MEHMET HATİPOĞLU

‘بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ’

Lanetlenmiş şeytanın şerrinden, dinim hususunda bana herhangi bir zarar vermesinden veya beni rabbime bağlayan hak ve gerçeklerden geri çevirmesinden Aziz ve Celil olan Allah’a sıgınırım.

ALLAHIN ADIYLA BAŞLIYORUM.

Kardeşlerim! İNSAN çok acaib yaratılmış bir mahluktur. Şimdi söyliyeceklerimi iyi dinle: İNSAN toprak,su,hava,ateşten yaratılmıştır. İNSANIN hava ile meleklerle bağlantısı vardır. İNSANIN ateşlede şeytan ile bir bağlantısı vardır. Şeytan ateşten yaratılmıştır. Bu bağı çeşitli yollardan kurar. İNSANIN içine girip dolaşması, insanı kinlendirmesi,haset ettirmesi, gösterişe sürüklemesi, Allah ı inkar etmeye teşviki… bunlardan bir kaç tanesidir. İNSANA en çok zarar verdiği yollardan biriside vesvesedir. HZ. ADEM A.S. cennette , şeytanın (lanet onun üzerine olsun) yüzünden çıkarılıp dünyaya indirilmişti. Yeryüzünden hz. ADEM A.S .a vesvese verdi. İslam alimleri bu vesvesnin nasıl olduğunu çok tartıştılar. Günümüzde teknoloji ileri oldğu için bu olay çözüldü. Mesela : cep telefonunun tuşlarına bastığımız an dünyanın en uzak köşesindeki kardeşimizle konuşabiliyoruz. Havanın taşıyıcı bir özelliği vardır. Doğru tuşlara basmak lazımdır. Frekansın frekansı tutması gerek. İşte şeytan Adem a.s.mın dalğın olduğu bir zamanda ona vesvese vermeyi başardı. Sonuç biliniyor. AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH insanda şehveti yarattı. Bu şehvet şeytanda da mevcuttur. İNSAN ların çoğaldığı gibi Şeytanlarda çoğalır.

KARDEŞ; kadınlara bakıldığı zaman gözdeki ateşe şeytan girer ve bir elektriklenme olur.İşte şimdi şeytan devrededir. ALLAH ın haram kıldığı her ne varsa Şeytan onu süsler ve güzel gösterir. Şimdi Şeytanın özelliklerini sana anlatayım da düşmanını iyi tanı çünkü düşmanını tanımayan onun oyununa gelir ve helak olur. Hem dünyasını hem ahiretini yokeder. Şeytanın birinci özelliği kibir yani KENDİNİ BÜYÜK GÖRMESİDİR.

KİBİR

Resulullah(S.A.V)kibiri şöyle tarif ediyor: Kibir hakkı inkar,insanları hakir görmektir.Kibir üç türlüdür:Birincisi:ALLAH’a karşı yapılan kibir.AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH’IN emrettiği farzları yapmayıp,haram kıldığı büyük küçük günahları yapmaktır.Şeytanın nefsi vardır.Yani biz insanlar gibi yer, içer,çocukları olur işte bundan dolayı şehvet yönünden insanlarla bağlantıyı pekiştirir.Şeytan kibirlendi,büyüklük tasladı Adem(A.S)’A secde etmedi.Çünkü isyanında haklı olduğuna inandığı için kafirlerden oldu.Yani önce ADEM(A.S) ‘ı küçümsedi sonra kibirlenerek ALLAH(C.C)’IN emirlerine karşı geldi.İnsanın,şeytanın ve hayvanların nefsi aynıdır.RESULULLAH(S.A.V) şöyle buyurmuştur:”Senin enbüyük düşmanın,iki gögsünün arasında seni kuşatan nefistir.”Kibir nefisteki bir ahlaktır.N efis ise insanda öfke,hiddet,gazap ve şehvet kuvvetini biraraya toplayan bir manada kullanılmıştır.Yani insanda kötü vasıfları toplayan bir şeydir,asıldır.Nefsin dereceleri vardır.Nefsin en aşşagı derecesi nefsi emmaredir.Şeytan ile işbirliği içinde olan nefis budur.Şimdi şeytanın vesveselerinin alametlerini öğrenelim:

Şeytan birşeyi insanın kalbine üfler.İnsan bu vesveseye uymazsa bir başka vesvese üfler.yılmadan,yorulmadan bu istediklerini tekrarlar.Fakat yinede muradı ilk vesvese verdiği şeydir.Eğer bin kere yapmasan bin türlü şekle sokar,yaptırana kadar uğraşır.Şer suretinde başaramazsa,hayır suretine koyar.İlk vesvese verip yaptırmak istediği şeyi yerine getirebilmek için o kadar uğraşır ki,türlü türlü şekle sokar ve yaptırmaya çalışır.M uvaffak olamazsa dahi arkasını bırakmaz ve terk etmez.Yavuz ve haşarı bir köpekten kurtulmak isteyen kişinin onun sahibine sığınması gerektiği ğibi,şeytani vesveselerden korunmak içinde AZİZ VE CELİL OLAN ALLAHA sığınmak gerekir.Şeytani vesvese ile nefsin vesvesesinin bir farkı vardır:Nefsin vesvesesi sadece bir türlü vesvese verir ve kötü maksadını türlü türlü şekillere koyarak aldatmak bilmez.Şu varki nefis acelecidir ve istediğini almadan terk etmez.Şeytan vesvesesini türlü türlü suretlere koyarak ALLAH yolunda olanlara arz ettiğinden cahil kimselerin hatta alim kimselerin bundan kurtulması gayet zordur.AZİZ VE CELİL OLAN ALLAHU TEALANIN lütfu ve yardımı ola…Şeytanın her işi yalandır,inanmamak gerekir.Yoksa,bala zehir katan gibi öyle oyunlar oynar ki hayra şerri katar,şerri saklar ve önce hayrı gösterir.Maksadı iman sahiplerini kendisine uydurmak ve dünyadan imansız gitmesine sebeb olmaktır.İşte bunun için şeytanı ve hile yollarını iyi bilmek gerekir.Düşmanın savaş hilesini tanıyınca savaş gücü ortaya çıktığı zaman savaşı kazanmak kolaylaşır.Resulullah(s.a.v) “kalbinde hardal danesi kadar kibir bulunan cennete giremez”buyurdu.İbni mesut(R.A) müslim rivayet etmiştir.AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH kuranı kerimın mümin suresinin 60. ayetinde “Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir”buyurmuştur.Şeytan şöyle demiştir ben bir defa Adem(a.s)’a secde etmekle emrolundum,yapmadım,ALLAH.(C.C)’IN lanetine uğradım.Müslümanlardan bazıları günde otuziki defa secdeyle emredildiler o secdeleri yapmıyorlar.İşte bunlar benim arkadaşlarımdır.

KARDEŞ! Başın şükrü secdedir!Ayakların şükrü oturmaktır.ALLAH(C.C)’a secde etmeyen baş,ALLAH(C.C) huzurunda oturmayan ayaklar şu iki sebepten bunu yapmazlar.Birincisi:inkar ettikleri için.İkincisi ise:hafife aldıkları için namaz kılmazlar.ALLAH(C.C) korusun ikiside küfürdür.ALLAH(C.C)’a şirk koşmak iki türlü olur. Birincisi:itikadi olur yani kalbi ve dili ile ALLAH(C.C)’ı inkar eder.İkincisi:ameli olur yani ALLAH(C.C)’ın emirlerini yapmayıp karşı gelmektir.Bu isyandır.Mesela sen bana namazı emrettin,namazı kılmıyorum ne yapacaksın?veya bu içkiyi içiyorum sanane ne karışıyorsun diye AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH’a isyan etmektir.Bizi bu durumlara düşmekten ALLAH(C.C) korusun.Bunlar hep nefsin şeytanla işbirliği yaptığı için olur.

İkincisi peygamberlere karşı yapılan kibirdir:Peygamberlere iman etmemek buda kendileri gibi bir insana tabi olmayı kabul etmemektir.Nefsi, onu peygamberlere uymasına engel olur.ALLAH(C.C) kuranı kerimde müminun suresi 47. ayetinde “Bizim gibi iki insana mı inanacağız?” sureyi ibrahimde 10.ayeti kerimesinde”Siz ancak bizim gibi insanlarsınız” buyrularak insanların peygamberlere kibirlerinden dolayı iman etmediklerini gösterir.Kibrin en kötüsü ALLAH(C.C)’ya yapılan kibirdir.İnsanı bu yola sürükleyen cehalet ve azgınlıktır.Tarihte Nemrut bunlardan biridir.Fir’avn şöyle demiştir”Ben sizin en yüce Rabbınızım” diyerek ALLAH(C.C) ‘a kul olmayı kabul etmedi.Peygamberlere karşı yapılan kibir her ne kadar bir derece aşağıda ise de ALLAH(C.C)’a olan kibre yakındır.Çünkü buda ALLAH(C.C)’ın emirlerini kabul etmemektir.

Üçüncüsü insanlara karşı yapılan kibirdir.Kendini büyük,güçlü,güzel,yiğit,alim,zengin…gibi görerek karşısındakini küçük görerek onu önemsememektir.Bu öyle bir haslettir ki insanı helak eder.Kibir,izzet,büyüklük ve üstünlük ancak ALLAH(C.C)’a yakışır.Hiçbirşeye güç yetiremeyen zayıf bir insana kibirlenmek nereden gelebilir?Kul kibirlendiği vakit ,ancak ALLAH(C.C)’a yakışan bir sıfatla ALLAH(C.C) ile mücadeleye girmiş demektir.Yani seçilmiş bir başbakanın başbakanlığını elinde almaya çalışan bir odacını durumuna benzer.Başbakan odacıyı ne hale getirir.Kendisinde başbakanlık olduğunu düşünen odacı bütün emirlerinde başbakana karşı gelir.Birisi “sen odacısın yaptıgın yanlış” dese o sözü kabul etmek istemez. Hemen karşısına çıkar bencillik yaparak inkara kalkışır.İşte bu hal kafirlerin ve münafıkların vasıflarıdır.Demek ki insanlara karşı da olsa kibir çok yanlış bir yoldur.Kibir insanlara karşı yapıla yapıla ALLAH(C.C)’a kibir etmeğe kadar insanı sürükler.İşte şeytanın meselesi de böyle oldu.Şeytan”Ben ondan hayırlıyım” dedi.Adem(a.s)’a karşı kibirlendi.”Beni ateşten onuda topraktan yarattın”dedi.(sad suresi 76. aytet)ALLAH(C.C)’ın emrettiği secdeyi yapmadı.Başlangıçta Adem(a.s)’a karşı kibir onu çekememezlik iken sonunda ALLAH(C.C)’ın emrine karşı gelmekle ebediyyen helak olmasına kadar gitti.Resulullah(s.a.v) efendimiz “Kibirli,halkı küçük görendir” buyurdu.Ben hayırlıyım demek birinci afet,Hakkı reddetmek ikinci afettir.Hasan-ı Basri (r.a) şöyle söyledi:”Şaşarım o kimseye kigünde iki defa kendi pisliğini temizlerde kalkıp halka karşı kibirlenir.”Yani kanalizasyon işçisinin kanalizasyonu temizlerken halka büyüklük taslaması gibi birşey.Küçülüp ezileceğine kibirlenir.

KARDEŞ!Şimdi kendimize bakalım!Şeytanın bu kötü huyu kendimizde var mı?Varsa derhal ondan kurtulmanın yolunu bulalım.Tevbe ve istiğfar ile ALLAH(C.C)’a yalvaralım.Yukarıda söylediğim gibi bazı insan zenginliği ile kibirlenir,bazısı güzelliği ile,bazısı ilmiyle,bazısı güçlü kuvvetli olduğu için kibirlenir.Kibirlenmenin yolu pek çoktur.AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH(C.C) bizleri kibir hastalığından korusun!

