennetteki mirası
mızı istiyoruz. Aziz ve Celil olan ALLAH “Çık oradan defol” diye Şeytan kafirini kovunca, o da
kendisine dünyayı ev edindi evlatlarına burası sizin mülkünüz insanlara burayı vermeyiniz dedi. Şimdi insanlar şeytanın mülküne göz diker oldular. Şeytan da eğer benim evlatlarım olur
ve bana itaat ederseniz bende sizi mirasçı yaparım diyerek kandırmaktadır. Şeytanın vesvese
sinden kurtulmak ve kendni korumak istiyorsan şeytanın kızı gibi olan dünyayı isteyip şeytana
damat olmaya çalışma. Dünya şeytana verilen bir hazinedir. Bu haziyneye mirasçı olmak akıllı
bir adamın yapacağı bir iş değildir. Eğer illaki dünyayı istiyorsan bu dedeyin şeytan olduğunu
onunmirasını istediğini gösterir ki bunu çok iyi düşün. Çünkü dünyalık olan herşey şeytanın ves
vese vereceği kapıların açılması demektir. O tuzaklardan kurtulmak çok güçtür. Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın yardımı olmaz ise sonumuz felaket olur. Uyanık olmak lazımdır.
KARDEŞ:Vesvese demek;iç üzüntü,şüphe,tereddüt(yavaş fısıltıyapmak,fiskos etmek,gizli gizli seslenmek,şeytanın kalbe ilka ettiği hayırsız,faidesiz alçak hallere denir)demektir.Resulullah (S.A.V)”Şeytanlar insan oğlunun kalpleri etrafında dönüp dolaşmasalardı insanlar göklerin melekutunu (meleklerini)seyrederdi.İnsanların gafil bulunması normaldir.Şeytan ona birşeyi hatırlattığı zaman onu hatırlar. Kalpte meydana gelen vesvesenin en kuvvetlisi ,en tesirlisi hatıralardır.Yani düşünce ve konuşmaktan meydana gelen şeylerdir.Bu hatıralar ya hayır tarafına doğru olur ki bu hatıralar meleklerden gelir. veya şer tarafına doğru dur ki işte bu da şeytandan gelen hatıralardır.Tirmizi ve Neseinin İbni Mesuttan rivayet ettiği şu hadisi şerifte Resulullah (s.a.v)şöyle buyurdu:Kalbe iki yönden baskı gelir Birisi Meleklerdendir,hayrı vadeder,Hakkı tasdik eder.Kalbinde bunu bulan bilsin ki bu ALLAH (c.c)dandır ve ALLAH(C.C)’a hamd etsin.Diğer vesvese şeytandandır.Ve seni teşvik eder,Hakkı yalanlar,ve hayırdan men eder.Kalbinde bunu bulan şeytanın şerrinden ALLAH(c.c)’a sığınsın.buyurdu.Aziz ve Celil olan ALLAH Araf suresi 201.ayetinde “Takvaya erenler yok mu onlara şeytandan herhangi bir arıza iliştiği zaman iyice düşünürler Birde bakarsın ki onlar geçip gitmişler bile “buyurdu.ebid derdadan rivatee göre Resulullah (s.a.v)”şeytan hortumunu insanoğlunun kalbi üzerine kor.ALLAH’ıhatırlarsa ondan uzak uzaklaşır,ALLAH’ı unutursa kalbine tohum eker”buyurdu.
KARDEŞ!İnsanın ömrü kırkına vardığı halde günahlarına tevbe edemiyor,ALLAH’a yönelmiyorsa Şeytan eli ile o şahsın yüzünü okşar,sever ve bu iflah (kurtuluşa eremeyen)olmayan kimsenin yüzüdür diyerek sevinir.İnsan yaptığı iş ile şeytanın peşinden giderse ,dili ile ALLAH’ı zikrederse şeytanın dostudur.Çünkü gizlice şeytana itaat ve dostluk yapmakta insanların içinde şeytana atıp tutmaktadır.Böyleleri ALLAH (C.C)’tan korkmayan şeytana itaat eden insanlardır.
Aziz ve Celil olan ALLAH Bakara suresi nin 284 ayetinde “Eğer siz içinizdekini açıklaryahut gizlerseniz ALLAH onunla sizi hesaba çeker,sonra kimi dilerse onu yargılar ,kimi dilerse onu azaplandırı.buyuruyor.Kalbe gelen düşüncelerin bir kısmını insan kalbine iyice yerleştirir ve onları geçekleştirmeye azmeder ki bundan sorumludur..Mesela “itikadın, imanın şartları ve inanılması geeken herşeye kalbinde inkar ediyorsa hemen tevbe edip onu kalbinden atması gerekir.Kalbinden atamazsa kafir olur.kalp sorumlu olur.Bazen insanın hoşlanmadığı şeyler kalbine geliyorsa içinden bir türlü söküp atamıyorsa bundan sorumlu olmaz.Mesela “ALLAH sizi yeminlerinizdeki LAĞV(alışkanlık veya dil sürçmesiyle veya sehven yapılan yemin )den dolayı sorumlu tutmaz.Kalbe ilk gelen ve uğrayan şeye hatır denilir.Yapılmayan fakat kalpte bulunan (herşey affın konusuna girer)Ameli herşey affın kapsamına girer.
İnsanın en büyük düşmanı ,felaketi, kendi içinden gelen fenalık,içindeki bozukluk ,imansızlık,iradesizlik,yanlış anlayan ,yanlış düşünen aldanış,basiretsizlik ,kansızlık tek kelime ile şüphecilikve vesvesedir.Herşeye sürükleyen sinsi vesvesenin şerrinde ALLAH’a sıgınmak kalır.Nas suresınde”geri geri çekilip sinen ,sinip sinip aldatmak,Aziz ve Celil olan ALLAH’ın yolundan ayırıp fenalığa sürüklemek için döne döne vesvese vermek adeti olan
o dönek ,o sinsi,o geriletici vesvese kaynagının şerrinden Aziz ve Celil olan ALLAH ‘a sığınırım.diye dua etmemiz gerekiyor,şeytanın tamamı vesvese kesilmiş ve vesvesenin kaynagı gibidir.işi sanatı daima vesvesedir ve iğvadır.
Kardeş!Şeytan insanı ALLAH (c.c) ile kandırmaya çalışır.Mesela senin gibi kim amel yapıyor,senin gibi ALLAH (c.c)’ı kim bilebiliyor.senin ALLAH katında ne büyük mevkiin vardır..gibi düşüncelere sevk ederek insanı kibre ,kendisini beğenmesine yol açar.Kendini beğenen bu kimsenin yapacagı şey şehvete düşerek mahvolup gitmesine sebep olur.İnsanın düşünce ve duyguları ile oynayan şeytan onların kalplerini kötülüğe davet eder.RESULULLAH (s.a.v)”Ey istediği tarafa kalpleri çeviren Allahım; Benim kalbimi senin dinine sabit kıl “diye dua ederdi.Rad suresi 28.ayetinde “Dikkatli olunuz! kalpler ancak ALLAH ‘ ı zikirle sakinleşir”.İbni Cübeyirden rivayet olunmuştur:insan rabbini zikrettiği zaman şeytan geri geri kaçar,gaflet edince de döner vesveseye başlar.Şeytan ve nefis insanı hak yoldan alıkor ,insanlık ruhunu hak yola ilerletmekten alıkor.Akıl ve fikrini çeler.Sabrin azmin ,iradesini kırarak imandan,salih amellerden çekindirip sırf hayvani zevklere yanlış yollara süükler.Türlü çilelerle aldatmalarla insanın hayatını sona erdirmek,bitirmek ister.Vesveseyi sadece şeytan vermez. İnsanların da şeytan olanları vardır. İnsanlardan da çok vesvese veren kimselerin bulunduğunu görmekteyiz.Ebu zerden rivayet olunduguna göre;Resulullah (s.a.v)bir sahabiye “Sen ALLAH’a sığındın mı insanın şeytanından?”buyurmuştur.İşi gücü fesat çıkarmak ,mal toplamak baş olmak isteyen insanlar(ister uzak ,ister yakın olsunlar)ister tanıdık ister tanımadık olsunlar bunlara çok dikkat etmek gerekir. bunlar şeytanlaşmış kimselerdir. Seni her an tuzağa düşürürler.
KARDEŞ; Şeytandan korunmanın yolunu Ayet ve hadisleri yazayımda okuyup silahlanır
bana dua edersiniz. Sabah uyanıp yataktan kalktığınız vakit YEDİ KERRE: Gul rabbi euzü bike
min hemezatiş-şeyadıyni ve euzü bike en yehduruun. “Manası deki; rabbim,şeytanların vesveselerinden (dürtüştürmelerinden) sana sğınırım. rabbim,onların yanımda (huzurumda)
bulunmalarındansana sığınırım.” müminun suresi ayet97-98
YEDİ KERRE: Bismillahillezi la yedurru maa ismihi şey’un fil ardı vela fis-semai ve hüves
semiy’ul aliym. üç kere salavatı şerife (allahümme salli oku) BİR defa fatiha (el hamdü lillahi
rabbil alemiyn) sonuna kadar
Bir defa Ayetel kürsi (allahü la ilahe illa hüvel hayyul gayyum ) sonuna kadar.
Beş defa felak( gul euzü birabbil felak) Altı kere nas(gul euzü birbbin nas) sonuna kadar.
Euzü bi veçhillahil keriym ve bi kelimatihit- tammaati elletiy la yücavizühnne berrun ve la
facirun min şerri ma yenzilü mines-semai ve min şey’un ma ya’ğrucu fiyha vemin şey’un ma
nezele ilel ardı şerrun ma yehrucu minha ve min şerri fitenil-leyli ven-nehari vemin şerri
davarıgıl-leyli ven-nehari illa darigan yedrugu bi hayri ya rahman. bu hadis imam malikin
muvattasından alındı. Yine imamı malikten
Euzü bi kelimatil-llahit-tammaati min gadabihi ve igabihi ve şerri İbadihi ve min hemezatiş
şeyadıynive en yahdurun. Resulallah s.a. v. halit bin velidin gece uykusunda korktuğunu işitti
bu duayı öğretti . manası; Gazabından ikabından, kullarının kötülüklerinden, şeytanların dürt
melerinden ve yanımda bulunmalarından Allahın noksansız kelimelelerine sığınırım.KARDEŞ: Bu yazdığım ayet ve hadisleri sabah namazından önce veya sabah namazından
hemen sonra akşam namazından hemen sonra bu duaları okumayı unutma şeytan ve insan şeytanları sana zararveremesin . İnşaallah ayet ve hadislerden topladığım zikir kitabının bu
boşluğu dolduracağına inanıyorum.

16. BÜYÜK GÜNAH NAMAZI TERKETMEK.
KRDEŞ: Namaz yeryüzünde Allah’a bir hizmettir. Eğer namazdan daha efdal bir şey olsaydı Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurmazdı” O, mihrabda durup namaz kılarken melekler ona
(şöyle) nida etti”… (ali imran suresi ayet 39 ) Başka bir ayeti krimede şöyle ” Muhakkak namaz
mü’minler üzerine vakitlenmiş olarak farzdır. nisa suresi 103.ayet. Dikkat edersen namaz dinin direği Allah’a yakın olmanın başı, ibadetlerin en parlağı olduğuna şüphe yoktur. Aziz ve Celil
olan Allah kullarına namaz kılmak suretiyle kendisine yönelmesine izin veren, hatta izin ile yetinmeyip teşvik ve davet ile kullarına lütufta bulunmuştur. Günümüzde namaz insanlara
çok ağır gelmekte ve namazı terketmektedirler. Aziz ve Celil olan Allah buyururki: Arkalarından öyle kötü bir nesil geldi ki namazı terkettiler ve şehvetlerine uydular . İşte bunlarda azgınlıklarının cezasına uğrayacaklardır. meryem suresi ayet59 . Namazı kılmamak ifadesi” secdeye kapanma” Şehvetlerine tabiolma ifadesi ” Allahdan korkmadıklarına delalet eder. Hadisi şerifte “Allah korkusundan dolyı ağlayan kimse ateşe girmez ” buyruldu . Nmazı zai ettiler ifadesi namazı terkettiler,bazende vaktinde kılmadılar,şehvetlerine uydular demektir.
İbni abbas bu ayetin tefsiride” farz namazı terkeden,içki içen, baba bir kız kardeşiyle evlenmeyi mübah sayan,yahudiler gibidünya zevkine dalıp namazı akllarına bile getirmeyen insanlara
hitap eder. Böyle olan insanların azgınlıklarının cezasını çekeceklerine cennetin yolundan şaşırıp cenneti bulamayacaklar ve cehenneme düşecekler.
aziz ve celil olan Allah” ey iman edenler, sizi ne mallarınız ne evlatlerınız Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. münafıkun suresi ayet 9. Alimlere göre bu ayette “ey iman edenler münafıkları meşgul ettiği gibi mallarınız
ve evlatlarınız sizide meşgul etmesin. Allah’ın farz kıldığı ibadetleri muhakkak yerine getirin .
Ebedi ve kıymetli şeyleri fani ve adi şeylerle değiştirmeyin diye mana vermişlerdir. Müddesir
suresi 42- 43. ayetlerde: (cennettekiler) sorarlar ; sizi cehenneme sokan şey nedir? yani sizi
cehennemin dibine hapseden şey nedirki bu azaba düştünüz. (cehennemdekiler) dedilerki: biz
namaz kılanlardan değildik.” Hakimin rivayet ettiği bir hadisi şerifte Rasulallah s.a.v. şöyle buyurdu. ” Bizimle müslüman olmayanlar arasında söz NAMAZDIR. kim onu terk ederse kafir
kafir olmuştur”. Müslimin rivayet ettiği diğer bir hadiss şerifte” Kul ile küfrün arasında namazı
terketmek vardır ” buyurmuştur. HZ ömerin rivayet ettiği hadsi şerifte “Yaresulallah islamda
Allah’ın en çok sevdiği amel nedir?diye soran ashabına “vaktinde kılınan namazdır. Kim namazı
terk ederse onun dini yoktur. namaz islam dinin direğidir”.buyurdu. (beyhaki)
KARDEŞ: Namazı terkeden kimse ya inanmadığı için namazını kılmaz veya namazı küçümsediği
hafif gördüğü için namazını kılmaz. İkiside küfürdür. Bir özürden dolayı namazı kılamaz ise o
özür geçtikten sonra namazını kaza eder. Misal” yirmi dört saat baygın kalan insanın durumu .
İnsan ya Aziz ve Celil olan Allah’a karşı sorumlu olur veya İnsanlara ve hayvanlara karşı sorumlu olur. Namaz kılmak Allah’akarşı yapılan bir hizmettir.Namazı kılmamak Aziz ve Celil
olan Allah’ın emrine karşı yapılan bir isyandır. Bu şudemeye gelir:yapmıyorum seni tanımıyorum. Bana ne yapacaksın haydi yapta görelim. İşte bu isyanın uç noktaya doruk nok
tasına ulaştığı andır. Bu sebebten Aziz ve Celil olan Allah” İşte o namaz kılanların vay haline ki
onlar namzdan gafildirler.” buyurmuştur. maun suresi3-4 ayetler. Veyl demek yazıklar olaun
bu kelime bir suçun işlenmesi halinde kullanılır. Cehennemde bir derenin ismi olduğu cehennemin bu yerden Allah’a sığındığı rivayet olur. Cehennemin buyerine düşenin hali nice
olur. Herkes cehennemde suçuna göre ceza görür. Misal: şan şeref peşinde koşanlar mal -mülk
peşinde koşanlar “Bana yazıklar olsun saltanatım bana fayda vermedi, malım bana fayda vermedi diye feryadu -figan edecekler.” Bir faydasını göreceklermi? hayır. Kafir islam dininin
yasakladığı işleri yaparken islamdininin emrettiği şeyleri yapmadığından dolayı cezası daha
fazla olacaktır. Münafıklar kafirlerden daha kötüdür. İBNİ ABBAS (r.a.) ın şöyle dediği rivayet
olur.” Eğer ALLAH (c.c) namaz kılarken gafil olanlar buyurmuş olsaydı bu tehdit mümilere
olurdu. Aziz ve Celil olan Allah namazlarından gafil olanlar buyurmuştur. Namazdan gafil olmak demek namazı hatır lamayan namaza boş veren özürsüz namazı kılmayan kimselerdir.
Münafık namazı terkeden hiç kılmayan kimsedir ki müslümanların yanında namaz kılıyormuş
görüntüsü verir.belkide abdestsiz namaza durur belkide insanlardan utandığı için namaza durur. Böylece islam dini ile alay eder, eğlenir.
KARDEŞ: Malların bir zekatı olduğu gibi amellerinde bir zekatı vardır. Amellerin zekatı
yaptığı amelleri riyadan ve eksikliklerden temizlemektir. Namaz imandan sonra ikinci derece
yi işgal eden bir ibadettir. İbadetlerin içerisinde yeri ve kıymeti çok büyüktür. Fetih suresi 29
ayette Aziz ve Celil olan Allah Yahudi ve Hristiyanlara “Muhammed Allah’ın rasulüdür Muhammed ve ona iman edenleri rukuda veya secdede görürsünüz ve onların yüzleride secde
izleri vardır.Yani o alametleri görürseniz onlara uyun onlar hak bir din üzeredirler diye tevrat
ve incilde haber vermiştir. Yahudi ve Hırıstiyanlar bu alametleri gördüleri halde iman etmemiş
ler isyanlarını sürdürmüşlerdir. Şimdi düşün? Namazı kılmadan o peygambere nasıl tabii olduğunu ve onun ümmeti olduğunu idda edersin. Uhut savaşında müşrikler resulallah s.a.v.
yüzünü yaraladıkları zaman “Allah’ım sen kavmimi hdayete ilet, zira onlar gaeçeği bilmiyorlar
diye dua etti. Hedek savaşında ise Resulallah s.a.v. mi namazdan alıkoydukları namaz kılmasına
izin vermedikleri zaman ise “Allahım bunları karınları ateşle doldur” diye dua etmiştir. bedenenin yüzündeki yaraya katlandı ama Dininin yüzünden meydana gelmiş olan çatlağa yara
ya tehammül edemedi. Çünkü dinin yüzü Peygamberin kılacağı namazdır. Böylece reulallah s.a.v. Aziz ve Celil olan Allah’ın hakkını üstün tuttu. Bundan dolayı Resulallah’ın s.a.v. kılına kim
dokunursa yada çelme takarsa Aziz ve Celil olan ALLAH o kimseyi kafir sayar. Resulallah s.av. şöyle buyurdu. Allahüteala hiç bir şeyi yaratmadan önce ; kendi nurundan beni yarattı ve benim nurumdan müslümanları yarattı”. Şimdi düşün ve kendine gel. Sahabeyi kiram h.z. biz
Namaz kılmayan Oruç tutmayanı kafir sayardık buyururlar. H.Z. ALİ (k.v.)efendimizden bir fetva soruldu: ” Ya ALİ hiç bir özrü olmadan namazını terkeden bir kadının durumu nedir diye sormuşlar . hz ALİ o kadın kafire olur buyurmuştur. bu fetva meşhurdur. Ali bizim namazımızı kılmıştır diyenlere duyrulur. Resulallah s.a.v. “La ilahe illallah deyip namazını kılıp zekatını verinceye kadar insanlarla savaşmaya memur edildim” buyurdu (müslim buhari)
KARDEŞ: Namazı kılmayanlar hakkında ayet ve hadisler okadar çokki ben buraya bir kaçını aldım. Son bir hadisi şerile konuyu bağlıyalım. Resulallah s.a.v. rukusunu ve secdesini tam olarak yapmadan namaz kılan bir şahıs görür de adama şunları söyler “Namazı bu şekilde kılmaya devam ederken öldüğün takdirde h.z MUHAMMED’in s.a.v. in dininden ayrı ölürsün”
buhari. Allah bizlere uyanıklık nasip etsin. nefsimizin tuzağına düşürmesin.günah perdemizi yırtmasın. Bizleri iman nurundan ayırmasın AMİN. Buyazılarımı okuyup amel eden din kardeş lerimi iki cihanda aziz eylesin.
ON YEDİNCİ BÜYÜK GÜNAH RAMAZAN ORUCUNU TUTMAMAK

KARDEŞ:Aziz ve Celil olan ALLAH ; Orucun şehveti kırdığı ve İnsanların nefislerini kötü şeylerden alıkoyarak, Şeytanın istek ve arzularını reddettiği için takvayı emretmiştir. Çünkü
oruç taşkınlıktan , şımarıklıktan ve fuhşiyattan menetmekte ,dünyadaki şeylerin değersiz olduğunu göstermektedir. Oruç mide ve şehvetin gücünü kırar. İnsan, midesi ve şehveti için çalışır durur. Oruç tutan kimseleri ; Şeytan hile ve tuzaklarına düşürmekte başarısız olur.
Aziz ve Celil olan Allah ; Orucu dostları için cehenneme siper ve çok ğüçlü bir kale yaptı. Oruç
sayesinde kendilerine cennetin kapılarını açtı. Şeytanın kalblerine yol bulmasının gizli şehvetler sebebiyle olduğunu ve bu şehvetleri atmak suretiyle nefsin sakinleşeceğini hasmı olan Şeytana galip geleceğini oruç tutanlara bildirdi. Aziz ve Celil olan Allah’u tealanın düşmanını kahretmek için oruç bir yoldur. Melun Şeytanın insana yol bulması şehvetler yönündendir. Şehvetlerde yemek ve içmekle kuvvet bulur. Resulallah s.a.v. Şeytan , kanın
damarlarda dolaştığı gibi Adem oğlunun damarlarında dolaşır,oruç ile onun yollarını daraltın
buyurmuştur. (buhari)
Aziz ve Celil olan ALLAH şöyle buyurur: Ey iman edenler! sizden öncekilere yazıldığı gibi size
de oruç farz kılındı. ta ki korunasınız. Oruç sayılı günlerdir.(ramazan ayıdır). Artık sizden kim
hasta olur veya seferde bulunursa (bunun için orucunu tutmasa) tutamadığu günler sayısınca
başka günlerde tutar. bakara suresi 183-184 . ayetler. H.Z. Peygamber s.a.v. de şöyle buyurur.
İslam beş temel üzerine bina edilmiştir. 1- Allah’dan başka ilah bulunmadığına muhammedin Allah’ın resulü olduğuna şehadet etmek, 2- Namazı kılmak 3- Zekatı vermek 4- Hac kasdıyla
Beytullahı ziyaret etmek 5- Ramazan orucunu tutmaktır. (buhari ve müslim.)
Hadisi şerifte : Üç şey vardırki İslam onun üzerine tesis etmiştir. Bunlardan birini terkeden kafirdir. Kanı helaldir. 1-kelime-i şehadet. Ben şehadet ederimki Allah’ dan başka ilah yoktur. Muhammed onun kulu ve resulüdür. 2- Farz namazlar 3- Ramazan orucu. İmam Azam r.a. ve
imam Şafi r.a. gibi mezheb İmamları bu hadisi şerifi şöyle te’vil etmişler; Namaz ve Orucun farz
olduğunu inkar ederlerse kafir olur. Namaz kılmayanın , Oruç tutmayanın son nefesde (akıbet
inden) korkulur. Küfür üzerine ölmeleri ihtimali çok büyüktür. Allah cümlemizi korusun.
“Kim mazeretsiz olarak ramazandan bir gün oruç yerse, ebediyyen oruç tutsa da onu (hakkıyla
) kaza etmiş olmaz. Tirmizi. Ramazan kelimesi, küçük çakıl taşı manasına geldiği çöllerde bu
taşların güneşte yanarak sıyahlaştığı gibi; oruç tutan insanında susuzluktan ciğeri yandığı için
ramazan denmiştir. Oruca sıyam da denir. Siyam kelimesi; kıyam vezninde same filinin masdarıdır. Sıyam birşeyden vaz geçip onu bırakmak demektir. Orucun tarifi; Fecrin doğmasından güneşin batmasına kadar,İnsanın oruçlu olduğunu bilerek ve buna niyetli olarak
orucu bozan şeylerden kendini tutmasıdır.
KARDEŞ: Akıllı olan mü’minler için en doğru iş , peygamberimiz Muhammed mustafaya uymak olup; Bidat sahibi ve taşkınlık yapanlardan olmamaktır. Resulallah s.a.v. İlim kalkacak
(yani kaldırılacak) Cehalet ve fitneler zuhuredecek. yani ortaya çıkacak. Herç çoğalacak . Herç
nedir ya resulallah diyen ashaba; KATİLLİK… buyurdu. Yaşadığımız şu günlere bakın. Müslümanlar dünyanın her tarafında öldürülüyor, zulüm görüyor, kafirler müslümanı müslümana kırdırıyorlar. Başımıza gelen bu felaketin sebebini biliyormuyuz. Hiç düşündükmü?
Yahut bu münafıklar ne yapmaya çalışıyorlar; Münafığın bir ucu kafire bir ucu mü’mine doğru
sivriltilmiş bir kazığa benzer hangi tarafa yaklaşsa oraya zarar verir. Sureta hakdan gözüküp İslam dinine saldıranlar kendilerini ilerici, aydın görüp ahkam kesenler, kafirlerle arkadaş olup
kimi zaman çevreci, kimi zaman bilmem neyin üyesi olarak karşımıza çıkanlar işte bu Allah
ın düşmanları seninde düşmanındır. Düşmanını iyi tanı. Uyanınız !dikkat ediniz! Kendinize geliniz . Allahın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder. Mü’minler Rablerini bilirler
Allah’ ı zatından dolayı severler. İman edenlerin Allah’a sevgisi ise (her şeyden )sağlamdır. Müslüman kardeştir. Birbirine sırt çevirmez. Sırf Allah rızası için işlerini yoluna koyar çalışır. Ancak biz Allah’a karşı verdiğimiz sözde durmadık. Resulallah s.a.v. “Bir toplum, ahdini bozarsa
Allah onlara düşmanlarını musallat eder; Allah’ın indirdiği şeylerden başkasıyla hükmederse, o kavimde fakirlik yayılır; fuhuş yaygınlaştığı zaman, ölüm yaygınlaşır; Ölçüde ve tartıda noksan
laştırdıklarında, bitkiler bitmez ve onlar kıtlıkla başbaşa kalırlar; Zekatlarını vermezlerse, yağmurları kesilir.” buyurmuştur.( kenzül- ummal 16/43943 kayıtlı hadis.) Bu hadisi şerif söylenecek her şeyi özetliyor. Allah ! bizleri hakkı hak bilip hakka tabi olan ve batılı batıl bilip
batıldan kaçınan kullarından eylesin. Amin .

18.BÜYÜK GÜNAH ZEKATI VERMEMEK
KARDEŞ!Lügatta zekat :Temizlik,Üreme ,artma manalarına gelir.
Şeriatta zekat:Bir malın şeriat tarafından tayin edilen cüz’ünü müslümanlara vermektir.İslamın iktisat düzenin temeli zekattır.İslamın iktisat nizamı,asıl mülk sahibinin ALLAH (c.c) olduğunu,kulun bunu kabul ettiğinin şuuruna varmasıdır.Mülk edinme hukukunu ilgilendiren meseleleri düzenleme hakkını da sadece Aziz ve Celil olan ALLAH ‘a ait olduğunu itiraf etmek demektir.Zekat ise bütün bu hükümlerin pratik ifadesidir.Zekattan hak sahiplerine ulaşmasından sorumlu devlettir.
Resulullah (s.a.v)eşca kabilesinden birine zekatını almak üzere bir memur göndermiştir.Eşcalı şahıs zekatı vermeyi reddetmektedir.Zekat toplamak için gönderilen memur gelip Resulullah (s.a.v)’e durumu bildiridi.Resulullah (s.a.v)bu adama “git kendinin Resulullah (s.a.v)’in memuru olduğunu haber ver”buyurdu.Eşcalı zat bu defada reddedip zekatı vermedi.Zekat memuru Resulullah (s.a.v)’e durumu bildirdi.Resululah (s.a.v) üçüncü defa daha git bu seferde vermezse boynunu vur buyurdular.Kuranı Kerimde Ali İmran suresi 180.ayette “Allah’ın fazlı keriminden kendilerine verdiğinden cimilik edenler sakın bunun kendileri için bir hayır olduğunu sanmasınlar.Aksine bu onlar için bir şerdir.Onların cimrilik ettikleri şeyler kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.Göklerin ve yerin mirası ALLAH’ındır.ALLAH ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.”buyurmuştur.
Göklerin ve yerin mirası Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ındır.Onun mülküdür.İnsanların ellerindeki mallar,mülkler gelip geçicidir.Hakiki mülk onları yaratan ALLAH’ındır.O mülkleri onlara Allah vermiştir.ALLAH’ın verdiğini ALLAH yolunda harcamamak ,cimrilik yapmak mal sevgisinin en uç noktasıdır.İnsanlar bunu düşünmeli ve ne büyük günah işlediklerinin farkına varmalıdırlar.
Resulullah (s.a.v)cimrilikten daha ileri hangi hastalık vardır ? buyurarak cimriligin tedavisininçok zor olduğunu gösteriyor.Resullah (s.a.v)insanlar La İlahe illallah Muhammeden Resulullah diye şehadet ederek namaz kılıp zekatlarını verene kadar insanlarla savaşmaya memurum savaş yapmam emredildi. buyurdu.(Buhari)
Aziz Ve Celil olan ALLAH zekatlarını vermeyenlerin boyunlarına bir tasma takar.Boyunlarına dolanmış olan tasmalar bedenlerinin diğer yerlerinede sarılır.Müslümanım dediği zaman kişi zekatın kendisine farz oldugunu bilir.Üzerinden (malın) bi sene geçtikten sonra onu ödemezse daha sonra öder.Malın hiç zekatını vermezse ahirette o mallar kişinin bedenine sımsıkı sarılır.Nasıl ki zekatını vermeyen kişi mallarına dünyada sımsıkı sarılıyordu ondan ayrılmıyordu ahirette o malda ona sarılır.Böylece o mallar yılan şekline girmiş olurlar.Sanki onlar o yılanları iyice kucaklamışlar ve iyice bagırlarına basmışlardır..Bu mallar ateşten bir tasma olup dolanmasıda mümkündür.
İbni ABBAS (r.a) verilmeyen o zekatlar onların boyunlarında” ben dünyada iken cimrilik edip vermediğin zekatınım” diyen başında iki siyah benek bulunan tasma şeklinde bir yılan haline getirilir.”buyurmuştur. Aziz ve celil olan Allah insanları hayra ve ibadetleri yap
maya teşvik etmiştir. Yapılmaması gerekli şeylerden de sakınmayı emretmiştir.
Fussilet suresinin 7-8. ayetlerinde Aziz ve Celil olan ALLAH “vay haline o ALLAH ’a ortak koşanların ki onlar zekat vermezler.Onlar Ahireti inkar ile kafirolanların ta kendileridir buyurur
ALLAH “şu üç sıfatı taşıyan kimseye yazıklar olsun demiştir.Birincisi;kişinin müşrik olmasıdır.ALLAH(c.c.)’a eş ortak koşmasıdır.Şirk en büyük zulumdur.Şirk Ateisitliktir. ALLAH’a inanmamaktır.İkincisi;zekat vermemeleridir.Zekat vermemek Aziz veCelil olan ALLAH ‘ın yarattığı kullarına acımamaktır.Katı yürekli merhametsiz olmaktır.İşte onlar zekatı vermeyenlerdir.Üçüncüsü ise kişinin ahirete inanmayıp öldükten sonra tekrar dirilmeyecegini sanan dünyayı ve lezzetlerini elde etmeye aşırı şekilde gayret gösteren ahireti inkar edenlerin ta kendileridir.Zekat vermeyenler gururlu insanlardır,bunların yok olmaları yakındır.Korktukları başlarına geldiklerinde biriktirdikleri servetin kendilerine faydası olamayacaktır.Hz Musa (a.s) zamanında yaşayan Karun kavminin yanına bütün ziynetlerini takarak çıktı.Herkes ona imreniyordu,hazinesinin anahtarlarını dokuz kişi zor taşıyordu.Karun ben bu malı ilmim sayesinde kazandım diyordu.Birgün malı ile herşeyi ile yere battı.Sabah olunca ona imrenenler malın fayda vermeyeceğini mülkün sahibinin ALLAH olduğunu anladılar ve biz ALLAH(c.c)’a inanıyoruz,Karun ile yere batırılmadıgımızdan dolayı ALLAH’a şükrediyoruz dediler.
KARDEŞ: Resulallah s.a.v. ‘e bir şahıs geldi. Yaresulallah,bena bir ibadet gösterseniz de ben
o ibadeti yapınca cennete giriyim,dedi. Resulallah sallallahu aleyhi vesellem: Allaha ibadetet
Allaha hiç bir şeyi ortak koşma, Farz olan Namazı kıl, Farz olanzekatı ver, Ramazan orucunu tut
buyurdu. Azizve celil olan Allah kuran’ı kerimin 32 yerinde Namazla Zekatı beraber zikrederek
“Namazı kılın ve zekatı verin” buyurmuştur. Resulallah sallallahu aleyhi vesellem” Kim ki lailahe illallah Muhammedün resulallah deyip , Namazı kılar, zekatı verir, Oruç tutar, Kudreti
olupda Haccederse cennete girer”. diye cennete girer diye müjde verir.
Resulallah s.a.v. min irtihalinden sonra H.Z. ebubekir halife seçildi. Arap kabilelerinden bazıla
rı dinden döndüler. Namazı kılarız ancak Zekatı vermeyiz dediler. Ebu bekir r.a. bir ordu topla
yıp bunlarla savaşmaya karar verdi. H.Z. Ömer bunu haber alınca ” Ey müslümanların halifesi
bunlara karşı nasıl harp açarsın? Resulallah s.a.v. Biz müslümanlar, La ilahe İllallah diyene kadar (şirk koşan insanlarla) kafirlerle savaşmakla emrolundum. Kim ki bu şehadet kelimelerini
söylerse bu kelimeyi söyledikleri için Benden malını, canını kurtarmış olur. Gizli küfür ve günahının hesabı Allah’a aittir demişti”. H.Z. Ebubekir r.a. “Vallahi her kim namazla zekatın arasını ayırırsa bu insanlarla harbederim. Çünkü zekat mali bir ibadettir. Namaz bedeni bir ibadet olduğu gibi. Allaha yemin ederimki bu insanlar Resulallah s.a.v. me verdikleri bir dişi
oğlağı benden esir gerlerse bundan dolayı onların boyunlarını vururum buyurdu”. H.Z.Ömer
vallahi bildimki bu dinden dönenlerin öldürülmesi hakkında halifenin bu hükmü, Cenabi Allah’
ın Ebu bekirin gönlünde yarattığı genişliğin eseridir. Bu sayede savaşın hak olduğunu öğrendim
H.Z. Ebubekir; Kuran’ı kerimin hükümlerini tanımayan dinden dönenleri küfürle suçlayıp savaş
ilanını yapmıştı.
Ebu hüreyre r.a. Nebi salallahu aleyhi vesellemin şöyle buyurdğunu rivayet etmiştir: “Sahibi tarafından zekat hakkı verilmeyen deve,(kıyamet gününde) besili ve engüçlü kuvvetli hali ile gelerek sahibine musallat olup ayakları ile onu çiğner.Zekatı verilmeyen davar da gayet etli ve kuvvetli hale gelerek sahibine musallat olup tırnaklar ile onu çiğner,boynuzları ile de vurur.Resulu Ekrem(sa.) (devam edip) buyurdu ki sakın sizden hiçbiriniz kıyamet gününde omuzuna zekatını vermediği koyununu yüklenip avaz avaz bağırtarak ve :Ya Muhammed (s.a.v)! diye (yardım isteye)rek (bana) gelmesin!Ben ona:hükmü ilahiden senin için bir zerresini hafifletmeye gücüm yetmez.Sana (dünyada) ALLAH’ın hükmünü tebliğ ettim diye cevap veririm.Yine sizden hiç biriniz omuzunda zekatını vermediği devesi yüklü bağıra,
bağıra ve Ya Muhammed!(s.av) diye (yardım isteye)rek bana gelmesin.Ben buna da :ALLAH’ın hükmünden bir zerresini senin için hafifletmeye gücüm yetmez.Sana (dünya) da ALLAH’ın hükmünü tebliğ ettim diye cevap veririm.
Bu dünyanın geçici olduğunu bilip dururuz. Ancak yaptığımız işlerin sonunu hiç düşünmeyiz.
Servetimize, binamıza, malımıza bakar onunla övünürüz. Bunlara bağlanırız ebedi bu dünyada kalacağımızı saırız. Ne yaman bir çelişki. İnsan hasta olduğu zaman hayattan ümidi kesilir ve
işte ölüyorum diye düşünürken hastalıktan kurtulur ve yaşamaya başladığı zaman ölüm aklına
gelmez. bizler böyle garip yaratıklarız. Sormayız ki bizden öncede bu topraklara sahip olan buralar benim diyen kardeşlerini vuran insanları dolandıran hırsızlık yapan, kara borsa, malı
depolayarak fakir fukaranın yemesine engel olan, parasıyla her kapıyı açtığını sanan zavallılar
nerede? Ölüm geldiği zaman hiç birinin fayda vermediğini bildiler ancak iş işten çoktan geçti.
Kabir kapısında durumları ne olur. Ahirete iman edenlerin bu dünyada rahatı olaz. Bu dünyada
cahiller ve inanmayanlar sevinir. Allahım bizi bu dünyada uyandır. Bizleri salih kullarıyın içine
kat. Hidayete tabi olanlara selam olsun.