RİYA(GÖSTERİŞ):

Kardeş!şunu iyi bilki riya iki türlüdür:1)İBADET SAYILAN İŞLERLE İLGİLİ RİYA 2)İBADET SAYILMAYAN İŞLERLE YAPILAN RİYA

RİYA:İyi görünmekle insanların kalbinde yer almayı istemektir.Aziz ve celil olan ALLAH’a yaptıgı ibadet eder gibi görünüp insanların begenisini kazanmayı amaç edinmektir.Ayeti Kerimede ALLAHU TEALA “Onlar riya yapanlar ta kendisidir.”(maun suresi ayet 6)buyurmuştur.İmanın kendisinde riya çok tehlikelidir.Bunun sahibi ebedi cahennemdedir. Diliyle kelime-i şehadet söylerken ,kalbi onu inkar eder,fakat sureta müslüman görünür.Azız ve celil olan ALLAH “Sizinle buluştukları zaman inandık derler,kendi aralarında başbaşa kaldıkları zaman kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar”(ali imran suresi ayet 119)

Münafık ile Riyakar arasındaki fark şudur:Münafık açıkca iman etmiş görünüp içinde küfrü saklayan kimsedir.Riyakar ise kendisini görenler dindar olduğuna inansınlar diye kalbinde olmadığı halde alabildiğine huşu gösteren kimsedir.Şöyle bir tarifi daha vardır:Riyakar en güzel ibadetleri insanların yanında yapan kimsedir.İbadet sayılan işlerle ilgili riya iki türlüdür.1)AÇIK OLAN RİYA:İnsanı ibadet etmeye sevk eden riyadır.Yani riya maksadıyla ibadet etmektir.2)GİZLİ OLAN RİYA:Daha önce yaptığı ibadetleri insanların yanında daha neşeli,daha zevkli yapar.Gece kimsenin görmediği teheccüt namazını kılan insan,yanına bazı insanlar geldiği vakit o teheccüt namazına daha neşeli daha zevkli kalkıyor kılıyor.

Bunlardan daha gizli riya ise ,insanlar onu görsede ,görmesede amelinde hiçbir değişiklik olmaz.Ancak ibadetlerinin bilinmesini sever,buna sevinir.İşte bu sevinmede gizli riyadır.Farz olan ibadetleri açıktan yapmak farzdır.(Nafile ibadetleri gizli yapmak,bu ibadetleri ALLAH(C.C)dan başka kimsenin bilmemesi daha hayırlıdır.)

Beş vakit farz namazı camide cemaatle kılmak,ramazan ayında oruç tutmak,halk ile bayram namazını kılmak,zekatı açıktan vermek,hacca gitmek…Bu amelleri açıktan yapmak FARZDIR.Açıklanmamış,halktan gizlenmişse dedikodulara,kötü zanlara sebep olur.İnsanın arkasından”Bu adam namaz kılmaz,oruç tutmaz,zengin olduğu halde zekatını vermez,hacca gitmez” diye söyleyip günaha girerler.Müslümanları bu şekilde günaha sokmak caiz değildir.Farzların edasında riya olmaz demişlersede çok dikkat etmeli”Bu adam nekadar huşu ile namaz kılıyor” denmesinden sakınmalı Farzlara riya karışması ALLAH(C.C)katında hasıl olacak ecir ve sevabı ortadan kaldırır.Nafile yapılan ibadetleri ,bu ibadetleri ALLAH(C.C)tan başka kimsenin bilmemesi hayırlıdır.Nafile ibadetlerde riyadan kaçınması çok zordur.Peygamberimiz(S.A.V)”Riya siyah karıncanın kapkara gecede siyah bir zemin üzerindeki hareketinden daha gizlidir”buyurmuştur.Riya ile yapılan ibadetlerde hiç sevap niyeti olmaz.İnsanların yanında hatta bazen abdestsizde namaz kılıp yalnız kaldığında hiç namaz kılmayan gibidir.İşte bunu kıldığı namaz yalnız insanlara gösteriş içindir.İşte böyle kimseler ALLAH(C.C) katında sevilmeyen kimselerdir.İnsanlar görsün diye veya insanlardan korktugu için sadaka veren kimselerde böyledir.Halbuki bu insan yalnız kalınca bir kuruş kimseye vermez.Sırf ALLAH(C.C)rızası için yapılmayan ibadetler ALLAH(C.C) katında degersizdir,kulun yüzüne çarpılır.Burada şunu ifade edeyim ki bazı insanlar sırf ALLAH(C.C) rızası için ibadet ederken bu halk arasında duyulur.İşte bundan dolayı ibadetlerine hevesini artırarak ibadetlerini çoğaltır.Buda ibadetlerin sevabının azalmasına sebep olur.

İbadet sayılmayan işlerde riyaya gelince bu bedeninde olur yani çok ibadet etmişde yorgunluktan benzi sararmış veya kılık kıyafetinde çok ibadetinden dolayı sakalı saçı birbirine karışmış elbisesi kirli yırtık görünmek isterler.Sözlerini hikmetli söylemek için vaaz verir,nutuk çekerler. Gönülleri çekmek için insanlara Sevgi ve saygı sunmak ile gösteriş yaparlar.Bunlardan ALLAH(C.C)a sıgınırız.

Bunu anlatmamın sebebi şeytanın riya karıştırmakla ameli bozması korkusundandır.H.Z ALİ (K.V) şöyle buyurmuştur:”gösteriş yapanın üç alameti vardır.Birincisi yalnız kaldığı zaman amelinde tembelleşir.İkincisi halk içindeyken heveslenir şevkle yapar.Üçüncüsü övüldüğü zaman amelini çoğaltır,kötülendiği zaman amelini azaltır.

KARDEŞ! Riyanın iki zararı vardır. Birisi, cennet riya yapanların elinden çıkar, ikinci zarar cehennemdedir orada türlü azap çektikten sonra kafirler başlarına kakar,bunlarla alay ederler. Ahiretteki zarar büyük zarardır. Bu utanma çok büyük utanmadır. Bunları dil ile anlatmak,kalemle yazmak mümkün değildir. Bu rüsvaylığı bir düşün! Mahşer yerinde Aziz ve celil olan ALLAH’ın hitabı şöyle olacak “Ya kafir,Ya hasir (zarara uğrayan,yolunu şaşıran)Ya gadir(zulmeden,hain,vefasız) Ya facir(fena huylu,sefih,günahkar)”.Hadisi şerifte Peygamber efendimiz(s.a.v)böyle buyurmuştur.Mürailer kıyamet gününde bütün çalışmalarını kaybedecekler.Kendisine “git o ibadeti ve taati kimin için yaptınsa sevabını ondan al ben müşterek ameli kabul etmem çünkü o amel halis degildir.O ameli yapan cehennemliktir.”Maun suresinde”yazık (veyl) o namaz kılanlara ki namazlarından gafildirler. Riyakarlık edenlerin ta kendileridir.”Hadisi şerifte şöyle buyrulur”sizin için en korktuğum küçük şirktir” sahabe soruyorlar” YA RESULALLAH küçük şirk nedir? Peygamber efendimiz(s.a.v)riyadır” buyurdu. KARDEŞ! Riyadan kurtulmanın yolunu da söyleyeyimde var ona göre düşünüp haraket edesin. Riyadan kurtulmak için ibadetler tam bir ihlas ile yapılmalıdır. Sırf ALLAH(C.C) için yapılan ameldir. İnsanlara gösteriş olmayan ameldir. ALLAH(C.C)ın yarattığı mahlukat için amel yapma! İnsanlar için bir nefes dahi alıp verme! İslam dini bütün şüphelerden,riyadan,kendini begenmişlikten v.b afetlerden temizlenen ve ALLAH(C.C)tan başkası ile süslenmeyen dindir. Müslüman olan kişi islam dini ile birbirinden ayrılmayan kişidir.Riyakarın elbisesi temizdir,fakat kalbi pistir.Kardeş!ALLAH(C.C)a koş! Sensiz ve senden gayrisiz ona dön,ona var!Günahlardan tamamen sıyrılmış olarak ALLAH(C.C)a koş! Şöyle bir misal vereyim sana,bir yapı düşün yüzünü çok güzel süslemiş çiniler döşemiş görenler bu binaya hevesleniyorlar,kapıdan içeri girildiginde ne görürsünüz! burası bir tuvalet imiş dışına bak,içine bak! İnsan böyle olmakda devam ettiği müddetçe şeytan onun kalbine çadır kurar ve orayı kendisine ev edinir..Ordan hiç çıkar mı?Kardeş!Aziz ve celil olan ALLAH(C.C) ile ve ALLAH(C.C)ın rızası ile işe başla riya hastalığından kurtul! Çok tevbe et,kendini ALLAH(C.C)ın huzuruna bırak!ALAHIM sen kulluk hususunda bize yardım et! Bizi sana karşı günahkar olup da rezil rüsvay eyleme! AMİN! Bu duaya amin diyen kula ALLAH(C.C) rahmet eylesin..

Kardeş!Bedenin her uzvuu kendine mahsus muayyen bir iş için yaratılmıştır.Uzvun hastalığı ise,hangi iş için yaratılmışsa o işi yapamamasıdır.Ya işi hiç yapamaz veya zorla yapabilir.Mesela gözün hastalığı görememek,ayagın hastalığı yürüyememektir,kalbin hastalığı ise hangi iş için yaratılmışsa o işi yapamamaktır.Kalb;ilim,ALLAH(C.C) sevgisi,ALLAH(C.C)’a ibadet,ALLAH(C.C)’ı zikirden zevk almak,şehevi arzulara karşı ALLAH(C.C)’dan yardım istemek için yaratılmıştır.Aziz ve Celil olan ALLAH “Cinleri ve insanları,ben ancak bana kulluk etmeleri için yarattım.”buyurmuştur.(zariyat suresi,96.ayet)

Her azanın bir faydası vardır.Kalbin faydası hikmet ve marifet sayesinde insanı hayvandan ayırt etmektir.İnsan ;yemek, içmek ve münasebette bulunmak… gibi diğer vasıflarla hayvandan ayrılmaz.Ancak hayvandan ayrılması eşyayı oldugu gibi bilmektir.Eşyayı eşya yapan ve onu vareden ALLAH(C.C)’dır.İnsan herşeyi bilsede ALLAH(C.C)’ı bilmemiş olsa hiçbirşey bilmemiş olur.ALLAH(C.C)’ı bilmenin alameti onu sevmektir.ALLAH(C.C)’ı bilen onu sever.Sevginin alameti de hiçbir sevgiyi ALLAH(C.C)’ın üzerine tercih etmemektir.Taş yemeyi diğer yemeklerden fazla seven mide hastadır.Başkasını ALLAH(C.C)’tan daha çok seven kalb de hastadır.Aziz ve Celil olan ALLAH’ın dilediği kalbler hariç diğer kalbler hastadır.Vucud bazı hastalıkları bilemez.Kalbi hastalıkların bazılarını da sahibi bilemez,gafil avlanır,tedavisine bakmaz.Kalb hastalıklarının ilacı şehvete uymamaktır.Bu da oldukça zordur.Halk dünya sevgisine,görünüşte ibadete hakikatte adet ve riya olan ibadetlere yöneldiler.

Kardeş!Kalbinde bulunan hastalıkların bir listesini çıkar!Mesela senin kalbinde kibir,riya,cimrilik hastalığı var mı?Bu seni ALLAH(C.C)’dan uzaklaştıran kötü bir hastalıktır.Bunları tedavi eden insan cömerd olur.İfrata kaçıyorsa ifratta bir hastalıktır.Cömerd israf ile cimrilik arasında eşit uzakta olmalıdır.Kötü huyuna bak!Kalbinin ne derece hasta olduğunu bilmen lazımdır.Kötülük,iyilik yapmaktan daha çok hoşuna gidiyorsa sende kötü huy çok demektir.İşte onu tedavi ettirmen lazımdır.Dünyadan göç edip giderken nefis dünyadan alakasını kesmiş olduğu halde göç etmedi.Dünyaya iltifa etmediği gibi sebeplerinede arzu duymamalı.İşte böyle olursa peygamberler,sıddıklar,salihler ve şehitlerden olanların zümresine katılır.Bu arkadaşlar ne güzel arkadaşlardır!Bu dosdoğru yolda yakın olanlar,uzak olanlardan daha çoktur.Doğru yolun zorluğu o kadar ağırdır ki yirmidört saatte sünnetlerle birlikte 40 defa Fatiha suresinde “ALLAHIM!Beni sıratı müstakime hidayet et!” diye dua ederiz.Doğru yolda gitmeye gayret etmelidir.Kurtuluş ancak salih amellerle mümkündür.Salih ameller güzel ahlaktan doğar.Herkes kendi sıfatını ve ahlakını araştırsın ve listesini yapsın!Sonrada teker teker tedavisini yapsın.Doğru yola hidayet eden ALLAH(C.C)’a HAMD OLSUN(AMİN)

HASED(Çekememezlik)

Tarifi;bir kimsenin elinden malının gitmesini istemek ve ona sevinmektir.Bir nimeti ona çok görüp o nimetin onun elinden gitmesini istemektir.