19 BÜYÜK GÜNAH ZENGİN OLDUĞU HALDE HACCA GİTMEMEK.
Kardeş!Hac:Lügatte kasid manasındadır.Her sene islam memleketlerinden binlerce insan,Beytullaha (Allah’ın evine)yönelip geldikleri için bu hususi ziyarete hac denmiştir.Resulullah (s.a.v) vasıtasıyla Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın emri insanlara ulaşınca emre teslim olmanın son hali hac’dır.Müslüman bu emri dış görünüşüne bakmaksızın yerine getirir.Aziz ve Celil olan ALLAH ;İbrahim (a.s)’e “İnsanlar içinde haccı ilan et.Gerek yaya ,gerek uzak yoldan gelen arık (zayıf) develer üstünde binitli olarak sana gelsinler(Hac suresi ayet 28.) buyurmuştur.Hac bu ümmetin Atası Hz.İbrahim (a.s)’a baglılıgın ifadesidir.Çünkü Hz. İbrahim (a.s) ‘ın inşaa ettiği Kabe tavaf edilir.Hac aslında islam ümmetinin birliği,inancının,dinin ve şeriatının geregidir.
Ayeti Kerimede “Hac yoluna gücü yeten kimselerin Beytullah’ı ziyaret etmesi : İnsanlar üzerinde ALLAH’ın elbette vacip bir hakkıdır.Her kim bu hakkı tanımazsa ALLAH (ın onlara ihtiyacı yoktur O)herhalde alemlerden çok ganidir.(Ali İmran suresi 97.Ayet)Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın Hac’cı insanların boynuna vacip kıldığı bir hak olduğunu ve Haccın terkedilmesinin ;bu ayette Küfür olarak isimlendirilmiştir.
Bir insan genç ve sıhhatli olur fakat haccedecek kadar para bulamazsa ,o kimsenin haccını yapacak para elde edinceye kadar amelelik yapması gerekir.Aziz ve Celil olan ALLAH insanlara Beytulllah’a yaya yürüyüp ziyaret etmesini emreder mi?Sorusu sorulabilir.Bir insanın mekkede (veya çinde) çok büyük bir mirası bulunsa o mirası orada bırakır mı?O mirası almak için dizüstü sürünerek gitmez mi?Zaten Ayeti Kerimede yukarıda bunun cevabını veriyor.Resulullah (s.a.v)”Kim haccetmeden ölürse o kimse isterse yahudi,isterse hristiyan olarak ölsün buyurur.(Men mate velem yuhiccu fel yemut inşae yahudiyyen ve inşae nasraniyyen)
Ebu Ümame (r.a) rivayete göre;Kim kendisini açık bir ihtiyaç veya alıkoyan bir hastalık veyahut zalim bir hükümdar men etmeksizin İslamın emrettiği haccı ifa etmeden ölürse ,o kimse dilediği bir hal üzere ister yahudi isterse hristiyan olarak ölsün.(Dareminin menasıkınden 2/11/29)
Mali ve bedeni güçleri olduğu halde Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın bu emrine hıyanet edenler çoktur. İnsan bazı gerekçelerin arkasına sıgınıp bahane arar.Ancak yarın mahşerde bu bahaneler elbette geçersizdir.Artık bundan sonra hac ibadetlerimizi sırf ALLAH(c.c.) rızası için yapalım.Aziz ve Celil olan ALLAH ‘ın farz kıldıgı bu ibadeti yerine getirelim.Şimdi Şöyle bir sıkıntı var.Hacca gitmek için devletler kota uyguluyor.Şu kadar hacı kabul ederim yoksa kabul etmem diye.Şimdi hacca yazılan milyonlarca insan farz ibadetlerini yapamıyor.Sıra gelecek diye beklerken ölüyor.Bunların durumu ne olacak?Biz müracat edip yazılalım zalim hükümdar engellediği için bu sorumluluktan kurtuluruz İnşallah.
ALLAH’IM!Bizi göz açıp kapayana kadar kendi nefsimize bırakma !Bize bir kurtuluş yolu ihsan et!Herşeyi takdir eden,güç yetiren sensin!

20. BÜYÜK GÜNAH KADERE İNANMAMAK.
KADER MESELESİ.
KARDEŞ: Aziz Ve Celil olan ALLAH Kur’anı Kerimin Kamer suresi 49. Ayetinde (inna kulli şeyin halagnahü bi gader.) Şüphesiz ki biz her şeyi Takdir ettik. Takdir kelimesi :ölçmek, güç
yetirmek, taksim etmek, yaratmak manalarına gelir.
İman esaslarında hangi şeylere İtikad etmenin bağlanmanın doğru olacağını mü’minin bilmesi
boynuna borç olur. 1- Allah’a 2-Allah’ın meleklerine, 3- Kitaplarına, 4- Peygamberlerine ,5-
Öldükten sonra dirilmeye, 6-Kaderin hayrının da, şerrinin de Allahü tealadan geldiğine,(görüle
cek) hesaba, mizana (yani Amellerin tartılması), Cennete, Cehenneme ve bütün bunların hak ve gerçek olduğuna İnandım iman ettim ” demek İNSANIN ÜZERİNE FARZDIR. Aksi takdirde
bunlardan birisine inanmayan Kafirdir. Kaza ve Kadere İman etmek farzdır. La ilahe illalâh
yani Allahtan başka ibadete layık hiç bir ilah , tanrı yoktur demektir. Muhammedün Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Allah’ın elçisi, Peygamberidir. Bu iki rüknü Kalbiyle tasdik ve dili ile söylemeyen Müslüman sayılmaz.
Kader:olacak şeyleri zamanını ve mekanını, vasıflarını, hususiyetlerini (yani En ince teferruatı)
Allahu teâlâ hazretleri bilip ezelde takdir ettiği ve sınırlandırdığı şeylere Kader diyoruz.
Kaza: Allah’ü teâlâ hazretlerinin İrade ve Takdir buyurmuş olduğu şeylerin zamanı gelince ilim
ve İradesine uygun olarak yoktan var ettiği şeylerin ortaya çıkmasıdır.
İrade: Aziz ve Celil olan Allahü teâlÂnın bir şeyi şöyle olup da böyle olmamasını dilemek ve
dilediği gibi tayin ve tahsis etmektir. Dünyada olmuş ne varsa hepsi Allahü teâlânındilemesi ile olmuştur. Mümkün olan her şeyin hangi şekil ve zamanda olmasını dilemiş ise, zamanında ve öylece olur. Dilediği olur, dilemediği olmaz. İstediğini mutlaka yapar. Emirlerini ve hükmünü
asla kimse reddedemez. İnsan oğlu günahlardanda ancak Allahü teâlânın rahmetinin tecellisi ile kurtulabir. Yine İnsan on’a tam olarak İtaat edebilmek için de onun doğru yola ğötürmesine muhtaçtır. Kurtuluş ancak ona dönmekle mümkündür. Kulları ancak ona iltica edebilirler.
Bütün İnsanlar toplanıp bir zerreyi hareket ettirmeye veyahut hareket edeni durdurmaya kalkışsalar Allah’ın irade sıfatı tecelli etmedikçe buna asla güçleri yetmez.
İnsan sresi 30. ayete” Allah dilemeyice siz bunu dileymezsiniz. Çünkü Allah hakkıyla bilendir, tam bir hüküm sahibidir.” buyurdu. İnsanlardan, meydana gelen herşeyin , ama herşeyin Allah
‘ın dilemesiyle olduğuna Allah kimi dilerse rahmetine sokacağına,cennete girmenin,ancak Allah’ın dilemesiyle olduğuna delalet eder.Herşeyin Allahtan gelip yine Allaha döneceği neticesi çıkar. Demekki imanı Allah dilediği kuluna verir. Misal: “Resulallah sallalhü aleyhi vesellem efendimiz amcası ebu talibe ve diğer akrabalarına ebu lehep gibi… imanetmeleri için
çok uğraşmış ama muvaffak olamamıştır. Hazreti İbrahim alehisselam babası Azere iman etmesi için çok uğraşmış, Nuh aleyhisselam oğlu kenana iman etmesi için uğraşmışlar bular peygamberlerinin yakıları oldukları halde iman etmemişlerdir.Ebedi cehenneme düşmüşlerdir.
Cennete girmek insanın çalışıp çabalamasıyla,hak etmesiyle değil , Allah’ın dilemesi, fazlı ve ihsanı ile olur. İnsan; çalıştım, çabaladım, hak etmesi ile olsaydı bunu yapmama, Allahü tealayı
cehalet ve başkasına muhtaç olma neticesine götürürdü ki, bu iki mevhumda Allah hakkında muhaldir ,düşünülemez.

KADER:   Olacak şeylerin zaman ve mekanını , vasıflarını , hususiyetlerini( ve diğer eksik olan birşeyin  yerini doldurmak, tamamlamak ) Allahu teala hazretlerinin bilip ezelde
takdir ve tahdid sınırlamasından ibarettir.
KAZA : Aziz ve Celil olan  Allah  tealanın  irade  ve takdir buyrmuş olduğu şeyleri  zamanı gelince  ilim ve iradesine uygun olarak  yoktan var ettikleridir.  KADER: İRADE
SIFATINA  RACİDİR. (DÖNER.)   KAZA:  TEKVİN  SIFATINA RACİDİR.(DÖNER)
İRADE:  Aziz ve Celil olan  Allah’u tealanın  irade  sıfatı vardır. İrade, bir şeyin şöyle olup ‘da  böyle olmamasını  dilemek  ve dilediği gibi tayin ve tahsis  etmektir. Dünyada
olmuş ne varsa hepsi  Allah’u tealanın  dilemesi ile olmuştur. Mümkün olan her şeyin hangi şekil ve zamanda  olmasını dilemişse , zamanında ve öyle olur. dilediği olur,
dilemediği olmaz. İstediğini mutlaka yapar.
TEKVİN: Aziz ve Celil olan Allah’ın bilfiil yaratma sıfatı demektir. Bütün varlıkların  tekbir yaratıcısı vardır ki  ALLAH ‘TIR.  Bütün varlıkarı hiç yoktan  var etmiştir. Hiç bir
şey yokken Aziz ve Celil olan Alllah  vardı.  Sonra bütün mahlukatı yarattı. Aziz ve Celil olan Allah’ın  onları yaratması, onlara muhtaç olduğu için değildir. Rahmet ve iradesini
gerçekleştirmek,  hikmet ve kudretini  açığa çıkarmak içindir.
AZİZ VE CELİL OLAN  ALLAH’U TEALANIN  KENDİSİNE  HAS SIFATLARI VARDIR.
Bu sıfatlar zatına ait ( HAYAT: Yani daima diri olması.  KUDRET: Yani herşeye gücünün yetmesi. İLİM:  Yani gizli ve aşıkar olan herşeyi bilmesi.  KELAM: Yani söylemesi.
SEM : Yani her şeyi işitmesi. BASAR: Yani her şeyi görmesi.  İRADE:  Yani dilemesi istemesi.) tir.
TEKVİN sıfatı  fiiline (Yani işlediklerine aid  mübarek adlarıda şunlardır.)  TAHLİYK: ( Maddeden bir şeyi  var etmesi.  TERZİK: Rızık vermesi,  beslemesi. İNŞAA: Eşyayı beneri
olmayan bir şekilde  ortaya çıkarması, yaratması.  İBDAA: Maddesiz yoktan varv etmesi.  SUN’ :  Eşyaya nizam ve intizam vermesi.)  ait sıfatlardır.
AZİZ VE CELİL OLAN  ALLAH  Yarattığı şeylerden hiç birine benzemediği gibi   Yarattıklarından hiç bir şey  de ALLAH’A  benzemez.  Allah geçmişte de gelecekte de  isim ve sıfatlarıyla bakidir. Allah’a  ne bir isim ne bir sıfat sonradan konulmuş değildir. Bütün sıfatları ezelidir, ne sonradan meydana gelmiş, ne de  yaratılmış değildir. Bu sıfatların
yaratılmış, yahut sonradan takılmış  ve konulmuş olduğunu söylerse  yahud bu konuda duraklarsa veya susarsa, şek ve şüpeye düşerse  Aziz ve celil olan ALLAH’I inkar etmiş olur.
ALLAH’U teala gayb ilmine sahiptir.ALLAH olacak herşeyi olmadan önce bilir. ALLAH insanı yaratmış, onu, kendisine doğru yolu gösterecek bir akıl ve mükellef olmasını gerektirecek bir kuvvetle mücehhez( cihazlarla) kılmıştır. Aziz ve Celil olan ALLAH GAYB ilmini yaratıklardan gizlemiş ve onlara emirler vermiş,yasaklar göndermiştir. Aziz ve Celil olan ALLAH kullarını gönderdiği emirler ve yasaklar yönünden mesul tutmuştur. İnsanlar, itaatkar ve asi olmak üzere,istedikleri gibi hareket ederler. Böylece ALLAH’U tealanın kendileri hakkında önceden sahip olduğu bilginin sınırlarını da aşmamış olurlar. o halde ALLAH’U Tealanın kendiler, önceden, itaatkar olacağını bildiği kimsenin ASİ; Günahı tercih edeceğini bildiği kimsenin de itaatkar olacağı düşünülemez. Aksi takdirde ALLAH’ın ilmi tam bir bilgi olmaz yaratıkların ilmine benzemiş olur. Çünkü yaratıkların ilmi bilindiği gibi doğru da çıkar yanlıştaçıkabilir. Bu ise ALLAH HAKKINDA DÜŞÜNÜLEMEZ.
Kulların istiyerek yaptığı veya istemiyerek yaptığı işlerin yaratıcısı ALLAH’tır. Bir mü’minin imanı, ibadetleri Aziz ve Celil olan isteği ile meydana geldiği gibi, Bir kafirin küfrü, isyanı da yine Aziz ve ceilil olan ALLAH’ın iradesi ile meydana gelmiştir. Aziz ve Celil olan ALLAH insanları kafir olarak yaratmadığı gibi mü’min olarak da yaratmamıştır. onları serbest olarak yaratmıştır. Sonra “İNSANLARA” hitap etmiş,Emretmiş,(iman ederek, ibadet yaparak, benim bir olduğumu benden başka yaratıcının olmadıuğını bilin) Nehyetmiş,(kafir olmayın, şirk koşmayın, verdiğim aklı doğru kullanın.)tir. KÜFREDEN; ALLAH’INkendisine yardımı terketmesi ile, Fakat kendisinin fiili, seçmesi,ihtiyarı ve hakkı inkarı ve bu inkarda ayak diremesi ile küfretmiştir. İMAN eden kimsede ALLAH’IN kendisine “tevfiki” (doğru yola lutfu ile evketmesi ve yardımı ile) fakat,kendisinin fiili isteği, dili ile ikrarı ve kalbiyle tasdiki ile iman etmiştir. İMAN etmelerini insanlara emretmiş ve küfrü insanlara yasaklamıştır.
Bu yazılarımı okuyan kardeşlerim kusurlarımı affedip hakkımda hayır dua etsinler. Aziz ve Celil olan ALLAH cümle ümmet-i muhammedi son nefesinde imanla bu fani alemden GÖÇ etmesini nasip etsin. ALLAHIM; ÖLÜMÜ BİZE MÜBAREK KIL VE ÖLÜMDEN SONRASINI DA MÜBAREK KIL. ALLAHIM; ÖLÜMÜN SEKARATINI( SARHOŞLUĞUNU) BİZE KOLAYLAŞTIR. ÖLDÜKTEN SONRADA BİZE AZAP ETME, AMİN.

Mehmet HATİPOĞLU

Mehmet HATİPOĞLU: 1950 Yılında Yozgat’ın Merkez Recepli köyünde doğdu İlk okulu Recepli köyünde, Orta okulu Yozgat’ta tamamladı. İmam hatip lisesini Kastamonuda bitirip İmam hatiplik yapmaya başladı. İstanbul Marmara üniversitesi ilahiyat fakültesi bitirmiş, evli ve 4 çocuk babasıdır. Halen İstanbul Sultanbeyli’de ikamet etmektedir .

AHLAK SOHBETLERİ

‘بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ’

Lanetlenmiş şeytanın şerrinden, dinim hususunda bana herhangi bir zarar vermesinden veya beni rabbime bağlayan hak ve gerçeklerden geri çevirmesinden Aziz ve Celil olan Allah’a sıgınırım.

ALLAHIN ADIYLA BAŞLIYORUM.

Kardeşlerim! İNSAN çok acaib yaratılmış bir mahluktur. Şimdi söyliyeceklerimi iyi dinle: İNSAN toprak,su,hava,ateşten yaratılmıştır. İNSANIN hava ile meleklerle bağlantısı vardır. İNSANIN ateşlede şeytan ile bir bağlantısı vardır. Şeytan ateşten yaratılmıştır. Bu bağı çeşitli yollardan kurar. İNSANIN içine girip dolaşması, insanı kinlendirmesi,haset ettirmesi, gösterişe sürüklemesi, Allah ı inkar etmeye teşviki… bunlardan bir kaç tanesidir. İNSANA en çok zarar verdiği yollardan biriside vesvesedir. HZ. ADEM A.S. cennette , şeytanın (lanet onun üzerine olsun) yüzünden çıkarılıp dünyaya indirilmişti. Yeryüzünden hz. ADEM A.S .a vesvese verdi. İslam alimleri bu vesvesnin nasıl olduğunu çok tartıştılar. Günümüzde teknoloji ileri oldğu için bu olay çözüldü. Mesela : cep telefonunun tuşlarına bastığımız an dünyanın en uzak köşesindeki kardeşimizle konuşabiliyoruz. Havanın taşıyıcı bir özelliği vardır. Doğru tuşlara basmak lazımdır. Frekansın frekansı tutması gerek. İşte şeytan Adem a.s.mın dalğın olduğu bir zamanda ona vesvese vermeyi başardı. Sonuç biliniyor. AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH insanda şehveti yarattı. Bu şehvet şeytanda da mevcuttur. İNSAN ların çoğaldığı gibi Şeytanlarda çoğalır.

KARDEŞ; kadınlara bakıldığı zaman gözdeki ateşe şeytan girer ve bir elektriklenme olur.İşte şimdi şeytan devrededir. ALLAH ın haram kıldığı her ne varsa Şeytan onu süsler ve güzel gösterir. Şimdi Şeytanın özelliklerini sana anlatayım da düşmanını iyi tanı çünkü düşmanını tanımayan onun oyununa gelir ve helak olur. Hem dünyasını hem ahiretini yokeder. Şeytanın birinci özelliği kibir yani KENDİNİ BÜYÜK GÖRMESİDİR.

KİBİR

Resulullah(S.A.V)kibiri şöyle tarif ediyor: Kibir hakkı inkar,insanları hakir görmektir.Kibir üç türlüdür:Birincisi:ALLAH’a karşı yapılan kibir.AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH’IN emrettiği farzları yapmayıp,haram kıldığı büyük küçük günahları yapmaktır.Şeytanın nefsi vardır.Yani biz insanlar gibi yer, içer,çocukları olur işte bundan dolayı şehvet yönünden insanlarla bağlantıyı pekiştirir.Şeytan kibirlendi,büyüklük tasladı Adem(A.S)’A secde etmedi.Çünkü isyanında haklı olduğuna inandığı için kafirlerden oldu.Yani önce ADEM(A.S) ‘ı küçümsedi sonra kibirlenerek ALLAH(C.C)’IN emirlerine karşı geldi.İnsanın,şeytanın ve hayvanların nefsi aynıdır.RESULULLAH(S.A.V) şöyle buyurmuştur:”Senin enbüyük düşmanın,iki gögsünün arasında seni kuşatan nefistir.”Kibir nefisteki bir ahlaktır.N efis ise insanda öfke,hiddet,gazap ve şehvet kuvvetini biraraya toplayan bir manada kullanılmıştır.Yani insanda kötü vasıfları toplayan bir şeydir,asıldır.Nefsin dereceleri vardır.Nefsin en aşşagı derecesi nefsi emmaredir.Şeytan ile işbirliği içinde olan nefis budur.Şimdi şeytanın vesveselerinin alametlerini öğrenelim:

Şeytan birşeyi insanın kalbine üfler.İnsan bu vesveseye uymazsa bir başka vesvese üfler.yılmadan,yorulmadan bu istediklerini tekrarlar.Fakat yinede muradı ilk vesvese verdiği şeydir.Eğer bin kere yapmasan bin türlü şekle sokar,yaptırana kadar uğraşır.Şer suretinde başaramazsa,hayır suretine koyar.İlk vesvese verip yaptırmak istediği şeyi yerine getirebilmek için o kadar uğraşır ki,türlü türlü şekle sokar ve yaptırmaya çalışır.M uvaffak olamazsa dahi arkasını bırakmaz ve terk etmez.Yavuz ve haşarı bir köpekten kurtulmak isteyen kişinin onun sahibine sığınması gerektiği ğibi,şeytani vesveselerden korunmak içinde AZİZ VE CELİL OLAN ALLAHA sığınmak gerekir.Şeytani vesvese ile nefsin vesvesesinin bir farkı vardır:Nefsin vesvesesi sadece bir türlü vesvese verir ve kötü maksadını türlü türlü şekillere koyarak aldatmak bilmez.Şu varki nefis acelecidir ve istediğini almadan terk etmez.Şeytan vesvesesini türlü türlü suretlere koyarak ALLAH yolunda olanlara arz ettiğinden cahil kimselerin hatta alim kimselerin bundan kurtulması gayet zordur.AZİZ VE CELİL OLAN ALLAHU TEALANIN lütfu ve yardımı ola…Şeytanın her işi yalandır,inanmamak gerekir.Yoksa,bala zehir katan gibi öyle oyunlar oynar ki hayra şerri katar,şerri saklar ve önce hayrı gösterir.Maksadı iman sahiplerini kendisine uydurmak ve dünyadan imansız gitmesine sebeb olmaktır.İşte bunun için şeytanı ve hile yollarını iyi bilmek gerekir.Düşmanın savaş hilesini tanıyınca savaş gücü ortaya çıktığı zaman savaşı kazanmak kolaylaşır.Resulullah(s.a.v) “kalbinde hardal danesi kadar kibir bulunan cennete giremez”buyurdu.İbni mesut(R.A) müslim rivayet etmiştir.AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH kuranı kerimın mümin suresinin 60. ayetinde “Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir”buyurmuştur.Şeytan şöyle demiştir ben bir defa Adem(a.s)’a secde etmekle emrolundum,yapmadım,ALLAH.(C.C)’IN lanetine uğradım.Müslümanlardan bazıları günde otuziki defa secdeyle emredildiler o secdeleri yapmıyorlar.İşte bunlar benim arkadaşlarımdır.

KARDEŞ! Başın şükrü secdedir!Ayakların şükrü oturmaktır.ALLAH(C.C)’a secde etmeyen baş,ALLAH(C.C) huzurunda oturmayan ayaklar şu iki sebepten bunu yapmazlar.Birincisi:inkar ettikleri için.İkincisi ise:hafife aldıkları için namaz kılmazlar.ALLAH(C.C) korusun ikiside küfürdür.ALLAH(C.C)’a şirk koşmak iki türlü olur. Birincisi:itikadi olur yani kalbi ve dili ile ALLAH(C.C)’ı inkar eder.İkincisi:ameli olur yani ALLAH(C.C)’ın emirlerini yapmayıp karşı gelmektir.Bu isyandır.Mesela sen bana namazı emrettin,namazı kılmıyorum ne yapacaksın?veya bu içkiyi içiyorum sanane ne karışıyorsun diye AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH’a isyan etmektir.Bizi bu durumlara düşmekten ALLAH(C.C) korusun.Bunlar hep nefsin şeytanla işbirliği yaptığı için olur.

İkincisi peygamberlere karşı yapılan kibirdir:Peygamberlere iman etmemek buda kendileri gibi bir insana tabi olmayı kabul etmemektir.Nefsi, onu peygamberlere uymasına engel olur.ALLAH(C.C) kuranı kerimde müminun suresi 47. ayetinde “Bizim gibi iki insana mı inanacağız?” sureyi ibrahimde 10.ayeti kerimesinde”Siz ancak bizim gibi insanlarsınız” buyrularak insanların peygamberlere kibirlerinden dolayı iman etmediklerini gösterir.Kibrin en kötüsü ALLAH(C.C)’ya yapılan kibirdir.İnsanı bu yola sürükleyen cehalet ve azgınlıktır.Tarihte Nemrut bunlardan biridir.Fir’avn şöyle demiştir”Ben sizin en yüce Rabbınızım” diyerek ALLAH(C.C) ‘a kul olmayı kabul etmedi.Peygamberlere karşı yapılan kibir her ne kadar bir derece aşağıda ise de ALLAH(C.C)’a olan kibre yakındır.Çünkü buda ALLAH(C.C)’ın emirlerini kabul etmemektir.

Üçüncüsü insanlara karşı yapılan kibirdir.Kendini büyük,güçlü,güzel,yiğit,alim,zengin…gibi görerek karşısındakini küçük görerek onu önemsememektir.Bu öyle bir haslettir ki insanı helak eder.Kibir,izzet,büyüklük ve üstünlük ancak ALLAH(C.C)’a yakışır.Hiçbirşeye güç yetiremeyen zayıf bir insana kibirlenmek nereden gelebilir?Kul kibirlendiği vakit ,ancak ALLAH(C.C)’a yakışan bir sıfatla ALLAH(C.C) ile mücadeleye girmiş demektir.Yani seçilmiş bir başbakanın başbakanlığını elinde almaya çalışan bir odacını durumuna benzer.Başbakan odacıyı ne hale getirir.Kendisinde başbakanlık olduğunu düşünen odacı bütün emirlerinde başbakana karşı gelir.Birisi “sen odacısın yaptıgın yanlış” dese o sözü kabul etmek istemez. Hemen karşısına çıkar bencillik yaparak inkara kalkışır.İşte bu hal kafirlerin ve münafıkların vasıflarıdır.Demek ki insanlara karşı da olsa kibir çok yanlış bir yoldur.Kibir insanlara karşı yapıla yapıla ALLAH(C.C)’a kibir etmeğe kadar insanı sürükler.İşte şeytanın meselesi de böyle oldu.Şeytan”Ben ondan hayırlıyım” dedi.Adem(a.s)’a karşı kibirlendi.”Beni ateşten onuda topraktan yarattın”dedi.(sad suresi 76. aytet)ALLAH(C.C)’ın emrettiği secdeyi yapmadı.Başlangıçta Adem(a.s)’a karşı kibir onu çekememezlik iken sonunda ALLAH(C.C)’ın emrine karşı gelmekle ebediyyen helak olmasına kadar gitti.Resulullah(s.a.v) efendimiz “Kibirli,halkı küçük görendir” buyurdu.Ben hayırlıyım demek birinci afet,Hakkı reddetmek ikinci afettir.Hasan-ı Basri (r.a) şöyle söyledi:”Şaşarım o kimseye kigünde iki defa kendi pisliğini temizlerde kalkıp halka karşı kibirlenir.”Yani kanalizasyon işçisinin kanalizasyonu temizlerken halka büyüklük taslaması gibi birşey.Küçülüp ezileceğine kibirlenir.

KARDEŞ!Şimdi kendimize bakalım!Şeytanın bu kötü huyu kendimizde var mı?Varsa derhal ondan kurtulmanın yolunu bulalım.Tevbe ve istiğfar ile ALLAH(C.C)’a yalvaralım.Yukarıda söylediğim gibi bazı insan zenginliği ile kibirlenir,bazısı güzelliği ile,bazısı ilmiyle,bazısı güçlü kuvvetli olduğu için kibirlenir.Kibirlenmenin yolu pek çoktur.AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH(C.C) bizleri kibir hastalığından korusun!

RİYA(GÖSTERİŞ):

Kardeş!şunu iyi bilki riya iki türlüdür:1)İBADET SAYILAN İŞLERLE İLGİLİ RİYA 2)İBADET SAYILMAYAN İŞLERLE YAPILAN RİYA

RİYA:İyi görünmekle insanların kalbinde yer almayı istemektir.Aziz ve celil olan ALLAH’a yaptıgı ibadet eder gibi görünüp insanların begenisini kazanmayı amaç edinmektir.Ayeti Kerimede ALLAHU TEALA “Onlar riya yapanlar ta kendisidir.”(maun suresi ayet 6)buyurmuştur.İmanın kendisinde riya çok tehlikelidir.Bunun sahibi ebedi cahennemdedir. Diliyle kelime-i şehadet söylerken ,kalbi onu inkar eder,fakat sureta müslüman görünür.Azız ve celil olan ALLAH “Sizinle buluştukları zaman inandık derler,kendi aralarında başbaşa kaldıkları zaman kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar”(ali imran suresi ayet 119)

Münafık ile Riyakar arasındaki fark şudur:Münafık açıkca iman etmiş görünüp içinde küfrü saklayan kimsedir.Riyakar ise kendisini görenler dindar olduğuna inansınlar diye kalbinde olmadığı halde alabildiğine huşu gösteren kimsedir.Şöyle bir tarifi daha vardır:Riyakar en güzel ibadetleri insanların yanında yapan kimsedir.İbadet sayılan işlerle ilgili riya iki türlüdür.1)AÇIK OLAN RİYA:İnsanı ibadet etmeye sevk eden riyadır.Yani riya maksadıyla ibadet etmektir.2)GİZLİ OLAN RİYA:Daha önce yaptığı ibadetleri insanların yanında daha neşeli,daha zevkli yapar.Gece kimsenin görmediği teheccüt namazını kılan insan,yanına bazı insanlar geldiği vakit o teheccüt namazına daha neşeli daha zevkli kalkıyor kılıyor.

Bunlardan daha gizli riya ise ,insanlar onu görsede ,görmesede amelinde hiçbir değişiklik olmaz.Ancak ibadetlerinin bilinmesini sever,buna sevinir.İşte bu sevinmede gizli riyadır.Farz olan ibadetleri açıktan yapmak farzdır.(Nafile ibadetleri gizli yapmak,bu ibadetleri ALLAH(C.C)dan başka kimsenin bilmemesi daha hayırlıdır.)

Beş vakit farz namazı camide cemaatle kılmak,ramazan ayında oruç tutmak,halk ile bayram namazını kılmak,zekatı açıktan vermek,hacca gitmek…Bu amelleri açıktan yapmak FARZDIR.Açıklanmamış,halktan gizlenmişse dedikodulara,kötü zanlara sebep olur.İnsanın arkasından”Bu adam namaz kılmaz,oruç tutmaz,zengin olduğu halde zekatını vermez,hacca gitmez” diye söyleyip günaha girerler.Müslümanları bu şekilde günaha sokmak caiz değildir.Farzların edasında riya olmaz demişlersede çok dikkat etmeli”Bu adam nekadar huşu ile namaz kılıyor” denmesinden sakınmalı Farzlara riya karışması ALLAH(C.C)katında hasıl olacak ecir ve sevabı ortadan kaldırır.Nafile yapılan ibadetleri ,bu ibadetleri ALLAH(C.C)tan başka kimsenin bilmemesi hayırlıdır.Nafile ibadetlerde riyadan kaçınması çok zordur.Peygamberimiz(S.A.V)”Riya siyah karıncanın kapkara gecede siyah bir zemin üzerindeki hareketinden daha gizlidir”buyurmuştur.Riya ile yapılan ibadetlerde hiç sevap niyeti olmaz.İnsanların yanında hatta bazen abdestsizde namaz kılıp yalnız kaldığında hiç namaz kılmayan gibidir.İşte bunu kıldığı namaz yalnız insanlara gösteriş içindir.İşte böyle kimseler ALLAH(C.C) katında sevilmeyen kimselerdir.İnsanlar görsün diye veya insanlardan korktugu için sadaka veren kimselerde böyledir.Halbuki bu insan yalnız kalınca bir kuruş kimseye vermez.Sırf ALLAH(C.C)rızası için yapılmayan ibadetler ALLAH(C.C) katında degersizdir,kulun yüzüne çarpılır.Burada şunu ifade edeyim ki bazı insanlar sırf ALLAH(C.C) rızası için ibadet ederken bu halk arasında duyulur.İşte bundan dolayı ibadetlerine hevesini artırarak ibadetlerini çoğaltır.Buda ibadetlerin sevabının azalmasına sebep olur.

İbadet sayılmayan işlerde riyaya gelince bu bedeninde olur yani çok ibadet etmişde yorgunluktan benzi sararmış veya kılık kıyafetinde çok ibadetinden dolayı sakalı saçı birbirine karışmış elbisesi kirli yırtık görünmek isterler.Sözlerini hikmetli söylemek için vaaz verir,nutuk çekerler. Gönülleri çekmek için insanlara Sevgi ve saygı sunmak ile gösteriş yaparlar.Bunlardan ALLAH(C.C)a sıgınırız.

Bunu anlatmamın sebebi şeytanın riya karıştırmakla ameli bozması korkusundandır.H.Z ALİ (K.V) şöyle buyurmuştur:”gösteriş yapanın üç alameti vardır.Birincisi yalnız kaldığı zaman amelinde tembelleşir.İkincisi halk içindeyken heveslenir şevkle yapar.Üçüncüsü övüldüğü zaman amelini çoğaltır,kötülendiği zaman amelini azaltır.

KARDEŞ! Riyanın iki zararı vardır. Birisi, cennet riya yapanların elinden çıkar, ikinci zarar cehennemdedir orada türlü azap çektikten sonra kafirler başlarına kakar,bunlarla alay ederler. Ahiretteki zarar büyük zarardır. Bu utanma çok büyük utanmadır. Bunları dil ile anlatmak,kalemle yazmak mümkün değildir. Bu rüsvaylığı bir düşün! Mahşer yerinde Aziz ve celil olan ALLAH’ın hitabı şöyle olacak “Ya kafir,Ya hasir (zarara uğrayan,yolunu şaşıran)Ya gadir(zulmeden,hain,vefasız) Ya facir(fena huylu,sefih,günahkar)”.Hadisi şerifte Peygamber efendimiz(s.a.v)böyle buyurmuştur.Mürailer kıyamet gününde bütün çalışmalarını kaybedecekler.Kendisine “git o ibadeti ve taati kimin için yaptınsa sevabını ondan al ben müşterek ameli kabul etmem çünkü o amel halis degildir.O ameli yapan cehennemliktir.”Maun suresinde”yazık (veyl) o namaz kılanlara ki namazlarından gafildirler. Riyakarlık edenlerin ta kendileridir.”Hadisi şerifte şöyle buyrulur”sizin için en korktuğum küçük şirktir” sahabe soruyorlar” YA RESULALLAH küçük şirk nedir? Peygamber efendimiz(s.a.v)riyadır” buyurdu. KARDEŞ! Riyadan kurtulmanın yolunu da söyleyeyimde var ona göre düşünüp haraket edesin. Riyadan kurtulmak için ibadetler tam bir ihlas ile yapılmalıdır. Sırf ALLAH(C.C) için yapılan ameldir. İnsanlara gösteriş olmayan ameldir. ALLAH(C.C)ın yarattığı mahlukat için amel yapma! İnsanlar için bir nefes dahi alıp verme! İslam dini bütün şüphelerden,riyadan,kendini begenmişlikten v.b afetlerden temizlenen ve ALLAH(C.C)tan başkası ile süslenmeyen dindir. Müslüman olan kişi islam dini ile birbirinden ayrılmayan kişidir.Riyakarın elbisesi temizdir,fakat kalbi pistir.Kardeş!ALLAH(C.C)a koş! Sensiz ve senden gayrisiz ona dön,ona var!Günahlardan tamamen sıyrılmış olarak ALLAH(C.C)a koş! Şöyle bir misal vereyim sana,bir yapı düşün yüzünü çok güzel süslemiş çiniler döşemiş görenler bu binaya hevesleniyorlar,kapıdan içeri girildiginde ne görürsünüz! burası bir tuvalet imiş dışına bak,içine bak! İnsan böyle olmakda devam ettiği müddetçe şeytan onun kalbine çadır kurar ve orayı kendisine ev edinir..Ordan hiç çıkar mı?Kardeş!Aziz ve celil olan ALLAH(C.C) ile ve ALLAH(C.C)ın rızası ile işe başla riya hastalığından kurtul! Çok tevbe et,kendini ALLAH(C.C)ın huzuruna bırak!ALAHIM sen kulluk hususunda bize yardım et! Bizi sana karşı günahkar olup da rezil rüsvay eyleme! AMİN! Bu duaya amin diyen kula ALLAH(C.C) rahmet eylesin..