Gazap ve hışım ALLAH(C.C)’ın yaktığı ve gönülleri saran ateşten bir kıvılcımdır.O kül altında korunan ateş közleri gibi kalbin derinliklerinde saklıdır.Bu ateşi kibir ortaya çıkarır.Demirin kayaya çarpması esnasında taşın çıkardığı ateş gibidir.İşte insanın şeytana doğru uzanan bir damarı olduğunu insanla şeytanın irtibatının bu ateş olduğunu açıklamıştım.Gazap ateşi kendisinde yanmaya başlayınca şeytana yakınlaşır.Toprağın hali sukunet,ateşin hali yanmak,dalgalanmak,hareket ve ızdırabtır.Kin ve hased de gazap ve hışmın neticesidir.Helak olanlar hep bu kötü hastalıktan helak olmuşlardır.Bozulanlar hep bundan bozulmuştur.Kötülüğü bilmeyen kötülüğe düşebilir.Kötülüğü bilmek kafi değil,kurtuluş çarelerinide aramak ve öğrenmek lazımdır.

Hased(çekememezlik)bir dalın parçasıdır.Hased ile ilgili Peygamber(s.a.v) efendimiz “Sevapları yer,mahveder”(Ebu Davud Ebu Hureyreden rivayet etmiştir.)Hasedden vehasedin sebep ve neticelerinden men etmek üzere Peygamberimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur:”Çekememezlik yapmayın!Birbirinizden ayrılmayın(husumetleşmeyin),kin tutmayın,arka çevirmeyin,Ey ALLAH(C.C)’ın kulları kardeş olunuz!”(Buhari ve Müslimden)

Kardeş!İlk hased eden şeytandır.Şeytan Hz.Adem (a.s)’a verilen makama dayanamayarak ona secde etmediği için hasetçiliği,çekememezliği kendisini isyana sevk etmiştir.Adem(a.s)’ın iki oğlu Habil Kabili hased yüzünden öldürmüştür.Hz.Yusuf (a.s)’u kardeşleri çekemedikleri için kuyuya attılar.Bütün düşmanlıkların yok olması mümkün,ancak hased hastalığının yok olması mümkün değildir.Hased iyileşmeyen bir yara gibidir.Hasan Basri(r.a) şöyle buyuruyor:”Ey İnsanoğlu!Niçin kardeşini çekemiyorsun?Ona verilen mal onun hakkı ise ALLAH(C.C)’ın ikram ettiği kimseye kızmaya ne hakkın var?Şayet hakkı degilse,cehenneme girecek adamın nesine çekememezlik edersin!”

Kardeş!Hased ancak bir nimete olur.Aziz ve Celil olan ALLAH birine bir mal verirse bu malı ona çok görüp onun elinden gitmesini istemek ve gittiği zaman dasevinmektir.İşte buna HESED denir!Birde gıpta vardır.Yani adamınmalına ne sevinir nede yok olmasını ister.Rasulullah(s.a.v)”Mümin gıpta eder,münafıksa hased eder.”buyurmuştur.Hasedin sebebi düşmanlıktır.Kendine zulmeden kimseye kızar,bu kızgınlık kine dönüşür.Kin intikam ile yatışır.İntikamda alamayınca düşmanına felaket gelirse bunu kendi kerametine hamledip buna sevinir.Düşmanına bir iyilik gelirse kendisinin değersiz olduğunu ALLAH(C.C) katında bir kıymetinin olmadığını düşünür,buna canı sıkılır.Zulmeden kimseler ekseriya zengin insanlardır.Fakir insanın elinden malını alır ve zulmeder.Şöyle der.”Sen benim malımın çok olduğundan bana hased ediyor,kıskanıyorsun.”Demezki ben bu adama zulmediyorum,malını elinden alıyorum,onun gücü yetmediği için bana kızıyor demez.Bu kızmaktan dolayı katliam olur.ALLAH(C.C) cümlemizi muhafaza buyursun.AMİN.Bazende ALLAH(C.C) korkusu olan katil olmak istemeyen kimse ALLAH(C.C)’a havale eder”ALLAH(C.C) benim vekilim,o ne güzel vekildir!”der işin sonunu ona bırakır.

Kalbin bu hastalığı ilim ve amel ile tedavi edilir.Hased sebebiyle ALLAH(C.C)’ın taksimatına rıza göstermiyor ve kazasına kızıyor.Yani ALLAH(C.C) taksimatı yapmadı ben olsam ondan daha güzel taksim ederdim demektir(haşa).ALLAH(C.C)’ın adaletini küçümsüyorsun.Bu tevhidin özüne aykırı,imanın gözüne saplanmış bir kurşundur.Hased eden, şeytanlarla birleşmiş olur.İşte bu kalbdeki pisliktir.Ameller yok olup gider.Bu hal ile kurtuluşa erilir mi?Resulullah(s.a.v) şöyle buyurur.”Mümin,kendisi için istediği şeyi müslüman kardeşi içinde aynen istemedikçe kamil iman sahibi olmaz.”Yani kişinin kamil iman sahibi olamayacağını belirtmiştir. Kardeş!hased hastalığını tedavi et,ahlakını güzelleştir!Ateş ile barut biraraya gelmediği gibi güzel ahlak ile kötü ahlak biraraya gelmez.Sen hased ettikçe içinde bir ateş yanar.Kendi kendini yersin.Adeta rende ile rendelenirsin.Sen hased ettikçe ALLAH(C.C) düşmanıyın nimetlerini artırır.Onun nimeti arttıkça senin hasedin artar.Sıkıntılar içinde kıvranır,karanlıklar içinde bocalarsın.Gögsün daralır,uykuların kaçar ve hased hastalığı seni ölüme kadar götürür.Zaten düşmanıyın istediğide budur.Sen akıllı bir kimsesin,seni sıkıntıya düşürdüğü için bundan vazgeçmelisin.Çünkü bu faydasız bir sıkıntıdır.Üstelik sen, hasedin ahiretteki cazasını da biliyorsun.Daha nasıl hased edersin!Aziz ve Celil olan ALLAH’ın gazabına uğramağa çalışmaktan daha büyük bir şaşkınlık olur mu?ALLAH(C.C)’a dön!Bütün hal,söz,hareket ve davranışlarında ALLAH(C.C)’dan utan!ALLAH(C.C)’ın Kuranı ile amel et!Kim ALLAH(C.C)’tan korkarsa ALLAH(C.C) ona bir çıkış yolu ihsan eder.Resulullah(s.a.v):” kişinin lüzümsuz,fuzuli şeyleri terketmesi iyi bir müslüman oluşunun alametidir”ALLAH(C.C) kuluna kafii değil mi?Sabret,ALLAH(C.C)’a itaat et!ALLAH(C.C) kendisine itaat edenleri aziz kılar.Kendisine isyan edenleri de zelil kılar,zillete düşürür,hor hakir yapar.Yedi kere”HASBÜNALLAHİ VENİ’MEL VEKİL” DE.ALLAHIM!BÜTÜN HAL VE HAREKETLERİMİZDE SANA KARŞI GÜZEL BİR EDEPLE HAREKET ETMEYİ BİZE NASİB EYLE!AMİN.

YALAN VE MUNAFIKLIK

Kardeş!Sana diyeceklerime iyice kulak ver.Duydugun bu sözleri birde benden dinle!Olur ki;Aziz ve Celil olan ALLAH seni bagışlarda bu fakire dua edersin.Sanma ki benim günahım yok,benim günahım seninkinden fazla…Bu fakir kardeşin önce kendine nasihatte bulunuyor.Aklı selim sahibi olup aklını kullanmadı.İş işten geçmeden can kafesten uçmadan kendi benliğime dönmek istiyorum.

Aziz ve Celil olan ALLAH insanı yarattı.En güzel sureti giydirdi.İman nuru ile süsleyip güzelleştirdi.İnsana güzelce konuşmayı,zihin verip diger yaratıklardan ayırdı.İnsanın kalbine ilim hazinelerini aktardı.İnsanı kemale erdirecek hatırından geçen,kalbine dogan şeyleri ifade edecek,kapalı olan perdeyi aralayarak bir dil verdi.Hakkı kati söyleyebilsin diye ona bir güç verdi.Böylece insan nimetlerin şükrünü ifade etti.Aziz ve Celil olan ALLAH TEALANIN en büyük nimetlerinden ,en ince sanatlarından ve çok mühim olan organlardan dil,bütün mahlukata verilmiştir.Ancak insanların dili diger mahlukların diline benzemez.Dilin kendisi küçük,isyanı çok büyüktür.Çünkü insanın küfür ve imanı ancak dilindeki ifadesinden anlaşılır.Küfür isyanın,iman ibadetlerin en uç noktasıdır.Kelime-i Tevhidi ifade eden de dil,Allahu Tealayı ınkar eden de dildir.İlim neyi içine alırsa onu dil söyler.Ya hakkı konuşur veya batılı konuşur.İlimin içine girmeyen hiçbir konu yoktur.Bu ilmi konuları anlatacak dilden başka hiçbir organ bulunamaz.İnsanın gözü renkleri ve suretleri,kulakları sesleri,elleri cisimlerin durumlarından başka birşey anlayamaz.Dilin sahası çok geniştir.

Kardeş!Dilini bırakıp dizginlerine sahip olmayanı şeytan her sahada oynatır.Olmadık felaketlere sürükler.Hz.Adem(a.s)’a ilk yalan söyleyip yemin eden şeytan idi.Adem(a.s)şeytanın yalanına inandı.Şimdi sana o hadiseyi ayeti kerime ile anlatayım,bu hadise çok enteresandır.Allahu Teala”Sakın (iblis,şeytan)sizi cennetten çıkarmasın sonra zahmete düşersin.Çünkü sen burada acıkmayacak,çıplak kalmayacaksın,burada susuzluk çekmeyeceksin,güneşin sıcaklığında kalmayacaksın.”ifadeleri Hz.Adem(a.s)’i sürekli bir rahatlıga,bir geçime teşvik etmiştir.Ancak şu şartla ki o ağaçtan uzak duracaksın”buyurmuş.Şeytan(iblis); seni ebedilik ağacına götüreyim mi,yok olmayacak bir mülke götüreyim mi?Eger götürmemi istiyersen o ağacın meyvesinden yemen lazımdır,diye şart koşmuştur.Adem(a.s) unuttu o ağacın meyvesinden yedi.

Hasan Basri(r.a);” Allah(c.c)’a yemin ederim ki,Hz.Adem(a.s) unutmasının dışında asla asi olmadı.”buyurdu.Şeytan çok kıskanç idi.O Allahu Tealanın Hz.Adem(a.s) verdiği nimetleri görünce onu kıskandı ve ona düşman oldu.Şeytan”O agaçtan yiyen herkes ebedi olurmuş,kim bu ağacın meyvesinden yerse mülkü devam eder,eskimez,bitmez”diye iddia etmiştir.Yalan söyleyip Allah(c.c)’a yemin etmiş ve Hz. Adem(a.s)’ı kandırmıştır.Allahu Teala Adem(a.s)’ı yeryüzüne indirmiştir.Bazı cahiller,”Hz.Adem cennetten kovulmuştur.”derler.Sakın inanma,yalan söylerler.Cennetten indirilmek başka birşeydir,cennetten kovulmak başka birşeydir.Cehenneme düşenlerin büyük çoğunluğu dilleri yüzündendir.Tehlikeden kurtulanlar dillerine sahip olanlardır.İnsana en çok isyan eden dildir.Çünkü istediği yere kayar.Güzel bir deyim vardır”Dilin kemiği yoktur,bogazına saplanıp kalsın.”