Kardeş!Bedenin her uzvuu kendine mahsus muayyen bir iş için yaratılmıştır.Uzvun hastalığı ise,hangi iş için yaratılmışsa o işi yapamamasıdır.Ya işi hiç yapamaz veya zorla yapabilir.Mesela gözün hastalığı görememek,ayagın hastalığı yürüyememektir,kalbin hastalığı ise hangi iş için yaratılmışsa o işi yapamamaktır.Kalb;ilim,ALLAH(C.C) sevgisi,ALLAH(C.C)’a ibadet,ALLAH(C.C)’ı zikirden zevk almak,şehevi arzulara karşı ALLAH(C.C)’dan yardım istemek için yaratılmıştır.Aziz ve Celil olan ALLAH “Cinleri ve insanları,ben ancak bana kulluk etmeleri için yarattım.”buyurmuştur.(zariyat suresi,96.ayet)

Her azanın bir faydası vardır.Kalbin faydası hikmet ve marifet sayesinde insanı hayvandan ayırt etmektir.İnsan ;yemek, içmek ve münasebette bulunmak… gibi diğer vasıflarla hayvandan ayrılmaz.Ancak hayvandan ayrılması eşyayı oldugu gibi bilmektir.Eşyayı eşya yapan ve onu vareden ALLAH(C.C)’dır.İnsan herşeyi bilsede ALLAH(C.C)’ı bilmemiş olsa hiçbirşey bilmemiş olur.ALLAH(C.C)’ı bilmenin alameti onu sevmektir.ALLAH(C.C)’ı bilen onu sever.Sevginin alameti de hiçbir sevgiyi ALLAH(C.C)’ın üzerine tercih etmemektir.Taş yemeyi diğer yemeklerden fazla seven mide hastadır.Başkasını ALLAH(C.C)’tan daha çok seven kalb de hastadır.Aziz ve Celil olan ALLAH’ın dilediği kalbler hariç diğer kalbler hastadır.Vucud bazı hastalıkları bilemez.Kalbi hastalıkların bazılarını da sahibi bilemez,gafil avlanır,tedavisine bakmaz.Kalb hastalıklarının ilacı şehvete uymamaktır.Bu da oldukça zordur.Halk dünya sevgisine,görünüşte ibadete hakikatte adet ve riya olan ibadetlere yöneldiler.

Kardeş!Kalbinde bulunan hastalıkların bir listesini çıkar!Mesela senin kalbinde kibir,riya,cimrilik hastalığı var mı?Bu seni ALLAH(C.C)’dan uzaklaştıran kötü bir hastalıktır.Bunları tedavi eden insan cömerd olur.İfrata kaçıyorsa ifratta bir hastalıktır.Cömerd israf ile cimrilik arasında eşit uzakta olmalıdır.Kötü huyuna bak!Kalbinin ne derece hasta olduğunu bilmen lazımdır.Kötülük,iyilik yapmaktan daha çok hoşuna gidiyorsa sende kötü huy çok demektir.İşte onu tedavi ettirmen lazımdır.Dünyadan göç edip giderken nefis dünyadan alakasını kesmiş olduğu halde göç etmedi.Dünyaya iltifa etmediği gibi sebeplerinede arzu duymamalı.İşte böyle olursa peygamberler,sıddıklar,salihler ve şehitlerden olanların zümresine katılır.Bu arkadaşlar ne güzel arkadaşlardır!Bu dosdoğru yolda yakın olanlar,uzak olanlardan daha çoktur.Doğru yolun zorluğu o kadar ağırdır ki yirmidört saatte sünnetlerle birlikte 40 defa Fatiha suresinde “ALLAHIM!Beni sıratı müstakime hidayet et!” diye dua ederiz.Doğru yolda gitmeye gayret etmelidir.Kurtuluş ancak salih amellerle mümkündür.Salih ameller güzel ahlaktan doğar.Herkes kendi sıfatını ve ahlakını araştırsın ve listesini yapsın!Sonrada teker teker tedavisini yapsın.Doğru yola hidayet eden ALLAH(C.C)’a HAMD OLSUN(AMİN)

HASED(Çekememezlik)

Tarifi;bir kimsenin elinden malının gitmesini istemek ve ona sevinmektir.Bir nimeti ona çok görüp o nimetin onun elinden gitmesini istemektir.

Gazap ve hışım ALLAH(C.C)’ın yaktığı ve gönülleri saran ateşten bir kıvılcımdır.O kül altında korunan ateş közleri gibi kalbin derinliklerinde saklıdır.Bu ateşi kibir ortaya çıkarır.Demirin kayaya çarpması esnasında taşın çıkardığı ateş gibidir.İşte insanın şeytana doğru uzanan bir damarı olduğunu insanla şeytanın irtibatının bu ateş olduğunu açıklamıştım.Gazap ateşi kendisinde yanmaya başlayınca şeytana yakınlaşır.Toprağın hali sukunet,ateşin hali yanmak,dalgalanmak,hareket ve ızdırabtır.Kin ve hased de gazap ve hışmın neticesidir.Helak olanlar hep bu kötü hastalıktan helak olmuşlardır.Bozulanlar hep bundan bozulmuştur.Kötülüğü bilmeyen kötülüğe düşebilir.Kötülüğü bilmek kafi değil,kurtuluş çarelerinide aramak ve öğrenmek lazımdır.

Hased(çekememezlik)bir dalın parçasıdır.Hased ile ilgili Peygamber(s.a.v) efendimiz “Sevapları yer,mahveder”(Ebu Davud Ebu Hureyreden rivayet etmiştir.)Hasedden vehasedin sebep ve neticelerinden men etmek üzere Peygamberimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur:”Çekememezlik yapmayın!Birbirinizden ayrılmayın(husumetleşmeyin),kin tutmayın,arka çevirmeyin,Ey ALLAH(C.C)’ın kulları kardeş olunuz!”(Buhari ve Müslimden)

Kardeş!İlk hased eden şeytandır.Şeytan Hz.Adem (a.s)’a verilen makama dayanamayarak ona secde etmediği için hasetçiliği,çekememezliği kendisini isyana sevk etmiştir.Adem(a.s)’ın iki oğlu Habil Kabili hased yüzünden öldürmüştür.Hz.Yusuf (a.s)’u kardeşleri çekemedikleri için kuyuya attılar.Bütün düşmanlıkların yok olması mümkün,ancak hased hastalığının yok olması mümkün değildir.Hased iyileşmeyen bir yara gibidir.Hasan Basri(r.a) şöyle buyuruyor:”Ey İnsanoğlu!Niçin kardeşini çekemiyorsun?Ona verilen mal onun hakkı ise ALLAH(C.C)’ın ikram ettiği kimseye kızmaya ne hakkın var?Şayet hakkı degilse,cehenneme girecek adamın nesine çekememezlik edersin!”

Kardeş!Hased ancak bir nimete olur.Aziz ve Celil olan ALLAH birine bir mal verirse bu malı ona çok görüp onun elinden gitmesini istemek ve gittiği zaman dasevinmektir.İşte buna HESED denir!Birde gıpta vardır.Yani adamınmalına ne sevinir nede yok olmasını ister.Rasulullah(s.a.v)”Mümin gıpta eder,münafıksa hased eder.”buyurmuştur.Hasedin sebebi düşmanlıktır.Kendine zulmeden kimseye kızar,bu kızgınlık kine dönüşür.Kin intikam ile yatışır.İntikamda alamayınca düşmanına felaket gelirse bunu kendi kerametine hamledip buna sevinir.Düşmanına bir iyilik gelirse kendisinin değersiz olduğunu ALLAH(C.C) katında bir kıymetinin olmadığını düşünür,buna canı sıkılır.Zulmeden kimseler ekseriya zengin insanlardır.Fakir insanın elinden malını alır ve zulmeder.Şöyle der.”Sen benim malımın çok olduğundan bana hased ediyor,kıskanıyorsun.”Demezki ben bu adama zulmediyorum,malını elinden alıyorum,onun gücü yetmediği için bana kızıyor demez.Bu kızmaktan dolayı katliam olur.ALLAH(C.C) cümlemizi muhafaza buyursun.AMİN.Bazende ALLAH(C.C) korkusu olan katil olmak istemeyen kimse ALLAH(C.C)’a havale eder”ALLAH(C.C) benim vekilim,o ne güzel vekildir!”der işin sonunu ona bırakır.

Kalbin bu hastalığı ilim ve amel ile tedavi edilir.Hased sebebiyle ALLAH(C.C)’ın taksimatına rıza göstermiyor ve kazasına kızıyor.Yani ALLAH(C.C) taksimatı yapmadı ben olsam ondan daha güzel taksim ederdim demektir(haşa).ALLAH(C.C)’ın adaletini küçümsüyorsun.Bu tevhidin özüne aykırı,imanın gözüne saplanmış bir kurşundur.Hased eden, şeytanlarla birleşmiş olur.İşte bu kalbdeki pisliktir.Ameller yok olup gider.Bu hal ile kurtuluşa erilir mi?Resulullah(s.a.v) şöyle buyurur.”Mümin,kendisi için istediği şeyi müslüman kardeşi içinde aynen istemedikçe kamil iman sahibi olmaz.”Yani kişinin kamil iman sahibi olamayacağını belirtmiştir. Kardeş!hased hastalığını tedavi et,ahlakını güzelleştir!Ateş ile barut biraraya gelmediği gibi güzel ahlak ile kötü ahlak biraraya gelmez.Sen hased ettikçe içinde bir ateş yanar.Kendi kendini yersin.Adeta rende ile rendelenirsin.Sen hased ettikçe ALLAH(C.C) düşmanıyın nimetlerini artırır.Onun nimeti arttıkça senin hasedin artar.Sıkıntılar içinde kıvranır,karanlıklar içinde bocalarsın.Gögsün daralır,uykuların kaçar ve hased hastalığı seni ölüme kadar götürür.Zaten düşmanıyın istediğide budur.Sen akıllı bir kimsesin,seni sıkıntıya düşürdüğü için bundan vazgeçmelisin.Çünkü bu faydasız bir sıkıntıdır.Üstelik sen, hasedin ahiretteki cazasını da biliyorsun.Daha nasıl hased edersin!Aziz ve Celil olan ALLAH’ın gazabına uğramağa çalışmaktan daha büyük bir şaşkınlık olur mu?ALLAH(C.C)’a dön!Bütün hal,söz,hareket ve davranışlarında ALLAH(C.C)’dan utan!ALLAH(C.C)’ın Kuranı ile amel et!Kim ALLAH(C.C)’tan korkarsa ALLAH(C.C) ona bir çıkış yolu ihsan eder.Resulullah(s.a.v):” kişinin lüzümsuz,fuzuli şeyleri terketmesi iyi bir müslüman oluşunun alametidir”ALLAH(C.C) kuluna kafii değil mi?Sabret,ALLAH(C.C)’a itaat et!ALLAH(C.C) kendisine itaat edenleri aziz kılar.Kendisine isyan edenleri de zelil kılar,zillete düşürür,hor hakir yapar.Yedi kere”HASBÜNALLAHİ VENİ’MEL VEKİL” DE.ALLAHIM!BÜTÜN HAL VE HAREKETLERİMİZDE SANA KARŞI GÜZEL BİR EDEPLE HAREKET ETMEYİ BİZE NASİB EYLE!AMİN.

YALAN VE MUNAFIKLIK

Kardeş!Sana diyeceklerime iyice kulak ver.Duydugun bu sözleri birde benden dinle!Olur ki;Aziz ve Celil olan ALLAH seni bagışlarda bu fakire dua edersin.Sanma ki benim günahım yok,benim günahım seninkinden fazla…Bu fakir kardeşin önce kendine nasihatte bulunuyor.Aklı selim sahibi olup aklını kullanmadı.İş işten geçmeden can kafesten uçmadan kendi benliğime dönmek istiyorum.

Aziz ve Celil olan ALLAH insanı yarattı.En güzel sureti giydirdi.İman nuru ile süsleyip güzelleştirdi.İnsana güzelce konuşmayı,zihin verip diger yaratıklardan ayırdı.İnsanın kalbine ilim hazinelerini aktardı.İnsanı kemale erdirecek hatırından geçen,kalbine dogan şeyleri ifade edecek,kapalı olan perdeyi aralayarak bir dil verdi.Hakkı kati söyleyebilsin diye ona bir güç verdi.Böylece insan nimetlerin şükrünü ifade etti.Aziz ve Celil olan ALLAH TEALANIN en büyük nimetlerinden ,en ince sanatlarından ve çok mühim olan organlardan dil,bütün mahlukata verilmiştir.Ancak insanların dili diger mahlukların diline benzemez.Dilin kendisi küçük,isyanı çok büyüktür.Çünkü insanın küfür ve imanı ancak dilindeki ifadesinden anlaşılır.Küfür isyanın,iman ibadetlerin en uç noktasıdır.Kelime-i Tevhidi ifade eden de dil,Allahu Tealayı ınkar eden de dildir.İlim neyi içine alırsa onu dil söyler.Ya hakkı konuşur veya batılı konuşur.İlimin içine girmeyen hiçbir konu yoktur.Bu ilmi konuları anlatacak dilden başka hiçbir organ bulunamaz.İnsanın gözü renkleri ve suretleri,kulakları sesleri,elleri cisimlerin durumlarından başka birşey anlayamaz.Dilin sahası çok geniştir.

Kardeş!Dilini bırakıp dizginlerine sahip olmayanı şeytan her sahada oynatır.Olmadık felaketlere sürükler.Hz.Adem(a.s)’a ilk yalan söyleyip yemin eden şeytan idi.Adem(a.s)şeytanın yalanına inandı.Şimdi sana o hadiseyi ayeti kerime ile anlatayım,bu hadise çok enteresandır.Allahu Teala”Sakın (iblis,şeytan)sizi cennetten çıkarmasın sonra zahmete düşersin.Çünkü sen burada acıkmayacak,çıplak kalmayacaksın,burada susuzluk çekmeyeceksin,güneşin sıcaklığında kalmayacaksın.”ifadeleri Hz.Adem(a.s)’i sürekli bir rahatlıga,bir geçime teşvik etmiştir.Ancak şu şartla ki o ağaçtan uzak duracaksın”buyurmuş.Şeytan(iblis); seni ebedilik ağacına götüreyim mi,yok olmayacak bir mülke götüreyim mi?Eger götürmemi istiyersen o ağacın meyvesinden yemen lazımdır,diye şart koşmuştur.Adem(a.s) unuttu o ağacın meyvesinden yedi.

Hasan Basri(r.a);” Allah(c.c)’a yemin ederim ki,Hz.Adem(a.s) unutmasının dışında asla asi olmadı.”buyurdu.Şeytan çok kıskanç idi.O Allahu Tealanın Hz.Adem(a.s) verdiği nimetleri görünce onu kıskandı ve ona düşman oldu.Şeytan”O agaçtan yiyen herkes ebedi olurmuş,kim bu ağacın meyvesinden yerse mülkü devam eder,eskimez,bitmez”diye iddia etmiştir.Yalan söyleyip Allah(c.c)’a yemin etmiş ve Hz. Adem(a.s)’ı kandırmıştır.Allahu Teala Adem(a.s)’ı yeryüzüne indirmiştir.Bazı cahiller,”Hz.Adem cennetten kovulmuştur.”derler.Sakın inanma,yalan söylerler.Cennetten indirilmek başka birşeydir,cennetten kovulmak başka birşeydir.Cehenneme düşenlerin büyük çoğunluğu dilleri yüzündendir.Tehlikeden kurtulanlar dillerine sahip olanlardır.İnsana en çok isyan eden dildir.Çünkü istediği yere kayar.Güzel bir deyim vardır”Dilin kemiği yoktur,bogazına saplanıp kalsın.”

Kardeş!İnsanlar dilin hile ve aldatmacalarından çekinmez oldular.Şeytanın insanları aldatmakta kullandığı en büyük hile ve tuzağı dilleridir.Şeytan nefis ile arkadaş olursa nasıl kurtulsun?

SEN RİYAZET SARAYINDA NEFSİ AL Kİ BENDİNE;

FIRSAT BULUP, DÜŞÜRMESİN NEFSİN SENİ FENDİNE

Aziz ve Celil olan ALLAH “yalan uyduranlar ancak ALLAH(c.c)’ın ayetlerine inanmayanlardır”buyurmuştur.(Nahl suresi 105.ayet)Resulullah (s.a.v)”İnsan yalan söylemek ve yalancılıkla meşgul olmak sebebiyle Allah(c.c) katında yalancılardan yazılır.”buyurmuştur.(Buhari)Yalancı olmak,doğruluğun aksi olan yalanı söylemektir!Ebu Hureyre(r.a) Resulullah(s.a.v)’dan şöyle işitmiştir;”Şu üç şey kimde bulunursa namaz kılsa,oruç tutsa,kendisini mümin sansada yine de münafıktır.1.Konuştuğu zaman yalan söyler 2.Söz verdiği zaman sözünde durmaz 3.İtimat edildiği vakit emanete hıyanet eder”

Abdullah İbni Ömer(r.a) Resulullah(s.a.v)’den şöyle işitmiştir;”Dört şey kimde bulunursa o münafıktır.Bunlardan birtanesi bulunursa münafıklıktan bir parça kendisinde vardır.1.Konuştuğu vakit yalan söylemek 2.Söz verdiği vakit sözünde durmamak 3.Emanete hıyanet etmek 4.Dövüştügü zaman haddi aşmak,sövüp saymak veya mahkemeye başvurduğu zaman hakkından fazlasını istemek;(Diger bir rivayette) 5.Ne zaman ahdeylerse ahdinde durmaz”

Kardeş!Müslüman olan kimselerin bu sıfatlarından sakınmaları gerekir.Bu sıfatlardan birisi kendisinde olursa hemen tevbe etmeli,Allah(c.c)’a yalvarmalıdır.Nifak ya ameldedir veya dindedir(itikattadır).Biz şimdilik amelde bulunan münafıklıktan bahsediyoruz.Kişi bu ameldeki münafıklıktan kurtulamazsa açıkça yaptığı ibadetlerin ve taatlerin asla bir faydasını göremez.Ancak bu sıfatlara tevbe istiğfar ederek kurtulup salih amelleri işlesin.Allah Teala vericidir.Kim ne isterse verir.Dünyayı isteyene dünyayı,ahireti isteyene ahireti verir.Ahiret hayatını isteyen kimse Peygamberimiz(s.a.v)’e sıkı sıkı sarılsın.

Resulullah(s.av) uhud savaşında müminleri savaşta uygun yerlere yerleştirdi.Safları o kadar düzgün yapıyordu ki ileri çıkan bir gögüs gördüğünde “geri çekil” diyordu.Kendisinin ve askerlerinin sırtını uhud dağına verdi.Abdullah İbni Cübeyri(r.a)’i okçulara komutan tayin etti.”Düşmanın arkamızdan saldırmaması için bizi oklarınızla koruyun”buyurdu.Müminler savaşa başladıkları zaman müşriklerin süvarileri de harekete geçti.Okçularla karşılaşınca geri döndüler.İslam ordusu zafere koşarken okçular yerlerini bıraktılar.Resulullah (s.a.v)efendimizin emirlerini dinlemediler.İslam ordusu bozulmaya başladı.Neredeyse Resulullah(s.a.v) efendimizinşehid olması vardı.İşte Peygamber(s.a.v) efendimizin emrine,sünnetine muhalefet etmenin durumu budur.

Ümame (r.a)Resulullah(s.a.v)’in şöyle buyuruduğunurivayet etmiştir(bildirmiştir.);”yalan nifak kapılarından bir kapıdır.”Hasan Basri(r.a)”Nifak iç ile dışın,söz ile işin birbirine uymamasıdır.”buyurdu.

Kardeş!İçini dışını temizlemeye bak!Suretin yani dış görünüşün bir türlü, siretin yani iç görünüşün başka türlü olmasın.Yarın mahşer günü için dışına,dışın içine çevrilecektir.Ne kadar hasta,ne kadar cüzzamlı bir surette görüneceksin.Dünyada ümmeti muhammedin suretleri çevrilmeyecek.Ahirette nasıl suretlere girerek,insanların huzuruna çıktığımızı yalnız Allah(c.c) bilir.Çünkü tek yaratıcı Allah(c.c.)’tır.İstediği şekle sokar.Kişinin imanı ve ameline göre sureti vardır.Görmezmisin şeytanı ki ;imanlı olduğu zamanlarda sureti başka idi,inkar edip kafir oluncs sureti derhal değişti.Aziz ve Celil olan Allah imanımızı korusun!Bizleri hidayetten ayırmasın.Bizleri müslümanlar olarak öldürsün.(AMİN)!Bu duaya Amin diyen kardeşlere Allah (c.c)Rahmet etsin.

Kardeş!Hz.Ebubekir(r.a)efendimiz hutbeye çıktı ve Resulullah(s.a.v)’in şöyle buyurduğunu anlattı.”Yalandan sakının!O kötülük ile beraberdir ve her ikiside cehennemdedir”

Yol ikidir;ya sukut eder konuşmaz susarsın veya konuşursan söylediğin her sözü doğru söylersin yani sıdktır.Çünkü islam dininin esası,doğruluğa beyandır.Resulullah(s.a.v)efendimizi enyüksek mertebeye taşıyan dogru olmasıdır.Hz.Ali(r.a)efendimiz şöyle buyurdular;”Allah(c.c) katında en büyük hata yalan konuşmaktır.En büyük pişmanlık kıyamet günündeki pişmanlıktır.”(Allah hepimizi korusun!)

Münafıkların en büyük azaba düşmelerinin sebebi,yalancılıkla şöhret bulmalarıdır.Yalanın ne kadar tesirli bir zehir olduğunu bilmek lazımdır.Yalan küfrün anasıdır,münafıklığın birinci alametidir.Allah(c.c)’ın kudretine karşı bir iftiradır.Görmezmisin hristiyan ve yahudileri haşa Allah(c.c)’a evlad isnad ederler yani Allah(c.c)’ın oğlu derler.Düşünmezler ki yalan sözlerinin sonu nereye varıyor?Allahu Teala hazretlerini nasıl mahlukata benzetiyorlar!

Konuşan insan doğru söylediği zaman yani”LAİLAHE İLLALLAH” deyince,bunu kalbide kabul edince iman sahibi mümin olur.Ne büyük saadet!..Dilin söylediğini kalbi kabul etmez ise Allah(c.c)korusun kafirdende daha şiddetli bir münafık olur.İşte sana anlatacagım dindeki münafık budur!..

Kardeş!Dindeki münafıklık dili ile “LA İLAHE İLLALLAH” diye doğru söylüyor.Ancak kalbiyle yalan söylüyor.Halbuki kalbi inanmadığı halde inancının bu olduğunu söylemeye çalışıyor.Kafir kalbiyle olsun,diliyle olsun inanmadığını mertçe söylüyor.Çünkü yalandan kaçınıyor.Şimdi şöyle bir düşün;amelde olan münafık ile,dinde olan münafık ,ikiside başkadır.Amelde olan münafık kalbi Allah(c.c)’a iman ediyor,dilide Allah(c.c)’a iman ediyor.İşlerinde yalan söyleyip insanları aldatıyor.Sonu küfre doğru gidiyor.(Allah korusun)Dinde olan münafık Allaha kalben inanmıyor sadece dili ile söylüyor,insanları kandırıyor.İşte münafıklıgın benzeyen yönleri…İnsanları kandırmak ve aldatmaktır.Peygamberimiz(s.a.v);”Aldatan bizden değildir.” buyurması çok enteresandır.

Kardeş!Şimdi sana amelde olsun,dinde olsun münafıkların hal ve hareketlerini,sözlerini birbir diyeyimde kendini ona göre kontrol et!Olur ki bu garip kardeşinize bir dua edersiniz..Allah(c.c) cümlemizi münafıklık hastalıgından korusun(Amin).Sakın bana kızma!Ben kendimi daima bende münafıklık alameti var mı diye kontrol eder,korkarım..Çünkü Hz.Ömer(r.a) kendini kontrol eder,Hz.Huzeyfe(r.a)’ya gider “ya Huzeyfe Peygamberimizin(s.a.v)sana bildirdiği münafıkların içinde bende var mıyım?”diye sorardı.Cennetle müjdelenen bir sahabi nerede,-onun ayagının altında bir toz zerresi olsam sevinirim-ben neredeyim.Düşün..

Aziz ve Celil olan Allahbuyuruyorki;”onlar mümin degiller”münafıkların imanları iman değildir.Çünkü Resulullah(s.a.v)’e iman etmediler.Münafıklar bukelemun gibi daima renk degiştirirler.Müminle karşılaşınca mümin,kafirle karşılaşınca kafir.Kendileri başbaşa kaldıkları zaman münafık..Münafıklar Allahı aldatmaya çalışırlar.Resulullah(s.av)’in yanına gelip iman ettiklerini söyleyerek müminlere tanına haklardan faydalanmak için yalan söylerler.Münafıklar peygamberi aldattıkları zaman,”onlar Allah(c.c)’ı aldatmaya çalıştılar” denilmiştir.Hile yapan kimseler herkesi kandırdığını zannederler.Halbuki aldatmanın neticesinin, dünyada bu münafıklara yönelik olmasıdır.Aziz ve Celil olan Allah onların bu hilelerinin zararını müminlerden geri çevirir ve onu münafıklara geri döndürür.

Münafıkların kalb hastalığına gelince;Aziz ve Celil olan Allah kalbe mahsus olan bir özellik yaratmıştır o da şudur;Allah(c.c)’ı bilmek,Allah(c.c)’a itaat ve kulluk etmektir.Kalbte bu özelliklere mani olacak herhangi bir sıfat meydana geldiğinde bu sıfatlarkalbin hastalığı olur.Ayagın hastalığı yürüyememek gibi..Kalbinde olmayanı diliyle söylediği için hakikatte olmayan birşeyi varimiş gibi göstermiş,bundan dolayı yalan söylemiş,kalbi kederlenmiş,hüzünlenmiş,hastalanmıştır.Çünkü münafıklar yalanlarına devam edip ondan asla vazgeçmezler.

Resulullah(s.a.v)efendimizin şöyle buyurduğunu Enes(r.a) haber veriyor;”İnsan bir yalan söylediği zaman,onun pis kokusundan melekler bir mil mesafe ondan uzaklaşırlar.”(Tirmizi)

Münafıklar yeryüzünde fesat çıkarır,bozgunculuk yaparlar.Açıkça Allah(c.c)’a isyan ederler.Nefisleri neyi arzularsa onu yapmaya yönelirler.Hiç kimsenin hakkını,hukukunu,malını,kanını,canını gözetmezler.Menfaati neyse ona yönelirler.Aziz ve Celil olan Allah Kuranı kerimde”Demek işbaşına geçince hemen yeryüzünde bozgunculuk yapacaksınız öyle mi?”(muhammed suresi 22.ayet)buyurmuştur.Hemen rollerini değiştirip iyi işler yapan insanların rollerine soyunmuşlardır.”Biz insanların iyiliğini istiyoruz.Yeryüzünü fesattan temizlemek için çaba sarfediyoruz da insanlara yaranamıyoruz”derler.

Münafıklar müminlerle alay ederlerdi.Çünkü münafıklar zenğin,saygın kimselerdi,makam sahibi idiler.Müminler fakir,köle oldukları için münafıklar müminleri sefil yani vakarsız,hafif meşreb(cahil) olan insanlar görüyor,onlar gibi olmaktan utanıyorlardı.Münafıklar,müminlerle alay ettiklerini reislerine,şeytanlarına yaptıkları alaylarından bahsederler,gülüp eğlenirler.Halbuki bunlar Resulullah (s.a.v)’in gösterdiği mucizelerden yüz çevirdiler,yani kabul etmediler.Bunun için duymayan sağıra,görmeyen göze,anlatamayan dilsizlere benzetilmişlerdir.

Münafıklar kendilerinin nasıl kimseler olduğunu pek anlayamazlar.Çok yemin ederler.Çünkü başlarına gelecek belalardan bu yeminleri sayesinde kurtulacaklarını sanırlar.Yeminlerinin arkasına sıgınırlar.Münafıklar gayet yakışıklı olurlar.Gösterişli oldukları için dış görünüşleri insanların hoşuna gider,güzel konuşurlar,herkesi kendine hayran bırakırlar.Onlarla sohbet edersin ama usanmazsın..

Abdullah ibni Ömer(r.a)Resulullah(s.a.v)’in”bir kimse Allah(c.c)’a yemin eder ve bu yeminine sivrisineğin kanadı kadar yalan katarsa,kalbinde kıyamete kadar devam eden bir leke kalır”buyurduğunu işitmiştir.(Tirmizi)Aziz ve Celil olan Allah”onlar giydirilmiş kötülükler gibidirler.”(münafıkun suresi 6.ayet)buyurmuştur.Kütük düşünüp anlayamaz.Münafıklar anlamayı ve basiret sahibi olmayı istemezler.Münafıklar iman,hayır ve güzel namına ne varsa hepsinde uzak duvara yaslanmış,dayandırılmışkütüklere,kerestelere benzetilmişlerdir.Çünkü istif edilmiş keresteden istifade edilmez veya yontulmuş-yapılmış putlar gibidirler- güzelce egitilselerdi taze dallar gibi istifade deilirdi.Ancak kupkuru dallar haline gelince ateşte yanmaktan başka bir işe yaramazlar.Münafık kesilmiş dallar gibi oldugu için iki ucu vardır.Bir ucu müslümanlara doğru,diğer ucu kafire doğrudur.Üstüste yığılmış kütükler akılsız oldukları için münafıklar kıt akıllıdırlar.

Kardeş!Müslüman dostça hareket etmesine ragmen,münafıkların zihniyeti kötüdür.Münafıklardan dost tutulmaz.Müslümana ve islama kin tutmak küfürdür.Münafıklar kin tutan insanlardır.

Peygamberimiz(s.a.v)”yalan imanı uzaklaştırır,kaçırır.”buyurmuştur.İnsanların amelleri,sözleri aynaya yansıyan suretler gibidir.Kişinin dışı içinin aynasıdır.Münafıgın konuştukları dilinden ve kafasından öteye geçmez.Konuşan münafıkların sözleri dilde kalıyor,içten,özden gelmiyor.Müminlerin sözleri ise kalbinden,ruhunun derinliklerinden,özünden geliyor.Ağzından çıkan söz kalbindekine delalet ediyor.Dil kalbin tercümanıdır.Kalb düzeldiği zaman dilde düzelir.Melekler dışımızı kontrol eder.Aziz ve Celil olan Allahkalbimizi kontrol eder.

Kardeş!Münafıgın düşüncesini,sözlerini,amellerini,neye benzediğini,inancını sana anlattım.Anlatacak o kadar çok şey var ki..Burada ancak özet olarak anlattım.Kalbi kader çöllerinde şaşkın şaşkın benimle dolaşan arkadaşım!İçimizi temizlemek zorundayız.Allah sevgisinden ve Resulullah(s.a.v)sevgisinden başkasına yer vermeyelim.Hadi odayı kilitleteyip anahtarı cebimizde taşıyıp oraya hiçbirşeyi sokmayalım..Allah(c.c)’ın zikriyle meşgul olalım..

Allah’ım tevbemizi kabul et,günahlarımızı bağışla(affet)!Dünyada da ahirette de bizi rüsva etme!Kusur ve ayıplarımızı açığa çıkarma!(Amin)

GIYBET

Kardeş!Gıybetin nekadar kötü birşey olduğunuda incelikleriyle sana anlatayım da inşallah bu pislikten toplum olarak kurtuluruz.Çünkü gıybet insanların agzındaki sakız gibi yayıldıkça yayıldı…Kimse bundan çekinmez (uluorta,gelişi güzel konuşulur)oldu.Halbuki Resulullah (S.AV) hadisi şeriflerinde:”Gıybetten sakınınız!Zira gıybet zinadan daha şiddetlidir.Çünkü zina eden kimse tevbekar olur,ALLAH(C.C)da kendisini affeder.Fakat gıybet edilen affedinceye kadar gıybet eden affedilmez.”buyurmuştur.(ibn_i ebiddünya essamt kitabından rivayet edilmiştir.)

Kuranı Kerimde Aziz ve Celil olan ALLAH şöyle buyurmuştur:”Ey iman edenler!Zannın birçoğundan kaçınınız.Çünkü bazı zan vardır ki sırf günahtır.Birbirinizin kusurlarını araştırmayın!Kiminizde kiminizi arkadan çekiştirmesin,gıybet etmesin.Sizin herhangi biriniz ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı?İşte bundan tiksindiniz!Allahtan korkan kötülük yapmaktan sakınsın!(hucurat suresı,12.ayet)”Demekki (zihninizden)aklınızdan bile kötülüğü,kötü düşünceyi geçirmeyin!İyiliği ve güzel şeyleri düşünün ki,sizi iyiliğe,güzelliğe götürsün.

Kardeş!Gıybetin ne olduğunu şöyle tarif ederler:Bir müslüman kişinin kendisi hakkında konuşulan sözleri duyduğu zaman hoşuna gitmeyecek olan bir kusurunu onun yokluğunda söylemektir.Resulullah(S.A.V);”Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?Kardeşinizin hoşlanmayacağı şey ile onu anmanızdır.Ashabı kiram dediler ki;”Ya Resulullah(S.AV) söylediklerimiz o adamda varsa buna ne buyurursunuz?”deyince,Resulullah(S.AV) buyurdular ki;eğer söylediğiniz o söz ve iş adı geçen kimsede varsa “gıybet”etmiş olursunuz.Eger söylediğiniz o söz ve iş adı geçen kimsede yoksa “iftira”etmiş olursunuz!”buyurmuştur.(ebu hureyre r.anh dan müslim)

Kardeş!bu öyle bir günahtır ki;her müslümanın her müslümana canı,malı,ırzı haramdır.Gıybet bir adamın şeref ve haysiyeti ile alakalıdır.Aziz ve Celil olan ALLAH bunu canı ve malı ile bir tuttu.Gıybet insanların bedeni,soyu,ahlakı,dini,dünyası ile yapılır.

1)BEDENİ İLE YAPILAN GIYBET:İnsanın fiziki görünüşündeki bir engelden dolayı olur.Kör,topal,kel….gibi.

2)AHLAKI İLE YAPILAN GIYBET:Kötü huylu,kibirli,riyakar,korkak,tahammülsüz,aciz…gibi.

3)DİNİ İLE YAPILAN GIYBET:Hırsız,hain,içkici,zinakar,namazsız,oruçsuz…gibi.

Gıybet sefil bir canavarlık,gıybet edende öyle alçak bir canavar durumundadır.Halbuki insan kendi kusurlarını bilir,onları sayıp dökmez.Böylece insanları gıybet etmez.Müminlerin gıybet etmesi doğru değildir.Kardeş!Ayeti Kerimeyi şöyle dikkatli şekilde anlamaya çalışırsak şu noktalara dikkat çekildiğini görürüz.Müslümanın namus ve şerefinin zedelenmesini de hoş görmez.Bir insan kızdığı düşmanının etini ağzında çiğnemeye çalişabilir.Resulullah(S.A.V):”Annenin doğurduğu kimsenin etini yemek, olabilecek en kötü şeydir.”buyurdu.Demek ki;bir insanın yüzüne karşı kanuşmak daha az acıtıcı olur.Gıybetini yapmaya gelince o bundan habersiz olduğu için,bu onu incitmez.Bundan dolayı “ölü kardeşinin etini yeme”ifadesi kullanılmıştır.İnsan bir ölüden birşey koparıp yerse o ölüye acı vermez.Eğer ölü,etinin ısırılıp yenildiğini bilse ona büyük bir acı verir.Gıybeti yapılanda bu gıybeti bilse oda büyük acı hisseder.Gıybetin sonderece kötü birşey oldugunu anla..

Kardeş!Ölü kokuşup,değişip çürüdüğü zaman onun etini insan nasıl yer!İnsan öldüğü zaman evde belli bir zaman bırakılır.Ne kadar çok seversen sev,götürüp mezara koyarlar.Evde kaldığı müddetçe insanın içinde bir hoşnutsuzluk,tiksinti belirir.İnsan nasıl olurda kokuşmuş ölüyü dişleriyle yemeye,parçalamaya kalkar…Deli mi,Divane mi olmuş ki köpekler gibi ölünün etini yemeye çalışıyor?Ölüde tiksindirici,uzaklaştırıcı bir taraf vardır.Bundan dolayı gıybet ölüye benzetilmiştir.

Kardeş!Gıybet 4 türlüdür.1)KÜFÜR OLAN DEDİKODU:Aziz ve Celil olan ALLAH bizi korusun!Gıybet eden birisine “Gıybet etme,Dedikodu etme”denilince o kimse;”ben gıybet etmiyorum,doğruları söylüyorum”derse Aziz ve Celil olan ALLAH’ ın haram kıldığını helal görmüş olur ki bu da “KÜFÜR”dür.Söyleyen “KAFİR” OLUR.ALLAH(c.c) korusun.!

2)NİFAK OLAN GIYBET:Bir kimse isim zikretmeden birinin (dedikodusunu)gıybetini yaparsa gıybetini yaptığı kimseyi sadece kendi bilse bu “nifak olan gıybettir”.Adını söyleyerek anlatsa ona “gıybet” denilecekti.Kalplerinde onun bunun işlerini,sözlerini geçirirler”kendi kendilerine gıybet” ederler.Böylece kendisinin zahid,müttaki olduğunu kanıtlamaya çalıştıkları için ALLAH(c.c) indinde münafıktırlar(nifak ehlidirler.)

3)GÜNAH OLAN GIYBET:Bir kimse birinin ismen gıybetini yaparsa ,isimlerini açıkca söylerse gıybet ettiğinide saklamaz ise işte buna “günah olan gıybet(dedikodu) “denir.

4)FASIKLARI GIYBET ETMEK:Bidat ehlinin fısk ve fucur edenleri açıklayıp onların şerlerinden müslümanları sakındırmak lazımdır ki,bu mübahtır.Resulullah (S.A.V) :”kötü ahlaklıları kötü ahlakları ile tanıtınız ki ahali onlardan sakınsın.”buyurmuştur.