Kardeş!İnsanlar dilin hile ve aldatmacalarından çekinmez oldular.Şeytanın insanları aldatmakta kullandığı en büyük hile ve tuzağı dilleridir.Şeytan nefis ile arkadaş olursa nasıl kurtulsun?

SEN RİYAZET SARAYINDA NEFSİ AL Kİ BENDİNE;

FIRSAT BULUP, DÜŞÜRMESİN NEFSİN SENİ FENDİNE

Aziz ve Celil olan ALLAH “yalan uyduranlar ancak ALLAH(c.c)’ın ayetlerine inanmayanlardır”buyurmuştur.(Nahl suresi 105.ayet)Resulullah (s.a.v)”İnsan yalan söylemek ve yalancılıkla meşgul olmak sebebiyle Allah(c.c) katında yalancılardan yazılır.”buyurmuştur.(Buhari)Yalancı olmak,doğruluğun aksi olan yalanı söylemektir!Ebu Hureyre(r.a) Resulullah(s.a.v)’dan şöyle işitmiştir;”Şu üç şey kimde bulunursa namaz kılsa,oruç tutsa,kendisini mümin sansada yine de münafıktır.1.Konuştuğu zaman yalan söyler 2.Söz verdiği zaman sözünde durmaz 3.İtimat edildiği vakit emanete hıyanet eder”

Abdullah İbni Ömer(r.a) Resulullah(s.a.v)’den şöyle işitmiştir;”Dört şey kimde bulunursa o münafıktır.Bunlardan birtanesi bulunursa münafıklıktan bir parça kendisinde vardır.1.Konuştuğu vakit yalan söylemek 2.Söz verdiği vakit sözünde durmamak 3.Emanete hıyanet etmek 4.Dövüştügü zaman haddi aşmak,sövüp saymak veya mahkemeye başvurduğu zaman hakkından fazlasını istemek;(Diger bir rivayette) 5.Ne zaman ahdeylerse ahdinde durmaz”

Kardeş!Müslüman olan kimselerin bu sıfatlarından sakınmaları gerekir.Bu sıfatlardan birisi kendisinde olursa hemen tevbe etmeli,Allah(c.c)’a yalvarmalıdır.Nifak ya ameldedir veya dindedir(itikattadır).Biz şimdilik amelde bulunan münafıklıktan bahsediyoruz.Kişi bu ameldeki münafıklıktan kurtulamazsa açıkça yaptığı ibadetlerin ve taatlerin asla bir faydasını göremez.Ancak bu sıfatlara tevbe istiğfar ederek kurtulup salih amelleri işlesin.Allah Teala vericidir.Kim ne isterse verir.Dünyayı isteyene dünyayı,ahireti isteyene ahireti verir.Ahiret hayatını isteyen kimse Peygamberimiz(s.a.v)’e sıkı sıkı sarılsın.

Resulullah(s.av) uhud savaşında müminleri savaşta uygun yerlere yerleştirdi.Safları o kadar düzgün yapıyordu ki ileri çıkan bir gögüs gördüğünde “geri çekil” diyordu.Kendisinin ve askerlerinin sırtını uhud dağına verdi.Abdullah İbni Cübeyri(r.a)’i okçulara komutan tayin etti.”Düşmanın arkamızdan saldırmaması için bizi oklarınızla koruyun”buyurdu.Müminler savaşa başladıkları zaman müşriklerin süvarileri de harekete geçti.Okçularla karşılaşınca geri döndüler.İslam ordusu zafere koşarken okçular yerlerini bıraktılar.Resulullah (s.a.v)efendimizin emirlerini dinlemediler.İslam ordusu bozulmaya başladı.Neredeyse Resulullah(s.a.v) efendimizinşehid olması vardı.İşte Peygamber(s.a.v) efendimizin emrine,sünnetine muhalefet etmenin durumu budur.

Ümame (r.a)Resulullah(s.a.v)’in şöyle buyuruduğunurivayet etmiştir(bildirmiştir.);”yalan nifak kapılarından bir kapıdır.”Hasan Basri(r.a)”Nifak iç ile dışın,söz ile işin birbirine uymamasıdır.”buyurdu.

Kardeş!İçini dışını temizlemeye bak!Suretin yani dış görünüşün bir türlü, siretin yani iç görünüşün başka türlü olmasın.Yarın mahşer günü için dışına,dışın içine çevrilecektir.Ne kadar hasta,ne kadar cüzzamlı bir surette görüneceksin.Dünyada ümmeti muhammedin suretleri çevrilmeyecek.Ahirette nasıl suretlere girerek,insanların huzuruna çıktığımızı yalnız Allah(c.c) bilir.Çünkü tek yaratıcı Allah(c.c.)’tır.İstediği şekle sokar.Kişinin imanı ve ameline göre sureti vardır.Görmezmisin şeytanı ki ;imanlı olduğu zamanlarda sureti başka idi,inkar edip kafir oluncs sureti derhal değişti.Aziz ve Celil olan Allah imanımızı korusun!Bizleri hidayetten ayırmasın.Bizleri müslümanlar olarak öldürsün.(AMİN)!Bu duaya Amin diyen kardeşlere Allah (c.c)Rahmet etsin.

Kardeş!Hz.Ebubekir(r.a)efendimiz hutbeye çıktı ve Resulullah(s.a.v)’in şöyle buyurduğunu anlattı.”Yalandan sakının!O kötülük ile beraberdir ve her ikiside cehennemdedir”

Yol ikidir;ya sukut eder konuşmaz susarsın veya konuşursan söylediğin her sözü doğru söylersin yani sıdktır.Çünkü islam dininin esası,doğruluğa beyandır.Resulullah(s.a.v)efendimizi enyüksek mertebeye taşıyan dogru olmasıdır.Hz.Ali(r.a)efendimiz şöyle buyurdular;”Allah(c.c) katında en büyük hata yalan konuşmaktır.En büyük pişmanlık kıyamet günündeki pişmanlıktır.”(Allah hepimizi korusun!)

Münafıkların en büyük azaba düşmelerinin sebebi,yalancılıkla şöhret bulmalarıdır.Yalanın ne kadar tesirli bir zehir olduğunu bilmek lazımdır.Yalan küfrün anasıdır,münafıklığın birinci alametidir.Allah(c.c)’ın kudretine karşı bir iftiradır.Görmezmisin hristiyan ve yahudileri haşa Allah(c.c)’a evlad isnad ederler yani Allah(c.c)’ın oğlu derler.Düşünmezler ki yalan sözlerinin sonu nereye varıyor?Allahu Teala hazretlerini nasıl mahlukata benzetiyorlar!

Konuşan insan doğru söylediği zaman yani”LAİLAHE İLLALLAH” deyince,bunu kalbide kabul edince iman sahibi mümin olur.Ne büyük saadet!..Dilin söylediğini kalbi kabul etmez ise Allah(c.c)korusun kafirdende daha şiddetli bir münafık olur.İşte sana anlatacagım dindeki münafık budur!..

Kardeş!Dindeki münafıklık dili ile “LA İLAHE İLLALLAH” diye doğru söylüyor.Ancak kalbiyle yalan söylüyor.Halbuki kalbi inanmadığı halde inancının bu olduğunu söylemeye çalışıyor.Kafir kalbiyle olsun,diliyle olsun inanmadığını mertçe söylüyor.Çünkü yalandan kaçınıyor.Şimdi şöyle bir düşün;amelde olan münafık ile,dinde olan münafık ,ikiside başkadır.Amelde olan münafık kalbi Allah(c.c)’a iman ediyor,dilide Allah(c.c)’a iman ediyor.İşlerinde yalan söyleyip insanları aldatıyor.Sonu küfre doğru gidiyor.(Allah korusun)Dinde olan münafık Allaha kalben inanmıyor sadece dili ile söylüyor,insanları kandırıyor.İşte münafıklıgın benzeyen yönleri…İnsanları kandırmak ve aldatmaktır.Peygamberimiz(s.a.v);”Aldatan bizden değildir.” buyurması çok enteresandır.

Kardeş!Şimdi sana amelde olsun,dinde olsun münafıkların hal ve hareketlerini,sözlerini birbir diyeyimde kendini ona göre kontrol et!Olur ki bu garip kardeşinize bir dua edersiniz..Allah(c.c) cümlemizi münafıklık hastalıgından korusun(Amin).Sakın bana kızma!Ben kendimi daima bende münafıklık alameti var mı diye kontrol eder,korkarım..Çünkü Hz.Ömer(r.a) kendini kontrol eder,Hz.Huzeyfe(r.a)’ya gider “ya Huzeyfe Peygamberimizin(s.a.v)sana bildirdiği münafıkların içinde bende var mıyım?”diye sorardı.Cennetle müjdelenen bir sahabi nerede,-onun ayagının altında bir toz zerresi olsam sevinirim-ben neredeyim.Düşün..

Aziz ve Celil olan Allahbuyuruyorki;”onlar mümin degiller”münafıkların imanları iman değildir.Çünkü Resulullah(s.a.v)’e iman etmediler.Münafıklar bukelemun gibi daima renk degiştirirler.Müminle karşılaşınca mümin,kafirle karşılaşınca kafir.Kendileri başbaşa kaldıkları zaman münafık..Münafıklar Allahı aldatmaya çalışırlar.Resulullah(s.av)’in yanına gelip iman ettiklerini söyleyerek müminlere tanına haklardan faydalanmak için yalan söylerler.Münafıklar peygamberi aldattıkları zaman,”onlar Allah(c.c)’ı aldatmaya çalıştılar” denilmiştir.Hile yapan kimseler herkesi kandırdığını zannederler.Halbuki aldatmanın neticesinin, dünyada bu münafıklara yönelik olmasıdır.Aziz ve Celil olan Allah onların bu hilelerinin zararını müminlerden geri çevirir ve onu münafıklara geri döndürür.

Münafıkların kalb hastalığına gelince;Aziz ve Celil olan Allah kalbe mahsus olan bir özellik yaratmıştır o da şudur;Allah(c.c)’ı bilmek,Allah(c.c)’a itaat ve kulluk etmektir.Kalbte bu özelliklere mani olacak herhangi bir sıfat meydana geldiğinde bu sıfatlarkalbin hastalığı olur.Ayagın hastalığı yürüyememek gibi..Kalbinde olmayanı diliyle söylediği için hakikatte olmayan birşeyi varimiş gibi göstermiş,bundan dolayı yalan söylemiş,kalbi kederlenmiş,hüzünlenmiş,hastalanmıştır.Çünkü münafıklar yalanlarına devam edip ondan asla vazgeçmezler.

Resulullah(s.a.v)efendimizin şöyle buyurduğunu Enes(r.a) haber veriyor;”İnsan bir yalan söylediği zaman,onun pis kokusundan melekler bir mil mesafe ondan uzaklaşırlar.”(Tirmizi)

Münafıklar yeryüzünde fesat çıkarır,bozgunculuk yaparlar.Açıkça Allah(c.c)’a isyan ederler.Nefisleri neyi arzularsa onu yapmaya yönelirler.Hiç kimsenin hakkını,hukukunu,malını,kanını,canını gözetmezler.Menfaati neyse ona yönelirler.Aziz ve Celil olan Allah Kuranı kerimde”Demek işbaşına geçince hemen yeryüzünde bozgunculuk yapacaksınız öyle mi?”(muhammed suresi 22.ayet)buyurmuştur.Hemen rollerini değiştirip iyi işler yapan insanların rollerine soyunmuşlardır.”Biz insanların iyiliğini istiyoruz.Yeryüzünü fesattan temizlemek için çaba sarfediyoruz da insanlara yaranamıyoruz”derler.

Münafıklar müminlerle alay ederlerdi.Çünkü münafıklar zenğin,saygın kimselerdi,makam sahibi idiler.Müminler fakir,köle oldukları için münafıklar müminleri sefil yani vakarsız,hafif meşreb(cahil) olan insanlar görüyor,onlar gibi olmaktan utanıyorlardı.Münafıklar,müminlerle alay ettiklerini reislerine,şeytanlarına yaptıkları alaylarından bahsederler,gülüp eğlenirler.Halbuki bunlar Resulullah (s.a.v)’in gösterdiği mucizelerden yüz çevirdiler,yani kabul etmediler.Bunun için duymayan sağıra,görmeyen göze,anlatamayan dilsizlere benzetilmişlerdir.