Resulullah(S.AV) zamanında şiddetli bir rüzgar esti.Efendimiz(S.A.V)buyurdular ki:”Münafıklar müminlerin bazılarını gıybet ettiler,bu rüzgar onun için esti.”

Kardeş!O rüzgar belki şimdide esiyor.Hemde o zamankinden daha şiddetli ve daha kuvvetli olarak esiyor.Dilimizi tutalım,agzımıza geleni söylemenin hiçbir faydası yoktur.Amma zararları çoktur…

Uğradığın haksızlık karşısında her türlü şikayeti açıklayabilirsin.Sevgili Peygamberimiz(S.AV) :”Hak sahibi için konuşmakve anlatmak vardır.”buyurdu.(ebu hureyre r.anh buhari).Bugün zenginler işçilerinin hakkını vemiyor,işçinin hakkını zenginin geciktirmesi zulumdur.”(ebu hureyre r.anh haberi)Günümüzde hırsızlık,dolandırıcılık,yankesicilik akıllılık ve kurnazlık olarak insanlara anlatılıyor.Halbuki mahşerde ALLAH(c.c)huzuruna çıkacak kimse buna cesaret edemez.Bunların kötülüklerini anlatıp insanları sakındırmak veya aralarını bulup barıştımak kabilinden olursa bu gıybet günah olmaz.Eger gıybet ettiysen hemen Resulullah(S.A.V)’in şu hadisini hatırla.”Gıybet ettiğin adamın gıybetinin kefareti,onun için isitğfar yani tevbe etmendir.”(ibni ebiddünya essamt isimli eserden)

Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH Haşr suresi 7.ayette;”Peygamber size ne verdiyse onu alın.Size neyi yasak ettiyse ondan da sakının.”buyurdu.ALLAH(c.c)’ın size emrettiklerini yapınız,yerine getiriniz.Men ettiklerindende sakınıp uzak durunuz.İşte o zaman;kalplerinizle dünyada,ruhlarınız ve bedenlerinizle ahirette Aziz ve Celil olan ALLAH’a yaklaşmış olursunuz.ALLAH(c.c)’ın şeriatında istikamet üzere yaşamak,Resulullah (S.AV)’e tabi olmak amellerin makbul olmasına,halis bir niyete sahip olmasına sebep olur.Böylece ALLAH(c.c)’ı kimsenin bulunmadığı yerlerde dilinle yahut kalbinle zikredip ağlayan kimse gibi olmak büyük bir mutluluktur.Şunu unutma!Yarın mahşer yerine vardığın zaman için dışına,dışın içine çevrilmiş olacaksın.İçinde sakladığın günahları insanlar görecek.Kalabalık bir cadde üzerine amellerini getirip koysan “işte küçüklükten beri benim yaptıgım ameller”desen insanlar sana şöyle der:”Yazıklar olsun sana!Biz seni iyi bir insan biliyorduk.sen ne kötü bir kimse imişsin.”derler.O zaman sendeki utancı gör,seyret bakalım.Mevlana Celaleddini Rumi şöyle buyurdu.

ÇİRKİNLEŞMEZ BEDENİ DÜNYADA BU ÜMMETİN

GÖNÜL ÇİRKİNLEŞMESİN,VARSA AKLI HİMMETİN…

Ölürken şeklinin ve suretinin değişebileceğinden korkda ölürken ve öldükten sonra başına neler gelebileceğini iyice düşün!

Şeyhimiz Efendimiz HİKMET TUZKAYA ne güzel söylemiş:”ALLAHIM!NE İSTİYORSAN BENDEN ONU İSTİYORUM SENDEN…”

UCUB (Kendini Beğenmek)

Kardeş: Ucubun ne olduğunuda sana söyleyeyimde var kendini kontrol ederek bu illeti (günahı) işlememeye gayret göster. İnsan, yaradılışı itibarı ile bu günahların asıllarından kurtulamaz. Çünkü insan bir çok günahla yoğrulmuş bir çamura benzer. Bu çamurun karışımı: Yiyecekler , güzel ve kötü kokular, hafiflik , ağırlık, korkaklık, cimrilik, cesaret, cömertlik… gibi

Bu çamuru parça parça ettiğimiz zaman her parçası küçük veya zerre kadar olsada hatta atomun en küçük parçası kadar olsada o zerre o bütünündeki ruhu (yansıtır) gösterir

Dikkat edersen bütünde ne varsa , aynı şey o bütünün zerrelerinde de bulunmaktadır. İnsanın çamurunun sıfatlarından biride; içinde sayılamayacak ölçüde şer ve hayırın bulunmasıdır. Küçük insan; küçük insanlarda olduğu gibi büyük insanlarda da eksik sıfatlar bulunmaktadır büyük insanlarda olduğu gibi küçük insanlarda da güzel sıfatlar bulunur. Eksik sıfatlar büyük ulu kimselerde gizlidir. Kamil olgun sıfatlar küçük insanlarda gizlidir. Bu hüküm ve sıfatlar Peygamberi Zişan Efendilerimizin dışındaki insanlarda mevcuttur.

Aziz ve celil olan Allah peygamberlerinin çamurunu kendi yüksek inayeti, yardımı ile herşeyden temiz tutmuştur. Onları ilahi lutfa mazhar olarak bu tiynette (huyda) yaratmıştır. Bu sebeble Peygamberi Zişan (A.S.) Efendilerimizin çamurunun tümünün içinde hayırdan başka birşey bulunmaz. Şer denilen şey onların çamurunda yoktur. Diğer insanlar kendi asli çamurlarının içinde kalmışlar ve kalacaklardır. Kul ilahi yardım gördüğü zaman kendisinde iyi haller belirir, kötü haller gizlenir. İnsanlar öyle kimselerden yardım (himmet) isterler. İlahi yardımdan mahrum kalan kimselerde ise kötü haller belirir, insanlarda böyle kimselerden Allah’a sığınır.

Kardeş:Amellerden her hangi bir amelin içine ucub yani kendini beğenme hastalığı girerse, O amelin sevabını yok eder. Rasulullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Üç şey helak edicidir: 1- İtaat edilen aşırı cimrilik. 2-Uyulan hevai nefs. 3-Kulun kendisini beğenmesidir.” Buhari ve müslim rivayet etmişlerdir.

UCUB: İyi amelleri gözünde büyüterek bu amelleri kendisinin yaptığının başka hiç kimsenin buna karışmadığını düşünüp ona bağlanmaktır. Bu iyi amelleri asıl verenin Alah olduğunu unutmaktadır. Şöylede diyebiliriz: Verilen bu nimeti Allah’ü tealaya bağlamadan onu kendisine mal edip ona bağlanmaktır. Yaptığının karşılığında bir mükafat beklemez yalnız kendisini beğenir. Hz.Ömer(R.A.) şöyle buyurdu kişinin günahını görmesi yaptığı tevbenin Allah’ü tealanın istediği şekilde bir tevbe olmasındandır. Kişinin kendini beğenmemesi amelinin güzel olmasındandır. Kişinin kendi kusurların görmesi şükrünün Allah’ın istediği şekilde olmasındandır.

Kardeş:Ucub öyle bir afettirki insanı hakir eder, zillete düşürür. Ancak Allah’ın yardımı ile insan bundan kurtulabilir. Aziz ve celil olan Allah Kuranı Kerimin Tevbe suresinin 25. ayetinde şöyle buyurur: “Andolsunki Allah, birçok yerlerde ve huneyn gününde size yardım etti. Çokluğunuz o zaman huneyn günü size ucub vermiştide bu, size hiç bir fayda sağlamamıştı. Yer yüzü o genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti nihayet bozguna uğrayıp gerisingeri kaçmıştınız.”

Huneyn vakasında Hz. Peygamber (S.A.V) ordusu, sayıca çok ve son derece kuvvetli idi. Onlardan biri seleme oğlu seleme “Biz bu çoklukla hiç bir kimseye mağlup olmayız” dedi. Onlar çoklukları ile övünüp ona güvenince yenildiler. O çokluk , bir ihtiyacı gideremedi. Halbuki mü’minlerin sayılarının çok olması değil ancak Alah’ın yardımı sayesinde galip geleceklerini anladılar. Rasulullah (S.A.V) Allah’a güveniyor ve kalbi, dünya ve dünyevi sebeblerden uzak bulunuyordu. Allah’a yalvarıp yakarıyor mü’minleri yanına çağırıyordu. Sahabilerde Allah’a yalvarınca Allah onları kuvvetlendirdi. Kafir ordusunu yendiler.

İnsan bir iyilik yaptığı zaman “Bunu ben yaptım, ne kadar güzel yaptım” diye ucub’a kapılmamalıdır. Halbuki onu yaratan ve onu sana veren Aziz ve celil olan Allah’tır.

Kardeş:İnsanı iki şey helak eder: 1-Ümitsizlik 2-Kendini beğenmektir. Ümitsizliğe düşen adam çare aramaya başlar. Yapmış olduğu hayırlara, iyiliklere, güzel ibadetlere sarılır ve bunlara güvenerek “Bunlar beni kurtarır” diye teselli bulur. Halbuki amele güvenmek ucubdur. İnsanı dalalete düşürür. Allah’ın yardımı ile ibadet ettiğini unutur. Kendini, fikrini, klını beğenir. Allah’ın azabından emin olur. Allah’ın yanında bir derecesinin olduğunu sanır. Allah’a karşı kendisinin hak sahibi olduğunu görür. Kendisini övmeye, ne güzel insan olduğunu anlatmaya başlar.

Kardeş: Ucub hastalığının temelinde yatan şey sırf cahilliktir. Mesela:Bir adamı düşünün; Boylu poslu, güçlü kuvvetli, İlim sahibi, zeki, sesi sedası güzel… Kendini o kadar beğenir ki çalımından geçilmez. Aynada güzelliğini seyretmeye doyamaz. Halbuki , bunları ona veren Aziz ve Celil olan Allah’tır. Bir gün bütün bunlar elinden alınacaktır. Hastalık, İhtiyrlık veya ölüm bütün beğendiği özellikleri alıp gidecektir. O güzellik çekici değil nefrete dönüşecek, bir an evvel gömülmesini isteyeceklerdir. İşte bu hasletlerle övünüp duran nice insanlar gömülür.

Rasulullah (S.A.V) şöyle buyurdu”Adamın biri sırtındaki iyi elbiseyi giyipte kendini beğendiği için sallana sallana gezerken Allah’ü Teala yere emretti ve yer onu içine çekti. O adam kıyamete kadar her gün yere batmaktadır.” BUHARİ-MÜSLİM

Kardeş: Kendini beğenmişlikten vazgeçmeye çalışan bu günahtan kurtulmak isteyen kimse şunlara dikkat etmelidir: 1-Her hususta başarılı olduğu şeylerin tamamını Allah’tan bilmelidir. Allah’ın verdiğini unutmamalıdır. 2-Bu nimetleri verenin Allah olduğunu düşünüp o nimetlerin şükrü ile meşgul olmalıdır.. 3-Yaptığı amellerin kabul edilip edilmediğini düşünüp daima endişe ve korku içinde olmalıdır. 4-Daha önce işlediği günahları daima hatırında tutmalı, tevbe istiğfar ederek Aziz ve Celil olan Allah’ın huzurunda böyle bir günaha nasıl cüret ettiğini düşünüp utanmalıdır.

Kendini beğenenler şu hadisi şerife dikkat ederler ise inşallah bu hastalıktan kurtulurlar. Bezzardan merfu’an Rasulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Günah işlememiş olsaydınız daha büyük günah olan ucuba düşmenizden endişe ederdim.” buyurdu.

İnsanlar büyük işler için yaratıldı fakat bundan haberimiz yok aklımızı başımıza toplayıp edepli olmalıyız. Günahlarımıza tevbe edip kusurlarımızdan dönüp şu ayete kulak vermeliyiz “Sizi boş yere yarattığımızı ve bize asla döndürülemeyeceğinizi mi zannettiniz. ” Mü’minun suresi ayet 115.

Allah’ım bize dünyada iyilik ver ahirette de iyilik ver bizi cehennem azabından koru. Allah’ım ucub denen hastalıktanda cümlemizi muhafaza buyur. (Amin)

MERHAMET

Kardeş: İnsanlık merhamet üzerine kurulmuştur. Merhameti olmayanın insanlığı yok demektir. Aziz ve Celil olan Allah(c.c) Fetih Suresinin 29.ayetinde mü’minleri övmüş ve ‘Kendi aralarında birbirlerine karşı çok merhametlidirler’ buyurmuştur.

Aziz ve Celil olan Allah’ın isimlerinden biri de ‘rahim’dir. Dünya rahmeti mü’mini de kâfiri de içine alır, kaplar. Ahiret rahmeti ise yalnız Mü’minlere mahsustur. Bu ismi şerifi her farz namazından sonra 100 kere okuyan kimseler gaflet, unutkanlık ve gönül darlığından emin olur.

Rasulüllah (sav)’in Ashabı, bütün Müslümanlara ve bütün mahlûkata karşı merhametli idiler. Hatta İslam devletinin idaresini kabul etmiş Müslüman olmayan insanlara bile merhametliydiler. Nerde kaldı ki birbirlerine merhametli olmasınlar.

Rasulüllah (sav) Efendimize ‘Habiybim Biz Seni âlemlere Rahmet olarak gönderdik’ buyuran Aziz ve Celil olan Allah bütün mahlûkatına verdiği merhametin tamamı bir araya gelse Rasulüllah(sav)’in merhametine yetişemez.

Kardeş: Rasulüllah (sav)’in merhamet hakkındaki şu hadisi şeriflerini bir oku: Haris bin Abdullah (RA)’den rivayete göre Rasulüllah (sav): ‘İnsanlara merhamet etmeyene Allah (cc)de merhamet etmez’ buyurdu. Enes ibnu Malik (ra) den rivayete göre ‘Muhammed’in canını kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki; sizin hiç biriniz, kendisi için sevdiğini Müslüman kardeşi için de sevmedikçe hakiki mü’min sayılmaz.’ Ebu Musa El Eş’ari (ra)den: Mü’min Mü’mine karşı parçaları birbirine kenetlenmiş tuğla gibidir. İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez’ buyurdu.

Hz. Ömer (ra): ‘Allah(cc) merhamet etmeyene merhamet etmez, affetmeyeni affetmez. Mazereti(özrünü) kabul etmeyenin mazeretini(özrünü) kabul etmez.’ buyurdu.

Bir defasında mü’minlerin Halifesi Hz. Ömer (ra) kapı kapı dolaşarak dilenmekte olan yaşlı bir yahudiyi gördü, ona şöyle dedi:’Sana hiç insaf etmemişiz. Gençliğinde senden cizye(bir tür vergi) almışız, yaşlanınca da kendi haline terk etmişiz.’ Hz. Ömer bu yahudiye, geçimine yetecek kadar maaş bağlanmasını hazine mensuplarına emretti.

Kardeş: Mü’min olsun, kâfir olsun, hayvanlar olsun İslam dininin emrettiği ölçülerden ayrılmadan Aziz ve Celil olan Allah’ın yarattığı mahlûkata karşı merhametli olmak zorundayız. Ancak merhamette aşırıya gitmemeliyiz. Merhametinde aşılmaması gereken özel bir sınır vardır.

Şu günümüzde acıma duygusu yok olmuştur. En çok zulüm gören kimseler fakirler, kadınlar, çocuklar ve hayvanlardır. Güçlü olan kimseler fakir fukarayı çalıştırıp, parasını vermez, kovar, döver veya dövdürür. Malını alır, ona yapılmadık eziyeti yaptırır. Akşama kadar evinin işlerini yapan, çocuklarına bakan kadın kocasından korkar, çekinir, yiyeceği birkaç lokma boğazına durur. Ben çalışıyor para kazanıyorum, size yedirip içiriyorum…. Gibi sözlerle efelenir, döver, söver… Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz olan böyle insanlar merhamet nedir bilmezler. Hâlbuki Rasulüllah (sav) Efendimiz vefat edeceği zaman şöyle buyurdular:’İki zayıftan sakının! İki zayıfın hakkına riayet edin. Bunlar: Yetim ve kadınlardır.’ Rasulüllah (sav) Efendimiz ahrete irtihal etmeden evvel kadınların hukukunu korumuş, dinen himayelerini emretmiş ve hakkında hükümler koymuştur. Kadının korunması Allahü Azimüşşan’a aittir. Günümüzde hakir görülen kadına (İslam Dini)Aziz ve Celil olan Allah şöyle hitab ediyor:’Ey kadın… Sen himayemdesin, sana hakaret edilmez, sana ancak alçaklar tahakküm eder.’ İşte günümüzde kadınlara yapılan bu zulümler dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır.

Kardeş: İbni Abbas (ra)’dan rivayete göre: ‘Küçüğümüze şefkat ve büyüğümüze saygı göstermeyen, iyiliği emretmeyen, kötülükten sakındırmayan bizden değildir.’ Ebu Hureyre (ra)dan rivayete göre:’Merhamet ancak şakilerin(günahkarların) yüreğinden kaldırılır diye buyuran Allah’ın ve Resulü’nün emir ve tavsiyelerine kulak vermeliyiz.

Hayvanat hakkında da iki misal vereyim de(haline bak) kendi kendinden ibret al. Rasulüllah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: ‘Kadının biri bir kediyi, yerdeki artıkları ve haşereleri yememesi için bağlayıp aç bıraktığı için cehenneme girmiştir.’ Diğer  Hadis-i şeriflerinde:’Bir ara adamın birisi yolda giderken iyice susamıştı. Derken bir kuyu gördü, hemen indi. Kuyudan su içerek susuzluğunu giderdi. Fakat suyu içip kuyudan çıkınca bir köpekle karşılaştı. Köpek dilini dışarı çıkarmış vaziyette durmadan soluyor ve susuzluktan toprağı eşeleyip yalıyordu. Adam onu bu vaziyette görünce kendi kendine şöyle dedi:’Bu köpekte tıpkı benim gibi iyice susamış.’ Ve hemen tekrar kuyuya indi. Papucuna su doldurdu, dişleriyle onu tutarak kuyudan çıktı ve köpeğe içirdi. Onun, susuz köpeğe olan bu merhametinden dolayı da Allah (cc) kendisinin günahlarını mağfiret eyledi.

Kardeş: Bunları böyle misallerle geniş bir şekilde anlatmaktan maksadım; kıyamet gününün ne büyük bir gün olduğunu bilmek ve ona göre hazırlanmak içindir. O gün, amellerimizin tartılması haktır. Rasulüllah (sav) Efendimiz:’Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz, çok ağlar, az gülerdiniz.’buyurdu…

Hayırların hepsi iki cümlede toplanmıştır. Bunlardan biri; Aziz ve Celil olan Allah’ın emrini yüceltmek. Diğeri de; O’nun mahlûkatına şefkat ve merhamettir. Aziz ve Celil olan Allah’ın emrini tazim etmeyen ve yine Allah’ın mahlûkatına merhamet etmeyen her insan Allah’tan uzaktır. Aziz ve Celil olan Allah buyurdu ki: ‘Merhametli ol. Ta ki ben de sana merhamet edeyim, Ben çok merhametliyim. Kim ki merhametli olursa ben de ona merhamet eder, kendisini cennetime koyarım.’  Merhametlilere müjdeler olsun.