Münafıklar kendilerinin nasıl kimseler olduğunu pek anlayamazlar.Çok yemin ederler.Çünkü başlarına gelecek belalardan bu yeminleri sayesinde kurtulacaklarını sanırlar.Yeminlerinin arkasına sıgınırlar.Münafıklar gayet yakışıklı olurlar.Gösterişli oldukları için dış görünüşleri insanların hoşuna gider,güzel konuşurlar,herkesi kendine hayran bırakırlar.Onlarla sohbet edersin ama usanmazsın..

Abdullah ibni Ömer(r.a)Resulullah(s.a.v)’in”bir kimse Allah(c.c)’a yemin eder ve bu yeminine sivrisineğin kanadı kadar yalan katarsa,kalbinde kıyamete kadar devam eden bir leke kalır”buyurduğunu işitmiştir.(Tirmizi)Aziz ve Celil olan Allah”onlar giydirilmiş kötülükler gibidirler.”(münafıkun suresi 6.ayet)buyurmuştur.Kütük düşünüp anlayamaz.Münafıklar anlamayı ve basiret sahibi olmayı istemezler.Münafıklar iman,hayır ve güzel namına ne varsa hepsinde uzak duvara yaslanmış,dayandırılmışkütüklere,kerestelere benzetilmişlerdir.Çünkü istif edilmiş keresteden istifade edilmez veya yontulmuş-yapılmış putlar gibidirler- güzelce egitilselerdi taze dallar gibi istifade deilirdi.Ancak kupkuru dallar haline gelince ateşte yanmaktan başka bir işe yaramazlar.Münafık kesilmiş dallar gibi oldugu için iki ucu vardır.Bir ucu müslümanlara doğru,diğer ucu kafire doğrudur.Üstüste yığılmış kütükler akılsız oldukları için münafıklar kıt akıllıdırlar.

Kardeş!Müslüman dostça hareket etmesine ragmen,münafıkların zihniyeti kötüdür.Münafıklardan dost tutulmaz.Müslümana ve islama kin tutmak küfürdür.Münafıklar kin tutan insanlardır.

Peygamberimiz(s.a.v)”yalan imanı uzaklaştırır,kaçırır.”buyurmuştur.İnsanların amelleri,sözleri aynaya yansıyan suretler gibidir.Kişinin dışı içinin aynasıdır.Münafıgın konuştukları dilinden ve kafasından öteye geçmez.Konuşan münafıkların sözleri dilde kalıyor,içten,özden gelmiyor.Müminlerin sözleri ise kalbinden,ruhunun derinliklerinden,özünden geliyor.Ağzından çıkan söz kalbindekine delalet ediyor.Dil kalbin tercümanıdır.Kalb düzeldiği zaman dilde düzelir.Melekler dışımızı kontrol eder.Aziz ve Celil olan Allahkalbimizi kontrol eder.

Kardeş!Münafıgın düşüncesini,sözlerini,amellerini,neye benzediğini,inancını sana anlattım.Anlatacak o kadar çok şey var ki..Burada ancak özet olarak anlattım.Kalbi kader çöllerinde şaşkın şaşkın benimle dolaşan arkadaşım!İçimizi temizlemek zorundayız.Allah sevgisinden ve Resulullah(s.a.v)sevgisinden başkasına yer vermeyelim.Hadi odayı kilitleteyip anahtarı cebimizde taşıyıp oraya hiçbirşeyi sokmayalım..Allah(c.c)’ın zikriyle meşgul olalım..

Allah’ım tevbemizi kabul et,günahlarımızı bağışla(affet)!Dünyada da ahirette de bizi rüsva etme!Kusur ve ayıplarımızı açığa çıkarma!(Amin)

GIYBET

Kardeş!Gıybetin nekadar kötü birşey olduğunuda incelikleriyle sana anlatayım da inşallah bu pislikten toplum olarak kurtuluruz.Çünkü gıybet insanların agzındaki sakız gibi yayıldıkça yayıldı…Kimse bundan çekinmez (uluorta,gelişi güzel konuşulur)oldu.Halbuki Resulullah (S.AV) hadisi şeriflerinde:”Gıybetten sakınınız!Zira gıybet zinadan daha şiddetlidir.Çünkü zina eden kimse tevbekar olur,ALLAH(C.C)da kendisini affeder.Fakat gıybet edilen affedinceye kadar gıybet eden affedilmez.”buyurmuştur.(ibn_i ebiddünya essamt kitabından rivayet edilmiştir.)

Kuranı Kerimde Aziz ve Celil olan ALLAH şöyle buyurmuştur:”Ey iman edenler!Zannın birçoğundan kaçınınız.Çünkü bazı zan vardır ki sırf günahtır.Birbirinizin kusurlarını araştırmayın!Kiminizde kiminizi arkadan çekiştirmesin,gıybet etmesin.Sizin herhangi biriniz ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı?İşte bundan tiksindiniz!Allahtan korkan kötülük yapmaktan sakınsın!(hucurat suresı,12.ayet)”Demekki (zihninizden)aklınızdan bile kötülüğü,kötü düşünceyi geçirmeyin!İyiliği ve güzel şeyleri düşünün ki,sizi iyiliğe,güzelliğe götürsün.

Kardeş!Gıybetin ne olduğunu şöyle tarif ederler:Bir müslüman kişinin kendisi hakkında konuşulan sözleri duyduğu zaman hoşuna gitmeyecek olan bir kusurunu onun yokluğunda söylemektir.Resulullah(S.A.V);”Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?Kardeşinizin hoşlanmayacağı şey ile onu anmanızdır.Ashabı kiram dediler ki;”Ya Resulullah(S.AV) söylediklerimiz o adamda varsa buna ne buyurursunuz?”deyince,Resulullah(S.AV) buyurdular ki;eğer söylediğiniz o söz ve iş adı geçen kimsede varsa “gıybet”etmiş olursunuz.Eger söylediğiniz o söz ve iş adı geçen kimsede yoksa “iftira”etmiş olursunuz!”buyurmuştur.(ebu hureyre r.anh dan müslim)

Kardeş!bu öyle bir günahtır ki;her müslümanın her müslümana canı,malı,ırzı haramdır.Gıybet bir adamın şeref ve haysiyeti ile alakalıdır.Aziz ve Celil olan ALLAH bunu canı ve malı ile bir tuttu.Gıybet insanların bedeni,soyu,ahlakı,dini,dünyası ile yapılır.

1)BEDENİ İLE YAPILAN GIYBET:İnsanın fiziki görünüşündeki bir engelden dolayı olur.Kör,topal,kel….gibi.

2)AHLAKI İLE YAPILAN GIYBET:Kötü huylu,kibirli,riyakar,korkak,tahammülsüz,aciz…gibi.

3)DİNİ İLE YAPILAN GIYBET:Hırsız,hain,içkici,zinakar,namazsız,oruçsuz…gibi.

Gıybet sefil bir canavarlık,gıybet edende öyle alçak bir canavar durumundadır.Halbuki insan kendi kusurlarını bilir,onları sayıp dökmez.Böylece insanları gıybet etmez.Müminlerin gıybet etmesi doğru değildir.Kardeş!Ayeti Kerimeyi şöyle dikkatli şekilde anlamaya çalışırsak şu noktalara dikkat çekildiğini görürüz.Müslümanın namus ve şerefinin zedelenmesini de hoş görmez.Bir insan kızdığı düşmanının etini ağzında çiğnemeye çalişabilir.Resulullah(S.A.V):”Annenin doğurduğu kimsenin etini yemek, olabilecek en kötü şeydir.”buyurdu.Demek ki;bir insanın yüzüne karşı kanuşmak daha az acıtıcı olur.Gıybetini yapmaya gelince o bundan habersiz olduğu için,bu onu incitmez.Bundan dolayı “ölü kardeşinin etini yeme”ifadesi kullanılmıştır.İnsan bir ölüden birşey koparıp yerse o ölüye acı vermez.Eğer ölü,etinin ısırılıp yenildiğini bilse ona büyük bir acı verir.Gıybeti yapılanda bu gıybeti bilse oda büyük acı hisseder.Gıybetin sonderece kötü birşey oldugunu anla..

Kardeş!Ölü kokuşup,değişip çürüdüğü zaman onun etini insan nasıl yer!İnsan öldüğü zaman evde belli bir zaman bırakılır.Ne kadar çok seversen sev,götürüp mezara koyarlar.Evde kaldığı müddetçe insanın içinde bir hoşnutsuzluk,tiksinti belirir.İnsan nasıl olurda kokuşmuş ölüyü dişleriyle yemeye,parçalamaya kalkar…Deli mi,Divane mi olmuş ki köpekler gibi ölünün etini yemeye çalışıyor?Ölüde tiksindirici,uzaklaştırıcı bir taraf vardır.Bundan dolayı gıybet ölüye benzetilmiştir.

Kardeş!Gıybet 4 türlüdür.1)KÜFÜR OLAN DEDİKODU:Aziz ve Celil olan ALLAH bizi korusun!Gıybet eden birisine “Gıybet etme,Dedikodu etme”denilince o kimse;”ben gıybet etmiyorum,doğruları söylüyorum”derse Aziz ve Celil olan ALLAH’ ın haram kıldığını helal görmüş olur ki bu da “KÜFÜR”dür.Söyleyen “KAFİR” OLUR.ALLAH(c.c) korusun.!

2)NİFAK OLAN GIYBET:Bir kimse isim zikretmeden birinin (dedikodusunu)gıybetini yaparsa gıybetini yaptığı kimseyi sadece kendi bilse bu “nifak olan gıybettir”.Adını söyleyerek anlatsa ona “gıybet” denilecekti.Kalplerinde onun bunun işlerini,sözlerini geçirirler”kendi kendilerine gıybet” ederler.Böylece kendisinin zahid,müttaki olduğunu kanıtlamaya çalıştıkları için ALLAH(c.c) indinde münafıktırlar(nifak ehlidirler.)

3)GÜNAH OLAN GIYBET:Bir kimse birinin ismen gıybetini yaparsa ,isimlerini açıkca söylerse gıybet ettiğinide saklamaz ise işte buna “günah olan gıybet(dedikodu) “denir.

4)FASIKLARI GIYBET ETMEK:Bidat ehlinin fısk ve fucur edenleri açıklayıp onların şerlerinden müslümanları sakındırmak lazımdır ki,bu mübahtır.Resulullah (S.A.V) :”kötü ahlaklıları kötü ahlakları ile tanıtınız ki ahali onlardan sakınsın.”buyurmuştur.

Resulullah(S.AV) zamanında şiddetli bir rüzgar esti.Efendimiz(S.A.V)buyurdular ki:”Münafıklar müminlerin bazılarını gıybet ettiler,bu rüzgar onun için esti.”

Kardeş!O rüzgar belki şimdide esiyor.Hemde o zamankinden daha şiddetli ve daha kuvvetli olarak esiyor.Dilimizi tutalım,agzımıza geleni söylemenin hiçbir faydası yoktur.Amma zararları çoktur…

Uğradığın haksızlık karşısında her türlü şikayeti açıklayabilirsin.Sevgili Peygamberimiz(S.AV) :”Hak sahibi için konuşmakve anlatmak vardır.”buyurdu.(ebu hureyre r.anh buhari).Bugün zenginler işçilerinin hakkını vemiyor,işçinin hakkını zenginin geciktirmesi zulumdur.”(ebu hureyre r.anh haberi)Günümüzde hırsızlık,dolandırıcılık,yankesicilik akıllılık ve kurnazlık olarak insanlara anlatılıyor.Halbuki mahşerde ALLAH(c.c)huzuruna çıkacak kimse buna cesaret edemez.Bunların kötülüklerini anlatıp insanları sakındırmak veya aralarını bulup barıştımak kabilinden olursa bu gıybet günah olmaz.Eger gıybet ettiysen hemen Resulullah(S.A.V)’in şu hadisini hatırla.”Gıybet ettiğin adamın gıybetinin kefareti,onun için isitğfar yani tevbe etmendir.”(ibni ebiddünya essamt isimli eserden)

Kardeş!Aziz ve Celil olan ALLAH Haşr suresi 7.ayette;”Peygamber size ne verdiyse onu alın.Size neyi yasak ettiyse ondan da sakının.”buyurdu.ALLAH(c.c)’ın size emrettiklerini yapınız,yerine getiriniz.Men ettiklerindende sakınıp uzak durunuz.İşte o zaman;kalplerinizle dünyada,ruhlarınız ve bedenlerinizle ahirette Aziz ve Celil olan ALLAH’a yaklaşmış olursunuz.ALLAH(c.c)’ın şeriatında istikamet üzere yaşamak,Resulullah (S.AV)’e tabi olmak amellerin makbul olmasına,halis bir niyete sahip olmasına sebep olur.Böylece ALLAH(c.c)’ı kimsenin bulunmadığı yerlerde dilinle yahut kalbinle zikredip ağlayan kimse gibi olmak büyük bir mutluluktur.Şunu unutma!Yarın mahşer yerine vardığın zaman için dışına,dışın içine çevrilmiş olacaksın.İçinde sakladığın günahları insanlar görecek.Kalabalık bir cadde üzerine amellerini getirip koysan “işte küçüklükten beri benim yaptıgım ameller”desen insanlar sana şöyle der:”Yazıklar olsun sana!Biz seni iyi bir insan biliyorduk.sen ne kötü bir kimse imişsin.”derler.O zaman sendeki utancı gör,seyret bakalım.Mevlana Celaleddini Rumi şöyle buyurdu.

ÇİRKİNLEŞMEZ BEDENİ DÜNYADA BU ÜMMETİN

GÖNÜL ÇİRKİNLEŞMESİN,VARSA AKLI HİMMETİN…

Ölürken şeklinin ve suretinin değişebileceğinden korkda ölürken ve öldükten sonra başına neler gelebileceğini iyice düşün!

Şeyhimiz Efendimiz HİKMET TUZKAYA ne güzel söylemiş:”ALLAHIM!NE İSTİYORSAN BENDEN ONU İSTİYORUM SENDEN…”

UCUB (Kendini Beğenmek)

Kardeş: Ucubun ne olduğunuda sana söyleyeyimde var kendini kontrol ederek bu illeti (günahı) işlememeye gayret göster. İnsan, yaradılışı itibarı ile bu günahların asıllarından kurtulamaz. Çünkü insan bir çok günahla yoğrulmuş bir çamura benzer. Bu çamurun karışımı: Yiyecekler , güzel ve kötü kokular, hafiflik , ağırlık, korkaklık, cimrilik, cesaret, cömertlik… gibi

Bu çamuru parça parça ettiğimiz zaman her parçası küçük veya zerre kadar olsada hatta atomun en küçük parçası kadar olsada o zerre o bütünündeki ruhu (yansıtır) gösterir

Dikkat edersen bütünde ne varsa , aynı şey o bütünün zerrelerinde de bulunmaktadır. İnsanın çamurunun sıfatlarından biride; içinde sayılamayacak ölçüde şer ve hayırın bulunmasıdır. Küçük insan; küçük insanlarda olduğu gibi büyük insanlarda da eksik sıfatlar bulunmaktadır büyük insanlarda olduğu gibi küçük insanlarda da güzel sıfatlar bulunur. Eksik sıfatlar büyük ulu kimselerde gizlidir. Kamil olgun sıfatlar küçük insanlarda gizlidir. Bu hüküm ve sıfatlar Peygamberi Zişan Efendilerimizin dışındaki insanlarda mevcuttur.

Aziz ve celil olan Allah peygamberlerinin çamurunu kendi yüksek inayeti, yardımı ile herşeyden temiz tutmuştur. Onları ilahi lutfa mazhar olarak bu tiynette (huyda) yaratmıştır. Bu sebeble Peygamberi Zişan (A.S.) Efendilerimizin çamurunun tümünün içinde hayırdan başka birşey bulunmaz. Şer denilen şey onların çamurunda yoktur. Diğer insanlar kendi asli çamurlarının içinde kalmışlar ve kalacaklardır. Kul ilahi yardım gördüğü zaman kendisinde iyi haller belirir, kötü haller gizlenir. İnsanlar öyle kimselerden yardım (himmet) isterler. İlahi yardımdan mahrum kalan kimselerde ise kötü haller belirir, insanlarda böyle kimselerden Allah’a sığınır.

Kardeş:Amellerden her hangi bir amelin içine ucub yani kendini beğenme hastalığı girerse, O amelin sevabını yok eder. Rasulullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Üç şey helak edicidir: 1- İtaat edilen aşırı cimrilik. 2-Uyulan hevai nefs. 3-Kulun kendisini beğenmesidir.” Buhari ve müslim rivayet etmişlerdir.

UCUB: İyi amelleri gözünde büyüterek bu amelleri kendisinin yaptığının başka hiç kimsenin buna karışmadığını düşünüp ona bağlanmaktır. Bu iyi amelleri asıl verenin Alah olduğunu unutmaktadır. Şöylede diyebiliriz: Verilen bu nimeti Allah’ü tealaya bağlamadan onu kendisine mal edip ona bağlanmaktır. Yaptığının karşılığında bir mükafat beklemez yalnız kendisini beğenir. Hz.Ömer(R.A.) şöyle buyurdu kişinin günahını görmesi yaptığı tevbenin Allah’ü tealanın istediği şekilde bir tevbe olmasındandır. Kişinin kendini beğenmemesi amelinin güzel olmasındandır. Kişinin kendi kusurların görmesi şükrünün Allah’ın istediği şekilde olmasındandır.

Kardeş:Ucub öyle bir afettirki insanı hakir eder, zillete düşürür. Ancak Allah’ın yardımı ile insan bundan kurtulabilir. Aziz ve celil olan Allah Kuranı Kerimin Tevbe suresinin 25. ayetinde şöyle buyurur: “Andolsunki Allah, birçok yerlerde ve huneyn gününde size yardım etti. Çokluğunuz o zaman huneyn günü size ucub vermiştide bu, size hiç bir fayda sağlamamıştı. Yer yüzü o genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti nihayet bozguna uğrayıp gerisingeri kaçmıştınız.”

Huneyn vakasında Hz. Peygamber (S.A.V) ordusu, sayıca çok ve son derece kuvvetli idi. Onlardan biri seleme oğlu seleme “Biz bu çoklukla hiç bir kimseye mağlup olmayız” dedi. Onlar çoklukları ile övünüp ona güvenince yenildiler. O çokluk , bir ihtiyacı gideremedi. Halbuki mü’minlerin sayılarının çok olması değil ancak Alah’ın yardımı sayesinde galip geleceklerini anladılar. Rasulullah (S.A.V) Allah’a güveniyor ve kalbi, dünya ve dünyevi sebeblerden uzak bulunuyordu. Allah’a yalvarıp yakarıyor mü’minleri yanına çağırıyordu. Sahabilerde Allah’a yalvarınca Allah onları kuvvetlendirdi. Kafir ordusunu yendiler.

İnsan bir iyilik yaptığı zaman “Bunu ben yaptım, ne kadar güzel yaptım” diye ucub’a kapılmamalıdır. Halbuki onu yaratan ve onu sana veren Aziz ve celil olan Allah’tır.

Kardeş:İnsanı iki şey helak eder: 1-Ümitsizlik 2-Kendini beğenmektir. Ümitsizliğe düşen adam çare aramaya başlar. Yapmış olduğu hayırlara, iyiliklere, güzel ibadetlere sarılır ve bunlara güvenerek “Bunlar beni kurtarır” diye teselli bulur. Halbuki amele güvenmek ucubdur. İnsanı dalalete düşürür. Allah’ın yardımı ile ibadet ettiğini unutur. Kendini, fikrini, klını beğenir. Allah’ın azabından emin olur. Allah’ın yanında bir derecesinin olduğunu sanır. Allah’a karşı kendisinin hak sahibi olduğunu görür. Kendisini övmeye, ne güzel insan olduğunu anlatmaya başlar.

Kardeş: Ucub hastalığının temelinde yatan şey sırf cahilliktir. Mesela:Bir adamı düşünün; Boylu poslu, güçlü kuvvetli, İlim sahibi, zeki, sesi sedası güzel… Kendini o kadar beğenir ki çalımından geçilmez. Aynada güzelliğini seyretmeye doyamaz. Halbuki , bunları ona veren Aziz ve Celil olan Allah’tır. Bir gün bütün bunlar elinden alınacaktır. Hastalık, İhtiyrlık veya ölüm bütün beğendiği özellikleri alıp gidecektir. O güzellik çekici değil nefrete dönüşecek, bir an evvel gömülmesini isteyeceklerdir. İşte bu hasletlerle övünüp duran nice insanlar gömülür.

Rasulullah (S.A.V) şöyle buyurdu”Adamın biri sırtındaki iyi elbiseyi giyipte kendini beğendiği için sallana sallana gezerken Allah’ü Teala yere emretti ve yer onu içine çekti. O adam kıyamete kadar her gün yere batmaktadır.” BUHARİ-MÜSLİM

Kardeş: Kendini beğenmişlikten vazgeçmeye çalışan bu günahtan kurtulmak isteyen kimse şunlara dikkat etmelidir: 1-Her hususta başarılı olduğu şeylerin tamamını Allah’tan bilmelidir. Allah’ın verdiğini unutmamalıdır. 2-Bu nimetleri verenin Allah olduğunu düşünüp o nimetlerin şükrü ile meşgul olmalıdır.. 3-Yaptığı amellerin kabul edilip edilmediğini düşünüp daima endişe ve korku içinde olmalıdır. 4-Daha önce işlediği günahları daima hatırında tutmalı, tevbe istiğfar ederek Aziz ve Celil olan Allah’ın huzurunda böyle bir günaha nasıl cüret ettiğini düşünüp utanmalıdır.

Kendini beğenenler şu hadisi şerife dikkat ederler ise inşallah bu hastalıktan kurtulurlar. Bezzardan merfu’an Rasulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Günah işlememiş olsaydınız daha büyük günah olan ucuba düşmenizden endişe ederdim.” buyurdu.

İnsanlar büyük işler için yaratıldı fakat bundan haberimiz yok aklımızı başımıza toplayıp edepli olmalıyız. Günahlarımıza tevbe edip kusurlarımızdan dönüp şu ayete kulak vermeliyiz “Sizi boş yere yarattığımızı ve bize asla döndürülemeyeceğinizi mi zannettiniz. ” Mü’minun suresi ayet 115.

Allah’ım bize dünyada iyilik ver ahirette de iyilik ver bizi cehennem azabından koru. Allah’ım ucub denen hastalıktanda cümlemizi muhafaza buyur. (Amin)

                                                                        MERHAMET

     Kardeş: İnsanlık merhamet üzerine kurulmuştur. Merhameti olmayanın insanlığı yok demektir. Aziz ve Celil olan Allah(c.c) Fetih Suresinin 29.ayetinde mü’minleri övmüş ve ‘Kendi aralarında birbirlerine karşı çok merhametlidirler’ buyurmuştur.

    Aziz ve Celil olan Allah’ın isimlerinden biri de ‘rahim’dir. Dünya rahmeti mü’mini de kâfiri de içine alır, kaplar. Ahiret rahmeti ise yalnız Mü’minlere mahsustur. Bu ismi şerifi her farz namazından sonra 100 kere okuyan kimseler gaflet, unutkanlık ve gönül darlığından emin olur.

    Rasulüllah (sav)’in Ashabı, bütün Müslümanlara ve bütün mahlûkata karşı merhametli idiler. Hatta İslam devletinin idaresini kabul etmiş Müslüman olmayan insanlara bile merhametliydiler. Nerde kaldı ki birbirlerine merhametli olmasınlar.

    Rasulüllah (sav) Efendimize ‘Habiybim Biz Seni âlemlere Rahmet olarak gönderdik’ buyuran Aziz ve Celil olan Allah bütün mahlûkatına verdiği merhametin tamamı bir araya gelse Rasulüllah(sav)’in merhametine yetişemez.