Allah’ım, bize merhametini, hilmini, ilmini ve yakınlığını nasip et…

(Âmin)

                                     AMELLERİ ALLAH RIZASI İÇİN YAPMAK

Kardeş!Bu dünya ibadet etme yeridir.Ahiret de mükafat yeridir.Şu misale dikkatlice bakarsan ne demek istediğimi anlarsın..

Liseyi bitiren iki milyon genç üniversite imtihanına giriyor.Bu ögrencilerin bazısı kagıdın her tarafını karalıyor,bazısı bildigi soruları cevaplıyor,bazısı da bütün sorulara doğru cevap veriyor.İmtihanın neticesini beklemeye başlıyor.Kagıdın her tarafını karalayan bilgisayarları aldatacagını düşündüğü için bı imtihana pek önem vermiyor.Bilgisayar bu öğrencinin kagıdının boş,hiçbir soruya doğru cevap vermediğini söyleyerek sıfır puan veriyor.Diğer öğrencinin bazı sorulara doğru cevaplar verdiğini gördüğü için onada belli bir puan veriyor.Bütün sorulara doğru cevap veren öğrenciye en yüksek puanı veriyor.Sonuçlar açıklandığı zaman başarılı olanlar seviniyor,övünüyorlarken,kaybedenler de üzüntü,pişmanlık,bahane arayışı içinde gelecek seneleri bekliyorlar.İşte bunun gibi ya imtihanı kazandın veya imtihanı kaybettin denecek..

Kardeş!Ölüm geldiği zaman uyanırsın ancak iş işten geçmiş olur.Tekrar dünyaya dönüp güzel ameller yapmayı istersin fakat tekrar dönüşü yoktur.Ah vah etmek fayda vermez,para pul geçmez.İmtihanı kaybettiğin zaman çok büyük pişmanlık içine düşersin.Cehennem azabı akla hayale gelmez hor ve hakir eder.Gel aklını topla da bu dünyadan göçmeden ahiret imtihanını kazanmaya bak.İnsanlar senin kim olduğunu bilmezler,dış yüzünle belki insanları kandırmayı denersin ama herkesi kandıramazsın.Sarraf hakiki altının ayarını mihenk taşına vurunca bilir.İnsanları kandırsanda Aziz ve Celil olan ALLAH’ı kandıramazsın.Resulullah (s.a.v)” dünya ahiretin ekin tarlasıdır”buyurdu.Tarlana ne ekersen onu biçersin.Arpa ekenler buğday biçemezler.    Kardeş!İlk önce Aziz ve Celil olan ALLAH’a iman et!İmanın ve itikadın Ehli sünnet alimlerinin gösterdiği yolda olsun.Amellerin ALLAH(c.c) rızasına uygun olsun.Bu şekilde iman ve itikad etmez,amellerin ALLAH(c.c) rızasına uygun olmazsa mahşer günü rezil ve rüsvay olursun.”Amellerini kimin için yaptıysan sevabını git ondan al” derler.Amellerini başına çalarlar.insan çoğu zaman kendisinin doğru bir inanç ve salih bir amel yaptığını zanneder.Kıyamet günü ise itikadının sapıklık,amellerinin ise bir günah olduğu ortaya çıkar.İşte o zaman büyük bir utanç,tam bir pişmanlık,çok büyük bir üzüntü duyarsın.Kiramen Katibin melekleri günah ve sevabını yazarlar.Eskiden kalem kağıtla muhafaza ediliyor zannediliyordu.Çünkü eskiden teknoloji yoktu.Olaylar tam bilinmiyordu.Şimdi insanların heran yaptıkları kameralarla kayıt altına alınıyor.Melaikeler bizim henüz bilmediğimiz teknonoji ile bizi kayıt altına alıyorlar.Aziz ve Celil olan ALLAH bizim güzel amellerimize güzel kıyafetler giydirdiği gibi kötü amellerimize de bizim bilmediğimiz kötü elbiseleri giydiriyor.Şeytana bakmaz mısın?ALLAH(c.c)’a iman ettiği zamanlarda dışı ve içi yani sureti ve sireti güzel idi.Ne zaman ki ALLAH(c.c)’a isyan etti Adem (a.s)’a secde etmedi kafirlerden oldu işte o zaman hem içi hemde dışı çok çirkin bir varlığa dönüştürüldü.

Kardeş!yukarıda anlattığım hadiselerin durumu şudur ki yaptığımız amelleri melekler gök kapısından yukarıya çıkarmak isterlerken ALLAH(c.c.)’a ve Resulune (s.a.v)uygun bir amel ise güzel bir suret giydirerek o ameli arşa çıkarırlar.Eger yaptığımız amel ALLAH(c.c)’nın ve Resulunun(s.a.v)hoşuna gitmeyen bir amel ise çok çirkin bir surette sahibinin yüzüne vurulur.Onun bürüneceği şekli biz bilemiyoruz.Aziz ve Celil olan ALLAH o amelin şeklini meleklerine göstermiş olduğu için o ameli yukarı salmazlar.Bir topluluğun içine gizlenen hırsız nasıl yakalanırsa meleklerde o amellerin ALLAH (c.c) rızası için mi yoksa başka bir mahsatla mı yapılmış olduğunu tanır ve ayırırlar.

Kardeş!ALLAH(c.c) rızası için yapılan bir amel sağlam olduğu,tam halis bir niyetle yapıldığı zaman kurtuluş ümid edilir.Aziz ve Celil olan ALLAH Kuranı Kerim de “ya eyyuhellezi Amenü”buyuruyor.Bunun manası “Ey benim sevdiğim müminler,Ey beni seven müminler”demektir.Aziz ve Celil olan ALLAH kulu sevmeden önce kul ALLAH ‘ı sevemez.Seven sevdiğine nasıl davranır bir düşün!sevdiğin kişi bir başbakan olsa ona nasıl bir hediye götürürdün?Kurtlanmış,çürümüş meyveleri sepetine doldurup ona götürmek ister misin?Yoksa en güzel meyveleri seçer, özenle toplar,sepetine koyup onları mı götürürsün?Götürdüğün hediyeleri insanlara göstermek gerekirse gösterebilir misin?Küçük yaştan bugüne kadar yaptığın işlere bir bak!İnsanların en kalabalık yerinde “bunlar benim amellerim,işlerim”dersen insanlar senin yüzüne tükürür.”Biz seni iyi bir adam bilirdik.Şu yaptıklarına bir bak!”derler.Bu dünyada amellerini saklasanda yarın mahşer günü bütün insanların gözü önünde bu amellerin serilecek.Şimdiden bunların silinmesine gayret etsen iyi olur.

Aziz ve Celil olan ALLAH ‘a götürecegin ibadetlere hiç önem vermez,gelişi güzel yaparsın,insanlar gördüğü zaman da özene bezene yaparsın.Hiç ALLAH(c.c)’tan korkmazsın ama kuldan utanırsın.Aziz ve Celil olan ALLAH şunu söyler;”Gel bakalım kulum!insanların yanında utanıp yapmadığın işleri benim huzurumda yaptın.Ben insanlardan daha mı aşağıyım(haşa)”derse halin nice olur?…

Kardeş!”ALLAH(c.c) herşeye kadirdir”dersin bunun ne demek olduğunuda sana açıklayayım da aklını başına alıp amellerini ona göre yap!”ALLAH(c.c) herşeyi ölçer,takdir eder,münasip görür”demektir.ALLAH(c.c)’ın sana münasip görmediği, yapmadediği hırsızlığı, ya çalar , ya zulmen başkalarının elinden alırsın.Diğer günahlarda böyledir.ALLAH (c.c)!nın sana münasip gördüğü namazı kılmaz,orucu tutmazsın,iyi bir müslüman edasıyla dolaşırsın.İmamı Şafii,İmamı Maliki,İmamı Hanbel bu üç mezhep imamlarını fetvaları şöyledir;”İnsan ya inkar ettiği için namazı kılmaz veya hafife aldığı,önemsemediği için namaz kılmaz”demişlerdir.ALLAH (c.c) cümlemizi korusun.

Kardeş!Müminin kalbi ALLAH(c.c)’ın hazinesidir.İnsan da bu hazinenin bekçisidir.Bu kalbi şeytana ve nefse çaldırırsa hırsız olur.Eger kalbi  günahlarla kirletirse ALLAH(c.c)’ın hazinesini yağma ettirmiş olur,emanete hıyanet etmiş olur.Aziz ve Celil olan ALLAH hainleri sevmez!Mümin kişi inandığı gibi yaşamalıdır,yaşadığı gibi inanmamalıdır.Yaşadığı gibi inanırsa dinden çıkar,dini kendine uydurmuş olur.ALLAH (c.c) korusun!onu hiçbir deniz yıkayıp temizleyemez.Son nefeste yoldaşımız iman ile Kuran olsun.Aziz ve Celil olan ALLAH cümlemizi mahşer yerinde rezil ve rüsvay olmaktan korusun!AMİN..

Yukarıdaki yazıları yazmama sebeb olan hadisi şerif..

Resulullah(s.a.v)Muaz bin cebele hitaben;Ya Muaz!Aziz ve Celil olan  ALLAH yer ve gökleri yaratmadan önce yedi melek yarattı.Sonra gökleri yarattı.Her gök için bu meleklerden bir bekçi koydu,onların herbirini azametle bürüdü(kapladı).Muhafız melekler güneş gibi ziya(ışık),nur,saçtığı halde  kulun amellerini göklere çıkarır.Birinci kat göklere çıktıkları zaman ameli över,büyütürler.Ancak kapıdaki bekçi melek;”bu ameli götüründe sahibinin yüzüne çarpın,zira ben gıybet ile vazifeli bir memurum.Gıybet edenlerin amelini bundan ileri geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretmiştir.”der.Sonra melekler başka birinin amelini getirirler.Bu amelin temiz olduğuna şahitlik ederler,ikinci kat göklere çıkarırlar.ikinci katın kapısındaki melek “götürün bu ameli sahibinin yüzüne çarpın,bu adam amelinde riya(gösteriş) yapardı,riya ile karşılık amelleri buradan geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretti”der.Sonra melekler başka birinin amellerini getirirler,birinci ve ikinci kat göklerden geçtikten sonra üçüncü kattaki gögün kapısındaki melek”bu ameli götürüp sahibinin yüzüne çarpın.Ben kibre vekil bir melegim,kibirlenenlerin amellerini buradan içeri geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretti.Bu adam meclislerde,toplumun içinde kibirlenirdi”der.Sonra melekler başka birinin amellerini getiriler dördüncü kat göklere çıkarırlar.Namaz,oruç,hac ve zekat gibi çeşitli ibadetler inciler gibi parlak bir vaziyyette gelirler.Dördüncü gök kapısındaki bekçi melek”götürün bu ameli sahibinin yüzüne çarpın,ben ucb’e(kendini begenmiş)lere vekil bir melegim,bu adam kendini begenen ucub sahibi bir kimsedir”der.Sonra melekler başka birinin amelini getirirler,beşinci kat göklere kadar çıkarırlar.Bu amel süslenmiş bir gelin gibi kapıdayken bekçi melek”ben hased melegiyim.Bu amelin sahibi hased eden bir adamdır.Aziz ve Celil olan ALLAH hased edenlerin amellerini buradan yukarı geçirmememi emretti.Götürün bu ameli sahibinin yüzüne çarpın”der.Sonra melekler başka birinin amellerini altıncı kat göklere kadar cıkarırlar.Kapıdaki bekçi melek”bu ameli götürün sahibinin yüzüne çarpın der.Çünkü o merhametsiz bir insandır.Felaketlere ugrayan,darlığa düşen,sıkıntılara uğrayan kimselere acımazdı.Ben rahmet melegiyim,merhametsiz olanların amellerini buradan yukarı geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretti.”der.Sonra melekler başka birinin amellerini yedinci kat göklere kadar çıkarırlar.Namaz,Oruç,İnfak gibi amelleri gök gürültüsü gibi ses,güneş gibi aydınlığı olduğu halde üçbin melek yedinci kat göklere kadar bu ameli çıkarırlar.Kapıdaki bekçi melek”götürün bu ameli sahibinin yüzüne çarpın,organlarına vurun,kalbini bu amellerle mühürleyin.Ben ALLAH(c.c) rızası için yapılmayan amelleri buradan geçirmemege memurum.Bu adam ameli ile ALLAH(c.c) rızasından başka şeyler murad etti.Böyle amelleri yukarıya geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretti.”der.(Abdullah Bin Mübarekten rivayet edilmiştir.)

Kardeş!Ben kendi nefsime nasihat etmeye çalışıyorum.Nasihat dindir.Resulullah (s.a.v)efendimizin sünnetine uymaktır.Aziz ve Celil olan ALLAH Haşir suresinin 7. ayetinde “Peygamber size ne emrettiyse ona sarılın,size neyi yasak ettiyse ondan sakının.”buyurdular.İşte bunun için öncelikli olarak yukarıdaki yedi tehlikeyi anlattım.

Şu günümüzde insanlar gözlerindeki haya perdesini attılar.Dillerindeki Kelime i Tevhidi unuttular.Onların yerine gıybet,iftira…gibi şeylere daldılar.Allah(c.c)’dan korkmaz,utanmaz ve Hakkı hukuku tanımaz oldular.Kalbleri dillerine uymuyor,içleri dışlarını tutmuyor,yaptıkları söylediklerine uymuyor.Resulullah (s.a.v)”Mümine eziyet etmek ALLAH(c.c) nazarında kabeyi onbeş defa yıkmaktan daha büyük bir günahtır.”buyurdu.Diğer Hadisi Şeriflerinde müslüman,dilinden ve elinden muslümanlar selamette kalan kimsedir.”buyurdu.Yani diliyle ve eliyle hiç kimseye zarar vermez demektir.Bu tersine döndü,diliyle veya eliyle müslümanlara zarar vermezse uyuyamıyorlar…Akşamdan sabaha,sabahtan akşama kadar düşünüp nasıl zarar verecegini hesaplıyor.İnsanlara zarar vermek iyi bir müslümanın alameti midir söyle?!

Aziz ve Celil olan ALLAH’ın hükümlerine göre bir kötülüğü yaymak,kişileri rüsvay etmek,iftira etmek,gıybet etmek haram ve yasaktır.Kendisini üstün görerek karşısındakinin haysiyeti ve şerefi ile oynamak nasıl münasib görülür?!..Şehirden şehire onu aktarmak nasıl bir dindarlıktır?Aziz ve Celil olan ALLAH’ın huzurunda kimin daha şerefli olduğunu biliyor musun?Yarın öleceğiz!Tabut denen tahta ata bineceğiz,mahşer yerine varacağız,Peygamberlerin,Velilerin huzurunda o büyük toplantıda ayıplarımız ve günahlarımız meydana çıkacak.Aziz ve Celil olan ALLAH’ın divanında rezil ve rüsvay olacagız,mahcub düşeceğiz.Ruhani azab(Allah(c.c) huzurunda utanmak),cismani azaptan(cehenneme girmekten)çok daha ağır ve şiddetli olacaktır.Aklımızı başımıza toplayıp bu günahlardan uzak durmalıyız.

Kardeş!Bu yazdıklarımı önce oku,insaflıca kendine bir bak.Bu günahlar sende var mı yok mu?Yoksa ne güzel insansın aşk olsun sana..Varsa hemen tevbe et!Bir daha bu günahlara düşme!..Öğrendiğinle amel et!Ömür kısa yol uzun…Sakın nefsine güvenme..Nefis tıpkı yavuz bir köpek gibidir.Kendini uyur ve uyuşuk gösterir,fırsat bulunca hemen harekete geçer.Onu iyice bağlamak lazım…KÖLE SOPADAN ANLAR,ARİF OLANA BİR İŞARET YETER..

ALLAHIM!Sen bizim kalplerimizi biliyorsun,onları salihlerden et..Sen bizim ihtiyaçlarımızdan haberdarsın onları bize ver…Sen bizim günahlarımızı biliyorsun onları affet..Sen bizim kusurlarımızı,ayıplarımızı biliyorsun onları affet…ALLAHIM!Kötü fiillerimizi meydana çıkarma…Günahlarımızı örten perdelerimizi yırtma…EY RABBİMİZ!Bize dünyada iyilik ver,ahirette de iyilik ver…BİZİ CEHENNEM AZABINDAN KORU..

AMİN…

 

 

 

Şeyhzade Ahmet Efendi

Şeyhzade Ahmed Efendi (1906-2002 )

Şeyhzade Ahmed Şevki Ergin, Yozgat’ ta doğmuştur. Şeyhzade lakabıyla tanınmış olmasına rağmen, kendisi Büyük Şeyh Hacı Ahmed Efendi’ nin torunu ve beşinci oğlu Abdullah Arif Efendi’ nin büyük oğludur. Küçük yaşta babasını kaybetmiş; çocukluğu, amcaları ve dayılarının himayesinde geçmiştir.

30 Ağustos 1992 tarihinde geçirdiği bir şeker komasıyla yatmaya mecbur olduğu yataktan bir daha kalkmadı Ocak 2002’de de öldü.

Muhammet Hikmet TUZKAYA

1927’de Nevşehirde /Tuzköyde doğdu. Maneviyat dünyasının büyüklerindenTahal Hariri’nin torunlarındandır. İlk tahsilini Kayseri’nin maneviyat büyüklerindenHacı Şaban Efendi’nin yanında yaptı. 1952 senesinde İstanbul/Erenköy’deki SamiRamazanoğlu Hazretleriile tanıştı .Yaklaşık otuz yıl süreyle hizmetve tedris halkasında bulundu onun yanında zahiri ve manevi ilimleri tahsil etti. Kur’an ve sünnete bağlılığından ötürüSami Efendi’nin teveccühlerini kazanan MuhammedHikmet Efendi ,1971 yılında Sami Efendi’denicazet aldı.

”İslamın kadına vermiş olduğu değer”

” Nefsin Dereceleri ve Cennet Nimetleri’ ‘
”İslam Adabı”

”Aklın Tarifi ve Şubeleri”

”Marifet-i İlahiyye Tarikat-ıAliyye”

Adlı kitaplar,eserlerindensadece bir kaçı dır.

Mehmet Fevzi PAMUKÇU

l9l2’de Kastamonu’da doğdu. İlim ve takva sahibi bir zattır. 1990 yılında Hakkın rahmetine kavuştu.

 

mehmed_feyzi_efendi_20090729_2029932208