    Kardeş: Rasulüllah (sav)’in merhamet hakkındaki şu hadisi şeriflerini bir oku: Haris bin Abdullah (RA)’den rivayete göre Rasulüllah (sav): ‘İnsanlara merhamet etmeyene Allah (cc)de merhamet etmez’ buyurdu. Enes ibnu Malik (ra) den rivayete göre ‘Muhammed’in canını kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki; sizin hiç biriniz, kendisi için sevdiğini Müslüman kardeşi için de sevmedikçe hakiki mü’min sayılmaz.’ Ebu Musa El Eş’ari (ra)den: Mü’min Mü’mine karşı parçaları birbirine kenetlenmiş tuğla gibidir. İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez’ buyurdu.

   Hz. Ömer (ra): ‘Allah(cc) merhamet etmeyene merhamet etmez, affetmeyeni affetmez. Mazereti(özrünü) kabul etmeyenin mazeretini(özrünü) kabul etmez.’ buyurdu.

   Bir defasında mü’minlerin Halifesi Hz. Ömer (ra) kapı kapı dolaşarak dilenmekte olan yaşlı bir yahudiyi gördü, ona şöyle dedi:’Sana hiç insaf etmemişiz. Gençliğinde senden cizye(bir tür vergi) almışız, yaşlanınca da kendi haline terk etmişiz.’ Hz. Ömer bu yahudiye, geçimine yetecek kadar maaş bağlanmasını hazine mensuplarına emretti.

   Kardeş: Mü’min olsun, kâfir olsun, hayvanlar olsun İslam dininin emrettiği ölçülerden ayrılmadan Aziz ve Celil olan Allah’ın yarattığı mahlûkata karşı merhametli olmak zorundayız. Ancak merhamette aşırıya gitmemeliyiz. Merhametinde aşılmaması gereken özel bir sınır vardır.

    Şu günümüzde acıma duygusu yok olmuştur. En çok zulüm gören kimseler fakirler, kadınlar, çocuklar ve hayvanlardır. Güçlü olan kimseler fakir fukarayı çalıştırıp, parasını vermez, kovar, döver veya dövdürür. Malını alır, ona yapılmadık eziyeti yaptırır. Akşama kadar evinin işlerini yapan, çocuklarına bakan kadın kocasından korkar, çekinir, yiyeceği birkaç lokma boğazına durur. Ben çalışıyor para kazanıyorum, size yedirip içiriyorum…. Gibi sözlerle efelenir, döver, söver… Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz olan böyle insanlar merhamet nedir bilmezler. Hâlbuki Rasulüllah (sav) Efendimiz vefat edeceği zaman şöyle buyurdular:’İki zayıftan sakının! İki zayıfın hakkına riayet edin. Bunlar: Yetim ve kadınlardır.’ Rasulüllah (sav) Efendimiz ahrete irtihal etmeden evvel kadınların hukukunu korumuş, dinen himayelerini emretmiş ve hakkında hükümler koymuştur. Kadının korunması Allahü Azimüşşan’a aittir. Günümüzde hakir görülen kadına (İslam Dini)Aziz ve Celil olan Allah şöyle hitab ediyor:’Ey kadın… Sen himayemdesin, sana hakaret edilmez, sana ancak alçaklar tahakküm eder.’ İşte günümüzde kadınlara yapılan bu zulümler dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır.

    Kardeş: İbni Abbas (ra)’dan rivayete göre: ‘Küçüğümüze şefkat ve büyüğümüze saygı göstermeyen, iyiliği emretmeyen, kötülükten sakındırmayan bizden değildir.’ Ebu Hureyre (ra)dan rivayete göre:’Merhamet ancak şakilerin(günahkarların) yüreğinden kaldırılır diye buyuran Allah’ın ve Resulü’nün emir ve tavsiyelerine kulak vermeliyiz.

    Hayvanat hakkında da iki misal vereyim de(haline bak) kendi kendinden ibret al. Rasulüllah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: ‘Kadının biri bir kediyi, yerdeki artıkları ve haşereleri yememesi için bağlayıp aç bıraktığı için cehenneme girmiştir.’ Diğer  Hadis-i şeriflerinde:’Bir ara adamın birisi yolda giderken iyice susamıştı. Derken bir kuyu gördü, hemen indi. Kuyudan su içerek susuzluğunu giderdi. Fakat suyu içip kuyudan çıkınca bir köpekle karşılaştı. Köpek dilini dışarı çıkarmış vaziyette durmadan soluyor ve susuzluktan toprağı eşeleyip yalıyordu. Adam onu bu vaziyette görünce kendi kendine şöyle dedi:’Bu köpekte tıpkı benim gibi iyice susamış.’ Ve hemen tekrar kuyuya indi. Papucuna su doldurdu, dişleriyle onu tutarak kuyudan çıktı ve köpeğe içirdi. Onun, susuz köpeğe olan bu merhametinden dolayı da Allah (cc) kendisinin günahlarını mağfiret eyledi.

   Kardeş: Bunları böyle misallerle geniş bir şekilde anlatmaktan maksadım; kıyamet gününün ne büyük bir gün olduğunu bilmek ve ona göre hazırlanmak içindir. O gün, amellerimizin tartılması haktır. Rasulüllah (sav) Efendimiz:’Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz, çok ağlar, az gülerdiniz.’buyurdu…

    Hayırların hepsi iki cümlede toplanmıştır. Bunlardan biri; Aziz ve Celil olan Allah’ın emrini yüceltmek. Diğeri de; O’nun mahlûkatına şefkat ve merhamettir. Aziz ve Celil olan Allah’ın emrini tazim etmeyen ve yine Allah’ın mahlûkatına merhamet etmeyen her insan Allah’tan uzaktır. Aziz ve Celil olan Allah buyurdu ki: ‘Merhametli ol. Ta ki ben de sana merhamet edeyim, Ben çok merhametliyim. Kim ki merhametli olursa ben de ona merhamet eder, kendisini cennetime koyarım.’  Merhametlilere müjdeler olsun.

   Allah’ım, bize merhametini, hilmini, ilmini ve yakınlığını nasip et…

                                                                                                        (Âmin)

                                     AMELLERİ ALLAH RIZASI İÇİN YAPMAK

Kardeş!Bu dünya ibadet etme yeridir.Ahiret de mükafat yeridir.Şu misale dikkatlice bakarsan ne demek istediğimi anlarsın..

   Liseyi bitiren iki milyon genç üniversite imtihanına giriyor.Bu ögrencilerin bazısı kagıdın her tarafını karalıyor,bazısı bildigi soruları cevaplıyor,bazısı da bütün sorulara doğru cevap veriyor.İmtihanın neticesini beklemeye başlıyor.Kagıdın her tarafını karalayan bilgisayarları aldatacagını düşündüğü için bı imtihana pek önem vermiyor.Bilgisayar bu öğrencinin kagıdının boş,hiçbir soruya doğru cevap vermediğini söyleyerek sıfır puan veriyor.Diğer öğrencinin bazı sorulara doğru cevaplar verdiğini gördüğü için onada belli bir puan veriyor.Bütün sorulara doğru cevap veren öğrenciye en yüksek puanı veriyor.Sonuçlar açıklandığı zaman başarılı olanlar seviniyor,övünüyorlarken,kaybedenler de üzüntü,pişmanlık,bahane arayışı içinde gelecek seneleri bekliyorlar.İşte bunun gibi ya imtihanı kazandın veya imtihanı kaybettin denecek..

   Kardeş!Ölüm geldiği zaman uyanırsın ancak iş işten geçmiş olur.Tekrar dünyaya dönüp güzel ameller yapmayı istersin fakat tekrar dönüşü yoktur.Ah vah etmek fayda vermez,para pul geçmez.İmtihanı kaybettiğin zaman çok büyük pişmanlık içine düşersin.Cehennem azabı akla hayale gelmez hor ve hakir eder.Gel aklını topla da bu dünyadan göçmeden ahiret imtihanını kazanmaya bak.İnsanlar senin kim olduğunu bilmezler,dış yüzünle belki insanları kandırmayı denersin ama herkesi kandıramazsın.Sarraf hakiki altının ayarını mihenk taşına vurunca bilir.İnsanları kandırsanda Aziz ve Celil olan ALLAH’ı kandıramazsın.Resulullah (s.a.v)” dünya ahiretin ekin tarlasıdır”buyurdu.Tarlana ne ekersen onu biçersin.Arpa ekenler buğday biçemezler.
   Kardeş!İlk önce Aziz ve Celil olan ALLAH’a iman et!İmanın ve itikadın Ehli sünnet alimlerinin gösterdiği yolda olsun.Amellerin ALLAH(c.c) rızasına uygun olsun.Bu şekilde iman ve itikad etmez,amellerin ALLAH(c.c) rızasına uygun olmazsa mahşer günü rezil ve rüsvay olursun.”Amellerini kimin için yaptıysan sevabını git ondan al” derler.Amellerini başına çalarlar.insan çoğu zaman kendisinin doğru bir inanç ve salih bir amel yaptığını zanneder.Kıyamet günü ise itikadının sapıklık,amellerinin ise bir günah olduğu ortaya çıkar.İşte o zaman büyük bir utanç,tam bir pişmanlık,çok büyük bir üzüntü duyarsın.Kiramen Katibin melekleri günah ve sevabını yazarlar.Eskiden kalem kağıtla muhafaza ediliyor zannediliyordu.Çünkü eskiden teknoloji yoktu.Olaylar tam bilinmiyordu.Şimdi insanların heran yaptıkları kameralarla kayıt altına alınıyor.Melaikeler bizim henüz bilmediğimiz teknonoji ile bizi kayıt altına alıyorlar.Aziz ve Celil olan ALLAH bizim güzel amellerimize güzel kıyafetler giydirdiği gibi kötü amellerimize de bizim bilmediğimiz kötü elbiseleri giydiriyor.Şeytana bakmaz mısın?ALLAH(c.c)’a iman ettiği zamanlarda dışı ve içi yani sureti ve sireti güzel idi.Ne zaman ki ALLAH(c.c)’a isyan etti Adem (a.s)’a secde etmedi kafirlerden oldu işte o zaman hem içi hemde dışı çok çirkin bir varlığa dönüştürüldü.

   Kardeş!yukarıda anlattığım hadiselerin durumu şudur ki yaptığımız amelleri melekler gök kapısından yukarıya çıkarmak isterlerken ALLAH(c.c.)’a ve Resulune (s.a.v)uygun bir amel ise güzel bir suret giydirerek o ameli arşa çıkarırlar.Eger yaptığımız amel ALLAH(c.c)’nın ve Resulunun(s.a.v)hoşuna gitmeyen bir amel ise çok çirkin bir surette sahibinin yüzüne vurulur.Onun bürüneceği şekli biz bilemiyoruz.Aziz ve Celil olan ALLAH o amelin şeklini meleklerine göstermiş olduğu için o ameli yukarı salmazlar.Bir topluluğun içine gizlenen hırsız nasıl yakalanırsa meleklerde o amellerin ALLAH (c.c) rızası için mi yoksa başka bir mahsatla mı yapılmış olduğunu tanır ve ayırırlar.

   Kardeş!ALLAH(c.c) rızası için yapılan bir amel sağlam olduğu,tam halis bir niyetle yapıldığı zaman kurtuluş ümid edilir.Aziz ve Celil olan ALLAH Kuranı Kerim de “ya eyyuhellezi Amenü”buyuruyor.Bunun manası “Ey benim sevdiğim müminler,Ey beni seven müminler”demektir.Aziz ve Celil olan ALLAH kulu sevmeden önce kul ALLAH ‘ı sevemez.Seven sevdiğine nasıl davranır bir düşün!sevdiğin kişi bir başbakan olsa ona nasıl bir hediye götürürdün?Kurtlanmış,çürümüş meyveleri sepetine doldurup ona götürmek ister misin?Yoksa en güzel meyveleri seçer, özenle toplar,sepetine koyup onları mı götürürsün?Götürdüğün hediyeleri insanlara göstermek gerekirse gösterebilir misin?Küçük yaştan bugüne kadar yaptığın işlere bir bak!İnsanların en kalabalık yerinde “bunlar benim amellerim,işlerim”dersen insanlar senin yüzüne tükürür.”Biz seni iyi bir adam bilirdik.Şu yaptıklarına bir bak!”derler.Bu dünyada amellerini saklasanda yarın mahşer günü bütün insanların gözü önünde bu amellerin serilecek.Şimdiden bunların silinmesine gayret etsen iyi olur. 

   Aziz ve Celil olan ALLAH ‘a götürecegin ibadetlere hiç önem vermez,gelişi güzel yaparsın,insanlar gördüğü zaman da özene bezene yaparsın.Hiç ALLAH(c.c)’tan korkmazsın ama kuldan utanırsın.Aziz ve Celil olan ALLAH şunu söyler;”Gel bakalım kulum!insanların yanında utanıp yapmadığın işleri benim huzurumda yaptın.Ben insanlardan daha mı aşağıyım(haşa)”derse halin nice olur?…

   Kardeş!”ALLAH(c.c) herşeye kadirdir”dersin bunun ne demek olduğunuda sana açıklayayım da aklını başına alıp amellerini ona göre yap!”ALLAH(c.c) herşeyi ölçer,takdir eder,münasip görür”demektir.ALLAH(c.c)’ın sana münasip görmediği, yapmadediği hırsızlığı, ya çalar , ya zulmen başkalarının elinden alırsın.Diğer günahlarda böyledir.ALLAH (c.c)!nın sana münasip gördüğü namazı kılmaz,orucu tutmazsın,iyi bir müslüman edasıyla dolaşırsın.İmamı Şafii,İmamı Maliki,İmamı Hanbel bu üç mezhep imamlarını fetvaları şöyledir;”İnsan ya inkar ettiği için namazı kılmaz veya hafife aldığı,önemsemediği için namaz kılmaz”demişlerdir.ALLAH (c.c) cümlemizi korusun.

   Kardeş!Müminin kalbi ALLAH(c.c)’ın hazinesidir.İnsan da bu hazinenin bekçisidir.Bu kalbi şeytana ve nefse çaldırırsa hırsız olur.Eger kalbi  günahlarla kirletirse ALLAH(c.c)’ın hazinesini yağma ettirmiş olur,emanete hıyanet etmiş olur.Aziz ve Celil olan ALLAH hainleri sevmez!Mümin kişi inandığı gibi yaşamalıdır,yaşadığı gibi inanmamalıdır.Yaşadığı gibi inanırsa dinden çıkar,dini kendine uydurmuş olur.ALLAH (c.c) korusun!onu hiçbir deniz yıkayıp temizleyemez.Son nefeste yoldaşımız iman ile Kuran olsun.Aziz ve Celil olan ALLAH cümlemizi mahşer yerinde rezil ve rüsvay olmaktan korusun!AMİN..

Yukarıdaki yazıları yazmama sebeb olan hadisi şerif..

    Resulullah(s.a.v)Muaz bin cebele hitaben;Ya Muaz!Aziz ve Celil olan  ALLAH yer ve gökleri yaratmadan önce yedi melek yarattı.Sonra gökleri yarattı.Her gök için bu meleklerden bir bekçi koydu,onların herbirini azametle bürüdü(kapladı).Muhafız melekler güneş gibi ziya(ışık),nur,saçtığı halde  kulun amellerini göklere çıkarır.Birinci kat göklere çıktıkları zaman ameli över,büyütürler.Ancak kapıdaki bekçi melek;”bu ameli götüründe sahibinin yüzüne çarpın,zira ben gıybet ile vazifeli bir memurum.Gıybet edenlerin amelini bundan ileri geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretmiştir.”der.Sonra melekler başka birinin amelini getirirler.Bu amelin temiz olduğuna şahitlik ederler,ikinci kat göklere çıkarırlar.ikinci katın kapısındaki melek “götürün bu ameli sahibinin yüzüne çarpın,bu adam amelinde riya(gösteriş) yapardı,riya ile karşılık amelleri buradan geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretti”der.Sonra melekler başka birinin amellerini getirirler,birinci ve ikinci kat göklerden geçtikten sonra üçüncü kattaki gögün kapısındaki melek”bu ameli götürüp sahibinin yüzüne çarpın.Ben kibre vekil bir melegim,kibirlenenlerin amellerini buradan içeri geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretti.Bu adam meclislerde,toplumun içinde kibirlenirdi”der.Sonra melekler başka birinin amellerini getiriler dördüncü kat göklere çıkarırlar.Namaz,oruç,hac ve zekat gibi çeşitli ibadetler inciler gibi parlak bir vaziyyette gelirler.Dördüncü gök kapısındaki bekçi melek”götürün bu ameli sahibinin yüzüne çarpın,ben ucb’e(kendini begenmiş)lere vekil bir melegim,bu adam kendini begenen ucub sahibi bir kimsedir”der.Sonra melekler başka birinin amelini getirirler,beşinci kat göklere kadar çıkarırlar.Bu amel süslenmiş bir gelin gibi kapıdayken bekçi melek”ben hased melegiyim.Bu amelin sahibi hased eden bir adamdır.Aziz ve Celil olan ALLAH hased edenlerin amellerini buradan yukarı geçirmememi emretti.Götürün bu ameli sahibinin yüzüne çarpın”der.Sonra melekler başka birinin amellerini altıncı kat göklere kadar cıkarırlar.Kapıdaki bekçi melek”bu ameli götürün sahibinin yüzüne çarpın der.Çünkü o merhametsiz bir insandır.Felaketlere ugrayan,darlığa düşen,sıkıntılara uğrayan kimselere acımazdı.Ben rahmet melegiyim,merhametsiz olanların amellerini buradan yukarı geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretti.”der.Sonra melekler başka birinin amellerini yedinci kat göklere kadar çıkarırlar.Namaz,Oruç,İnfak gibi amelleri gök gürültüsü gibi ses,güneş gibi aydınlığı olduğu halde üçbin melek yedinci kat göklere kadar bu ameli çıkarırlar.Kapıdaki bekçi melek”götürün bu ameli sahibinin yüzüne çarpın,organlarına vurun,kalbini bu amellerle mühürleyin.Ben ALLAH(c.c) rızası için yapılmayan amelleri buradan geçirmemege memurum.Bu adam ameli ile ALLAH(c.c) rızasından başka şeyler murad etti.Böyle amelleri yukarıya geçirmememi Aziz ve Celil olan ALLAH bana emretti.”der.(Abdullah Bin Mübarekten rivayet edilmiştir.)

   Kardeş!Ben kendi nefsime nasihat etmeye çalışıyorum.Nasihat dindir.Resulullah (s.a.v)efendimizin sünnetine uymaktır.Aziz ve Celil olan ALLAH Haşir suresinin 7. ayetinde “Peygamber size ne emrettiyse ona sarılın,size neyi yasak ettiyse ondan sakının.”buyurdular.İşte bunun için öncelikli olarak yukarıdaki yedi tehlikeyi anlattım.

   Şu günümüzde insanlar gözlerindeki haya perdesini attılar.Dillerindeki Kelime i Tevhidi unuttular.Onların yerine gıybet,iftira…gibi şeylere daldılar.Allah(c.c)’dan korkmaz,utanmaz ve Hakkı hukuku tanımaz oldular.Kalbleri dillerine uymuyor,içleri dışlarını tutmuyor,yaptıkları söylediklerine uymuyor.Resulullah (s.a.v)”Mümine eziyet etmek ALLAH(c.c) nazarında kabeyi onbeş defa yıkmaktan daha büyük bir günahtır.”buyurdu.Diğer Hadisi Şeriflerinde müslüman,dilinden ve elinden muslümanlar selamette kalan kimsedir.”buyurdu.Yani diliyle ve eliyle hiç kimseye zarar vermez demektir.Bu tersine döndü,diliyle veya eliyle müslümanlara zarar vermezse uyuyamıyorlar…Akşamdan sabaha,sabahtan akşama kadar düşünüp nasıl zarar verecegini hesaplıyor.İnsanlara zarar vermek iyi bir müslümanın alameti midir söyle?!

   Aziz ve Celil olan ALLAH’ın hükümlerine göre bir kötülüğü yaymak,kişileri rüsvay etmek,iftira etmek,gıybet etmek haram ve yasaktır.Kendisini üstün görerek karşısındakinin haysiyeti ve şerefi ile oynamak nasıl münasib görülür?!..Şehirden şehire onu aktarmak nasıl bir dindarlıktır?Aziz ve Celil olan ALLAH’ın huzurunda kimin daha şerefli olduğunu biliyor musun?Yarın öleceğiz!Tabut denen tahta ata bineceğiz,mahşer yerine varacağız,Peygamberlerin,Velilerin huzurunda o büyük toplantıda ayıplarımız ve günahlarımız meydana çıkacak.Aziz ve Celil olan ALLAH’ın divanında rezil ve rüsvay olacagız,mahcub düşeceğiz.Ruhani azab(Allah(c.c) huzurunda utanmak),cismani azaptan(cehenneme girmekten)çok daha ağır ve şiddetli olacaktır.Aklımızı başımıza toplayıp bu günahlardan uzak durmalıyız.

   Kardeş!Bu yazdıklarımı önce oku,insaflıca kendine bir bak.Bu günahlar sende var mı yok mu?Yoksa ne güzel insansın aşk olsun sana..Varsa hemen tevbe et!Bir daha bu günahlara düşme!..Öğrendiğinle amel et!Ömür kısa yol uzun…Sakın nefsine güvenme..Nefis tıpkı yavuz bir köpek gibidir.Kendini uyur ve uyuşuk gösterir,fırsat bulunca hemen harekete geçer.Onu iyice bağlamak lazım…KÖLE SOPADAN ANLAR,ARİF OLANA BİR İŞARET YETER..

   ALLAHIM!Sen bizim kalplerimizi biliyorsun,onları salihlerden et..Sen bizim ihtiyaçlarımızdan haberdarsın onları bize ver…Sen bizim günahlarımızı biliyorsun onları affet..Sen bizim kusurlarımızı,ayıplarımızı biliyorsun onları affet…ALLAHIM!Kötü fiillerimizi meydana çıkarma…Günahlarımızı örten perdelerimizi yırtma…EY RABBİMİZ!Bize dünyada iyilik ver,ahirette de iyilik ver…BİZİ CEHENNEM AZABINDAN KORU..

                                                            AMİN…

Hocalarımız:Şeyhzade Ahmet Efendi

Şeyhzade Ahmed Efendi (1906-2002 ) 

Şeyhzade Ahmed Şevki Ergin, Yozgat’ ta doğmuştur. Şeyhzade lakabıyla tanınmış olmasına rağmen, kendisi Büyük Şeyh Hacı Ahmed Efendi’ nin torunu ve beşinci oğlu Abdullah Arif Efendi’ nin büyük oğludur. Küçük yaşta babasını kaybetmiş; çocukluğu, amcaları ve dayılarının himayesinde geçmiştir.

30 Ağustos 1992 tarihinde geçirdiği bir şeker komasıyla yatmaya mecbur olduğu yataktan bir daha kalkmadı Ocak 2002’de de öldü.

Hocalarımız :Muhammet Hikmet TUZKAYA

1927’de Nevşehirde /Tuzköyde doğdu. Maneviyat dünyasının büyüklerindenTahal Hariri’nin torunlarındandır. İlk tahsilini Kayseri’nin maneviyat büyüklerindenHacı Şaban Efendi’nin yanında yaptı. 1952 senesinde İstanbul/Erenköy’deki SamiRamazanoğlu Hazretleriile tanıştı .Yaklaşık otuz yıl süreyle hizmetve tedris halkasında bulundu onun yanında zahiri ve manevi ilimleri tahsil etti. Kur’an ve sünnete bağlılığından ötürüSami Efendi’nin teveccühlerini kazanan MuhammedHikmet Efendi ,1971 yılında Sami Efendi’denicazet aldı.

”İslamın kadına vermiş olduğu değer”

” Nefsin Dereceleri ve Cennet Nimetleri’ ‘
”İslam Adabı”

”Aklın Tarifi ve Şubeleri”

”Marifet-i İlahiyye Tarikat-ıAliyye”

Adlı kitaplar,eserlerindensadece bir kaçı dır.

Hocalarımız. Mehmet Fevzi PAMUKÇU

l9l2′de Kastamonu’da doğdu. İlim ve takva sahibi bir zattır. 1990 yılında Hakkın rahmetine kavuştu.